Header

Yavuz AYDAŞ: 'Milyarlarca lira ödenen binaların izolasyonu var mı diye sorulmuyor'

05 Ocak 1994 Dergi: Ocak-1994

Enerji tasarrufunun çevre sorunları ile birleşmesinde önemli çıkış noktalarının biri olarak görülen izolasyonun ve firma özelinde İZOPOLİ'nin 1993 yılını değerlendirmesini, İZOPOLİ Genel Müdürç Yardımcısı Yavuz Aydaş'tan istedik.

TERMODİNAMİK : Hem İzopoli olarak, hem de izolasyon sahasıyla ilgili olarak 1993 yılı nasıl geçti?

AYDAŞ : İzopoli açısından başarılıydı. Çünki bizim bu tür imalatlarımızın geçmişi çok eski değil. Yaklaşık 1 yıldır ağırlıklı olarak bu konuda faaliyetteyiz. Özellikle sandviç panel konusunda. Bunun yanında genel olarak gördüğümüz birşey var. İnsanlar izolasyona daha çok önem vermeye başladılar. Çünkü onu gerektiriyor. Artık dünyaya entegre özellikle Avrupa'ya üretime başladığımız için bir takım standartları yakalayabilmeliyiz. Ancak ayrıntılara dikkat etmek gerekiyor. Türkiye'de donmuş gıdalar daha revaçta, daha kullanılmaya başlandı. Bunu yakalamak için belli standartlar gerekiyor ve izolasyonunu önemi burdan kaynaklanıyor.

Bildiğiniz gibi tekstil çok önemli bir sektör. Onlar izolasyona çok önem veriyorlar. Çünkü ürünleri itibarıyla bu tür izolasyona önem vermeleri şart. Dolayısıyla tüm bunları göz önünde bulundurunca klasik sistemlerden daha net kesin sonuç alabilecekleri izolasyona yönelik çalışmalara onlar da hız verdi. Hatta bazı sektörlerde eski sistemden tamamen yeni sistemlere geçiyorlar. Bu bakımdan İzopoli'nin de bu piyasada kendine göre bir pazarı var. Zannediyorum ki, bu konuyla ilgili olarak Türk firmalarının Rusya'daki hareketlerden de bir takım payları var. Bunlara ilgili gelişmeler bizi de etkiledi. Büyük bir pazarımız var şu anda. Türki Cumhuriyetlerde, özellikle Türkmenistan'da. Burada bir takım büyük projelerimiz var. Gelişerek sürüyor. 94'de bunun daha da gelişmesini bekliyoruz. Çünkü göstergeler o yönde. Direkt Rusya'ya, Japonya'ya ihracatlarımız oldu. Oralarda balıkçılık çok gelişmiş vaziyette. Şu anda balık işleme tezgahları, bir takım yerler yapıyorlar. Orada yer alıyorsunuz, bu önemli birşey. 94 yılında bunun daha da hızlanacağını ümit ediyoruz. Bu yönde yatırımlarımızı kaydırmış vaziyetteyiz. Tevzi yatırımlarımız oldu, onlar gerçekleşecek. Ama bunların yanında yurt içinde de büyük hareketler var. Şu an Türkiye'nin belki Ortadoğu'nun en büyük entegre tesisi kuruluyor, Çankırı Çerkeş'te. Bunun bütün izolasyona yönelik ürünlerini tamamen İzopoli üretiyor. Büyük bir olay şu anda. Maret'den daha büyük kapasitede bir organizasyon orası. Et kombinesi. Bunlar büyük yatırımlar. İzopoli'nin de pazar payı arttırması açısından büyük olaylar. Kısacası biz pazarı gelişmekte olan bir pazar olarak görüyoruz. Bunun içinde İzopoli yerine almış vaziyette. 4 yıl içinde bunun daha da gelişeceğini ümit ediyoruz.

TERMODİNAMİK : Sizin yabancı ortağınız var birkaç tane. Patentle mi üretim yapıyorsunuz?

AYDAŞ : Hayır, patentle üretim yapmıyoruz. Bu ürünler, patentli ürünler değil. Bunlar belli formlarda oluşan bir takım klasikleşmiş ürünler. Yani bu sahada klasikleşmiş. Bu konuda bir yabancı ortağımız yok. Bunu kendimiz, kendi tesislerimizde üretiyoruz.

TERMODİNAMİK : 1995 yılı başı itibariyle Avrupa Topluluğu gümrük birliği entegrasyonu başlıyor. Kendi sahanızla ilgili değerlendirmeniz nedir?

AYDAŞ : Bizim ham maddemiz poliüretan. Yurt dışından ithal edilen bir hammadde. Burada işliyoruz. Türkiye'de de birkaç firma var, bu tür malzeme üreten. Bu yurt dışında da yaygın kullanılan bir malzeme. Özellikle çatı panelinde, soğuk depolarda yaygınlıkla kullanılıyor. Fakat gümrükler mutlaka düşecek, sıfırlanacak. Bu sefer diyeceksiniz ki onlar buraya gelecekler. Nakliye problemi var. Bunlar biraz havaleli malzemeler, çok ağır değil ama çok yer kaplayan malzemeler. Öyleyse nakliye avantajımız olacaktır. Bu tür bir olayda bizim dezavantajımız olacağını zannetmiyorum, avantajımız olacaktır. Çünkü hammadde düşecek, gümrükler düşecek, bizim için avantaj olacak.

TERMODİNAMİK : Gümrük birliğine gidildiği zaman, Avrupalı üreticinin Türkiye'de yatırım yapmama, oradan malını gönderme gibi bir sorun olabilir mi?

AYDAŞ : Zannetmiyorum. Avrupa yeni pazarlar aramak zorunda. Türkiye 60 milyonluk bir pazar. Hem gelişen, hem değişen bir genç nüfus var. Bir de nüfus artışını gözönünde bulundurun. Ama Avrupa'nın bir takım ülkelerinde gelişmeler tamamlanmış vaziyette. Şimdi bütün gözler yeni gelişen Türkiye'de. Konum itibariyle Türkiye farklı. Çünkü bütün Türki Cumhuriyetlerle ister istemez onlar bir takım ilişkilere girdiler. Fakat gördüler ki, bazı ilişkileri Türkiye üzerinden yapmak zorundalar. Bu bir avantaj. Artı Ortadoğu'ya giden yollar üzerindesiniz. En yakın yolda nakliye büyük bir problem olacak. Tabii Ortadoğu'ya geçilecek. Bunun dışında sıkışan Avrupa ekonomisi şu anda büyük durgunluk içinde. Bu durgunluk içinde o tür yatırımları çekeceklerini böyle birşey olacağını zannetmiyorum.

Sizin bahsettiğiniz bir de konut üretimi var. Çoğu Avrupa ülkeleri şu anda konut problemini çözmüş vaziyette. Şu anda Avrupa'da para etmeyen bir iki şeyden bir tanesi konut. Satamıyorlar, fiyatlar düşüyor, artmıyor. Ama Türkiye'de böyle değil. Yurt içi göçlerin yaşandığı bir ülke. Bunun yanında gelişmekte olan belli standartları yakalamak isteyen bir ülke. Konut açığı büyük, bunu hepimiz yaşıyoruz. Dolayısıyla bu durmayacaktır. Onun için ekonomide inşaat sektörü lokomatif sektörlerden bir tanesi. Konut açığı kısa zamanda halledilecek birşey değil.

TERMODİNAMİK : Hem ulusal ekonomi açısından, hem enerji tasarrufu, hem çevre kirliliği düşünüldüğü zaman yalıtım önemli bir konu. Bu çerçevede siz, yalıtımla ilgili ürün üreticileri, satıcıları, pazarlamacıları olarak nelere dikkat etmek gereğini görüyorsunuz? Alıcılar ve kamuoyu açısından...

AYDAŞ : Bizim bir takım gerçeklerimiz var. Konut konusunda tüketicinin bilinçlendirilmesi gerekiyor. Hiç bir tüketici bugün bir binayı alırken izolasyonunun ne şekilde yapıldığını sormuyor. Daha çok vitrin tabir ettiğimiz banyosu, mutafağı, dolabı gibi şeylere dikkat ediyor. Tabii oturmaya başladıktan sonra problemler çıkıyor. Herkes biz 5 senedir oturuyoruz, kuzeye bakan duvarımız nemli diyor. İzolasyonu yok çünkü. Milyonlarca lira para veriyorsunuz, izolasyonu var mı diye sormuyorsunuz. Bunları anlatmak lazım.

Enerji Türkiye için çok pahalı bir olay. Çünkü bütün sistemlerimiz petrole dayalı. Ülkemizin madenleri zaten kısıtlı. Bunun yanında hava kirliliği ve çevre sorunlarımız var. İstanbul'u görüyorsunuz, son bir iki gündür nefes alacak halimiz kalmadı. Tüm kaloriferler, aynı anda yanıyor, egzoslar, tozlar. Bu enerji ile ilgili bir problem. İzolasyonun da amacı bu tür olayları kısıtlamak. Daha az kalorifer yakarak daha uzun süre mekanları ısıtmak.

Doğalgaza geçmeye çalışıyoruz. Doğalgaza geçme de çözüm değil. Onun da bir taksimetresi var, o yazacak devamlı. Bütün bunları önlemek için tabii ki izolasyon çok önemli. Bir binayı düşünürseniz, tavandan, duvardan, camlardan her yeden gidebilen ısı kaçakları var. Bunları önleyeceksiniz. Bunun için bir takım sistemler var. Çiftcam sistemi gibi, çatılarda veya duvarda duvar bölümlerinde gözenekli tuğlalar gibi, çatılarda kullanılanbir takım izolasyon sistemleri var. Bunları uygulamak zorundasınız. Bunları uygularsanız hem yurt ekonomisine katkınız olacak hem kısıtlı enerji kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlayacaksınız. Çünkü gelişiyoruz, gelişmek için enerjiye ihtiyacımız var. Enerjiyi korumak için de tüketimi azaltmak gerekiyor. Bildiğiniz gibi en çok enerji tüketimi konutlarda oluyor. Dolayısıyla konutlara yönelik izolasyon amaçlarının bilinmesi gerekiyor. Bunu kullandırmaya özendirmek bizim bu tür ürünleri üreten üreticilerin görevi olduğu gibi hükümetin de görevi. Bu konuda Bakanlığın veya yetkili mercilerin dayattığı hiçbir zorlayıcı tedbir yok. Avrupa'da siz itfaiye Müdürlüğünden ya da çevreden herhangi bir belge almadığınız taktirde "burasının izolasyonu yapılmıştır" diye, siz konut yapamıyorsunuz. Bizdeki düzenin değişmesi gerekiyor. İzolasyonun çok önemli olduğunu herkesin bilmesi gerekiyor.

TERMODİNAMİK : Yasal düzenlemelerin yapılması için siz neler düşünüyorsunuz? Bu alanda bir dernek kuruldu, nasıl yaklaşıyorsunuz?

AYDAŞ : İZODER, İyi niyetle başlamış bir olay. Göreceği desteğe bağlı. Biz de destek oluyoruz zaten. Türk standartları, bayındırlık şartnamesinde izolasyon yer almalı. Bir yapı yapılıyor ama izolasonla ilgili birşey yok. Belediye veya bir yetkili, göstermelik gelir, kontrol eder. Bir daha devamına bakmaz. Bu kontrolların daha ciddi yapılması, sıklaştırılması , bu konunun daha yakın takip edilmesi gerekiyor. Bunları gerçekleştirmeli. Bunlar sektörün sorunları. Bu sorunların ortaya konması, tartışılması, paneller, seminerler yapılması gerekir.

Bizler öncelikle izolasyonu tüketiciye anlatmanın çarelerini bulmak zorundayız. Bunun için biz kısıtlı imkanlarımızla ilanlar, reklamlar veriyoruz. Fuarlara katılarak sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. 20-30 senedir bu işlerle uğraşılıyor, herhalde daha iyi olacak.