Header Reklam
Header Reklam

Kara, Deniz, Hava - Bölüm 1

05 Eylül 1992 Dergi: Eylül-1992

Kara, deniz ve hava ortamında yaşamda süregelen beklentiler işlevsellik açısından birbirlerine bir anlamda denklik gösterirken diğer taraftan önlemsel ve yapısal açıdan farklılıklar ve çeşitlemleer göstermesi doğal bir olgu niteliği taşır.

Ortam ister kara, ister deniz ve de isterse hava, ne olursa olsun insanoğlunun yaşam biçimi ve gereksinmelerini etkin ve yetkin bir ölçüde bilinçli bir gelişmişlik düzeyine ulaşılmış olunmanın başarı derecesine bağlıdır.

Doğa göreselliği anlamında küçük değerlerin sınırladığı ortam düzeyinde her canlı, bulunduğu ortamı, yaşamın bir gereği olarak bulunduğu çevreyi/ortamı kirletir. Bu canlılardan bir bölümü örneğin bitkiler, dönüşümlü olarak temizleme işlevlerini kesinüsiz olarak sürdürürler, yeter ki insanların bencilliğine hedef olarak bu niteliklerinden yoksun bırakılmasınlar.

Hepimiz biliriz, eğitilmemiş bilinçlendirilmemiş görgüden yoksun bırakılmış toplumlar çok bencildirler. Böyle toplumların bireyleri yalnızca kendi çıkarlarını düşünürler ve güçlü oldukları sürece amaçlarına ulaşmada karşılarında engel tanımazlar. Buna karşın bilim evrenselliğinden ödün vermez ve kişi çıkarlarına bağımlı kalmaz. Bu yolda yapılagelinen tüm uğraşlar, yanlış anlaşılmasın, insan bireyinin değil insanlığın çıkarlarına, insan sağlığına ve yaşam güvencesine yöneliktir. Yönlendirilmiş olan bu amaç, ister bilinçli ister bilinçaltı ve de istenirse doğrudan veya dolaylı olarak gelişerek değişiklik göstermemiştir. Bilimsel bulguların, uygulamalarda amaç dışı kötüye kullanılması olgusunu biz burada dışlayarak konuya olumlu yaklaşmayı hedefledik. Yaşam için inceleme konusu yapılacak olan katı, sıvı, gaz ortamları konu alan mekanik, hidrodinamik, aerodinamik oluşumların ortaya koyduğu olgu ve sonuçlarından söz edilecektir.

Bu üç tür fiziksel olgu yanı sıra, dergimizin ana başlığını taşıyan "termodinamik" konusu ile incelememizi yayıp bütünleştirme hedeflenmiş bulunmaktadır.

Şimdi gelelim konunun özüne. Bu bağlamda diyoruz ki, teknik gelişmelerin etkilediği yaşam sürecimizin her aşamasında, çevremizi, düşünce ve yöntemlerimizin özdüzeninin yapısını ve çatısının bütünleşmesi aşamasında yararlanılan öğelerin her birinin önceden tanıtılmasının yararlı olacağı düşüncesiyle bir dizi ilgili terim/kavram tanımlasının, önceden bilinçli kılınarak özümlenmesinin sağlanması yöntemine başvurulacaktır.

Konumuzla ilgili bir terminoloji/terim bilgisi ortaya konulur iken izleyeceğimiz yöntemde abece harf sırası izlenmeyecek ona karşın önce yukarıdaki saürlarda yer alan ve tanımlanmak suretiyle açıklanması ve anlam kazandırılması önde bulunan terim/kavram olgusu ve onların türevleri, gerekliğinde yan ve komşu anlamlarının tanıtım ve tanımlarına da yer verilecektir.

Teknik terimler sözlükçesinin çekirdeği oluşturulmasına da bir başlangıç yapılmış olunacaktır. Teknik Terimler: Sözlükçe Çevre : Doğada var olan canlı yaratıklar ile insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için belirli sürede ya anında veya uzun dönemli olarak doğrudan ve dolaylı yollardan tüm fiziksel, kimyasal ve de biyolojik etkenler ile sosyal etkenlerden oluşan ortam. Böylece çevre, canlıların yaşamlarını sürdüren doğanın bir kesiminden oluşur. Çevre diye adlandırılan doğanın bu kesiminin yaşanabili-rik niteliğinin korunmasına en üst düzey ve düzende özen gösterilmelidir. Çevrede, gerek insanlar ve hayvanlar ve de gerekse bitkiler ile anıtsal yapılar ve güzellikler vd. zenginlikler yaygın biçimde ve geniş ölçü ve kapsamda korunmalıdır. Çevrenin  Korunması  :  Çevrenin korunması, doğanın ekolojik dengesini sağlanması, tarih mirasının sürdürülmesi ve en önemlisi de sağlıklı ve güvenilir bir yaşam sürecinin alınması anlamı taşır. Bu görevlerin eksiksiz ve gecikmesiz yerine getirilmesinin güvence altına alınması gereklidir. Bu bağlamda özgün bir planlama gerçekleştirilmeli ve geciktirilmeden uygulamaya konulmalıdır.

Çevre Planlaması : Planlı ve düzenli korunan bir çevrenin oluşturulup sürdürülmesini sağlamak açısından zamanında ve yerinde gerekli önlemlerin alınabilinmesi için tasarlanarak uygulamaya konan yöntem ve önlemlerin tümüne birden çevre planlaması denilir. Bu planda, eski duruma göre, uygun durumun korunması ile uygun durumdan sapmaların önlenmesi için uyumlu, kurallar ve yaptırımlar yer almalıdır. Çevre Uyumu : Öngörülen ya da uygulanan bir önlemler denetiminin, çevre açısından beklenen ve kaçını-lamaz etkilerinin uyumlu sonuçlar vermesi alınan önlemlerin arasında uyuşmazlık bulunmadığının göstergesi olmalı. Özellikle ekolojik dengenin bozulmadığını ve korunduğunu belgelemelidir.

Ekolojik Denge : Ekoloji, canlı organizmaların kendi aralarında ve çevre ile olan ilişkileri inceleyen bir bilim dalıdır. Canlılar topluluğu ile bunların içinde yer aldıkları ortam bir ekosistem oluşturur. Bu sis-tem/özdüzen, orman, göl, tarımsal alanlar ve diğerleri fiziko-kimyasal bir ortam oluşturur. Yeryüzündeki ekosistemler karmaşık yapılıdır ve biyrlikte biyosferi oluşturur. Eko-sisytemi etkileyenlerin zorlamasıyla değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu değişiklikler, insanlar, hayvanlar ve bitkiler gibi ya da iklim, toprak, su gibi cansız doğa olgularından ileri gelebilir. Bu olguların nedeni olan etkilere ekolojik etki denir. Canlılardan oluşan ortama biyosfer denilir. Biyosfer : Mikroorganizmalar dahil olmak üzere hayvan ve bitkilerin yaşamlarını sürdürdükleri bu ortam, atmosferin alt bölümü ve hidrosfer ile litosfer katmanını kapsar. Atmosfer : Yer küreyi stratosfer sınırına kadar çevreleyen, değişik oranlarda gazlar, su buharı ve çok küçük çaplı parçacıklardan oluşan yaşanabilen bir ortam olarak tanımlanabilecek olan atmosfer yerkürenin en önemli bir kesimini oluşturur. Genel anlamda alındıkta, katmanlar halinde olan atmosfer yerküre sınır çevresinden dışa doğru uzaklaşıldık-ça, uzaklık ve sıcaklığa göre, troposfer, stratosfer, mezosfer, termosfer, ekzosfer diye anılan katmanlara ayrılır.

Atmosfer insan, hayvan ve bitki yaşamı için çok önemli olan oksijen (O2), karbondioksit (CO2) ve azot (N2) gazlarını, sınırsız denebilecek

ölçüde içerir. Ayrıca atmosfer, yaşam için aynı düzeyde önemli olan suya, buhar veya su parçacıkları olarak ortamında yer verir. Koşulların gerektirmesi durumunda ise su (yağmur), kar ve dolu olarak yerküreye geri gönderir. Yer küreye geri dönen sular bölgesel olarak depolanır ve önceden depolanmış olanlar da beslenerek varlıkları korunmuş olur. Yerkürenin bu kesimlerini içine alan tümüne, okyanuslar, denizler, göller, akarsular ile yeraltı sulan bir arada tümüne hidrosfer denilir.    

PROF.SEYFETTİN SARAÇOĞLU

1915 yılında doğdu. 1936 yılında Gala-tasaraylisesinden mezun oldu. 1943 yılında Berlin T.Ü.'de yüksek öğrenimi-nitamamladı. 1950 yılına kadar Denizyolları tersanelerinde görev yaptı. Bu arada askerlik görevini Taşkızak Tersanelerinde tamamladı. 1950-53 yıllarında Marmara Bölgesi Gemi Sörvey kurulu Başkanlığı görevinde bulundu. Bu arada ve ileriki yıllarda İTÜ, Yüksek denizcilik Okulu ve Mühendislik ve Mimarlık akademilerinde öğretim görevinde bulundu.1969 yılında doçentliğe, 1971 yılında profesörlüğe yükseltildi. Son olarak Kocaeli Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi kuruculuğunu üstlendi ve 1983 yılında Yıldız Üniversitesinden emekliye ayrıldı. 1990 yılından bu yana kazan ve Basınçlı Kap Sanayicileri Birliği Derneği Genel sekreterliği görevini yürütmektedir.