Header Reklam

Vural EROĞLU : 'Yapmamız gereken; kaliteli ürünlerle sektöre inancı arttırmaktır

05 Ocak 1994 Dergi: Ocak-1994

ISKİD Genel Sekreteri ve HSK YORK Genel Müdürü Vural Eroğlu, dergimiz için 1993 yılını ve 1994 yılı için öngörülerini sektörel bazda değerlendirdi.

EROĞLU : Öncelikle ISKİD çalışmaları şöyle özetleyebilirim ; ISKİD'de 14 tane üretici müessese var. Bunların hepsinden çıkacak ortak bir değerlendirme bakanlığı oldukça rahatlatıyor. Bu tabii ülke ekonomisi için de çok faydalı olacak. Bu çalışma bu sene daha gelişecek. Acil olan mevzularımızı özetleyip Bayındırlık Bakanlığı'na Yüksek Fen Kurulu'na takdim ettik. Önümüzdeki sene Ocak ayından itibaren üyeler olarak bir alt komisyon oluşturacağız. Bir sene boyunca birim fiyatları inceleyeceğiz. Bütün müesseselerden temsilci olacak. Hepimizin ortak görüşlerini yıl sonuna yakın bir zamanda kitap haline getirerek onlara vereceğiz.

ISKİD için bu dönemde bir önemli konu da ÖTV idi. Zannediyorum son haberlere göre ertelendi. Bu vergi bizi çok etkileyecekti. Öyleki, biz imalat sektörü olarak topluma mal olmamış. Endüstriyel bir sektörüz. Bugün açılan bütün alışveriş merkezleri, oteller, hastaneler, marketler bizim imalatlarımızı kullanıyor. Yalnız devlette yanlış bir kanı var. Maliye Bakanlığı'na gittik. Maliye Bakanlığı olayı, sizin ürettiğiniz soğutucuyu insanlar konfor için alıyor. Bu yüzde yüz elzem birşey değil, o halde ÖTV vergisini verecekler diyor. Olay böyle değil.

Biz, Türkiye'nin gelişimi, insanların sağlığı açısından çok önemli imalatlar yapıyoruz Fakat bizim müşterimizi ekseriyetle yatırım yapan, büyük müesseseler, şahıslar oluşturduğu için, mamullerimiz topluma mal olamıyor ve sesimizi pek duyuramıyoruz. Bizim aslında bütün hassasiyetimiz örneğin derginizde bu geçerli, biraz halkı ilgilendiren tüketiciyi ilgilendiren şeyler anlatılabilsin istiyoruz.

Bu konuda mesela, lejyoner hastalığı gibi konuları toplumu aydınlatacak derinlikte yer vermemiz lazım. Halkımız artık bu gibi konulan öğrensin. Dikkat edin, her yerde çok şık tesisat büroları açılmaya başlandı. Bunlar marketleşecek. Ve insanlar, buraya girdiğinde her türlü ihtiyacını karşılayabilecek. Bunun örnekleri var Avrupa'da.

Bizim mevzumuz çok önemli aslında. Bunun için de halka mal etmemiz lazım. Basın olarak sizlerin bize yardımcı olmanız, bizi haliyle mutlu kılar.

Daha biz üç beş senedir, yeni yeni sektör havasına giriyoruz. Dergimizle, derneklerimizle, toplantılarımızla, fuarlarımızla çok iyi gidiyoruz aslında. Biz Avrupa'daki 100-200 senelik müesseselerle yarışıyoruz burada. Dernek olarak, el atmamız gereken çok konu vardır. Mustafa Baygan'ın da söylediği gibi, mesela itilaflarla ilgili olarak, ISKİD, mahkemelerde bilirkişi olabilir. Firmalar ile müşteriler arasındaki sorunlarda -tabi gönül arzu ediyor ki bunlar olmasın-ama aksaklık çıktığında da ISKİD hakemlik yapabilsin. Öyle ki, sorun çıkabiliyor. Çoğunlukla müşteri ne almak istediğini bilemeyebiliyor. Tabii proje mühendislerimiz var. Onlarında dernekleri var ve ilişkiye geçeceğiz. Müşteri istediğini iyi anlatmalıdır önce proje mühendisine. İyi müelliften çıkan projelere göre inşa edilen binalar, malzemeler, ekipmanlar hakikaten yerini buluyor. Ama işin bu ayağını atlıyorlar. "Projeyi niye yaptırayım? Giderim bir müesseseye derdimi anlatırım. Nihayetinde o da makina mühendisi, tesisatçı bu işi böyle hallederim. Bir ücret ödemekten de kurtulurum" zihniyetiyle geliyorlar. Maalesef rekabet ortamının normal olmayışından ötürü, bazı imalatçı arkadaşlarımızla bir takım yanlışlıklar yapıyorlar. sesi doğal olarak hüsran oluyor, u zaman imalatçı ile işveren arasında istenmeyen şeyler doğuyor. Bazen imalatçı, bazen de işveren bir takım zararlara uğruyor. Ama neticede ülkemiz zarar ediyor. Biz bu gibi aksaklıkları gidermek istiyoruz. Veya aksaklık çıktığında o konuya yardımcı olmak istiyoruz.

ISKİD ile ilgili olarak bu değerlendirmeden sonra, şimdi HSK ile ilgili değerlendirmemize geçebilirim. 1993 ve sonraki yıllarda ithalat ağırlığını oldukça hissettiriyor. Sektörümüz ile ilgili ekipmanların ithalatı giderek artıyor. Bu her sene biraz daha fazlalaşıyor.

1993 için gözlemlediğim, enteresan birşey var. Bundan 5 sene önce uzun vadeli planlarını yapan müesseseler entegrasyona geçen, dünya fuarlarını izleyen müesseseler, 5 senede büyük mesafeler katetti. 1993'te bu gelişimi yapan müesseseler ithalata rağmen bir takım ekipmanların yerli imalatında başarılı olmuşlardır. 1990'daki havalandırma santralı ithalatıyla, 1993'deki ithalatı karşılaştırırsak, yerli üretici lehinde bir tablo ile karşılaşıyoruz.

Bunun nedeni de dünyayı çok iyi izleyebilmektir. Biz HSK olarak, üretimimizle bunu hep gözönüne aldık. Eğer bir ekipmanı yapıyor isek, dünya bazında inceledik ve sonra imalata girdik. Bunun da meyvesini alıyoruz. Türk ekonomisi için zararlı olabilecek şu handikap yaşanıyor : Birşey yapmak, oturup akşamdan ertesi güne ben bu işi yaparım demek değil bence. Hiçbir yasa buna engel değil. İsteyen istediğini yapabilir. Liberalizm de bu demek. Ancak bunu yaparken bir takım yazılı olmayan kaideler var. Bunları yerine getirmediğinizde bazı üretimlerde hüsrana uğruyoruz. 1993'de yapabilenler yaptı. Yapamayanlar yapamadı. Bu aynen gelecek günlerde de böyle olacak. İyiler ayakta kalıp yaşayacak. Zaten 93'e başlarken, ekonomik alanda bir takım eğriler aşağıya inecek diye bekleniyordu ama bu olmadı. Büyüme hızı % 7 diye bulundu. Hakikaten de bu bize yansıdı. İmalat açısından veya sektöre ayrılan bütçe olarak iyi bir sene yaşandı. Herkes de nemasını aldı. 1994 için ben yine iyimserim. Ama çok dikkatli olmamız lazım. Çünkü Avrupa'daki durgunluk hepimizi etkiliyor. Onun etkisi ile bütün Avrupa adeta bize akın ediyor. Bu sene dış misafirlerimiz o kadar çok oldu ki. Adeta iş yapamaz hale geldik. Çok istek geliyor. ABD'den beş altı mektup aldık. Bu sene birlikte iş yapalım diye. Dünyada herhalde büyüme hızı % 7 olan nadir ülkelerden biriyiz. Avrupa'daki, ABD'deki durgunluk ortada. Bu durgunluk eğer biterse ki ABD'de bunun ilk ışıkları yandı, durgunluktan üretime doğru bir eğilim var. Ve yılın ikinci yarısında daha da artacak deniyor. O zaman biz daha büyük bir iş potansiyeli ile karşılaşabiliriz.

Bizim konumuz öyle yeni ki Türkiye için, aslında bugün Avrupa'da olsun, ABD'de olsun insana verilen değerden ötürü, soğutma havalandırma olayı her türlü işyerinde insanların yaşadığı heryerde var. Olmazsa olmaz bir üretim haline gelmiş. Maalesef bizde henüz böyle değil. Ama görünen o ki, bir takım mağaza zincirleri oteller işyerleri, hastaneler bu olaya çok değer veriyorlar. Bizim bu sektörde yapacak daha çok şeyimiz var. Yaptıklarımız henüz birşey değil. İnsanların geleceği ile ilgili çok büyük bir sektör. Nihayetinde yaptığımız bir enerjiyi alıyoruz, başka bir enerjiye döndürüyoruz ve insanlara huzur, rahatlık, üretim artışı satıyoruz. Bir elektroniği üretirken eğer orayı nemlendirmez veya nemini almaz iseniz, oradan verim elde edemezsiniz. Yaptığınız emtia bozuk çıkar veya üretimi arttıramazsınız. Bizim girdiğimiz her yerde üretim artar. Verimlilik artar ve neticede insanlar ve ülkemiz para kazanır. Biz daha bunun başındayız. Onun için önümüz çok açık. Sektörümüzün önemli bir özelliği var. Biz adeta yapı harcı gibiyiz. Maden, yükleme, inşaat, elektronik, tekstil, metal vb. her sektörde yerimiz var. Tüm sektörlerin bize ihtiyacı var. Çok içiçeyiz. İnsanların evlerine kadar giriyoruz.

Bu sektörün iyi olmaması mümkün değil. Ülkemiz geliştikçe, sektör de gelişecek. Yapacağımız şey, sektördeki müesseseler olarak, doğruları sunmak, bu işin tüketicilerine doğruları vermek, iyi malzemelerle onları donatmak ve bu sektöre olan inancı, güveni arttırmaktır. AT konusunda ise, be; yasaklamalara karşıyım. Bizim bu gümrük duvarlarının arkasına sığınmamız mümkün değil. Yıkacaklar bunu. Ekonominin soğuk harbi çok daha şiddetli oluyor. O açıdan, ben bu entegrasyonun belirli program çerçevesinde yapılmasından yanayım. Yalnız, burada dikkat edilecek konu, biz sektörde 150 senelik firmalarla uğraşıyoruz. Onlar üretimde bir takım noktaları aşmışlar. Üretimleri dünyaya hitap ettiği için maliyet oranları çok düşük. Çok miktarda ürettikleri için maliyetleri de düşük oluyor.

Şimdi biz, yerli malı haftası deyip, bunu biz üretelim dersek, bir kere o insanların 150 senelik yatırımlarını yeniden burada kurmamız lazım. Nereye hitap edeceğiz? 60 milyonluk pazara. Hadi bilemediniz komşularla beraber 250 milyonluk pazar için ortaya çıkacak maliyet çok yüksek olacak. Onun için ben entegrasyondan yanayım. Bazı şeyleri üretmek onun için harcanan zaman zararlıdır. Biz HSJC olarak, bunu 1985'de hissettik, gördük. O yüzden ABD York firması ile ilişkiye geçtik. O zaman gümrük duvarları oldukça yüksekti. 1993'e doğru gümrükler indikçe imalatta daha doğru çözümleri geliştirdik. Onunu için AT'ye bu konuda dikkat etmek lazım. Yapabileceklerimizi yapalım, yapamayacaklarımızı ucuz almanın, iyi malzemeyi ucuza almanın yoluna bakalım. Devletin bu entegrasyonu süreci ile ilgili planları pek de yeterli gözükmüyor. Ancak bazı firmalar bu konuyu önemsiyor. Bu açıdan AR-GE'ye biraz para harcıyorlar. Mücadele veriyorlar, dış fuarları izliyorlar, yatırımlarını zor da olsa yüksek kredi faizlerine rağmen yapmaya çalışıyorlar.

Devletin bu konuda bizlerin, yatırımcıların yanında olması, bizim de bu konuda devleti aydınlatabilmemiz lazım.

Dernek olarak sektörümüz ile devlet arasında bir iletişim köprüsü kurmamızın yararları gayet açıktır.

TERMODİNAMİK : Sn. Eroğlu'na sektör genelinin ve HSK'nın 1993 yılı faaliyletleri ve 1994 yılı için yaptığı değerlendirmelere teşekkür ediyoruz.