Header Reklam

Teamİstanbul: “Algaetect House, başarılı bir bütünleşik tasarım örneği”

12 Nisan 2017 Dergi: Nisan-2017

Sürdürülebilir enerji kavramının bina ölçeğinde uygulanmasını amaçlayan ve ilk kez 2002 yılında ABD Enerji Bakanlığı (DOE) tarafından başlatılan öğrenci proje yarışması Solar Decathlon’un 2017 yılı sonunda Çin’in Dezhou kentinde yapılacak olan ayağında (SDC’17) Türkiye’yi İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) konsorsiyumundan oluşan “Teamİstanbul” takımı temsil edecek. Termodinamik dergisi olarak Teamİstanbul çekirdek takımıyla siz değerli okuyucularımız için buluştuk ve proje yarışmasının detaylarını dinledik…

Nilüfer Eğrican: “Solar Decathlon, çok faydalı deneyimlerin kazanıldığı bir okul”

Solar Decathlon, iki yıllık süreç içinde, farklı disiplinlerin işbirliği ile tasarlanan, uygulanan ve ticarileştirmeyi amaçlayan üniversitelerarası bir yarışmadır, bir araştırma projesidir. ABD Enerji Bakanlığı (DOE)’nın yürüttüğü yarışma, ilk olarak 2002 yılında ABD’de yapıldı. 2005’te, yine Amerika’da ikincisi düzenlendi ve 2005’ten bu yana iki yılda bir tekli yıllarda yapılıyor. Solar Decathlon, ilk dönemlerinden itibaren büyük bir ilgiyle karşılandı ve katılım, her yarışmada artış gösterdi. Hâl böyle olunca yarışma 2010 yılından itibaren Avrupa’da da düzenlenmeye başladı. Avrupa’da da, Amerika’da olduğu gibi, iki yılda bir ancak çiftli yıllarda düzenleniyor. 2018’de yine yapılacak. Avrupa’dan sonra Uzakdoğu devreye girdi ve 2013 yılında Çin’de başladı, 2015’te ikincisi düzenlendi, 2017’de de üçüncüsü düzenlenecek. 2015’te ise Latin Amerika’da başladı ve yine iki yılda bir düzenleniyor. Bu yıl da ilk defa Ortadoğu devreye girerek, 2018’de yarışmayı düzenleyeceğini duyurdu.

Solar Decathlon’u ilk defa 2002 yılında DOE ile işbirliği yaparak bu işi başlatan University of Maryland’da gördüm. 2015 yılının Kasım ayında bu yarışmaya katılma kararı aldık. Kasım ayının sonunda bir grup kurduk. Bu grubu kurarken İTÜ’den Murat Çakan hocamız, YTÜ’den Özden Ağra ve Derya Burcu Özkan hocalarımız sağ olsunlar çok ilgi gösterdiler, proje ekibimizi oluşturacak öğrencileri belirlediler. Bir önceki yarışmada da işin içinde olan İKÜ Mimarlık Bölümü genç hocalarından Ömer Saatçioğlu, projemizin mimari ayağı olarak katılacağını belirtti. İTÜ ve YTÜ, bize bütün mühendislik dallarını sundu. Bunun içinde sadece makine, elektrik, inşaat değil, kimya, çevre, endüstri, işletme mühendisliği de var. Tüm mühendislik dallarını her iki üniversitemizden oluşturarak (özellikle makine, inşaat ve elektrik mühendisliklerine ağırlık vererek) ve İKÜ’den de Mimarlık dalını alarak “Teamİstanbul” adlı ekibimizi kurduk. Takımın (projenin) Genel Yöneticiliğini ve Yürütücülüğünü ben yapıyorum. Üniversitelerimizdeki teknik çalışmaları da yukarıda sözünü ettiğim hocalarım yürütüyor.

Teamİstanbul; Ben ve diğer öğretim üyelerimizin yanı sıra, ağırlıklı olarak doktora, yüksek lisans ve lisans öğrencilerinden oluşuyor. Ayrıca sektörümüzden mentörlerimiz var. Yaklaşık altmış kişilik bir takım. Kasım 2015’te, bir buçuk yıl evvel, projeye başladığımızda gerçekleştirdiğimiz tartışmaları çok önemsiyorum. Hangi sistem olmalı konusunun üzerinde aylarca tartıştık. Çünkü Solar Decathlon yarışmasında üç alanda katkı isteniyor: “Eğitime Katkı”, “Araştırmaya Katkı” ve “Topluma Katkı”.

“Eğitime Katkı”, çalışmanın sonuçlarının ders planlarında yer alması, seçime bağlı ders açılmasıyla sağlanıyor. Buna en güzel örnek İKÜ’de “Solar Decathlon” dersinin açılmasıdır.

İkinci katkı olan “Araştırmaya Katkı”, üniversiteler arası iş birlikleri ile sağlanıyor. Yarışmaya tek bir üniversite de başvurabilir ama istenen; birden fazla üniversitenin yer alması, iş birliği yapılması ve bu işbirliğinin devamının sağlanması. Bu iş birliği, sadece üniversiteleri değil sektörü de kapsıyor; üniversite-sektör işbirliğinin sağlanması esasına dayanıyor. Solar Decathlon yarışması, bir araştırma projesi şeklinde yürüdüğü için de araştırmaya katkısı zaten kaçınılmaz oluyor. Proje sonunda bildiri, makale yayımlanıyor ve patent başvurusu yapılıyor.

Üçüncü katkı olan “Topluma Katkı ve Sosyal Bilincin Oluşturulması”, topluma fayda sağlanması ve toplumun bilinçlendirilmesi, eko bilincin oluşturulması ile sağlanıyor.

İnovatif çözümlerin bulunması konusuna da çok önem veriliyor. Sunulan çalışmada; yeni yapı teknolojilerinin ve malzemelerinin, mekanik tesisatta yenilikler ve farklı uygulanmaların yer alması isteniyor. Sonunda da patent ve yayınların elde edilmesi hedefleniyor. Nitekim ilk yayınımız, 19-22 Nisan 2017 tarihlerinde düzenlenecek Teskon Kongresi’nde sunulacak. Bildiriyi Neslihan Say, Evren Arslaner, Burak Döner, İsmail Çelik ve Alişan Gönül yazdı ve kabul edildi. İSİB’in 6-9 Nisan’da Antalya’da gerçekleştireceği Sektör Buluşması’nda da bir sunumumuz olacak. Benimle birlikte, Neslihan Say ve Alişan Gönül sunacak.

Solar Decathlon’da yapılan çalışmalar; tasarım, uygulama ve işletme aşamalarından oluşuyor. Uygulanabilirliğin sadece proje bazında kalması aranan bir durum değil. Dolayısıyla uygulama-işletme kısmında, “Algaetect House’’ ismini verdiğimiz evimizi tamamen inşa edeceğiz, 120 m2’lik bir konut olacak. Belediyelerin gösterdiği uygun alanlarda veya üniversite kampuslarında evimizi sergileyeceğiz, çalışmalarımız hakkında bilgi vereceğiz. Tüm bu çalışmaları sektörel yayınlarımızda duyuracağız. Şimdiden üniversitelerde tanıtımlara başladık. Tanıtım günlerimizi, YTÜ’de başlattık ve yaklaşık 400 kişiye projeyi anlattık. Müthiş bir ilgiyle karşılandık. 1. sınıf öğrencilerinden dahi katılmak isteyen oldu ve bu bizi çok mutlu etti. YTÜ’nün ardından İTÜ’de de bir tanıtım toplantısı gerçekleştirdik. Bu tanıtım toplantılarını, sömestr bitmeden lise öğrencileri için de gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Projeyi İSİB’e, İklimlendirme Meclisi’ne de anlattık, zaten İSİB projemizi destekliyor. TİM’in Ankara’da düzenlediği İNOVASYON HAFTASI 2016 Etkinlikleri Programında Projemiz benim tarafımdan sunuldu. Facebook’ta tanıtım yapıyoruz. Tüm sosyal medya organları da dâhil olmak üzere mümkün olduğu kadar çok tanıtım yapacak ve toplumu bilinçlendireceğiz.

“Algaetect House’’ adlı tasarım modelimiz, bir yapıya entegre edilebilir şekilde modüler olarak tasarlandı, yani bir sitenin veya çok katlı bir binanın bir parçası olabilir. Ortaya çıkacak eserde, yeni yapı teknolojileri geliştirildi. Buna örnek olarak; İstanbul Teknik Üniversitesi Nanobilim ve Nanoteknoloji programından iki yüksek lisans öğrencisinin, Alkan Sancak ve Sertaç Toröz’ün tezlerinde geliştirdiği “ses yalıtım malzemesi”ni verebiliriz. Bu iki değerli öğrencimiz, DKM İnşaat ve Danışmanlık’ın mentörlüğünde geri dönüşüm kauçuk malzemelerinin nano malzemeler katkısıyla performanslarını artırarak bir ses yalıtım malzemesi geliştirdi. Bu malzemeyi Algaetect House’da döşeme altı ve duvar içinde, alçıpan arkasında kullanacağız. Duvarlarımızda faz değiştiren özel malzemelerle çalışıyoruz. Ses yalıtım malzemesi ve faz değiştiren malzemelerle entegre bir duvar sistemi yapmayı planlıyoruz. Depremi de unutmadık tabii. İstanbul Teknik Üniversitesi Deprem ve Afet Yönetimi’nden bir öğrencimiz ve İnşaat Fakültesi’nden iki hocamız ile birlikte, yerli üretilecek sismik koruma ekipmanlarıyla Algaetect House’un deprem kontrolünü sağlayacağız. Sektör temsilcilerimiz de üniversitelerimizin çalışmalarına mentörlük yaparak destek oluyor. Evimizin uygulanabilirliği açısından onların da katkıları çok önemli.

SDC’17’e, 9 ülkedeki 45 farklı üniversiteden 22 takım katılıyor. DOE’nin koyduğu kurallara göre yarışmada takımlar 10 farklı kategoride (mimari, pazar potansiyeli, mühendislik, bilim-toplum etkileşimi, inovasyon, su kullanımı, sağlık ve konfor, donanım, ev hayatı ve enerji dengesi) puan toplamaya çalışacaklar. Her bir kriter 100 puan ve toplamda 1000 puan üzerinden değerlendiriliyor. Değerlendirme, sadece yarışma sırasında olmuyor. Ara raporlarımızı gönderiyoruz, çalıştaylara katılıyoruz. Yarışmaya hazırlık sürecinde ön çalışmalardan olan teknik çalıştayların ilki temmuz ayındaydı ancak ülkenin durumu sebebiyle yurt dışına çıkamadık. Çalıştayların ikincisi 13-16 Ocak 2017 tarihleri arasında Çin’in Dezhou kentinde yapıldı. Söz konusu toplantıda takımlar yarışmaya sunacakları ev modellerini (maketleri) sergilediler ve tasarladıkları evlerin karakteristik özellikleri hakkında sunumlar yaptılar. Ülkemizi temsilen Ömer Saatçioğlu ve Murat Çakan hocamız önderliğinde Teamİstanbul ekibinden İsmail, Alişan, Evren ve Neslihan, “Algaetect House’’ adlı tasarım modelimizin maketini götürdü ve çalışmamız, sunumlarda büyük ilgi gördü. Teknik çalıştayda maketleri gören ve evler hakkında bilgi alan jüri üyeleri görüşlerini bildirdi. Şunun da altını çizmek istiyorum: Maketimizin hazırlanmasında öncülük eden öğrencimiz YTÜ Mimarlık bölümü 2. sınıf öğrencisi Avni Yılmaz. İKÜ atölyelerinde Ömer hocamızın liderlik ve danışmanlığında maketi hazırladı. Doktora ve yüksek lisans öğrencilerimiz zaten çok başarılı işler yapıyor ama 2. sınıf öğrencisinin projemizin maketinin oluşturulmasına öncülük etmesi ayrı bir gurur veriyor. Solar Decathlon için geliştirilen inovatif yöntemleri ülke menfaatlerine taşımayı ve ihracatımıza katkı sağlamayı amaçlıyoruz.

Murat Çakan: “Algaetect House, ismiyle müsemma bir şekilde tasarlandı”

Algaetect House’un teknik kısmından bahsetmek isterim. “Algaetect House”un ısıtma ve soğutma ihtiyacının karşılanması, projenin teknik çalışmalarının başında geliyor. Bu konuda YTÜ, evaporatif soğutma üzerinde çalışıyor. “Algaetect House”, ismiyle müsemma bir şekilde tasarlandı. Evimize bu ismi vermemizin sebebi, yosun enerjisi kullanmamız. Katıldığımız çalıştaylarda, projemizin öncü bir proje olduğunu gördük. Çünkü sade mimarisi ve tasarımda kullanılan yenilikçi teknolojileriyle dikkat çeken “Algaetect House’’un yarışmada mühendislik, su kullanımı, inovasyon ve enerji kullanımı dallarında rakiplerini zorlayacağı yorumları yapıldı. Çalıştaylara katılan hiçbir ekipte görmediğim ve çok dikkat çeken bir çalışma olan “Algaetect House”; enerjisinin bir bölümünü yosunlardan (alg-enerji) elde etmesi, evaporatif soğutma, çeşitli doğal havalandırma stratejilerinin uygulanması, çatı ve duvar bahçeleri, etkin gölgeleme elemanlarının ve faz değiştiren malzemelerin, ses yalıtımı malzemelerinin, sismik koruma, güneş enerjisi uygulamalarının kullanımı gibi özellikleriyle ön plana çıkıyor. “Algaetect House” diğer tasarımlardan farklı olarak, evsel atıklarla beslenen bir sistemle çalışıyor. Bu sistemde yosunlardan ve organik atıktan elde edilen biyogaz, evin ihtiyacı olan elektriğin üretiminde kullanılıyor. Bunun dışında bilindiği gibi günümüzde iç hava kalitesi çok önemli bir konu. İç hava kalitesi tanımı, artık yavaş yavaş “iç çevre kalitesi” tanımına doğru gidiyor. Bunun nedeni de evin içine koyduğumuz eşyaların çıkardığı zehirli gazların ve insan sağlığına zararlı (VOC) bileşenlerin mümkün olduğu kadar fazla süpürülmesi. Dolayısıyla gelişmiş ülkeler, koydukları bazı regülasyonlarla evin içinde yer alan eşyaların zararlı etkilerini daha pazarın başındayken minimize ediyor. Türkiye, henüz böyle bir yolda değil maalesef. Bunu biz hava kalitesini iyileştirme yoluyla sağlıyoruz. Algaetect House’da da aynı izlek üzerinden gidiyoruz. İç hava kalitesini mümkün olduğu kadar doğal yollarla yani mekanik tesisatı gerektirmeyecek yollarla sağlamaya çalışıyoruz.

Neslihan Say: “Algaetect House atıklardan yosun, yosundan da enerjisini üretiyor”

Biyoloji lisansımın ardından deniz biyolojisi üzerine yüksek lisansımı, sonrasında ise çevre mühendisliğinde doktoramı tamamladım. Yüksek lisans tezimi üzerine yaptığım “mikroskobik yosun (mikroalg) türleri ile arıtım yapma ve deniz kirlenmesinin önüne geçme” fikri beni Çevre Mühendisliği’nde doktora programına başlamaya yönlendirdi. Bunun üzerinde 2009 yılında Gebze Teknik Üniversitesi’nde mikroalgal biyodizel üzerinde çalışmalar yapan, değerli danışman hocam Prof. Dr. Mirat Gürol ile yollarımız kesişti. Doktora tezimi, mikroskobik yosunlarla atıksu arıtımı ve enerji eldesi amacıyla biyokütle üretimi üzerine tamamladım. İTÜ’de doktora dışındaki çalışmaları misafir olarak yürütürken Solar Decathlon ekibiyle tanıştım. Anaerobik arıtma ve biyogaz üzerine çalışmaları olan Yrd. Doç. Dr. Mahmut Altınbaş ve kendisinin lisansüstü öğrenci ekibiyle birlikte “insan idrarının yosunlarla arıtılması ve üretilen yosundan biyogaz üretimi” üzerine çalışmalara başladık ve böylece Solar Decathlon ekibine dâhil olduk. Nilüfer hocamızla, evimizde hangi yenilikçi teknolojilerin olması gerektiği üzerine kafa yorarken, yosun teknolojisinin enerji ve atık minimizasyonuyla birlikte ele alınması üzerine bir teklifte bulunduk. Atığın arıtılmasının, evin enerji tüketimine katkısının ve bu yükün azaltılmasının da yarışmada beklenen kriterlerden biri olduğunu öne sürerek atıkları ayırarak arıtma yoluna girdik. Evin tüm atıklarının enerji üretimine katkı sağlayacağı şekilde bir sistem tasarlamaya, aynı zamanda sıfır atık ve sıfır emisyon olarak tanımlanabilecek bir tasarım ortaya koymaya çalıştık.  Islak hacimden toplanan atıksu akımlarını sarı (idrar), gri ve siyah (dışkı) su olmak üzere ayrı düşündük. Sarı ve gri suyu yosun üretiminde kullanıp daha sonra bu yosun biyokütlesinin mutfaktan gelen organik atıklar ve siyah su  ile karıştırarak biyogaz elde etmek için kullanılacağı bir atıktan enerji kavramı geliştirdik. Bu gazın evin ısıtma ve soğutmasında hatta elektriğin bir kısmının üretilmesinde kullanılması önerisinde bulunduk. Ayrıca makine mühendisliği anabilim dalından arkadaşlarımla beraber evin CO2 emisyonunun, yosunlar tarafından tutulması için, yosun havuzuna verilmesi ve sıfır emisyon hedefine ulaşılması için çalışmalarımız devam ediyor. Neticede “Algaetect House”, kendi atıklarından enerjisinin bir kısmını üretecek ve dışarıya da minimum atık çıkaracak sürdürülebilir bir ev olarak tasarlandı. Murat hocamızın da söylediği gibi, Solar Decathlon’da yer alan 22 takım içinde, bu konuyu uygulayan tek takım Teamİstanbul. Bu da bizim farklı bir yönde ilerlediğimizi gösterir nitelikte.

Mikroskobik yosunlarla enerji üretimi, globalde de yaygın bir çalışma değil. Konutsal anlamda yosundan enerji üretimini gerçekleştirebilen dünyada sadece bir tane proje var. Bu proje, Almanya Hamburg’da yer alıyor. Fakat bu binada, yosun üretmek için gerekli olan besinler (nutrients), Algaetect House’da olduğu gibi atıklar vasıtasıyla değil, dışarıdan tamamen kimyasal bir kaynaktan para ödenerek sağlanıyor. Algaetect House’un farkı, yosun enerjisini atıklardan üretecek olması. İşte tam da bu noktada, mikroskobik yosunlarla enerji üretimi teknolojisine inovasyon kazandırdık. Projemiz, yosun enerjisinin konutta kullanılması açısından dünyada ikinci proje. Farkımız, bu enerjiyi atıklardan sağlamamız, bu açıdan dünyada ilk ve tekiz.

Alişan Gönül: “Algeatect House’un HVAC alanında pasif sistemleri uyguluyoruz”

YTÜ Makine Fakültesi Makine Mühendisliği bölümünde Isı-Proses programında doktora öğrencisiyim ve aynı üniversite de araştırma görevlisi olarak çalışmaktayım. Termodinamik ve Isı Transferi üzerine çalışmalarımı sürdürüyorum. Özden Ağra hocamızın Nilüfer Eğrican hocamız ile iletişimi sonrasında, 2015 yılının Kasım ayında Solar Decathlon’un bir parçası olduk. O günden beri hem sektörün öncü firmalarının hem de değerli hocalarımızın danışmanlığında yapılan pek çok toplantı ile kendimize çok şey kattığımızı düşünüyorum. Böylesi uluslararası yarışmalar öğrencilerin kendilerini geliştirmesi açısından çok önemli platformlar. Öğrencilerin mimarlık-mühendislik eğitimi sırasında en çok arzu ettiği şeylerden birisinin somut hale dönüşmüş projeler olduğunu görüyoruz. Bu yarışmanın bu kapsamda büyük bir fırsat olduğunu düşünüyoruz ve böylesi bir projenin parçası olmak hepimizi heyecanlandırıyor. Yarışma sürecinde adeta akademi gibi olduk. Öğrencilerimizin aktif mühendislik hayatlarında kullanacakları, onları bir üst seviyeye taşıyacak Revit, Sketchup, HAP, Fluent, Autocad, BlueSol gibi programları aktif olarak dizayn ve hesaplamalarda kullanıyoruz ve birbirimize öğretiyoruz. Bu noktada bilgi paylaşımımız çok iyi seviyelerde.

Biz Algaetect House’un HVAC sistemlerini tasarlayan ekibiz. Isıtma soğutma ve diğer tesisat alanlarında Akım Mühendislik ile birlikte, Murat Çakan, Özden Ağra, Derya Burcu Özkan ve Nilüfer Eğrican hocalarımızın danışmanlığında sistemleri projelendiriyoruz. HVAC sistemlerini temelde ısıtma ve soğutma olarak iki başlıkta inceliyoruz. Sistem yüklerinin karşılanmasını güneş enerjisi temelinde düşünüyoruz. Ancak, güneş bilindiği gibi belli saatler aralığında ihtiyaçlarımıza cevap verebiliyor. Onun haricindeki enerji ihtiyaçlarını karşılama noktasında hem faz değiştiren malzemelerden hem de alternatifli sistemlerden faydalanıyoruz. Örneğin soğutma sistemini; ağırlıklı olarak evaporatif soğutma ile olmak üzere, doğal havalandırma ve havadan suya ısı pompasıyla da sağlıyoruz. Isı pompasını sadece soğutma sistemine entegre etmekle kalmıyoruz, COP’sini artıracak çözümler üzerine çalışmalar yapıyoruz. Isıtmayı ise temelde parabolik çanak tip kolektör sistemiyle sağlıyoruz. Isıtma enerjisinin güneş ile karşılanması durumunda yetersiz kalınan noktalarda havadan suya ısı pompası uygulamasından faydalanacağız. Bu daha önceki yarışmalarda görmediğimiz bir sistem. Bunun amacı da, daha küçük alanlarla yüksek verimli sistemler dizayn etmek. Önceki yıllarda çalışmalar daha çok düz kolektörlerle yapılmış ama onlar çatıda daha çok yer kapladığı için biz parabolik çanak tip kolektör sistemini tercih ettik. Tercih ettiğimiz bu sistem ayrıca yüzde 70-80’lere varan verimlerde çalışıyor. Binanın ısıtma ve soğutma sistemlerinin dizaynında bütünleşik tasarım noktasında mimari, elektrik ve peyzaj grubu ile aktif olarak çalışıyoruz.  Gölgelendirmeler, kullanılan cam alanları, duvar bahçeleri, seçilen enerji verimli cihazlar ile ısıtma ve soğutma yüklerini oldukça azaltma fırsatı bulduk. Algaetct House’da sunduğumuz tüm bu avantajlarla fark yaratacağımıza inanıyorum. Zaten Çin’de Ocak ayı içerisinde düzenlenen Workshopa gittiğimiz zaman, mühendislik ve mimarlık noktasında da çok iyi durumda olduğumuzu gördük. Teamİstanbul olarak, diğer 21 takımdan çok daha inovatif çalışmalara imza attığımızı düşünüyorum. Yarışma aşamlarından birisi de iletişim. Bu amaçla YTÜ ve İTÜ’de sunumlar yaptık ve müthiş bir ilgiyle karşılaştık. Bu bilgilendirme ve farkındalık sunumları farklı üniversiteler, liseler ve çeşitli konferanslarda devam edecek. Aynı zamanda sosyal medya aracılığıyla da insanlarımızın yenilenebilir enerji kaynaklı sürdürülebilir binalara yönelik farkındalığını arttırmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda internet sitemiz http://www.sdcteamistanbul.com/ dir. Ayrıca Solar Decathlon Team İstanbul adlı Facebook sayfamız ve “sdc17_teamistanbul” isimli Instagram hesabımız ile çalışmalarımızı insanlarla paylaşıyoruz.

Evren Arslaner: “Solar Decathlon, farklı disiplinlerle bir arada çalışma fırsatı sundu”

İTÜ Enerji Enstitüsü’nde yüksek lisansıma devam ediyorum, tez aşamasındayım. Aynı zamanda Akım Mühendislik firmasında da mekanik tesisat ve enerji verimli binalar üzerine çalışmalarımı sürdürüyorum. Algaetect House’un mekanik ve elektrik kısmınlarında çalışıyorum. Proje kapsamında yosun teknolojisinden oksijen üretmenin yanında enerji anlamında da faydalanmayı hedefliyoruz. Bu bağlamda yosun enerjisiyle elektrik üretmeyi hedefliyoruz. Yosun biyokütlesini, organik atıkları ve tuvalette ayırdığımız siyah sudan elde ettiğimiz biyogazı bir mikrokojende yakmak suretiyle elektrik üreteceğiz. Tabii evin ölçeği bazında atık miktarımız sınırlı olduğu için evde üreteceğimiz elektrik de sınırlı. Önceliğimiz bu sistemle elektriği sağlamak. Elektriğin yeterli olmadığı durumlarda ise PV destek sistemimiz devreye giriyor. Ayrıca yarışma kapsamında bir şebeke bağlantısı da olacak. Algaetect House, mekanik ve aydınlatmayı da kapsayan bir otomasyon sistemine de sahip olacak. Neyin nerede devreye gireceğini bu otomasyon sistemiyle kontrol edeceğiz. Bu konuda da çalışmalarımız devam ediyor, otomasyon sistemiyle evimizin otomatik kontrolünü sağlamayı planlıyoruz.

Solar Decathlon Teamİstanbul ekibinin bir parçası olduğum için çok mutluyum, bana çok şey kattığını düşünüyorum. Solar Decathlon; hem sektörel hem akademik açıdan çok kıymetli hocalarımızla, değerli öğrenci arkadaşlarımızla, deneyimli kişilerle tanışma ve farklı disiplinlerle bir arada çalışma fırsatı sundu. Makine mühendisi olarak projelere belli bir bakış açımız oluyor ama olaya çevre mühendisliği, mimari ve elektrik de dâhil olunca işe çok farklı açılardan bakmaya başladık ve bu durum, projemiz için yeni teknolojiler geliştirmemizi sağladı. Nilüfer hocamın da belirttiği gibi inovatif sistemler üzerinde çok durduk, hocalarımız ve sektör danışmanlarımız ile birlikte beyin fırtınaları yaptık. Dolayısıyla bunun üstünde durmamızın meyvesini de Çin’e gittiğimizde gördük. Çin’de Solar Decathlon Komitesinin Başkanı, Algaetect House’un inovatif açıdan birçok projeyi zorlayacağını ve çok farklı olduğunu vurguladı. Alişan arkadaşımın da bahsettiği gibi; ısıtmada önceliğimiz çanak tipi sistem, eğer yeterince güneş alamazsak bunu ısı pompası ile destekliyoruz. Buradaki en önemli şey, bir akümülasyon tankında tüm enerjileri toplayıp oradan hem ısıtmayı hem sıcak suyu beslemek. Bu akümülasyon tankı da enerji tasarrufu açısından projenin çok önemli bir noktası. Ayrıca hâlihazırda sistemlerimizi mimariye ve elektriğe uyarlamak konusunda, aynı masada fikir paylaşımında bulunuyoruz. Artık “hangi sistemleri uygulayalım”dan çok “bu sistemleri nasıl akuple edebiliriz”i tartışıyoruz. Örneğin “kolektörü şuraya koyalım” dediğimizde mimari bunun uygun olmadığını söylüyorsa, işe farklı açıdan bakmaya başlıyoruz.

Burak Döner: “Algaetect House, artı enerjili bir konut olarak uygulanabilir”

İKÜ Mimarlık anabilim dalı yüksek lisans öğrencisiyim. Solar Decathlon ile Ömer Saatçioğlu hocamın sayesinde tanıştım ve onun öğrencisi olarak projeye dâhil oldum. Projede en çok ilgimi çeken konu, öğrencilerin aktif bir şekilde rol alması oldu. Bunun çok büyük faydaları var. Birçok prensipte ortak karar alınması gerekiyor. Mimari açıdan bu çok önemli bir konu. Algaetect House’un temel mantığı; modülerlik, basitlik, esneklik ve sadelik olarak belirlendi. Konutumuzda, metreküp anlayışına dayalı bir sistemle modüler yapılanmaya sahip bir tasarım sistemi kullandık. Farklı işlevler için farklı yükseklikler kullanılıyor. Bu bir enerji verimliliği yarışması olduğu için ferah hacimlerin mekanik sistemlerle uyumunu en efektif şekilde değerlendiriyoruz. Konutumuzu farklı ihtiyaca ve kişi sayısına göre çeşitli büyüklüklerde tekil birim olarak tasarladık. Proje, tekil proje olarak gözükmesine rağmen yoğun kent dokusu içerisinde de yer alabilmesi amacıyla farklı sayıda ve boyutta birimlerden oluşan bir konut kompleksi olarak da değerlendirilebilir. Bir diğer ve rakip yarışmacılarda bulunmayan alternatifi ise birimin bir parazit yapı düşüncesiyle mevcut yüksek katlı yapılar üzerine konumlandırılabilmesi ve enerjisini mevcut yapının atıklarıyla karşılayabilecek olmasıdır. Bu bütünlükte düşündüğümüz zaman, diğer sistemlerimizin verimi de artış gösteriyor ve konutumuz daha fazla enerji üretmeye başlıyor. Verimliliği sıfır enerjinin da ötesine geçip artı enerjiye dönüşebiliyor. Yani Algaetect House, artı enerjili bir konut olarak da uygulanabilir. Enerji bağlamında çok esnek bir konut geliştirdik. Rüzgâr kapanı, güneş bacaları gibi pasif sistemleri kullandık. Bunun yanına mekanik sistemleri de dâhil ederek enerji simülasyonunu en verimli hale getirmeye çalıştık. Sonucunda enerji verimliliğimiz çok yüksek oranlara ulaştı. Diğer projelerden bizi farklı kılan konulardan birkaçı da bunlardır. Disiplinler arası tasarım sayesinde verimli bir proje ortaya koyduk ve değerli hocalarımızın liderliğinde yaptığımız çalışmalarla projeyi geliştirmeye devam ediyoruz. Yosun teknolojisi bu konuda yeni kavramlardan biri. Bizim bunu uygulayabiliyor olmamız, küresel ölçekte de çok büyük bir yenilik olacak. Neslihan hanımın da belirttiği gibi, yosun teknolojisini farklı bir yaklaşımla kullandığımız için Algaetect House dünyada ilk olacak. Fotovoltaik paneller birçok projede kullanılır ama bizim yaklaşımımız, bu panellerden en yüksek verimi diğer sistemlerle birlikte almak, diğer sistemlerle entegrasyonunu sağlamak ve binamızın kendi enerjisini kendisinin sağlamasını gerçekleştirmekti. Tasarım yaklaşımımız bu şekilde özetlenebilir.

Murat Çakan: “Güneş bacasının gölgesinin nereye düşeceği bile bu projede önem kazanıyor”

Burak’ın belirttiği güneş bacası ve rüzgâr kapanından bahsetmek isterim. Güneş bacasının ebadı ve konumu önemli. Konutumuza bir baca yerleştirdik, bu aslında içeriye hava alan bir baca ama bu bacanın doğal olarak gölgesi evin üzerine düşüyor. Bu gölgenin nereye düşeceği bile bu projede önem kazanıyor. Bunun için programlar da var, yani yıl boyunca binanın ve bina elemanlarının gölgesinin nereye düşeceği konusunda tahmin sağlıyor. Fotovoltaik üzerine düşen gölge minimize edilirse, doğaldır ki fotovoltaik panel verimi artacaktır. Bu, çok basit bir şey gibi görünebilir ama bütünleşik tasarımda mimarın mühendisle çalışmasının ne kadar önemli olduğunu gösteren küçük bir örnek.

Neslihan Say: “Evdeki yaşam, enerji verimliliğinin kilit noktası”

Evi tasarlarken evde yaşayacak kişi sayısından kullanılacak eşyalara kadar her şeyi düşündük. İki kişinin yaşayacağı bir ev olacak. Zaten Solar Decathlon’da yaşam senaryoları var. İki öğrencimiz, bir ay boyunca Algaetect House’da yaşayacak. Bu bir aylık yaşamda, evin şebekeden ne kadar enerji aldığı ve ne kadar enerjiyi şebekeye verdiği ölçülecek. Evdeki yaşam, enerji verimliliğinin kilit noktası.

Murat Çakan: “Evde kullanılacak klozetin bile çevreci olması önemli”

Evin içindeki eşyalar konusundan bahsetmek gerekirse, evde kullanılacak klozetin bile çevreci olması önemli. Yani bizim sistemimize akuple olabilecek, sarı, gri ve siyah suyu ayrıştırabilecek bir klozet gerekiyor. Tabii bunları, projenin ilerleyen dönemlerinde çözüme kavuşturacağız. Bu konuda da İTÜ Endüstriyel Tasarım grubumuzla yolumuza devam ediyoruz.

Nilüfer Eğrican: “Bir insanın yaşamına dair her şey bu yarışmanın konusu”

Beyaz eşyalarımızı bile planladık. Hatta elektrikli bir bisikletimiz olacak. Bu bisiklet, İTÜ’den kıymetli bir hocamız ve bir sanayi kuruluşunun ortak çalışması sonucu geliştirildi ve ticarileşti. Çünkü bu yarışmada konu sadece konut tasarımı değil, ulaşım da yarışmanın bir ayağını oluşturuyor. Bir insanın yaşamına dair her şey bu yarışmanın konusu.

Murat Çakan: “Spor yaparken ürettiğimiz enerjiyi ev için kullanacağız”

Evde yaşayacak olan iki öğrencimiz dışarıda elektrikli bisikleti kullanabilecek. Bunun yanında, evde kurulan düzenekte bu bisiklet ile kondisyon çalışması yaparak, harcadıkları enerjiyi elektrik enerjisine çevirebilecek ve evin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek. Spor yaparken ürettiğimiz enerjiyi ev için kullanacağız.

Neslihan Say: “Solar Decathlon, yaşayan bir köy gibi düşünülebilir”

Solar Decathlon yarışması için Çin-Dezhou’da 22 takımın 22 ev projesinin bulunacağı bir kampus tasarlanıyor. Bu 22 evdeki insanlar, bir ay boyunca orada yaşayacak, komşuluk ilişkileri geliştirecek ve birbirlerine yemek davetleri verecek. Okullar bu kampusu gezecek. Aslında Solar Decathlon, yaşayan bir köy gibi düşünülebilir. En son katıldığımız çalıştayda bize verdikleri bilgiye göre; sergi amaçlı kurulan bu köy, daha sonra sürdürülebilir enerji köyü olarak yaşamaya devam edecek. Çünkü bu çalıştayın yapıldığı ve yarışmanın da yapılacağı Dezhou kenti, Çin’in güneş enerjisi teknolojileri üzerine eğilen ve elektriğini güneş enerjisinden karşılamaya çalışan, yeni yapılanan bir proje kenti. Bu Solar Decathlon köyünü de 70 sene boyunca devam ettirmeyi umut ediyorlar. Yarışma sonrasında evlerin satışı da gerçekleştirilebilecek. Ticarileşme ayağı da tam da bu noktada devreye giriyor ve köyün 70 sene boyunca yaşaması sağlanacak.

Nilüfer Eğrican: “Sürekli öğrenmeyi sürekli öğretimle birleştirdiğimizde de ortaya Algaetect House gibi mükemmel bir iş çıktı”

“Algaetect House” tam da bir bütünleşik tasarım örneği. İlk günden son güne kadar bütün farklı disiplinler bir arada. Projenin başında masaya oturduk, hâlâ masadayız ve çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Ülkemizde yıllardır tartışılan ve hâlâ tam anlamıyla gerçekleştirilemeyen bir konu olan bütünleşik tasarımı, Teamİstanbul olarak Algatech House’da başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Bunu gerçekleştirirken “sürdürülebilir bütünleşik tasarım anlayışı” doğdu. En büyük isteğimiz, bu işbirliklerinin devam etmesi. Mesele, yarışmada birinci olmak değil, topluma fayda sağlamak ve toplumu bilinçlendirmek. Bir buçuk sene boyunca çok büyük kazançlar sağladık. Çünkü sürekli öğrenme söz konusu. Sürekli öğrenmeyi sürekli öğretimle birleştirdiğimizde de ortaya Algaetect House gibi mükemmel bir iş çıktı.

Murat Çakan: “Gençlerimize bütünleşik tasarım anlayışını aşılamak ve onların bu yönde ilerlemelerini sağlamak şart”

Şu konunun da altını çizmekte fayda var: Bütünleşik tasarımla ilgili her platformda konuşuyoruz, bu konu üzerinde saatlerimizi harcıyoruz ama bir türlü mesafe kat edemedik. Bunun kırılabileceği en güzel nokta; öğrencilerin projenin en başında tüm disiplinlerle birlikte çalışması ve o tecrübeleriyle profesyonel iş hayatlarında bütünleşik tasarımı doğal olarak uygulamaları. Yani bunu ne kadar yazarsak yazalım, her ortamda ne kadar konuşursak konuşalım bu anlayışın, belli bir aşamaya gelmiş mühendis ve mimar kadrosunda yerleşmiş olması gerekiyor. Öğrencilerimize bu anlayışı aşılar, onları bu sistematik üzerinden yetiştirebilirsek, bütünleşik tasarımdan başka bir yöntem bilemeyecekleri için işlerinin doğasında bütünleşik tasarım olacak. Türkiye’nin yapı stoku Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında çok iyi durumda. Fransa’da binaların yaklaşık yüzde 70’i II. Dünya Savaşı öncesinde inşa edilmiş. Bu durum, “retrofit” kavramına onların daha açık olduğunu gösterir. Türkiye olarak aslında bir açıdan şanslıyız çünkü “kentsel dönüşüm” adı altında birtakım şeyleri iyi anlamda değiştirmeye çalışıyoruz. Demek ki biz, yeni yaptığımız binalarda bu teknolojileri uygulamalı, bütünleşik tasarım mantığını gütmeliyiz. Bu ihtiyacın en yüksek noktada olduğu bir ülkeyiz. Herkese ulaşmamız mümkün değil, bunun farkındayız ama akademik camiada yetişen gençlerimize bu yenilikçi teknolojilerle birlikte bütünleşik tasarım anlayışını aşılamak ve onların bu yönde ilerlemelerini sağlamak şart.

Teamİstanbul: “Sürdürülebilir bütünleşik tasarım felsefemizle sonraki yarışmalara katılmayı ümit ediyoruz”

Solar Decathlon’a katıldığımız için çok mutluyuz. İyi ki böyle bir karar almışız ve bu güzel ekiple unutulmaz deneyimler kazandık. Müthiş arkadaşlıklar kurduk. Arkadaşlığımızın yanında kazandığımız deneyimin de devam edeceğine inanıyoruz. Mevcut evleri geliştirerek yarışmaya defalarca katılan takımlarla da tanıştık. Teamİstanbul olarak biz de sürdürülebilir bütünleşik tasarım felsefemizle bundan sonraki yarışmalara da katılmayı ümit ediyoruz. Bu güzel söyleşiyi gerçekleştirmemize olanak sağlayan Doğa Yayıncılık ekibine de teşekkür ediyoruz.