Header Reklam
Header Reklam

ISKİD genel sekreteri vural eroğlu ile Eurovent belgesi ve A/C sistemlerde enerji ekonomisi teknolojileri üzerine...

05 Ocak 1997 Dergi: Ocak-1997

VURAL EROĞLU: Bildiğiniz gibi ISKID Eurovent'in 1996 yılının Mayıs ayındayaptığı yönetim kurulunda oybirliği ile üyesi olma hakkını elde etti. 4 Kasım 1996'da yönetim kurulumuzdan iki kişi de Eurovent'e iştirak etti. Nürnberg'deki toplantılarına katıldı. Eurovent 14 Avrupa birliğinin oluşturduğu bir kalite derneği. Ülkeler üstü bir kuruluş. Eurovent'in Avrupa'da 6 noktada la-boratuvarı var. Bu laboratuvarlar Eurovent'e müracat eden müessesenin hakikaten o kaliteyi verdiğine dair laboratuvar testlerini yaparak Eurovent damgasının ürünlerin üzerine vurulmasına müsaade ediyor.   Cihazın   kalitesi   yanında kapasitesi için bu belgelendirme yapılıyor. Böylelikle katalog değerlerinin doğruluğu kanıtlanıyor. Ülkemizin Eurovent'e üye olması bize ne kazandırıyor? Biliyorsunuz biz de "ithal malı iyidir" gibi genel bir kanı var. Halbuki her ithal mal iyi değildir. Bugün son tüketiciye gittiğimiz zaman ithal malı verdiğimizde kalitesi için belge istemeden sizden bu ürünü alabiliyor. Biz ISKİD olarak rekabetin reel koşullarda yapılmasını sağlamak için Eurovent kalitesini esas alacağız. Üretim yapan, ithalat yapan veya bizden ithalat yapan müessselerin bu belgelere haiz olmayan cihazlarını pazara çıkarmalarını engellemek istiyoruz. Bu girişimdeki amacımız son tüketicinin korunmasıdır. Bunun yanında bir de CE belgesi var. CE şartlarına uygunluğu ispatladığımız zaman o damgayı cihazların üzerine vurabiliyorsunuz. Herhangi bir üniversiteden test raporu almanız gerekmiyor. Yalnız üretttiğiniz cihaz CE etiketi taşıyorsa ve şartlarına uymuyorsa cezası çok ağır. Yıllık üretimin 5 katına varan maddi cezalar ödemek zorundasınız. Bu nedenle CE çok   dikkatle   kullanılmalıdır.   Bizdeki splitler son model cihazlar. Gazetelerde görüyoruz CE damgasını kullanıyorlar. Biz bunu Euro-vent'e sorduk. Eurovent ise henüz splitlere CE verilmediğini, split cihazlarının ev aleti olarak görüldüğünü ve bu aletlerde elektrik şoklamalarının % 4'ü aşmaması lazım. Halbuki sıkıştırmak kompresörlerde bu oran % lüO'e varıyor. Split klimalar bu yüzden CE belgesi alamıyor. İşte biz de bu konu ile ilgili mücadele veriyoruz. CE yazan arkadaşların bu izni nereden aldıklarını araştırıyotuz. Tabiki bu arkadaşların dikkal etmesi gereken bir nokta olduğunu düşünüyorum. Biliyorsunuz ülkemizde Tüketici Koruma Yasası yürürlüğe girdi. Aslında bu maddeler yasada son derece açıkça belirtilmiş. Zannetmiyorum ki yasa ilk aylarda ilgiyle karşılandı. Ne üretici ne de tüketici böyle bir yasadan tam olarak haberdar olmuş değil. Bizler artık üreticilerin ve tüketicilerin yasal koşulları gözetmesini arzu ediyoruz. Çünkü ülkemizdeki cihaz kalitesinin yükseltilmesi lazım. Bunu da enerji için yapmak lazım. Dünyaya baktığımız zaman tüm faaliyetlerin özünde ekonomi yatmaktadır. İnsanlar, sanayiciler birbirlerini engellemek için CE, Eurovent gibi kalite belgelerini ortaya çıkarmıyor. Bunların ortaya çıkış mantığı: Cihazların uzun seneler kullanılacağı düşünüldüğünde, cihazın kalitesi, enerji sarfiyatı açısından kayıpların engellenmesidir. Sayın Hocam şimdi enerji denince ortaya yepyeni bir boyut çıkıyor. Enerjinin kullanımı; Bize Allah'ın bahşettiği rezervi sınırlı olan güç kaynağı enerjiyi verimli kullanmamız lazım. Dünya bunu yıllardır uyguluyor. Bu 19. yüzyılın sonlarından bu yana açık olan bir konu. Bu yüzyılda ve 21. yüzyılda da kaynakların tükeneceği biliniyor. Sınırlı sayıdaki enerji kaynaklarımızı en efektif biçimde kullanmalıyız. Aslında enerji kullanımı ile çevre sorununun, hava kirliliğinin birbiri ile doğru orantılı olduğunu görüyoruz. Enerjiyi ne kadar akıllı kullanırsak çevreyi de o oranda az kirletiriz. 1973'deki alışkanlıklarımızı terk ederek enerji krizinden sonra, önce Avrupa ve Amerika'nın etkilendiği sonra 80'li yıllarda bize yansıyan enerji tüketimindeki tasarruf tedbirlerini görüyoruz. Asla yeterli olmamakla beraber ülkemizde de enerji tasarrufu bilincinin  geliştiğini  görmek  tabiki   bizleri sevindiriyor.

Özetle; Tüm bu uğraşlar üretimdeki, hizmetteki kalite arayışları, ülkemizdeki enerjinin doğru kullanımı ve ekonomimizin ayakta kalması, ileri gitmesi için yapılıyor.

DOĞAN ÖZGÜR: Vural Bey Almanya'da nr'ye 40 W'dan fazla enerji kullanmak yasak biliyorsunuz. Türkiye'de ise bu yönde bir kısıtlama yok ve enerji savurganlığı had safhada. Sizin görüşünüzü alabilir miyiz?

VURAL EROĞLU: Efendim ben şimdi yine ekonomiye döneceğim, ne harcıyorsunuz, ne alıyorsunuz ona bakmak lazım. Şimdi harcadığınız ile aldığınız arasındaki oran 3-4 senelik bir oranla sınırlı ise elbetteki bu yatırımı yapmak lazım. Ülkemizdeki enerji ekonomisini, yapacağınız yatırımı ne ölçeklerde yaşayacağız. Şimdi birtakım rakamlara inmek lazım. Ülkemizdeki gelir dağılımının dengesizliği enteresan sonuç çıkarıyor. Şu anda merkezi sistemle ısınan konutların oranı % 12 civarında sanırım. Air Condition yapan mekanların da ülkemizde % 1 gibi bir orana ulaşmadığını düşünüyorum. Demekki önümüzde yatırım yapacağımız çok önemli bir büyüklük var. Bu büyüklüğe akıllıca yaklaşmak lazım. İnsanların gelir düzeylerini gözönüne almalıyız. Ayrıca enerji tasarrufu ile 4 senede yatırımı geri alabil i-yorsak, mutlaka bu amortismanları kullanmalıyız.

DOĞAN ÖZGÜR: Turizmin gelişmesinin milli gelire katsı malum. Bu açıdan A/C önemi nedir?

VURAL  EROĞLU:   Ben  hep   şu örneği veririm. "Bir Alain Delon var, oldukça yakışıklı fakat, böbreği yok, ciğeri yok, koşamıyor, yumruk atamıyor. Bu adamdan hiçbirşey olmaz. Ancak süs gibi oturtursunuz. Fakat ruhu yoktur." Şimdi  o  yaptığımız  güzel           anları tabiki Air Condition ile donatmak zorundasınız. Bu bizde uygulanıyor. Klimanın lüks olmadığı şimdi ortaya çıkıyor. Sadece oteller, turizme hitap etmiyor. Bunun yanında alışveriş merkezlerinin, lokantaların, hastanelerin, bankaların vs.'nin de A/C ile desteklenmesi lazım. A/C lüks değildir. Tam aksine insana yatırımdır. İnsanların sağlıklı ve konforlu ortamlarda daha verimli çalışabilmesi için gereklidir.

Bilgi işlem odalarında A/C nasıl zorunluysa çalışma mekanlarını, ofisleri de A/C ile sağlıklı ortamlara dönüştürmeliyiz.

DOĞAN   ÖZGÜR:   Türkiye de enerji açığı ciddi bir sorun olacağa benziyor. Mevcut olanakların da hidroelektrik santral yapımını daralttığı malum. Bu açıdan enerjinin verimli kullanılması için sizin önerileriniz nedir?

VURAL EROĞLU: Sayın hocam. Bu konuda bizim HSK olarak TEAŞ'a hazırladığımız bir rapor var. A/C'nin milli enterkon-nekte sistemden ne çektiğini araştırdık. ISKİD'in verileri ile hareket ederek şu anda Türkiye'de ku ' olan A/C sistemleri % 12-14 . Üzerinde düşünüldüğünde bu rakkam oldukça yüksektir. Ülkenin enerji üretimi, arzı artıyor. Talep yükseliyor. Şimdi o nedenle A/C sektörünün payı giderek artacak. Raporda önerilerimiz de yer aldı. A/C'nin enerji payını azaltmak için ne yapabiliriz onu araştırdık. Önerilerimizi 3 ana başlıkta topladık. Birincisi Co Jenerati-on sistemi ile atık enerjinin Ab-sorbsiyonlu Chillerler ile soğutmada kullanılması. İkincisi enerjinin akümüle edilmesi, depolanması. Nedir enerjinin akümüle edilmesi? Türkiye'de biliyorsunuz örneğin yolların efektif kullanılmadığı gibi enerjide de öyle davranıyoruz. Eı ' tüketimi aynı saatlerde artıyor, aynı saatlerde düşüyor. Halbuki enerjiyi akümüle etsek. Örneğin Thermal Ice Storage dediğimiz sistemler var. Bunlar gece enerji kullanıp depoluyor. Gündüz depoladığı bu enerjiyi ortama veriyor. O zaman binanın çalışma saatlerinde enerji kullanımı açısından rahatlaması sağlanıyor. Dola-yısı ile buna bağlı olarak elektrik tesisatı, trafolar daha optimum olabiliyor. Bu sistemin yatırım maliyeti büyük olsada işletme maliyeti küçük oluyor. Dünya'da örneğin ABD'de elektrik dağıtım şirketleri bu tür makinalara teşvik veriyor. Akşam kullanılan enerjiyi '/'< 50 ile satıyor. İnsanlar da bu teşvikle  ilk  yatırımdaki  harcamayı geri alabiliyorlar. Ayrıca dağıtım sistemi de bu sistemle rahatlıyor. Üçüncüsü; Doğalgazh. LPG'li ısıt-ma-soğutma sistemleri, doğalgaz motorlu soğutma-ısıtma ünitelerini desteklemek lazım. Biz HSK olarak bu sistemlerin ilk uygulamaları yapmaya başladık. Dünyada varolan bu teknolojinin Türkiye'nin vizyonuna getirilmesi lazım. Size tamamen katılıyorum. Enerji tasarrufu teknolojilerini mutlaka uygulamalıyız, enerji yatırımını arttırmadan mevcut enerjiyi verimli kullanmak da bir anlamda enerji yatırımıdır ve en ekonomik olanıdır. Ancak Türkiye'nin bir an evvel nükleer teknolojiyi ve Nükleer Santralleri hayata geçirmesi lazım. Sanayimizin, toplam enerji ihtiyacının en kısa zamanda bu çözüme şiddetle gereksinimi olduğu düşüncesine katılıyorum.

DOĞAN ÖZGÜR: Enerji yatırımı şart. Öyleki Turizm örneğin ülkemiz için önemli bir gelir kaynağı olarak gözüküyor. Turistleri tesislerimizde ağırlarken onlara A/C ortamlar sunmak zorundayız. Onlara yaşam konforu olarak kendi evlerindeki standart] vermek zorundayız. Bunun için de enerjiye gereksinimimiz olduğu açık. Ben yaptığım hesaplama ile Nükleer yatırımın bir yıllık turizm gelirindeki artış ile geri alınabileceğini görüyorum. Sizinle aynı fikirdeyim. Ülkemizin nükleer enerjiyi kullanması hem sanayiye hem A/C sistemlerinin enerji talebine yanıt verecektir. Bunun da kısa sürede yatırım maliyetlerini karşılayacağını düşünüyorum. Tekrar Eurovent'e dönmek istiyorum. Eurovent belgesinin ülkemizdeki cihazların bakım-servis maliyetlerine   etkisi   ne   olacaktır?

VURAL EROĞLU: Sayın hocam bu konuda ben yatırımcının cihazlarda belge almasının, onun bilinçli   tüketici   olmasına   bağlıyorum ki. Bu gibi yatırımcılar zaten işletme verimliliğini, servis-bakım desteğini arıyorlar. Bakım konusuna insanların: üreticinin de tüketicinin de önem vermesi gerekiyor. Yatırımcıların, işletmelerin tesisin ve cihazın kullanımında işletme maliyetlerini, bakım maliyetlerini gözönüne alması lazım. İşte Eurovent belgesi bu unsurları da gözettiği için yatırımcı açısından da bir güvence oluşturuyor. Ayrıca ben bu bağlamda tüketicinin eğitilmesi gerektiğini de düşünüyorum. Bakınız, günümüzde mekanik tesisat toplam yatırım içinde çok ciddi bir paya sahip % 15-30 gibi. Buna rağmen sayıları gittikçe azalsa da, işletmecilerin bu ağırlıktaki, binada yaşam koşullarını iyileştiren sistemlere bakım yapma gereği görmediklerini üzülerek biliyoruz. Halbuki bakım, cihaz arızalanmadan yapılmayan gereken, koruyucu bakım cihazların çalışma şartlarının sürekliliği için çok gereklidir. Türk yatırımcısını bu konuda para harcaması gerektiğine ikna etmeliyiz. Yatırımcı, işletmecilerin bu konuda aydınlatılmasının gerektiğine inanıyorum.

DOĞAN ÖZGÜR: Vural Bey bu söyleşimizde çok yararlı olduğuna inandığım: Eurovent kalite belgesi, enerjiyi verimli kullanmak açısından; Co-Jeneration sistemleri, depolama teknolojileri, doğalgazh soğutma cihazları ve genel olarak mekanik tesisatta ve A/C sistemlerinde bakım yapılması için yatı-rımcının-işletmecinin aydınlatılması gereğine dair bilgiler verdiniz. Teşekkür ediyorum. Umarım okurlarımız da bu görüşleri paylaşır ve enerjinin verimli kullanılması için, ülkemiz için kaliteye ve ileri teknolojilerin kullanılmasına katkısı olur.


Etiketler