Header Reklam

Melek Yıldız: “Kadınların isteyip de başaramayacağı hiçbir şey yok”

18 Kasım 2021 Dergi: Kasım-2021
Melek Yıldız: “Kadınların isteyip de başaramayacağı hiçbir şey yok”

Meta Mühendislik Firma Sahibi Melek Yıldız

Bir kadın girişimci olan Melek Yıldız tarafından 2001 yılında İstanbul’da kurulan Meta Mühendislik, suyun kaynağından alınıp kullanım noktalarına aktarılmasına kadar tüm süreçleri planlayıp uygulayabilen ve her tür ihtiyaç için verimli sistem çözümleri sunan bir mühendislik firması. İlk kurulduğu yıllarda ithal ettiği ekipmanları sektöre sunan, küçük çaplı evsel arıtma ürünleri tedarik eden firma, günümüzde temiz su başta olmak üzere fabrikalar için büyük kapasiteli proses su sistemlerinden atık su, gri su ve deniz suyu arıtma sistemlerine kadar geniş bir yelpazede sistemlerin proje ve imalatını yapabilen bir firmaya dönüştü. Bu başarı hikayesini, Türkiye’de kadın girişimciliğini ve kadınların önündeki cam duvarları konuştuk Melek Yıldız ile… Keyifli okumalar dileriz…

Köyümün üniversite okuyan ilk kız çocuğuyum

Sivas’ın Zara ilçesine bağlı bir köyde doğdum. Beş kardeşin en büyüğüyüm. Kız çocuklarını –genellikle imkansızlıklar sebebiyle- çok da okula gönderemiyorlarmış o zamanlar. Ben 4-5 yaşlarındayken ailem eğitim görelim diye İstanbul’a göçmüş. İlk yıllarda adaptasyon sorunum oldu ama daha sonra ilkokul, lise derken İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği’nden mezun oldum. Kendi köyümün üniversite okuyan ilk kız çocuğuyum. Benden sonra gerisi geldi... Benden sonraki tüm kardeşlerime örnek gösterildim. Annem ve babam eğitimli değillerdi. Benim babam okuma yazmayı askerde öğrendi. Annem ise ben üniversiteye giderken okuma yazma kurslarına giderek... O zaman mahalledeki tüm kadınlar toplanıp okuma yazma kurslarına başladılar, biz gençler de onlara yardımcı oluyorduk. 

Planlarımı hep “oldurmak” üzerine kurdum 

Üniversiteden sonra bir süre ilaç sektöründe çalıştım. Daha sonra eşimin çalıştığı firmanın sahibi su konusuna girmek istediğini, onunla çalışmamın mümkün olup olmadığını sordu. Ben de kabul ettim. 4 yıl kadar birlikte çalıştık, 4 yıl sonra ülkenin ekonomik durumu sebebi ile kendisi su işinden vazgeçti ve bana “Devam etmek istersen, işi devral ve sen sürdür” dedi. Zaten liseden beri kendi işimin sahibi olmanın hayalini kurardım. Böyle bir durum karşıma çıkınca da şansımı denemek istedim. İş yerini ilk devraldığımda bilgisayarım, ofis malzemelerim, masam sandalyem işi devraldığım patronuma aitti. Hatta birkaç ay bana destek olmak için maaşımı bile ödedi. Ben de böylece daha rahat hareket edebildim. Kendisine yardım ve destekleri için çok teşekkür ederim. Daha sonra hiç beklenmedik, sürpriz bir haber aldım; hamileydim. Şirketi yeni kurmuştum, bir küçük çocuğum vardı ve  ikinci çocuğuma hamileydim… Epeyce zor günler beni bekliyordu… Bu yüzden önce annemin oturduğu binada bir daire tuttum. Doğumdan sonra bebeği anneme bırakıp karşı daireye iş için geçiyordum. Arada gidip bebeği emzirip geri işimin başına dönüyordum. Bu anlamda hem zor hem de nispeten daha rahat bir dönem geçirdim. Bir süre sonra, “Çocuk seni istedi” diye çat kapı ofise gidip gelmeler arttı haliyle. Ben de profesyonellikten uzaklaşmamak adına ofisi başka bir yere taşıdım. Daha sonra personel almaya ve işleri büyütmeye başladım. O zamanlarda işe giren arkadaşlarımla hâlâ birlikte çalışıyoruz. İşimi geliştirmek için çok çalışıp çabaladım. Kendimi mesai saatleri ile sınırlamadım. Telefonum 24 saat açıktı. İşi alsam da almasam da muhakkak teklif hazırladım. Her zaman ulaşılabilir ve sorun çözmeye hazırdım. B Planı yapmadım çünkü o zamanlar B Planı yapmak bile benim için lükstü. Elimde bir işim vardı ve ben hep planlarımı  “oldurmak” üzerine kurdum. İşimi bırakmayı asla düşünmedim. Hatta her zor dönemeçte işime dört elle çok daha sıkı sarıldım. Şimdi oğlum da benimle birlikte çalışıyor. İçinde bulunduğumuz tempoyu değerlendirdiğinde bana hep “Anne nasıl başardın?” diyor, “Hem çocuklar hem iş hem ev… Bunca koşturmacayı nasıl başarıyla tamamladın?” Sanırım içinde bulunduğunuzda pek fark etmiyorsunuz. Başa gelen çekiliyor. Kadınların doğası gereği çok güçlü olduğuna inananlardanım ben. Kadınların isteyip de başaramayacağı hiçbir şey yok. Ne yazık ki sahip olduğumuz bu güce rağmen, iş hayatında hep şu önyargı ile karşılaşıyoruz: “Kadınların çocuk, koca, ev gibi sorumlulukları var ve odak noktaları iş değil”.  Ben bu önyargıyı kırmak için çabaladım. Tabii ki ailem her zaman öncelikli ama işimi de hiçbir zaman ailemden ayrı görmedim. Vaktimi, konsantrasyonumu hep bu ikisi arasında eşit ve planlı paylaştırdım. O günlere dönüp baktığımda fark ediyorum ki hayat güzellikler sunuyor ama sizi zorlamayı da ihmal etmiyor… Önemli olan ne kadar azimli ve kararlı olduğunuz… 

Sektörde kapladığımız yerin hakkını vermek istiyorum

Meta Mühendislik’i kurduğumuz ilk yıllarda İtalya’dan temiz su arıtma sistemleri getirtiyorduk ve daha domestik ürünlerdi. Sonra atık su ile ilgili de teklifler gelmeye başladı. Talep gelince atık su işine de girmiş olduk. Çevre ile ilgili bir şey yapmak beni hep mutlu etmiştir. Çocukken denize çöp atanlarla, çekirdek atanlarla çok tartışmışlığım vardır… Kimya Mühendisliği’nde okurken atıkların geri kazandırılması ile ilgili seçmeli dersler almıştım; seviyordum bu konuları. İşim olacakmış demek ki…

Atık su ile ilgili çalışmaya başlayınca, bu alanda mühendis istihdam ettik. Daha sonra imalatı kendi bünyemizde yapmaya başladık. Zaman içinde gri su da ilgilendiğimiz ve çalıştığımız konular arasına girdi. Domestik ürünlerle başlayan yolculuğumuza daha sonra endüstriyel prosesler ve kimyasal arıtma prosesleri de dahil oldu. Farklı amaçlarla kullanılan suları arıtıp tekrar doğaya kazandırmak, bizim işimiz için büyük de bir sorumluluktu. Zaten dünyanın geldiği noktada bizim işimiz her geçen gün daha da önemli bir hale geldi. Felsefemizi “Geleceğe temiz bir dünya bırakmak” olarak belirledik. Elbette bu felsefeyi önce içselleştirmeye çalıştık. Çalışma arkadaşlarımızın çoğu eskidir, büyük bir kısmının da ilk işidir hatta... Bu nedenle her biri ile yol arkadaşıyız demek daha doğru. Yol arkadaşlarımızın işine bakışı, şirket felsefemizle uyuşuyor. Bu da başarının en önemli unsurlarından biri. Farklı ülkelerde iş yapmayı seviyoruz. Bizzat Irak, İran, Afrika, Türki Cumhuriyetler’e gittim. Uganda’dan Ruanda’ya kadar pek çok yere proses kurduk. Çok sıkıntılı olduğu dönemlerde gidip Irak’ta çalıştım. Beni eleştirenler bunu kişisel bir hırs gibi değerlendirdi oysa ben, sektörde kapladığımız yerin hakkını vermek istiyorum. İşime saygı duyuyorum, doğaya saygı duyuyorum ve kurulması gereken sistemleri hakkıyla kurup teslim etmeyi de bir sorumluluk olarak görüyorum. 

Türkiye’de şirketler çok kısa ömürlü oluyor. Ben istiyorum ki bir kadın girişimci ve yurtdışında da başarılı işlere imza atan bir şirket olarak benim de şirketim uzun yıllar varlığını sürdürsün. Bunun için bu alanda başarılı olan firmaları inceledim, çok çalıştım. Eşim, ailem her zaman en büyük destekçimdiler. İşimde başarılı olmam için çok büyük katkıları oldu. Bugün, Meta Mühendislik 20 yılı geride bıraktı. Zaman içinde imalat yapan, kendi üretimlerini ihraç eden, dünyanın 28 ülkesinde proses kurmuş, hem temiz su hem atık su konusunda çalışan bir firma haline geldik. Dilerim çok daha uzun yıllar müşterilerimizle birlikte yolumuza devam ederiz… 

Kadınların önündeki cam duvarları yıkmayı hedefliyoruz

Bir girişimcinin çok yönlü ve biraz da topluma fayda sağlama arzusunun olması gerektiğine inananlardanım. Bu nedenle kendime farklı ilgi alanları bulduğumda bunların bir fayda üretmesini de hedefledim. Bir Rotary Club üyeliğim var; zaman içinde başkanlık, bölge görevleri, eğitimcilik yaptım. Uzun yıllardır orada eğitim komitesinde çalışıyorum. Kısıtlı imkanları olan bir bölgeden, yine kısıtlı imkanlarla okuyarak çıkabilmiş biri olarak benim gibi çocukları bulmaya ve onlara imkan yaratmaya çalıştım. O çocuklara bir rol model olmak istedim. Kendi adıma bunun eksikliğini yaşamıştım. Benim önümde örnek alabileceğim kimse yoktu. Olsa; belki bazı şeyler daha kolay olabilirdi. Ben ne olmam gerektiğini el yordamıyla buldum; uğraşıp didinip kendi yolumu çizdim. Bu yolda elimdeki tek veri “ne olmak istemediğim” idi. Şimdi, benim gibi çocuklara destek olabilecek imkanlara sahipsem onlar için bir şeyler yapmam gerektiğine inanıyorum. 

Sonra kadın girişimcilere destek olmak, Türkiye’de kadın girişimciliğinin önünü açmak arzusu ile Kadın Girişimciler Derneği’ne (KAGİDER) üye oldum. Orada çok şey öğrendim, benim gibi kadınlarla tanıştım, çok kıymetli dostluklar edindim. Mekanik tesisat sektöründe çok fazla kadın girişimci yok. Yılmamak gerektiğini, her defasında daha da güçlenerek yolunuza devam etmeniz gerektiğini, sizinle duygudaş olan kadın girişimciler ile daha da pekiştirebiliyorsunuz. Bu nedenle KAGİDER’in bana kattıkları çok kıymetlidir.  

Bunun yanı sıra Türk Tesisat Mühendisleri Derneği’nde (TTMD) aktif olarak görev almaya başladım. TTMD’de Eşitlik Teknik Komitesi kurucularındanım, aynı zamanda Eşitlik Komitesi Başkan Yardımcısıyım. Su Teknik Komitesinin kurucu Başkanıyım. TTMD’deki çalışmalarımız kapsamında webinarlar düzenliyor, uzman olduğumuz konularda sektörümüzü bilgilendiriyor, bunun yanı sıra da kadınların önündeki o cam duvarları tek tek yıkmayı hedefliyoruz. 

2021 WEgate Magna Ödülünü almak beni çok mutlu etti

WEgate, kadın girişimciliğini desteklemek için Avrupa Komisyonu tarafından başlatılan bir e-platformdur. WEgate’in her yıl girişimci kadınları desteklemek için düzenlediği bir yarışma var. Ben de yarışmadan KAGİDER sayesinde haberdar oldum. Yarışmada üç kategori bulunuyor. WEgate Nova Avrupa'da Kadın Girişimcilik Ödülü; güçlü bir sosyo-ekonomik potansiyele sahip bir iş kurma ve büyütme konusunda üstün nitelikler sergileyen yeni kurulmuş bir işletmeyi (en fazla üç yıl) yöneten kadın girişimciye verilir. WEgate Magna Avrupa'da Kadın Girişimcilik Ödülü: Yenilikçi bir sosyo-ekonomik veya çevresel yaklaşımla başarılı bir iş ölçeğini gösterebilen yerleşik bir işletmeyi yöneten bir Kadın girişimci'ye verilir. Avrupa'da Kadın Girişimciliği için WEgate Impulse Ödülü: Kadın Girişimcilerin statüsünü artıran ve/veya kendi topluluğundaki diğer kadın girişimci'yi teşvik eden ve destekleyen inisiyatifler yürüten veya hizmetler sunan bir kuruluşa liderlik eden bir şampiyon olarak hareket eden bir kadın girişimci'ye verilir.

Meta Mühendislik olarak başvurduk ve şirketimizi tanıttık. Kısa bir süre sonra incelemelerde Short List’e kaldığımızı öğrendik. Bu listedekilerin birer sunum hazırlaması istendi, hazırladık, sunumu yaptık ve soruları yanıtladık. Sonuçta 2021 yılı Avrupa Kadın Girişimcilik WEgate Magna Ödülü'nün sahibi oldum. Bu ödülün ülkemize gelmesi önemli ve anlamlı. Yaptığımız iş, gösterdiğimiz emek takdir edildi, bu nedenle ben de çok mutlu oldum. Özellikle kadın girişimci ve kadın meslektaşlarımın sevinç dolu geri dönüşleriyle bu ödül benim için daha da anlam kazandı. 

Dünyanın gelecekte var olabilmesi için her bireyin bu konuda üzerine düşeni yapması gerekiyor

Beğendiğimiz, takdir ettiğimiz, takip ettiğimiz insanları örnek alıp onların beğendiğimiz yönlerini kendi hayatımıza adapte ederek dünyaya kendi izimizi bırakmamız gerektiğine inanıyorum. Çok inatçı olmalı, vazgeçmemeliyiz. Ne istediğimizi unutmamalıyız. Ben şirketimi çok hızlı büyütemedim. Çünkü sağlam, ağır ama doğru adımlar atmak istedim. Sorumluluğumu hiçbir zaman unutmadım. Küresel iklim değişikliği ve su krizi, mevcut kaynakların maksimum verimlilikle kullanılmasını zorunlu kılıyor. Yaptığım iş, tam da bu noktada bana sorumluluk yüklüyor. Kurduğumuz her sistemi bu bilinçle kuruyoruz. Bu konuda her bir bireyin, her bir şirketin, kurum ve kuruluşun kendini sorumlu hissetmesi çok önemli. Ben çocukken su sorunu yaşardık evlerimizde bu nedenle yağmur suyunu toplar bahçeyi onunla sulardık. Çamaşır makinesinden çıkan kirli sular tuvalete dökülmek üzere toplanırdı.  Bir kanaat etme kültürü vardı. Ama modern çağ, suyu maksimum konforla evlerimize taşıyor... Bizler de suyun ne kadar kıymetli olduğunu unutuyoruz. Ne yazık ki geldiğimiz noktada doğa bize unuttuğumuz değerleri büyük bir şiddetle hatırlatıyor. Tüketim alışkanlıklarımızı sorgulamamız, minimize etmemiz, sadeleşmemiz gereken bir çağdayız. Dünyanın gelecekte var olabilmesi için her bireyin bu konuda üzerine düşeni yapması gerekiyor. 

En son İBB’nin yeni yapılacak binalarda yağmur suyu toplama sistemleri kurulması yönünde bir çalıştayı oldu. Çevre Bakanlığı’nın da bu konuda yeni yönetmelikleri, aktif çalışmaları var; TTMD olarak her birini yakından takip ediyoruz. Ekonomik olmak da bir kültür… 1989 yılında Almanya’da çıkmış bir normu biz daha yeni yeni konuşuyoruz. Ülkemizin farklı bölgelerinde farklı yağış rejimleri var. Bunların her biri için çok detaylı çalışılması gerek. Daha da önemlisi, bunun bir an önce yapılması gerek. Çünkü kaybettiğimiz zamanın faturası bir hayli ağır. Yine de bir yerden başlamış olmak güzel; dilerim sonuçları da güzel olur…