Header Reklam
Header Reklam

TESKON 2015'in ana teması 'Sağlık için Isıl Konfor ve İç Hava Kalitesi' olarak belirlendi

05 Aralık 2014 Dergi: Aralık-2014
Uzun süredir tesisat sektörünün beklenen bir etkinliği olarak yoğun bir programla gerçekleştirilen 12. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi ve teskon+sodeks Fuarı (Teskon 2015), 8-11 Nisan 2015 tarihlerinde Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde düzenlenecek. TMMOB Makina Mühendisleri Odası adına İzmir Şubesi organizasyonunda gerçekleştirilen Teskon 2015’in ana teması “Sağlık İçin Isıl Konfor ve İç Hava Kalitesi” olarak belirlendi. Teskon 2015 Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Macit Toksoy ile Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Teskon Düzenleme Kurulu Üyesi Yunus Yener Teskon’a ilişkin görüşlerini aktardılar…
 
Prof. Dr. Macit TOKSOY / Teskon 2015 Yürütme Kurulu Üyesi: "TESKON 2015’e rekor seviyede bildiri özeti sunuldu"

 
Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongreleri, her seferinde gelişerek büyüyerek ve olgunlaşarak, gerek akademik toplumun gerek tesisat sektörünün bir bilgi ve teknoloji paylaşım merkezine dönüşmüştür. Kongre’nin İzmir’de yapılması ve sosyal etkinlikleri de, günlük iş hayatının yoğun sarmalından bir az da olsa kurtulup, meslektaşlar ile buluşma, arkadaş ve dostlarla birlikte birkaç gün birlikte olma imkânını da vermektedir. Kongre Platformu yanında, web üzerinden tüm okuyuculara açık Kongre bildirileri arşivi Tesisat Mühendisliği alanında önemli bir bilgi kaynağını oluşturmaktadır. Bir mühendis olarak kolay erişilebilen bu arşiv için Makina Mühendisleri Odasına çok teşekkür ediyorum. TESKON 2015’e (üç yüzün üzerinde) rekor seviyede bildiri özeti sunulmuştur. Bildiri özeti sunan meslektaşlarıma ve uzmanlara da bu katkıları için çok teşekkür ediyorum.
TESKON 2015’in ana teması “Sağlık için Isıl Konfor ve İç Hava Kalitesi” olarak belirlendi. İnsan sağlığı, zihinsel ve fiziki üretkenlik ve enerji tasarrufu açısından çok önemli olan uygun ısıl konfor ve uygun iç hava kalitesinin sağlanması Tesisat Mühendisliğinin insanlara sunduğu hizmet ve yapıların ana amacıdır. 1970’li yıllarda başlayan enerji krizleri helisel döngüsünde, salt enerji tasarruf tedbirlerine yönelimin doğurduğu sonuçların,  bir ilacın yıllar süren geliştirme ve denem süreçlerine karşın yaşam alanlarımıza hiç denetimsiz giren malzeme ve ekipmanların emisyonlarının, sağlığımızı ve performansımızı etkilediği, özellikle iç hava kalitesi alanında sayıları gün geçtikçe artan araştırmalarla tartışmasız bir şekilde ortaya konulmakta ve bu araştırmaların sonucunda yeni teknolojiler geliştirilmekte ve yeni uygulamalara gidilmektedir. Artık bazı ülkelerde havalandırma tesisatı olmayan binalara oturma ve kullanım ruhsatı verilmemektedir. Ayrıca yapılan tesisatların çalıştırılıp çalıştırılmadığı kamu otoritesi tarafından denetlenmektedir. Sağlık ve üretkenlik açısından vazgeçilmez olan ısıl konfor ve iç hava kalitesi alanlarında, güncel bilgiyi ve teknolojiyi paylaşmak, ülkemiz araştırmacılarının bu alana yönelmelerini teşvik etmek,  bu alanda kural koyucuların ilgili standard ve yasal mevzuatı geliştirmelerine önderlik etmek için kongrenin ana teması Isıl Konfor ve İç Hava Kalitesi olarak seçilmiştir. Bilindiği üzere Ulusal Tesisat Mühendisleri Kongreleri çok uzun bir zamandır interdisipliner bir alan olan İç Hava Kalitesi Sempozyumlarını içermektedir. TESKON 2015’te de İç hava Kalitesi Sempozyumu yer alacaktır. Birçok çalışma sempozyumda sunulmak üzere önerilmiştir. Isıl konfor ve iç hava kalitesi insan sağlığını ve üretkenliğini etkileyen İç Çevre Kalitesinin (İÇK) altı bileşeninden ikisidir: Isıl Konfor, İç Hava Kalitesi, Akustik Konfor, Aydınlanma, Koku ve Titreşim.  Ana temaya ilişkin özel çalışma, iç çevre kalitesi alanında dört farklı seminerin oluşturulmasıdır. Bu seminerler Okullarda İç Çevre Kalitesi Semineri, Toplumsal Alanlarda İç Çevre Kalitesi Semineri, Isı Geri Kazanımlı Havalandırma Teknolojisi Semineri ve Yeraltı Maden Ocaklarında ve Tünellerde İç Hava Kalitesi ve Havalandırma Semineri’dir.  Bu seminerlerde çoğunluğu iç hava kalitesi ve havalandırma ile ilgili olarak otuza yakın bildiri özeti sunulmuştur.
Yapılan araştırmalar, iç hava kalitesinin uygun olmadığı ortamların, henüz biyolojik gelişmelerini tamamlamamış çocukların sağlığını ve öğrenme performansını yetişkinlerden daha fazla etkilemektedir. Bulaşan hastalıklarla çocukların sağlığı etkilenmekte, devamsızlıklar ile okul başarıları düşmektedir. Uygun olmayan iç hava kalitesi astımı tetikleyen ve gelişmesine katkı koyan unsurlardan biridir. Bir araştırma iç hava kalitesinin uygun olduğu bir okuldaki çocukların test başarılarının, iç hava kalitesinin kötü olduğu sınıflarda okuyan çocuklardan % 14-15 olduğunu göstermektedir. Birçok ülkede okullarda uygun bir iç hava kalitesinin sağlanması için özel çabalar sarf edilmektedir. Bu bağlamda, Kongre çalışmalarına paralel olarak yürütülen ve sonuçları İç Çevre Kalitesi Seminerlerine ve İç Hava Kalitesi Sempozyumuna katılacak olan özel bir çalışma da yürütülmektedir.  Bu çalışma, yaklaşık 30.000 öğrencinin ve 10.000 öğretmenin iç çevre kalitesi konusunda farkındalıklarını artırmak için eğitilmesini hedefleyen, Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından, İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte geliştirilen ve yürütülen “Okullarda İç Hava Kalitesi Eğitimi: Pilot Çalışma İzmir Projesidir”. Projede yaklaşık olarak farklı üniversitelerden ve farklı disiplinlerden 15 akademisyen ve uzman mühendis yer almaktadır. Projenin planlama süreci tamamlanmıştır. Eğitim dokümanlarının geliştirilme süreci sürdürülmektedir. Eğitim Projesinin bir alt projesi ise bir ortaokulun iç hava kalitesinin ısı geri kazanımlı mekanik havalandırma sistemi uygulamasıyla iyileştirilmesidir. Bu çalışma ile mevcut literatür ve teknoloji gözden geçirilerek, okul havalandırması ile ilgili tasarım ve uygulama esaslarının oluşturulması hedeflenmektedir. Projede 9 akademisyen ve uzman mühendis yer almaktadır.
 
Isıl konfor ve iç hava kalitesi konusundaki çalışmalar, insan sağlığından ödün vermeden minimum enerji ile yapılmalıdır
 
Ülkemizde yaşam hacimlerinde uygun ısıl konforun sağlanmasında, çok uç örnekler hariç olmak üzere, herhangi bir sorun yoktur. Bu olguda ısıl konforun insanlarca kolay anlaşılabilir - hissedilebilir olmasının büyük bir payı vardır. Bu alanda yapılacak çalışmalar ısıl konforun, uygun iç hava kalitesinin de korunarak insan sağlığından ödün vermeden minimum enerji ile yapılmasını hedeflemelidir. Arzu edilen hız ve yoğunlukta olmasa da çalışmalar sürmektedir. İç hava kalitesi ise, insanlar tarafından kolay anlaşılır-hissedilir bir olgu değildir. İnsan sağlığını tehdit eden iç hava bileşenlerinin duyularımızla algılanması hemen hemen mümkün değildir. Bu yüzden yaşam alanlarımızda iç hava kalitesinin uygun olarak sağlanması için insanların baskısı, konu ile olan farkındalıkları ile orantılıdır. Bu farkındalığın bilgi eksikliği nedeniyle çok düşük seviyede olduğu bir gerçektir. Kısa vadede, TESKON 2015’in özel teması, öncelikle bu farkındalığın güçlendirilmesine katkı koyacaktır. Söz konusu farkındalığın artırılmasının, ilgili bilgi ve teknolojinin paylaşılmasının, uzun vadede mimari tasarımdan yapı malzemelerine, kullanılan bina bakım ve temizlik malzemelerine, mekanik havalandırma sistemlerinin çağdaş teknolojinin kullanıldığı gelişimlerle yaygın olarak kullanılmasına kadar pek çok alanda etkisi olacaktır. 
 
“Simülasyon ve Simülasyon Tabanlı Ürün Geliştirme Sempozyumu” Türkiye’de ilk defa Teskon 2015’te yapılacak
TESKON 2015’te ilk defa yer alacak ve Türkiye’de ilk defa yapılacak bir sempozyumdan kısaca bahsederek bir hayalimi ifade etmek istiyorum. Bu sempozyum “Simülasyon ve Simülasyon Tabanlı Ürün Geliştirme Sempozyumu”dur. Son 50 yılda sonlu farklar, sonlu elemanlar, sonlu hacimler gibi sayısal tekniklerin ve buna paralel olarak bilgisayar yeteneklerinin çok gelişmiş olması, çözülemeyen sınır tabaka denklemleri gibi karmaşık ve lineer olmayan problemlerin çözümünü ve bu yolla ürün geliştirilmesini mümkün kılmıştır. Ürün geliştirmenin pahalı bir aracı olan deneysel çalışmalar da nihai doğrulama (validasyon) aracı olmuşlardır. Bu sempozyum ile simülasyon yönetmeleri ve simülasyon yönetmelerini kullanarak ürün geliştiren araştırmacı ve uzmanların çalışmalarının paylaşılması amaçlanmaktadır. Ben hem simülasyon konusunda ülkemizin lider konumda bir ülke olmasını hem de bu sempozyum örneğinde olduğu gibi, TESKON’ların her yenisinde en az bir teknik alanda önderlik etmesini hayal ediyorum.
Ben Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongrelerini, Tesisat Mühendisliği dışında hiçbir alanda hissetmediğim bir meslektaş birlikteliğinin, rekabet içinde dostluğun ve arkadaşlığın, öğrenmek ve öğretmek isteyen meslektaşlarımın heyecanının bir zirvesi olarak gördüm. Bu zirvenin yaratıcısının tesisat sektöründeki sivil toplum kuruluşlarının, hizmet ve ürün üreten firmalarımızın ve değerli meslektaşlarımızın, dünyada belki bir başka yerde görülemeyecek özverili katkıları olduğunu biliyorum. Gelecekte bu katkıların daha da artarak sürmesini hayal ediyorum.
Akademik hayatlarının odağına, sektörümüzün gelişmesini koyan akademisyenlerimizin çoğalmasıyla gelişen sektörümüzün, bilgi ve teknoloji üretmede de çağdaş karşıtlarıyla yarışarak, bilgi ve teknoloji liderliğinde yer edinmesini, bu liderliğin sonuçlarıyla TESKON’ların tüm dünyadan meslektaşlarımızın katılmak için yarıştığı bir bilgi ve sosyal etkinlik şöleni olmasını hayal ediyorum.
 
Makina Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Teskon Düzenleme Kurulu Üyesi Yunus Yener: "TESKON önemli bir bilgi üretme ve paylaşma platformu”


 
Tüm sektörümüzü TESKON 2015’e bekliyoruz
1990'lı yıllarda makina mühendisliğinin önemli alanlarından biri olan "Tesisat Mühendisliği"; yaşamımızın her alanında farkına varmadan yararlandığımız koşulların yaratıcısıyken, kamuoyunda pek tanınmamakta ve mesleki önemi yeterince kavranamamaktaydı. Yaşam giderek çok katlı ve büyük hacimli yapılara doğru taşınmakta ve bu yapılarda konforlu bir yaşamı tasarlamak noktasında tesisat mühendisinin sorumluluğu ve önemi artmaktaydı. O günlerde gelişmiş ülkelerde pek çok örneği görülen, ancak ülkemize henüz girmemiş olan bir organizasyonu, çağdaş bilgi ve teknolojilerin tartışılması ve yaygınlaştırılması amacıyla Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi ve Sergisi’ni ilk kez 15-17 Nisan 1993 tarihleri arasında İzmir Balçova Termal Tesisleri’nde düzenledik. Bugün on ikincisinin çalışmaları yürütülen ve 11 tane sunum salonunun bile yetersiz kaldığı bir sektörel kongreden bahsediyoruz ki; bu da kongrenin ulaştığı boyutu göstermektedir. Teskon; seminerleri, sempozyumları, kursları, teknik bildiri oturumları, panelleri, konferansları, çalıştayları, sabah toplantıları ve sosyal etkinliklerinin yanı sıra kongre paralelinde düzenlenen fuar ile oluşturduğu sinerjiyle; sektör için gelenek haline gelen önemli bir bilgi üretme ve paylaşma platformu olma özelliği taşımaktadır. Hazırlık çalışmalarına 2 yıl öncesinden başlanılan Teskon 2015 için düzenleme ve yürütme kurulları oluşturularak kongrenin çerçevesi belirlendi ve içeriğinin oluşturulması için çalışmalar başladı. Sektör derneklerinin görüşlerini almak amacıyla İstanbul'da toplantı gerçekleştirdik. Geçmiş yıllarda oluşan önerileri de göz önünde bulundurarak bugün hazırlıklarımızı belli bir aşamaya getirdik. Teskon'un, ilk düzenlendiği tarihten bugüne kadar kendi alanında çok ciddi bir bilgi paylaşım misyonunu yerine getirdiğini düşünüyoruz. Bu önemli etkinliğe bugüne kadar katkı koyan, bu başarıda payı olan herkese, kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyorum. Bu birlikteliği daha üst seviyeye çıkarabilmek için sektör içinde yer alan tüm kurum, kuruluş ve kişileri 8-11 Nisan 2015 tarihlerinde MMO Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi-İzmir'de düzenlenecek olan Teskon'a davet ediyorum.
“Sağlık için ısıl konfor ve iç hava kalitesi” tüm detayları ile incelenecek
Teskon 2015’te ana temayı “Sağlık İçin Isıl Konfor ve İç Hava Kalitesi” olarak belirledik. Tesisat mühendislerinin verdiği hizmetin amacını oluşturan ısıl konfor ve iç hava kalitesi konularını geçmiş kongrelerde, seminer ve sempozyumlarımızda ele aldık ve bunlar, katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. Bu konuda kongrede görüşülen konular değerlendirilerek sonuç bildirgemizde kamuoyu ile paylaşıldı. Bunları kısaca şu şekilde özetleyebilirim: Gelişmiş ülkelerde ve ülkemizde yapılan araştırmalar, mekanik havalandırma tesisatları olmayan okullarda iç hava kalitesinin düşük olduğunu ve bunun sonucunda astım ve astıma bağlı sağlık problemlerinin daha fazla olduğunu göstermektedir. Günümüzde, hava kalitesinin yeterli olmaması nedeniyle artan astım vakaları ve bulaşıcı hastalıklar okullardaki devamsızlığın ana nedenlerinden biridir. İç hava kalitesinin uygun olmaması, sağlık problemleri doğurduğu gibi, öğrencilerin öğrenim performansını da etkilemektedir. Düşük iç hava kalitesi, dikkati azaltmakta, beyin aktivitelerini negatif yönde etkilemektedir. Yapılan araştırmalarda iç hava kalitesi yüksek olan bir okulda, sınavlardaki başarıların, iç hava kalitesi kötü olan okullara göre %14-15 daha yüksek olduğu görülmüştür. Ülkemizde sınıflardaki öğrenci sayılarının daha fazla olması iç hava kalitesinin bozulmasını hızlandırmakta ve sebep olduğu olumsuzlukları arttırmaktadır. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığımız iç hava kalitesinin uygun değerlerde olması için yeni okul projelerinde mekanik havalandırmayı zorunlu kılmalıdır. Mevcut okullarda da belli bir program çerçevesinde eksikliğin giderilmesi planlanmalıdır.
İç hava kalitesinin geliştirilmesi ile ilgili uygulamaların yanında, ülkemizde iç ve dış hava kalitesinin yer ve zamana bağlı değerlerinin belirlenmesine yönelik yoğun araştırmalar başlatılmalı ve desteklenmelidir. Çünkü iklim, kullanılan malzeme, yakıt, kültür ve diğer bazı faktörlerden kaynaklı olarak iç ve dış hava kirliliğine sebep olan kirleticilerin kompozisyonunda ülkeden ülkeye farklılıklar görülmektedir. Ayrıca, insanların zaman-aktivite bütçeleri de farklılık göstermektedir. Münferit küçük çaplı araştırmalar yapılmakla birlikte ülkemizde mevcut bina stokundaki iç hava kalitesini betimleyecek ve iç hava kalitesini etkileyen değişkenlerin etki düzeylerini ve ülkemize has değişkenler olup olmadığını araştıran geniş çaplı çalışmalar bulunmamakta. Yani bir mevcut durum bilgisi eksiği var. Bu eksiğin giderilmesini takiben insan sağlığını korumak için zaman-aktivite bütçelerine dayalı olarak kirleticilere, maruz kalma sürelerini minimize edecek şekilde iç hava kalitesi rehber değerleri ya da standartları oluşturulmalıdır. Şimdi bu konuları daha kapsamlı ele alarak sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.
 
Sektörümüzde çözüm bekleyen bazı sorunlar var
 
Kentsel dönüşüm çalışmaları; geleceğin sağlıklı, güvenli, enerjiyi verimli kullanan, çevreye en az zarar veren, konforlu yapılarını oluşturma stratejisiyle, uzman kesimlerce çok yönlü olarak ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle yapılacak çalışmaların temel ilkeleri ve işleyişi açısından ülke genelinde tartışmaların yaygınlaştırılması, bilimin, tekniğin, ilgili kurum ve kuruluşların ve en önemlisi halkın karar süreçlerine katılması çok önemlidir. Bugün baktığımızda kentsel dönüşüm, kentin rantı yükselen bölgelerine yönelik geliştirilen yıkım ve yeniden yapım süreçleriyle bir yandan kent yoksulları yerlerinden edilirken, diğer yandan kentsel dönüşüm projeleri üzerinden sermayeye kaynak aktarımı hız kazanmıştır.
Meslek içi eğitimin önemi, kurslara yoğun katılım ile kanıtlanmıştır. Meslekte uzmanlık ve belgelendirme çalışmalarında Makina Mühendisleri Odası’nın yanı sıra sektör dernekleri ve üniversiteler de bu süreçlere katkı koymalı ve bu alanda uygulamalı eğitim merkezleri hayata geçirilmelidir.
Ülkemizde hastane hijyenik alanlarının klima ve havalandırma tesisatı, test, devreye alma ve bakımı konusunda zorunlu bir norm olmaması, bu alanda keyfi uygulamalara yol açmakta ve sağlığa aykırı hastaneler ortaya çıkmaktadır. Bu alanda Odamız tarafından önerilen standart taslağı hazırlık çalışmaları ilgili kurumların da destekleri alınarak bir an önce standart olarak yayımlanmalıdır.
Tasarım süreçleri alanındaki yasal mevzuatın sürekli değişikliğe uğraması ve uygulanamayan mevzuatın dayatılması sorunları nedeniyle, tasarımcılarımız asıl odaklanması gereken teknik standartlar özelinde çalışmalara başlayamamakta, bunun sonucunda doğru ve uygulanabilir tasarımlar gerçekleşememektedir.
"Ruhsat Projesi" diye tabir edilen ve sadece yapı ruhsatı almak amacıyla yapılan projeler uygulama aşamasında değişikliğe uğramakta, yapılar ilgili idarelerce onaylanmış olan tasarımından farklı sonuçlanmaktadır. Bunun önüne geçilmesi için yasal mevzuat yeniden düzenlenerek, gerçek ihtiyaçlara yönelik planlamanın önü açılmalıdır.
Son yıllarda gerçekleştirilen yönetmelik değişiklikleri tasarımcı mimar ve mühendislerin meslek odalarıyla bağlarını koparmaya yöneliktir. Bu değişiklikler, gerek mesleki denetimlerin, gerekse bu kongrelerde yürütülen çalışmaların meslek ve meslektaşların gelişimine ve bu alanın kamu yararına düzenlenmesine engel olmaktadır. 

Etiketler