Header Reklam
Header Reklam

Türkiye İklimlendirme Sanayii İhracatçılar Birliği Başkanı Zeki Poyraz: “Türkiye ISK sektörü, yabancı sermayeyi en çok çeken sektörlerden biri”

05 Temmuz 2012 Dergi: Temmuz-2012

Türkiye İklimlendirme Sanayii İhracatçılar Birliği’nin kuruluş süreci

Bugün, Türkiye İklimlendirme Sanayii İhracatçılar Birliği ve TOBB İklimlendirme Meclisi sektörümüzü yakından ilgilendiriyor. Sektörümüzün menfaatlerini çok önemsiyorum; çünkü sektörümüzün gelişmesi hem bizlerin yani sektörde faaliyet gösteren firmaların hem de ülkemizin gelişmesi için büyük önem taşıyor. Türkiye ISK sektörü, çok kalifiye insanların, işgücünün olduğu, örgütlenmesi dernekleriyle, vakfıyla, eğitim derneğiyle, sektörel derneklerle, bölgesel derneklerle tamamlanmış, tek fuarıyla, buna benzer birçok çalışmalarıyla kendi içinde ciddi manada organize olmuş, güçlü ve birçok köklü sektörden daha önce örgütlenmesini tamamlamış, kendi içindeki diyalogunu sağlamış, otoritesini sağlamış bir sektör. Ama sektör maalesef kabuğunu kıramamış, devletle kol kola girememiş, devleti tanıyamamış, çok fazla bir çalışma içine girmemişti. Sektörümüzün kabuğunu kırmasının ilk aşaması, Türkiye İklimlendirme Sektör Meclisi’nin kurulması ile oldu. Odalar ve Borsalar Birliği bünyesinde sektör meclislerinin kurulduğunu biliyorduk ve bunun içinde iklimlendirmenin olması gerektiği noktasında Odalar Birliği ile görüşmeleri yaptık. Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu, bu konuya sıcak baktı ve benden sektörle alakalı bazı bilgiler istedi. İlgili bilgileri hazırlayıp sunduk; neticede “Siz hak etmişsiniz” dedi ve böylece sektör meclisimizi kurmuş olduk. Tabii Odalar ve Borsalar Birliği, çok farklı bir kurum ve devlete çok yakın. Direkt Odalar ve Borsalar Birliği’nin bünyesinde faaliyet gösteriyoruz ve doğrudan başkana bağlıyız. Orada alınan kararlar tek elden takip ediliyor, ihtiyaçları, sorunları direkt devlet kademelerine ulaştırabiliyorsunuz. İklimlendirme Meclisi’nin çalışmaları ile sektör bir nevi devlet nezdinde tanınmaya başladı, hayat buldu. Netice itibariyle, geçen sene Kasım ayında kuruluşunu tamamladık, Aralık ayında ilk genel kurulumuzu yaptık ve bu oluşumun ilk genel başkanlığını Levent Aydın bir ay süre ile yaptı. O süre içerisinde, iştigal sahalarını genişlettik, iştigal kurum organlarını oluşturduk. İklimlendirme Meclisi’nin etkin hale gelebilmesi için gereken tüm çalışmaları tamamladık. Ocak ayında tekrar bir Genel Kurul toplantısı yaptık ve sonucunda ben başkanlığı devraldım. Fiilen faliyetlere başlamış olduk.

Tabii yönetim kuruluna giren arkadaşlarımız, çok farklı ortamlarda kendimizi ifade edebildiğimizi, edebileceğimizi ve sektöre bu konuda çok fazla hizmet etme, sektörü geliştirmek adına çok fazla iş yapma imkânı olduğunu gördüler.

 

BEP-TR ile ilgili İZODER ve TTMD birlikte çalışıyor

İSKİD, ISKAV, İSEDA, SOSİAD, İZODER, DOSİDER, TTMD, ESİAD, POMSAD, PANDER gibi sektörün tüm derneklerinin başkanları İklimlendirme Meclisi’nde yer alıyorlar.

Böylece sektörümüzü geliştirmek adına sektörün tamamı, ortak menfaat için bir arada hareket edebiliyor.

Çelişkili düşünceler olabiliyor elbette ama oturup konuşarak sorunları çözebiliyoruz. Örneğin BEP-TR konusunda İZODER ile TTMD arasında bir fikir farklılığı oluştu.

 Bu süreci tüm sektörümüz yakından takip etti ama kısaca özetlemek gerekirse; o günkü adıyla Bayındırlık Bakanlığı, şimdiki adıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Binalarda Enerji Performansı Belgesi’ni gündeme getirdi. Bu konu için gereken yazılımın oluşturulması için bir firma ile anlaşıldı; karşılığında belli bir bedel ödendi. Fakat ilgili firma bu konudaki taahhütlerini belirlenen zaman içinde yerine getiremedi.

Bakan Mustafa Yılmaz, bu konunun hızlıca çözülebilmesi için ek süre verdi, ama bu ek süre içinde de yazılım istenen noktaya getirilemedi. Neticede devreye İZODER girdi.

İZODER bu işe ciddi miktarda para ve emek harcadı. Ne yazık ki bu kadar çabanın sonunda istenen sonuçlar elde edilemedi. TTMD, yapılan çalışmalar neticesinde programın doğru çalışmadığını dile getirdi. Aynı projeyi iki defa girdiğinizde farklı neticelerin ortaya çıktığı tespit edildi. İZODER de son toplantımızda programın randımanlı çalışmadığını belirtti. Şimdi, bu programı nasıl sağlıklı çalışır hale getirebileceğimiz konusuna yoğunlaştık. Yazılım sorunlu ve bizim 2023 enerji verimliliği çalışmasına şu anda katkı sağlaması söz konusu değil. Programda detaylar yer almıyor. Mesela binalarda yalıtım olmazsa olmaz ama bina sadece yalıtımdan ibaret değil. Binaya Enerji Performans Belgesi verebilmek için şu kriterlerin belirlenmesi gerekli: Bu projede otomasyon var mı? Frekans kontrollü cihazlar, ısı geri kazanım, güneş enerjisi kullanılıyor mu? Kullanılıyorsa oranları ne? Yani bütün ısıtma güneş enerjisinden mi yapılıyor? Bütün havalandırma ısı geri kazanımlı mı? Bunların tek tek hesaplanması lazım ama mevcut programda böyle bir durum yok. Sadece güneş enerjisi var mı yok mu, buna bakılıyor; yani çok yüzeysel... Şimdi TTMD de yeni bir program yapılması konusunda çalışıyor. Avrupa’da kullanılan, çalışan, uygulanan bir programın devreye alınması söz konusu.

Bu arada iskân raporu esnasında yetkilendirilmiş kişiler belge veriyor. Belgeler veriliyor ama sağlıklı değil. Neticede bunların düzeltilmesi lazım. Öyle ki Ankara’da çekilmiş bir resim var; kartonpiyerci bir mağaza, camına “Bina Enerji Performans Belgesi verilir” diye yazı asmış. Bu kadar kötü bir durumda bu iş; bizler de düzeltilmesi için çalışıyoruz. Belgelerin disipline olması, verilen belgenin hakikaten bina enerji performansını gösteren, herkese, ülke menfaatlerine katkıda bulunacak hale gelmesi için İZODER ile TTMD şu anda beraber çalışma yapıyorlar. Çalışma sonlanana kadar, şu an verilen belgeler ile ilgili bir müdahale şansımız yok. Bu durum ilgili bakanlığın inisiyatifinde. Ama yanlış olduğunu dile getiriyoruz.

 

İklimlendirme Mühendisliği Fakültesi açılmasını istiyoruz

İklimlendirme Meclisi olarak bir “İklimlendirme Mühendisliği Fakültesi” açılması konusunda isteğimizi daha önce birçok platformda dile getirmiştik. Dünyada birçok örneği var bunun ve çok başarılı sonuçları var. İklimlendirme sektörü gelişiyor, ürünler, sistemler değişiyor. Bu konuda uzman bir personelin yetişmesini sağlamamız gerektiğine inanıyoruz. Konuyla ilgili daha önce girişimlerde bulunduk ama bu konuda istekli olan üniversiteler YÖK’ten onay alamadılar. Son günlerde bu konu biraz daha canlı. Birkaç tane üniversitemiz –ki bunların bazıları devlet üniversitesi bazıları ise özel üniversite- İklimlendirme Mühendisliği bölümü kurulma konusunda çalışmalar başlattı. Zannediyorum kısa bir sürede Türkiye de İklimlendirme Mühendisliği bölümüne sahip olacak. İklimlendirme meslek lisemiz var, iklimlendirme yüksekokulumuz var. Sıra fakültemizde inşallah.

 

Mesleki yeterlilikle ilgili çalışmalarımızın sonuna geldik, MYK’dan onay bekliyoruz

Faaliyetlerimiz arasında mesleki yeterlilikle alakalı çalışmalar da yer alıyor. Bu konuya çok önem veriyoruz. Biliyorsunuz iklimlendirme meslek olarak görülmüyordu, meslek değildi. Biz önce Mesleki Yeterlilik Kurumu ile görüştük, iklimlendirmenin bir meslek olduğunu kabul ettirdik. İstanbul Ticaret Odası ile beraber, sektör derneklerimizin tamamının dahil olduğu çalıştaylar, toplantılar yapılarak meslek standardımız hazırlandı. Şimdi meslek standartlarımız, Mesleki Yeterlilik Kurumu’nun son incelemesi ve onayını bekliyor.

Sektörümüz için faydalı olan bu standartların belirlenmiş olması önemli. Türkiye’de asırlık sektörler var; hiçbirinin meslek standardı yok. Bizim sektörümüzün standartlarının çıkma aşamasında onlar engel olmaya çalışıyorlar. Bunun kimseye bir faydası yok. Herkes çalışmaları sahiplenmek, “ben yaptım” demek istiyor. Biz yeter ki çıksın diyoruz... MYK son itirazları değerlendirip, hangi standardın hangi disiplini ilgilendirdiğini belirlediği anda ISK sektörünün meslek standartları kesinleşmiş olacak. Bu da birkaç ay içinde olacaktır sanıyorum.

Kesinleşmiş meslek standartlarına göre biz artık özel kurumlarda, okullarda, yüksek okullarda, meslek yüksek okullarında meslek standartları kullanarak daha bilinçli ve ehil elemanlara sahip olacağız. Sektörümüz işini daha düzgün yapacak.

Bu sayede kurslar açılabilecek. “Beceri 2010” diye meslek ve iş edindirme projesi var. Bu proje, Milli Eğitim Bakanlığı, Odalar Birliği ve Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ortak bir projesi. Proje şöyle özetlenebilir: Standardı olan herhangi bir sektörde, “ben işe eleman alacağım” diye duyuru yapıyorsunuz. Mesela on kişi başvuru yapıyor. MEB, bu on kişinin eğitimi için bir öğretmen tahsis ediyor ve 6 aylık bir eğitim süreci başlıyor. Bu süre içinde eğitim alanların tamamına günlük yevmiyeleri veriliyor. Eğitim sürecinin sonunda istediğiniz kadar kişiyi işe alabilir ya da almayabilirsiniz. Bu tamamen size bırakılmış bir durum ama o insanlar bu süre zarfında hem eğitilmiş, hem de belli miktarda para kazanmış oluyorlar. Meslek standardınız olursa eğitim çalışmalarında, bu tür devlet desteklerinden de yararlanma imkânımız oluyor. Aksi halde eğitim için gelen insanlara ne öğretileceği de muamma... Bizim sektörde İSEDA bu işi üstleniyor ve gerçekten hakkıyla yapıyor. Çok kıymetli çalışmalara imza attıklarının altını çizmek gerek.

 

İhracatta başarının sırları

İhracatın gelişmesi için çok şey yapıyoruz. İklimlendirme Sanayii İhracatçıları Birliği’nin (İSİB) kurulması bunlardan biri. Sektörümüzle alakalı fuarlara yurtdışından alım heyetlerinin getirilmesi, sektör olarak ticari heyetlerin oluşturulması, uluslararası fuarlara milli katılımların düzenlenmesi ihracatımızı geliştirmek üzere yaptığımız çalışmalar arasında yer alıyor.

Sektörümüzdeki firmaların da gelişmeye ihtiyacı var. Kalite anlayışlarını ve diyalog anlayışlarını geliştirmeleri şart. Maalesef zaman zaman olumsuz durumlarla karşılaşabiliyoruz. Yurtdışında iş yapabilmeniz için bazı artılar ortaya koymanız gerekiyor. Her şey fiyat değil. Firmalarımızı yurtdışı pazarında başarılı kılacak iki altın anahtar, hizmet ve ürün kalitesidir. Yine kaliteli diyalog çok önemli. Maalesef firmalarımızın çoğu bu konuda kendilerini geliştirmiş değiller. Gelişen firmalar zaten, 50-60 ülkeye ihracat yapabiliyor. Yine de hızlı gelişen bir sektörümüz var. Dolayısıyla gelecek hep umut vaat ediyor. İhracatımız 4.5 milyar; 2010 ile 2011 arasındaki artış % 30’dan fazla. Bu daha da artacaktır. Bizim en önemli noksanlarımızdan biri, split klima konusunda çok güçlü olmamamız. Split klimanın Çin hâkimiyeti bütün dünyada çok etkin. Dolayısıyla orada ihracat ayağımız zayıf. Diğer ürünlerde bir sorunumuz yok. İthalatımız 5.5 milyar dolar. İhracatımız 4.5 milyar dolar. Bu çok kötü bir rakam değil. Belli bir süre içinde bu iki rakamın denk olması yüksek bir ihtimal. Haziran ayı içinde Bakanlar Kurulu kararı ile Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe giren yeni yatırım teşvikleri çıktı. Hem şehir hem ürün bazında çok detaylı bir teşvik gündeme geldi. Bu teşviklerle Türkiye’de üretimi olmayan ürünler üretilmeye başlayacak ve ihracatımız artarken ithalatımız azalacak. Gelişebilmek için, var olabilmek için üretmek şart. Üretirken kazanmanın yolu da çok ve seri üretebilmek. İthalat elbette bazı ürünler için daha ucuz, çünkü bizim yüz bin tane üretebildiğimizi çin beş milyon tane üretebiliyor. Ayrıca Avrupa gibi kaliteye değer veren, kaliteli mal alma eğiliminde olan bir pazarın içindeyiz. AB, Türkiye’yi kendisine bir tedarikçi olarak görüyor. Bu fırsatı iyi değerlendirmemiz lazım. Türkiye ISK sektörü, yabancı sermayeyi en çok çeken sektörlerden biri. Pek çok yabancı firma ya ortak bularak ya da doğrudan Türkiye pazarına girerek burada faaliyet göstermeye çalışıyor. Avrupa’dan bakıldığında, Türkiye pazarında var olmak şart, Türkiye’den kaçış yok... Bütün bu avantajları doğru değerlendirebilirsek, sektörümüzün hızlı gelişiminin önünde hiçbir şey duramaz...


Etiketler