Header Reklam
Header Reklam

Örme Jeotermal Başkanı Sayın Orhan Mertoğlu ile Jeotermal Enerji Hakkında Görüştük

05 Kasım 1995 Dergi: Kasım-1995

Devlet Planlama Teşkilatı 5., 6., 7., Beş Yıllık Kalkınma Planları Özel İhtisas Komisyonları, Turizm Bakanlığı Termal Turizm Komisyonu gibi yerli ve yabancı birçok komisyonda görev almıştır. 1983 yılında TÜBİTAK Teşvik Ödülünü Kazanan Orhan Mertoğlu Uluslararası bazda ve yurtiçinde toplam 88 adet bilimsel tebliğ sunmuştur.
TERMODİNAMİK: Jeotermal Enerji nedir? Türkiye için önemi hak      la görüşleriniz?
ORHAN MERTOĞLU: Jeotermal Enerji yeni yenilenebilen, tekrarlanabilen ve çevre dostu bir yeraltı zenginliğidir. Jeotermal kaynaklar yeraltından üretilen sıcak su, buhar ve bunlarla birlikte gelen gazların içerdiği enerjinin adıdır. Türkiye jeotermal kaynak zenginliğinde Dünya'da 7. sırada yer almaktadır. Ancak su andaki 2700 konut eşdeğeri ısıtma ve kaplıcalardaki kullanımlarla birlikte takriben ısı enerjisi olarak 185 MWt ısı enerjisi ve bunun yanında 20 MW'hk elektrik enerjisi üretimi ile birlikte ancak potansiyelin takriben % 2% 3'ü kullanabilmektedir. Niçin bu kadar az kullanıldığının çok çeşitli nedenler' ardır: 1980 öncesine kadar jeotermal kaynakların değerlendirilmesi sırasında kabuklaşma, korozyon gibi işletme problemleri jeotermal değerlendirmeleri sınırlamaktaydı. Ancak gelişen jeotermal teknolojisi ve uyguladığımız teknikler sayesinde örneğin; 1960'h yıllardan beri kullanılamayan Balçova'daki jeotermal enerjiyi 1983'lü yıllarda ilk defa kullanılır hale getirmiş bulunmaktayız, yani bu kaynak orada maalesef 23 sene beklemiştir. 1960 yıllarında yoğun kabuklaşma nedeniyle kapanan kuyu şu anda 1983'ten beri kullanılmaktadır. Örnek olarak, Balçova Termal Tesislerin tümü, Dokuz Eylül Üniversitesi Kampusu jeotermal ısıtmasını verebiliriz. Şimdi ise Balçova ilçesinin ısıtması gündemdedir.
TERMODİNAMİK: Dünya'da durum nasıl?
ORHAN MERTOĞLU: Dünya'da jeotermal ısıtmalar 1900'lü yıllarda değil 1800'lü yılın sonunda Amerika'da başlamış, hızla gelişmiş ve jeotermal ısıtma konut sayısı, şimdi bulunduğumuz yılda dünyada 2 milyon konut eşdeğerini geçmiştir. Bunun çoğunluğu Fransa'da, Amerika'da, Çin'de, İzlanda'da, İtalya'da ve Türkiye'de kullanılmaktadır. Ancak son yıllarda Türkiye'de yaptığımız, özellikle jeotermal merkezi ısıtmasındaki gelişmelerdeki hamle üzerine gelecek 10 yılda Türkiye'nin jeotermal ısıtmasında dünyada birinci ülke olacağını iddia ediyoruz. Bu iddiamızı da Mayıs 1995'te İtalyaFloransa'da toplanan Dünya Jeotermal Konferansında tebliğ olarak sunduk ve bu iddiamızı dünyanın her yerinde defalarca yinelemekteyiz.
Dünyada jeotermal değerlendirmelerinin hız kazanması 1970'li yıllarda petrol krizi ile başlamıştır. Türkiye jeotermal kaynaklarım değerlendirme açısından şanslı bir ülkedir. Çünkü kaynaklarımız çok derinde bulunmamaktadır. Örneğin Fransa'da Paris havzasında 2500 metre derinliğinde jeotermal kuyu açıp, bundan 6070°C jeotermal su üretip şehir ısıtırken, bizde Balçova'da 40 metre derinlikte, 124°C'yi ölçmekteyiz. Aydın Germencik'te 200 metre derinlikte 232°C'yi ölçüyoruz. Yani daha az yatırımla, daha yüksek enerjiyi üretmiş oluyoruz. Dolayısıyla Türkiye daha ekonomik jeotermal uygulamalar açısından şanslıdır. Bu şansı iyi değerlendirerek ilk şehir ısıtmasını 1987 yılında Gönen'de gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Gönen uygulaması Türkiye'nin ilk jeotermal merkezi ısıtmasını oluşturmaktadır. Bu nedenle Gönen Jeotermal Merkezi Isıtma Sistemi Türkiye'de merkezi ısıtma tarihine geçmiştir ve dünyada önemli bir yere sahiptir.
TERMODİNAMİK: Ülkemizdeki uygulamalarınızı biraz daha açarmasınız?
ORHAN MERTOĞLU: Gönen Jeotermal Merkezi Isıtma Sisteminin en büyük özelliği 4'lü entegrasyonu sağlamış olmasıdır ve 1994 yılında Fransa'nın Orleans şehrinde düzenlenmiş olan "Geothermics'94 in Europe" isimli uluslararası sempozyumda yılın jeoternmal entegrasyonu seçilmiştir. Türkiye'de bu entegrasyonun reklamını fazla yapmadığımız için pek kimse bilmemektedir. Bu entegrasyonu şöyle izah edebiliriz:
1. Merkezi Konut Isıtması:
80 °C jeotermal akışkanı değerlendirerek şehir ısıtması.
2. Sera Isıtması:
Yine aynı suyun enerjisi ile sera ısıtması ve tarımda değerlendirilmesi.
3. Process Isı:
Bu jeotermal suyun enerjisi ile sanayiye, tabakhanelere proses sıcak su verilmesi, sanayide değerlendirilmesi.
4. Sağlık Turizmi:
Bu üçlü jeotermal su kullanımından çıkan, özelliği bozulmamış, fakat kullanım sıcaklığı düşürülmüş 40 °C jeotermal suyun kaplıcalara verilmesi, sağlık turizmine verilmesi. Dolayısıyla jeotermal suyu 4 ayrı maksatlı entegre olarak kullanmış olduk. Bu entegrasyon jeotermal değerlendirmeyi teknik ve ekonomik olarak daha cazip kılmış ve bu nedenle Fransa'da büyük ilgi ve takdir toplayarak yılın jeotermal entegrasyonu seçilmiştir.
Jeotermal merkezi ısıtma sistemlerinde, diğer merkezi ısıtma sistemlerine göre çok önemli farklılıklar vardır. Bizim jeotermal merkezi ısıtma sistemlerimiz sabit sıcaklık, değişken debi esaslıdır. Halbuki klasik sistemler değişken sıcaklık, sabit debili sistemlerdir. Ayrıca, jeotermal merkezi ısıtma sistemlerinde biz düşük sıcaklıklarda çalışmaktayız, yani klasik merkezi ısıtma sistemleri gibi 90°C  100 "C'lerde değil mümkün olduğu kadar daha düşük sıcaklıklarda sistemdeki AT'yi büyüterek çalışmaktayız.
Ayrıca jeotermal merkezi ısıtma sistemlerinin en önemli farklılıklarından biriside jeotermal suyun sıcaklığına, debisine, kaynağın bulunduğu yere ve değerlendirme yerinin mesafesine bağlı olarak farklı farklı teknik ve ekonomik değerlendirmelerin ortaya çıkmasıdır. Yani kaynağın özelliklerine bağlı kalınmakta, kaynağı değerlendirirken ısıtmanın yapılacağı yeri düşünerek bunun özellikleri ile kaynağın özelliklerini birbirine paralel getirip, teknik ve ekonomik uygunluğun sağlanması gerekmektedir. Dünya'da jeotermal merkezi ısıtma sistemleri ile ilgili olarak 4060 km'lik taşıma mesafeleri vardır. İzlanda'da 60 km'de taşıma yapılmaktadır.
Türkiye'de ÖRME Jeotermal A.Ş. olarak gerçekleştirdiğimiz, fiilen çalışan en uzun hat 4,5 km'dir. Ancak şu anda Sandıklı'da 8,5 km'yi kurmaktayız. Yine projelendirdiğimiz büyük İzmir projesinde 46 km. söz konusu ve ayrıca Denizli için yapmış olduğumuz projede ise 31 km. taşıma söz konusudur. Tesisat mühendisleri ve tesisatçılar için çok önemli bir farklılıkta Simav'da 94 °C sıcaklığındaki jeotermal suyun 4 km. taşıma mesafesi içerisindeki sıcaklık kaybının sadece 1 °C olarak gerçekleşmiş olmasıdır, bu tesisat mühendisleri için çok enteresan bir örnektir. Ayrıca sistemde bu boru hattında hiçbir uzama parçası, kompansatör kullanılmamıştır, en son teknikler uygulanmıştır, alışılagelen düşük hızlı değil, yüksek hızlı sistemler kullanılmıştır ve şirketimizin projelendirdiği, fizibilitesini yaptığı ve kurduğu bu sistem 1992 yılından beri başarı ile çalışmaktadır.
Simav'da bir ev tüm yıl ısınma + sıcak su için ayda 400.000. TL. ödemektedir. Bu hizmet ayda 400.000 TL'lik bir ısıtma ücretini vatandaştan alarak sağlanmaktadır. Bu da sistemin ekonomikliğini en iyi şekilde göstermektedir. Ankara'da doğalgazlı ısınmada bu rakam 45 Milyon TL'dir. Bu işletmede hiçbir devlet veya başka bir kuruluşun sübvansiyonu olmadığı görüldüğünde, jeotermal yatırımların gerçekçi bir yatırım ve çok ekonomik bir çözüm olduğu ortaya çıkmaktadır. Şu anda Simav dışında konutlar; sıcak su ve ısınma için Gönen'de ayda 800.000. TL, Kırşehir'de 600.000.TL ödemektedir. Jeotermal merkezi ısıtma sistemleri >atırımları şu anda kendisini takriben en geç beş yılda geri ödeyen yatırımlardır. Bu beş yıl geri ödeme bir jeotermal merkezi ısıtma sistemi alt yapı yatırımı için, bir enerji yatırımı için kısa bir süredir. Jeotermal merkezi ısıtma sistemleri bir altyapı yatırımı ve enerji yatırımı olduğu kadar ayrıca bir çevre yatırımıdır. Çünkü bir jeotermal akışkanın enerjisi özel eşanjörlerde alındıktan ve temiz suya aktarıldıktan sonra, jeotermal akışkanı özelliği bozulmadan yer altına tekrar geri göndermekte yani reenjeksiyon yapmaktayız. Dolayısıyla havaya hiçbir şey atılmamakta, bacalar orada ikame olmakta yani bacalarc ıtılacak olan veya daha evvel atılmış olan CC>2 ve SOx, kül, duman, azot oksitler ve benzerleri atılmamakta, dolayısı ile hava kirlenmemekte, asit yağmurları olmamakta ve bu çevre koruması ekonomik boyutta sağlanmış olmaktadır. Rahatlık, konfor ve altyapı hizmeti çok ucuza sağlanmaktadır. İşin enteresan ve güzel tarafı da buradadır. Bunun nedeni de bizim doğal jeotermal kaynağımızı uygun teknikle ve uygun ekonomik yatırımla değerlendirmemizde yatmaktadır.
Bugün doğalgaz, petrol, kömür, temiz kömür dediğimiz fosil yakıtlaı dışa bağımlıdır. Oysa jeotermalin hiçbir şekilde Uluslarar borsası olmadığı gibi dışa bağıı ğı yoktur. Sadece yatırım sırasında makina teçhizatında kısmen dışa bağımlılığımız vardır, ancak bu da zamanh azaltılabilecek bir durumdur. Yatırım döneminde dışa bağımlılık çöl önemli bir şey değildir, çünkü yatırım bir defa yapılmakta, ama sisterr yıllarca işletilmektedir. Sonuç olarak ekonomik ve uygun jeoterma değerlendirme, Türkiye'de gerçekleştirilmiş ve örnekleri görülmüştür. Maalesef son 56 ayda bazı kötü ge üşmeler vardır. Sektörü çok cazif görüp, bazı siyasilerin bu sektörü is tismar etmeye, siyasi şova çevir meye yeltenmeleridir. Yani bunı bir kazanç kapısı olarak görerek ve bunu ayrıca istismar ederek, siyasprime çevirmeye çalışılmaktadır. Bu durum bizi oldukça üzmektedir. Jeotermal Derneği ve ÖRME Jeotermal A.Ş. olarak bu konuda bazı girişimlerimiz vardır, bazı güzel gelişmeler de olacak gibi görünmektedir. Jeotermal Derneği jeotermal tanıtım için, değerlendirmeyi sağlamak amacıyla 1992 yılında kurulmuştur. Ben bu derneğin Genel Başkan Yardımcısıyım. Şu anda 60'a yakın üye sayımız vardır ve her geçen gün üye sayımız artmaktadır. Jeotermal Derneği olarak bir Amerikalı uzman, Costa Rica'dan bir Türk uzmanı, bir Yeni Zelanda'lı uzman ve bir Fran°'z uzmanı davet ederek, konferans
verdirdik. Ayrıca yine benim de jeotermal tahsilimi yaptığım Japonya Kyushu Üniversitesi'nin benim öğrenciliğim sırasında asistan olan şu anda Profesör olmuş ve işin başına geçmiş olan kişilerde bir organizasyon yaparak Jeotermal Derneği. Japon Büyükelçiliği ve Kyushu Üniversitesi olarak Mayıs 1995'de jeotermal sempozyumu düzenledik. Bu sempozyumda da Uluslararası bilgi değişimi, tecrübe değişimi ile ilgili önemli adımlar attık. Ayrıca Jeotermal Derneği ve ÖRME Jeotermal A.Ş. olarak Türkiye'den 26 kişilik bir gurubu Dünya Jeotermal Konferansına davet ettik. Onlara jeotermalin dünyada ulaştığı yeri gös*~ dik. Bana çok önemli bir hocamız
ı jeotermalin bu kadar önemli ve bu kadar ciddi bir konu olduğunu bilmiyordum, bilsem daha fazla önem verirdim demiştir. Ayrıca yine bu konferansta ABDTeri başkanı adına katılan ve tebliğ sunan, Amerika Enerji Bakanı olan Hanımefendi jeotermali geleceğin enerjisi olarak göstermiş ve "beautiful" çok güzel enerji olarak tanımlamıştır. Türkiye'den katılıp bunu duyan Belediye Başkanlarımız, Valiliğimiz de jetormalin önemini daha iyi anlamışlardır. Örneğin Çeşme, Seferihisar, Aydın, Salihli, Kızılcahamam, Kırşehir Belediye Başkanları, Kırşehir ve Aydın Valisi bu konferansta jeotermalin önemini anlamışlar ve görmüşlerdir. Zaten onlar jeotermal değerlendirmeyi yapmaktadırlar, ancak bu sempozyum sayesinde güvenleri artmış ve sektöre daha fazla inanmışlardır.
Bu altyapı yatırımlarını maalesef şu andaki yasalar nedeniyle Devlet Sektörünün yapması gerekmektedir. Şu anda Türkiye'de bu tür yatırımları. Belediye ve Özel İdarelerin ortak olduğu şirketler, yani çoğunluğu kamuya açılan şirketler yapmaktadır ve çok uzun yıllarda öyle zannediyorum ki bu şekilde devam edecektir.
Biz bu tür yatırımlarda kaynağa yakın konutları ve yoğun yerleşim olan yerleri tercih ediyoruz ve ancak bu yok ise ileri planlamada bu tür toplu konut bölgelerinin, bu kaynaklara yakın olan yerlerde kurulması ile bu değerlendirmenin ekonomisinin müsbetleşeceğini düşünüyoruz. Özellikle Batı Anadolu Bölgesi'nde 100'e yakın jeotermal saha yer almakta, jeotermal kaynak olarak ise Türkiye'de 1000'in üzerinde kaynak bulunmaktadır. Bir jeotermal sahada 510 tane ayrı kaynak çıkışı sözkonusudur.
Türkiye'de sıcaklığı 40 °C'yi geçen 140 adet jeotermal alan vardır ve biz jeotermal değerlendirmeyi yaptığımız zaman ki biz buna merkesi ısıtmayı, soğutmayı ve termal ısıtmayı dahil ediyoruz, yılda 250 Trilyon TLTik bir ekonomiye katkı görmekteyiz. Türkiye ekonomisi için bu rakamın önemli bir rakam olduğu aşikardır. Biz jeotermal kaynakları:
1. Elektrik enerjisi üretiminde,
2. Isıtmada,
3. Soğutmada (AirConditioning), yani evleri elektrik ile soğutma yerine jeotermal soğutmada,
4. Proses sıcak su üretiminde, yani fabrikaların vs. ihtiyacı olan scak su üretiminde,
5. Kaplıca maksatlı kullanımda (termalizm),
6. Kimyasal madde üretiminde değerlendiriyoruz.
Örneğin; Benim bundan takriben 78 sene evvel Türkiye'de ve Dünya'da ilk defa gerçekleştirdiğim Kızıldere jeotermal santraline entegre karbondioksit üretim tesisi sayesinde şu anda içtiğimiz CocaCola, PepsiCola içerisinde bulunan karbondioksit jeotermal karbondioksitidir. Daha evvel bu fueloil ile elde edilmekteydi. Kızıldere Jeotermal Santraline entegre olarak çalışan bu tesis son derece ekonomik bir uygulamadır. Özel sektör tarafından kurulmuş ve işletilmektedir. Halen Dünya'da ilk ve tek uygulama olması açısından da önemlidir Bunun yanında kimyasal madde üretiminde, Meksika'da potasyum klorür üretimi görüyoruz. Meksika potasyum klorür tüketiminin % 80'ini jeotermal suyun içinde bulunan potasyum klorürün geri kazanılmasıyla üretmektedir. Bunun yanında dünyada lityum üretimi, çeşitli mineraller üretimi, borikasit üretimine ve hatta altın üretimi bile çalışılmaktadır. Jeotermal akışkanın bünyesinde altının bulunması jeotermal gösterge olmaktadır. Bugünkü gelişen teknolojiyle, jeotermal suyun kimyasal kompozisyondaki çeşitli hesaplamalarla yeraltındaki rezervuar sıcaklarını tesbit etmek mümkündür, bu değer 35 °C hatayla bulunmaktadır.
TERMODİNAMİK:  Jeotermal
Enerjinin ülkemizde daha iyi değerlendirilebilmesi için neler yapılmalıdır?
ORHAN MERTOĞLU: Şimdi genel jeotermal değerlendirmenin yanında Türkiye'de bundan sonraki jeotermal değerlendirmeler için ne yapılmalı onu ele alabiliriz.
1. Belediyeler, özel idareler bu konuda desteklenmeli, bilgilendirilmelidir,
2. Jeotermal değerlendirmeler ile ilgili jeotermal mühendisliği ile ilgili Türkiye'de bir Üniversite eğitimi verilmemektedir, birçok kişi jeotermal mühendisliğini jeoloji mühendisliği ile karıştırmaktadır. Jeoloji mühendisliği ile jeotermal mühendisliği farklı farklı şeylerdir. Jeotermal mühendisliği bünyesinde jeotermal ile ilgili jeoloji, jeokimya, jeofizik, sondaj, test makina mühendisliğinin tesisat bölümü, ısı bölümü, ekonomi, kimya gibi bölümlerini içermekte ve ayrı bir mühendislik oluşturmaktadır.
Gönen'de ilk jeotermal merkezi ısıtma sisteminin değerlendirmeleri yapılmış olması nedeniyle bir jeotermal enstitüsü kurulmuştur, ancak fiilen bir faaliyeti yoktur. Bu nedenle, Türkiye'nin bu potansiyelini tam olarak ve daha fazla değerlendirebilmesi için bunun özel sektör aracılığı ile gerçekleştirilmesi, devletin hiçbir şekilde bu işi istismar edecek, bu konuyu verimsiz hale getirecek, ekonomisine ve tekniğine zarar verecek girişimlerde bulunmaması gerekmektedir.
Karlılık ve yeni bir konu anlayışıyla devlet veya belediyelerin bu konuya girmeleri, başarılı müsbet örnekleri çok hızlı bir şekilde başarısız menfi örnekler haline çevirecektir. Bunun örneklerini görmekteyiz, bundan korkmaktayız, bunun aksi olması içinde gayret sarfetmekteyiz. Jeotermal değerlendirmeler ileri teknoloji, tekniğinin yanında çok iyi ekonomik değerlendirme ve deneyim gerektirmektedir. Çünkü sadece bir mühendislik dalının çözeceği bir olay değildir, daha öncede söylediğim gibi içerisinde en az 78 ayrı bölüm bulunduran jeotermal mühendisliğini gerektirmektedir. Bu, dünyada da zaten yeni bir konudur ve dünyada jeotermal mühendisliği eğitimi veren Amerika'da, Yeni Zelanda'da ve Japonya'da bir üniversite vardır. Bunlar da yılda en fazla 510 kişi mezun etmektedirler. Türkiye bu konuda diğer ülkelere göre geç kalmıştır. Geç kalmasına rağmen şu anda jeotermal elektirik dışı değerlendirmeler açısından dünyada en hızlı ilerleyen ülkeler arasındayız. Daha evvelde söylediğimiz gibi Dünya Jeotermal Konferansında iddia ettiğimiz ve kayıtlara geçtiği üzere tüm Dünya Jeotermalcilerinin bildiği üzere, bu hız devam ederse ve büyük aksilikler çıkmaz ise gelecek 10 yılda Türkiye Jeotermal Isıtma, Soğutma değerlendirmelerinde dünyanın birinci ülkesi olacaktır. Bir enterasan örnek daha verecek olursak, gelecek 10 yıl için jeotermal elektrikte de dünyada en çok kullanıcı olmaya Endonezya talip olmuştur. Şu anda jeotermal elektirik üretiminde ABD liderdir. ABD hidroelektrikten ucuz, nükleerden de ucuz elektiriği Geyser jeotermal sahasından kuru buhar üreterek elde etmektedir. Jeotermal enerji en ucuz, en uygun, yenilenebilir ve çevre dostu bir enerjidir, geleceğin enerjisidir, dışa bağımlılığı, Uluslararası bir borsası yoktur. Dolayısıyla maliyetinin anormal bir şekilde uluslararısı hareketlere bağlı olarak yükselmesi mümkün değildir. Uluslararası siyasetle ilgili yoktur ve bu önemli bir avantajdır. Dışa bağımlılığı olmaması o kaynağın değerlendirilmesi sonucu, örneğin Simav'ın ısıtması için değerlendirilmesinde, burada mahalli yöneticiler yetkili olmakta ve fiyatı tesbit etmektedirler. Dolayısıyla bir spekülatif hareket, spekülatif kazanç söz konusu değildir.
Bu nedenle bu tür değerlendirmelerin ekonomisinin menfıiye gitmemesi için, mesela bir işletmede 5 kişi çalışacak iken bunun 25 kişiye çıkartılmaması, işletme giderlerinin artmaması için, gelirlerin çok altta tutulmaması amacıyla biz Jeotermal Derneği ve ÖRME olarak yetkili yerleri bilgilendirmekte ve uyarmaktayız. Yani teknik olarak müsbet çalışması ve ekonomik olarakta cazip olması için gayret sarfetmekteyiz. Eğer biz bu işi siyasilere tam olarak bırakacak olursak, onlar işletme giderlerini maalesef birçok devlet işletmesinde olduğu gibi şişirerek, gelirleri azaltıp vatandaşa yaranma anlayışı ile tesisleri zora sokabileceklerdir.
Bu konuda menfi girişimlerle çok karşılaşmaktayız. İşletme döneminde ve yatırım döneminde bu tür menfi girişimler vardır ve bu konuda çok mücadele vermekteyiz. Bunun için önerilerimizin içerisinde üniversitelerde de bu konu ile ilgili genel anlamda eğitim programı uygulanmalı ve bu konuda da eleman ve
mühendis yetiştirilmelidir. Bunun yanında şu anda MTA'nın yaptığı jeotermal aramaların özel sektöre açılması ve dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi bunların devlet tarafından finanse edilmesi gerekmektedir. Jeotermal aramaların riskini dünyanın birçok yerinde devlet karşılamakta, bir tek ABD'nde yatırım cılar kendileri karşılamaktadırlar Bugün tüm Türkiye'de 160 civarında jeotermal sondaj yapılmışken, Çin'de 1 tane jeotermal alanda 240
adet jeotermal sondaj yapılmıştır.üm Romanya'da 1000'in üzerinde jeotermal sondaj yapılmıştır. Dolayısı ile Türkiye'de jeotermal 
a lara, sondajlara daha fazla önem verilmeli ve sayıları arttırılmalıdır. Ayrıca ODTÜ'nde olduğu gibi Makina Mühendisliği Bölümü öğrencilerine jeotermal değerlendirme ile ilgili bazı ana prensiplerini öğretecek bir ders verilmelidir. Çünkü bu kişiler makina mühendisi olduktan sonra hayatta karşılarına böyle bir yatırım, böyle bir konu geldiğinde, ana prensiplerini bilmedikleri için hemen karşı çıkmaktadırlar ve dolayısı ile bu tür yatırımları engellemektedirler.
Artık bugünkü teknoloji kabuklaşma ve korozyon gibi jeotermal işletme problemlerini ekonomik olarak çözmüştür. Jeotermal merkezi 'tma sistemlerimizde kullandığım zel paket borular konusunda, sıcaklık kayıpları, kabuklaşma, korozyon konularında öğrencinin okulda aydınlatılmadığı için iş hayatında karşılaştığında hemen muhalefet etmekte, onun muhalefeti çok etkili olmakta, dolayısı ile jeotermal değerlendirme yatırımları bundan zarar görmektedir.
TERMODİNAMİK: Sayın MER TOĞLU, bu güzel söyleşi için ve ülkemizde yeterince önemsenmeyen yenilenebilir enerji kaynağı jeotermal .hakkında okurlarımızı aydınlatığınız için teşekkür ederiz.


Etiketler