Header Reklam
Header Reklam

T.C. MSGÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Özgünler ve Maysistem Mühendislik Genel Müdürü Mert Konu: 'Ulusal Yeşil Bina Sertifikamız SEEB-TR hazır'

05 Ocak 2014 Dergi: Ocak-2014
T.C. MSGÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Özgünler ve Maysistem Mühendislik Genel Müdürü Mert Konu: 'Ulusal Yeşil Bina Sertifikamız SEEB-TR hazır'
“SEEB-TR” tanıtılmaya hazır

Yapı Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak adlandırdığımız birimimiz, Mimar Sinan Üniversitesi içinde yer alıyor ve 2008 yılından beri üniversite bünyesinde aktif durumda çalışıyor. Yangın güvenliği, yeşil binalar, proje yapım yönetimi gibi birçok konu uzmanlık alanımız dahilinde ve bu konularda dışarıya döner sermaye hizmeti de veriyoruz. 2010 yılında, İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle Prof. Dr. Sema Ergönül yürütücülüğünde “Yapılarda Enerji Verimliliği Araştırma-Geliştirme ve Bilgi Paylaşım Sistemi’nin Oluşturulması” isimli sürdürülebilir enerji etkin binalarla ilgili bir araştırma projesi aldık. O projede ÇEDBİK ile beraber çalışacaktık. ÇEDBİK bize işin özünü, çekirdeğini verecekti, bizler de insanların kolaylıkla kullanabileceği, kendi sertifikalarını online olarak kendilerinin alabilecekleri bir yazılım geliştirecektik. Araştırma projesi devam ederken, ÇEDBİK’ten bizlere altyapı oluşturacak dataların zamanında gelmediğini görüp kendi bilim kurullarımızı oluşturduk. Projenin altyapı oluşturma kısmını hızlandırmak amacı ile sertifika sisteminin özünü biz oluşturalım, yazılımı da buna göre yapalım dedik. Biz projeye başladığımızda, ÇEDBİK’in konutlar için olan sertifika sistemi çıktı. ÇEDBİK’in hazırladığı sistem sadece konutlar içindi. Biz, beş ayrı fonksiyon ve yeni, yenilenen ve mevcut binalar olmak üzere üç farklı bina tipinde sınıflandırma yapmayı düşünüyorduk. İki görüş birbirinden farklı olunca, birbirine paralel iki farklı proje yürümeye başladı. Başta GYODER olmak üzere KONUTDER, İZODER, YEM, GISP gibi çok sayıda sivil toplum kuruluşu da çalışmalarımızı destekledi. Keşke ÇEDBİK de bu dernekler arasında olsaydı. ÇEDBİK’in ana işi bu olduğundan seslerini bizlerden çok daha kolay duyurdu. Bizim açımızdansa bu proje, yürüttüğümüz çok sayıda projeden sadece biriydi. Yaptığımız çalışma biraz yol aldıktan sonra proje çıktısının ulusal sertifika sistemine taban oluşturabilecek olgunluğa eriştiğine karar verdiğimizde tanıtmak istedik. Geldiğimiz aşamada 7-8 Ocak 2014’te bir lansman ile çalışmamızı tanıttık. Lansmanla birlikte iki günlük sempozyum da düzenlendi. Çalışmamız hakkında detaylı bilgileri bu sempozyumda aktardık. Yaptığımız bu sertifika sistemi çalışmasının adını SEEB-TR koyduk. SEEB’yi, Sürdürülebilir Enerji Etkin Binalar olarak açabiliriz. İngilizce karşılığı da aynı harflere denk düştüğü için beğendik bu ismi (Sustainable Energy Efficient Building). Bir de sonunda TR var ki bu da sertifikanın ulusal bir sertifika olduğuna işaret ediyor. Sertifika sistemini oluşturmadan önce, dünyadaki mevcut sertifika sistemlerini araştırdık; DGNB, LEED, BREEAM, CASBY gibi sistemlerin hepsini derledik. Onların ana kriter başlıklarını ayırdık. Türkiye’ye ait bir sertifika sisteminde neler olması gerektiğini belirledik. Neticede 13 farklı kriter başlığı oluştu. Tabii en önemli kriter başlığımız diğer sertifika sistemlerindeki gibi enerji oldu ama sistemde, diğer sistemlerden farklı olarak “Afet ve yangın güvenliği” konusunda da bir modül bulunuyor. SEEB-TR de ayrıca “Uyarlanabilirlik” başlığı altında ele alınan kriterler ile binanın bir fonksiyondan diğer fonksiyona geçebilmesi için gerekli esnekliği desteklenmekte ve binanın fonksiyonel ömrü uzatılmaya çalışılmaktadır.

13 ana başlık ve çoktan seçmeli 600 kriter

13 başlık içinde; “Enerji”, “Su Verimliliği”, “Malzeme ve Kaynak Kullanımı”, “Konfor”, “Arazi Kullanımı”, “Atık Yönetimi”, “Proje Yapım ve Yönetimi”, “İşletme ve Bakım”, “Kirlilik”, “Uyarlanabilirlik”, “Afet ve Yangın Güvenliği”, “Tasarım” ve “İnovasyon” yer alıyor. Bu kriterlerin puanları yüzdelik dilimler üzerinden dağılıyor.  Bununla ilgili de bir bilim kurulu oluşturuldu; puanla ilgili altyapıyı, dağılımları onlar belirliyorlar. Bu sertifika sisteminin tamamen bağımsız, kendi kurumsal kimliği ile yaşayan bir sistem olmasını istiyoruz. Herhangi bir devlet kurumuna veya herhangi derneğe bağlı olmasından yana değiliz. Yani nasıl ki LEED, arkasında çok sayıda destekleyen kuruluş olmasına rağmen sadece LEED olarak biliniyor, biz de SEEB-TR’nin bu şekilde yürümesini istiyoruz. Üniversitenin sürekli ar-ge faaliyetleri ile sistemi ve yazılımı geliştirmesi gerektiğine inanıyoruz. Hazırladığımız yazılım, sertifika verme altyapısına sahip ama vermiyor çünkü ajansa verdiğimiz proje önerisinde “biz sertifika vereceğiz” diye bir kaygımız yoktu ama program bugün, sertifika verebilir hale geldi.
LEED’in içindeki “platinum”, “gold”, “silver” gibi bu sertifikanın da sınıflandırması olacak. Şu anda onun da puanlama yapısı tamamlanmak üzere. Belli yüzdelere ulaşıldığında, sertifika almaya hak kazanılacak ama bu ham bir sertifika olacak. Bunun üzerine kriterleri ne kadar çok geliştirip binayı daha iyi duruma getirirseniz, puanınız da buna göre artacak ve bir üst kademe sertifikayı alabileceksiniz. Özellikle altını çizmek istediğimiz bir konu var: Bakanlıkla görüşmelerimiz neticesinde sistemin daha sorgulanabilir, kriterlerin daha denetlenebilir olmasını ön planda tuttuk. Yani LEED, BREEAM gibi sistemlerde, danışmanlar tarafından sisteme aktarılan dökümanların gerçeğe uygunluğunu kimse sorgulamaz. Çünkü herkes beyan ettiği şeyin arkasında durmak zorundadır. Fakat Türkiye’de başlangıçta farklı yaklaşımlar olabileceği kaygısıyla devlet kanadı, sistemin daha denetlenebilir olması konusunda hassasiyet gösterdi. Biz de kriterlerimizi ve sistemi bu yönde geliştirdik. İstediğimiz belgeler de, kriter altyapıları da buna uygun olarak düzenlendi. Şu anda çoktan seçmeli olarak 600’e yakın kriter var. Bunların hangilerini puanlamaya dahil edeceğinizi seçebiliyorsunuz.

SEEB-TR’nin ücretleri LEED ve BREEAM’den çok daha düşük olacak

Çalışmadığımız tek konu ücret… Biz işe çok maddi olarak bakmadık açıkçası. Mesela yazılımda, “benim binam ne durumda, sertifika alabilir mi” diye ücretsiz faydalanılabilecek bir bölüm var. İnsanlar sertifika alıp alamayacaklarını online görebilecekler. Bunun yapılması halinde bir ara sertifika vereceğiz; o rapor olumluysa kişi sertifika için başvurabilecek. Ücretler konusunda henüz net bir belirleme yapılmadı ama LEED ve BREEAM gibi sertifika sistemlerinden çok daha düşük ücretler söz konusu olacağı kesin. Ayrıca ulusal olmayan sertifika sistemleri için yurtdışına akan önemli miktarda paranın yurtiçinde kalması sağlanacaktır, bu bile hepimiz için önemli bir kazançtır. SEEB-TR’nin kendi danışman sistemi de olacak. Mimarlar, mühendisler kendileri de girip kullanabilirler programı ama iş yoğunluğu sebebiyle kendi yapmak istemeyenler için SEEB-TR uzman danışmanları bu konuda destek verecekler. Bunların dışında hakemlerimiz de olacak. Söz konusu 13 ana başlık, 600 kriter, programda soru-cevap sistemi ile işliyor. Cevapların kimi ufak hesaplara kimi beyana dayalı olacak. Beyana dayalı olanlarda kişiler beyanlarını kanıtlamak zorunda. Mesela “yangın yönetmeliğine uygun mu?” sorusuna “uygun” yanıtını verenlerin itfaiyeden alınmış uygunluk raporunu programa girmeleri gerekiyor. Hakemlerimiz de sisteme girilen bu belgeleri inceleyecekler. Onlar raporları onayladığı takdirde, o kriterden puan alınabilecek. Girilen tüm parametrelerden puanlar alındıktan sonra toplam puan belirlenecek ve sertifika verilecek.

Onay mercii olan hakemlerimiz, proje sahiplerini görmeyecek

Sistem online bir sistem olduğundan hakemler de tüm Türkiye’den olabilecek. İstanbul’da bulunmayan veya döküman ulaştırılamayacak noktalardaki akademisyenler veya bu konuda hakemlik yapabilecek kalifikasyona sahip insanlar da sisteme dahil olup yine hakem olarak görev yapabilsinler istedik. İstanbul’daki bir binaya Diyarbakır’daki bir akademisyen, eğer o konuda uzmansa, girilen evrakı kontrol edip onay verebilecek. Web sayfamızda, sertifika sistemimizden bağımsız bir danışmanlar listesi de olacak. Yani hangi konuda kimlerin uzman olduğuna daha kolay ulaşılabilmesi için düşünülmüş bir uygulama bu. Arzu edenler oradan uzmanlara ulaşabilecekler. Yine güzel bir uygulamamız; onay mercii olan hakemlerimizin proje sahiplerini, proje sahiplerinin de projeye atanan hakemleri kesinlikle görmeyecek olmaları.

Sürdürülebilirlik kavramının hakkını verebilen bir tasarım yapmaya çalıştık

Yangın modülümüzle ilgili de bir açıklama yapmamız gerekiyor. İnsanlar “Zaten Yangın Yönetmeliği var; buna aykırı bir bina yapımı söz konusu değil. Dolayısıyla bu konuda ayrı bir modüle gerek yok” diye bir yanılsama içinde olabiliyor. Biz, Yönetmeliğe uygun olup olmamayı kontrol etmiyoruz. Yönetmeliğe uygunluk, sertifika sistemimizde zaten zorunlu ve bizim için ön şart. Bizim “güvenlik” derken kast ettiğimiz şu; bina yeşil olsun diye binaya eklenen birçok ürün var. Bu ürünler binaya eklendiğinde artı bir tehlike yaratıyor. Bizim kaygımız eklenen ürünlerin yarattığı tehlikeyi ölçebilmek. Mesela fotovoltaik panellerin olduğu binalarda çıkan yangınlarda itfaiyeciler çatıdan müdahale ederken çok yaralanmışlar. Çünkü o paneller hem cam hem sürekli elektrik üretiyorlar, yangın anında binanın elektriği şebekeden kesiliyor ama paneller elektrik üretimine devam ediyor. Bu nedenle çok büyük kazalar olmuş. Başka bir örnek; şantiye aşamasında, binaların tepe noktalarına panel monte edilmesi gerekiyor. Montaj esnasında “gerekli güvenlik önlemleri alınmış mı, bir korkuluk, bir paraşüt, kemer kullanılmış mı?” gibi, ısı etkisi yaratmaması için açık renkte yapılan çatıların, işçilerin gözlerini kamaştırması sonucu bir kaza olmaması için çatı yapımı esnasında koruyucu gözlük kullanılıp kullanılmadığı gibi çok ince düşünülmüş sorularımız var. Yine güzel bir örnek; yangın esnasında kullanılmak üzere su deposunun varlığını Yönetmelik zorunlu tutar. Bunun var olup olmadığına bakmıyoruz. Çünkü olması zorunlu. Biz, yağmur suyunu bu depoya aktarmayı başarıyorsa puan veriyoruz mesela. Kullanılan malzemeler sürdürülebilir bina kriterlerine uyuyorsa puan veriyoruz. Bizim için aslolan binanın yeşil olarak yapılması değil, yeşil olma özelliğini sürdürebilmesi. Sistemi bu mantıkla tasarladık. Türkiye’ye kavramlar genellikle yurtdışından gelir ve altları doldurulamaz. Sürdürülebilirlik de böyle bir kavram. Gerçekten ulusal ve Türkiye’ye yararlı bir sistem oluşturmak istediğimiz için sürdürülebilirlik kavramının hakkını verebilen bir tasarım yapmaya çalıştık. Örneğin Erzurum’da bir alışveriş merkezinin dışına bisiklet yolu koyulduğunda bina puan alabiliyor ama Erzurum yılın yarısından fazlasını kar altında geçiriyor; dolayısıyla konulan bisikletler kullanılamıyor. Bu anlamda duruma uygun olarak belki kızak yapmak daha kullanışlı olabilirdi. Biz bu gibi daha önce düşünülmemiş farklı düşünceleri de değerlendiriyoruz. Yani “var mı var” mantığıyla hareket etmiyor, “ne kadar işe yarıyor, doğru yerde doğru şekilde kullanılıyor mu” sorusuna yanıt arıyoruz.

LEED sertifikası almış bir bina, SEEB-TR alamayabilir

Türk insanının geliştirdiği bir “biz yapamayız” kompleksi var ve ne yazık ki yıllardır bu düşünce yıkılamıyor. Biz Maysistem olarak bunun tam tersini yurtiçi ve yurtdışı devreye aldığımız pek çok projeyle kanıtladığımız için bu komplekse inanmıyoruz. Sertifika ile ilgili de LEED ya da başka bir yabancı sertifika sistemine bakıp “Zaten yapılmış örnekleri var, ulusal sertifikaya ne gerek var?” diye düşünenler de olacak elbette. Biz bunun tersine, ulusal bir sertifika sistemimiz olması gerektiğine  sonuna kadar inanıyoruz.
Mesela bize, “Bir bina LEED aldıysa SEEB-TR’yi de hemen verin” diyenler oldu. Böyle bir şey söz konusu bile olamaz. Elbette SEEB-TR hazırlanırken referans olarak dünyadaki diğer sertifikasyonlar incelendi ama bu sadece başlangıçtı, bir çıkış noktasıydı. Bu aşamadan sonra bilim heyetlerinin oluşturulmasıyla 200’e yakın akademisyenin katılımıyla yapılan çok yoğun çalışmalar neticesinde gelinen aşamada, SEEB-TR o kadar Türkiye koşullarına göre düşünülüp tasarlanmış bir sertifika oldu ki, bugün LEED sertifikası almış bir binanın, SEEB-TR alamaması da mümkün. Ocak ayındaki lansmandan sonra online programı da çalıştırıyor olacağız. Şu anda 100 kişinin şifresi var ve programı test ediyorlar. Onlardan gelecek geri bildirimleri kriter geliştirme çalışmalarımızda değerlendireceğiz. Sertifika sistemimizdeki kriterleri kısaca anlatacak mobil bir uygulamanın altyapısını da oluşturduk. Tamamen ar-ge üzerine çalışacak bir laboratuvar da kurduk. Isı iletim katsayısı, akustik ses iletim kaybı gibi testleri yaparak sisteme ar-ge desteği sağlayabileceğiz. Mimar Sinan Üniversitesi bize daha büyük bir yer belirlediğinde, daha büyük ölçekli bir laboratuvar kurmayı planlıyoruz. Ama şu anda malzeme ile ilgili U değeri tayini, ses iletim kaybı değeri, akustik ile ilgili her türlü ölçümü yapabiliyoruz, hava kirliliğini ölçebiliyoruz, ortamdaki zehirli gazları, zararlı organik bileşenleri ölçüyoruz, radyasyon ve radonu ölçebiliyoruz. Aydınlatma, UV testleri, ısı kaybı ölçümleri gibi çok sayıda test yapabiliyoruz. Ayrıca Yapı Fiziği ve Malzeme Bilim Dalı Laboratuvarlarında tüm mekanik testleri yapabiliyoruz. Bunlar dışında şu anda kendi bünyemizde yapamadığımız testler ile ilgili de İTÜ’den destek alıyoruz. Aynı zamanda sertifikaya destek olacak hem uzman hem hakem olabilecek kalifiye elemanlar yetiştirmek için bir yüksek lisans programı açacağız. Konuyla ilgili üniversitedeki prosedür devam ediyor. Yüksek lisansı tamamlayıp tezini veren öğrencilerin dışında, tezsiz ama yüksek lisans programı içinde yer alıp SEEB-TR uzmanı gibi veya yeşil bina uzmanı gibi uzmanlar yetiştirmeyi de planladık. Yani yaptığımız şey, sadece sertifika ile sınırlı değil. Bunun tüm altyapısını da oluşturmak üzere faaliyetlerimiz sürüyor. Bu faaliyetler Ocak ayındaki tanıtım sonrasında SEEB-TR’nin ortak akılda en iyiyi arayış adına dernek temsilcileri, sektörden ilgili kişi, kurumlar ve diğer üniversitelerin katılımı ile oluşturulacak çalışma gruplarının yardımı ile geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi en büyük dileğimiz. Özet olarak bu sistemin Türkiye için önemli olan birçok ilki barındıran ulusal sertifika konusunda atılmış önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz, sistemin geliştirilmesi ve Türkiye çapında kullanılabilir olmasını sağlayacak her türlü olumlu desteğe kapılarımız açık. 
 
BEP-TR bir zeytinse, SEEB-TR bir zeytin ağacı…

Tüm sektörün serüveninden kısmen haberdar olduğu BEP-TR yazılımı ile SEEB-TR birbirlerinden konsept olarak çok farklılar. BEP-TR esasında web tabanlı bir simülasyon yazılımı. Fakat SEEB-TR’de bir tasarım yapıyorsunuz ve sistem hangi kriterleri seçebileceğinizi açıklamaları ile birlikte gösteriyor ve tarzınıza göre bir yol haritası çıkartıyor. Sonrasında bu yol haritası ile ilgili binanızı nasıl şekillendireceğinizi dizayn edip bilgileri ve dökümanları giriyorsunuz ve sistem sizi girdiğiniz bilgilere göre hangi tip sertifika alabileceğiniz konusunda bilgilendiriyor. En sonunda da hakemler üzerinden bu bilgilerle dökümanlar kontrol ediliyor ve sertifikasyon işlemi tamamlanıyor. Kısaca SEEB-TR’nin her kriteri altında bir BEP-TR yatıyor.
SEEB-TR bir ürün. Kurumsal kimliği ile LEED gibi bir ürün. Yazılımı da öyle sitesi de. seeb-tr.com adresinden yazılıma ulaşılabiliyor. Şu anda seeb-tr beta test aşamasında, yani sadece tanımlı kullanıcılar girebiliyorlar ama daha sonraki aşamada ana sayfamızın altında hem aktivasyonla ilgili hem de seeb-tr kullanıcısı olabilmek için linkler olacak. Orada formlar var, bu formları doldurarak bir üyelik sistemi oluşturulacak ve üyeler sistemi aktif şekilde kullanabilecekler. Aynı zamanda kullanım videoları, kullanım kitapları da hem online hem basılı olarak hazırlanacak. Dolayısıyla yapı itibarıyla BEP-TR ile SEEB-TR birbirlerinden çok farklı. BEP-TR bir zeytinse, SEEB-TR bir zeytin ağacı diyebiliriz.