Header Reklam
Header Reklam

Ferah Mühendislik Hizmetleri Yönetim Kurulu Başkanı Mak. Müh. Temel Ferah: “Neye evet diyeceğiniz, bir ahlak ve vicdan meselesidir”

05 Eylül 2015 Dergi: Eylül-2015
Ferah Mühendislik Hizmetleri Yönetim Kurulu Başkanı Mak. Müh. Temel Ferah: “Neye evet diyeceğiniz, bir ahlak ve vicdan meselesidir”

Türkiye’nin yetiştirdiği duayen mühendislerden Temel Ferah, bu ayki Termodinamik dergimizin konuğu… Her işin başı ahlak ve vicdan” diyor Ferah, Önce ne yaptığınızı bileceksiniz, işinize, kendinize saygınız olacak”. Teknolojinin yakından takip edilmesi gerektiğine inanıyor, bir de bilginin aktarıldıkça daha kıymetli olacağına. Ferah Mühendislik imzasıyla 30 yılı aşkın süredir sektörde faaliyet gösteren Temel Ferah, “Bugüne kadar girdiğim hiçbir işte yanlışlık yapılmasına izin vermedim” diyor...

“İşini doğru yapıyorsan Temel Ferah’ın projesine gir yoksa uzak dur”

Ben yapı meslek lisesi mezunuyum. Benim zamanımda mesleki eğitim ortaokul seviyesinden başlar, 6 yıl sürerdi. Daha sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden 1975’te mezun oldum. Daha sonra askerlik girdi araya. Askerden sonra Kevork Çilingiroğlu’nun yanında eleman olarak çalışmaya başladım. En başından beri gönlümde, işin taahhüt kısmı yoktu. Hatta Kevork Bey bana bir gün “Temel’ciğim” dedi, “İşin sadece proje kısmı ile ilgilenmek istiyorsan, çok fazla para kazanamazsın”. Ben de ona “Rahmetli annem bana hep oku, yoksa aç kalırsın derdi hocam, sadece proje yaparsam aç kalır mıyım?” diye sordum. “Kalmazsın elbette, ama çok kazanamazsın” dedi. “Olsun” dedim, “Benim gözüm çok kazanmakta değil; aç kalmayacaksam, sevdiğim işi yapacağım”. Daha sonra Ersin Gürdal ile ortak bir mühendislik firması kurduk. % 40 ortaklıkla teknik müdürlük görevini yürütüyordum orada. 1986 yılında ise Ferah Mühendislik adı ile kendi firmamı kurdum. Yaklaşık 30 yıldır sektörde kendi şirketimde işimi yapıyorum. Ticarete ve siyasete hiç girmedim. Siyasetin içinde entrika vardır ve bu hiç bana göre değil. Yaptığım her projenin kontrolünü de yapıyorum. Sektörde beni tanıyan herkes, “İşini doğru yaparsan Temel Ferah’ın projesine gir yoksa uzak dur” der. Bu benim için çok gurur verici. Bugüne kadar girdiğim hiçbir işte yanlışlık yapılmasına izin vermedim. Her zaman işimi severek, işime saygı duyarak ve yaptığım projelerin sorumluluğunu üstlenerek çalıştım.

Bilgiyi aktarmanın bir mesuliyet olduğuna inananlardanım

Sektörde bilirkişi iseniz, maharetiniz sadece işinizle değil, yetiştirdiğiniz, sektöre kazandırdığınız insanlarla da ölçülür bana göre. Ben, bilgiyi aktarmanın dünyadaki vazifelerimizden biri olduğuna, bir sorumluluk olduğuna inananlardanım. Hatta 60 yaştan sonra aktif görevde olunmasından yana da değilim. Çünkü teknoloji değişiyor, sistemler yenileniyor, o hıza yetişecek enerjiniz kalmıyor. Bu nedenle eğer geride yetiştirdiğiniz, bilgilerinizi aktardığınız kimse yoksa, siz bittiğinizde o tecrübeler de aktarılmadan yok olur gider. Bu, çabanıza ve öğrendiklerinize ihanettir. Ben de son dönemde büyük projelerden biraz uzaklaşmak istiyorum ama büyük projeler beni bırakmıyor. Sektörde iyi bir intiba bırakmış olmanın neticesi bu… Çok sevdiğim bir mimar ağabeyim Behruz Bey bana; “Temel’ciğim, büyük olmak zordur, projeyi istediğin gibi basite indirgeyemezsin” derdi. Sektörde büyük işler, büyük sorumluluklar aldıkça ne demek istediğini de anladım… Aslında okulda kalmak istemiştim hatta bir yıl kadar Rahmetli Prof. Dr. İskender Humbaracı’nın asistanlığını da yaptım ama o zaman aldığım maaş çok azdı, ailemi geçindirecek kadar değildi. Bu yüzden devam edemedim, tekrar özel sektöre döndüm.

Ülkemizde maalesef eğitimin önemi kavranmış değil…

Şimdiki gibi masa başında mühendis olunmazdı eskiden. Mühendis, gerektiğinde kaynak ustasına kaynak işini anlatabilecek kadar işin her aşamasını çok iyi düzeyde bilmek ve yapmak zorundaydı. Bu konuda Almanya, çok başarılı bir örnektir. Alman mühendisler, 1. sınıf kaynak ustasından daha iyi kaynak yapabilirler. Yine Rusya’da çalıştığım bir dönem öğrendim ki, şoför olabilmek için iki yıl eğitim alıyorlar. Yani bireysel ehliyetinizle ticari araç kullanamıyorsunuz. Ama ülkemizde maalesef eğitimin önemi tam olarak kavranmış değil. Bu konuyu çözebilirsek birçok sorunu da çözebiliriz. Ülkemizin çok iyi eğitilmiş ve çok zeki mühendislerinden biri Rahmetli Necmettin Erbakan idi. Almanya’dan çok ciddi teklifler aldı ama vatanseverlik duygusuyla ülkesine dönmeyi ve ülkesine hizmet etmeyi seçti. Ben işin politik kısmından değil, mühendislik kısmından bahsediyorum. Onun dediğini yapsaydık, tüketen değil, üreten bir toplum olabilirdik. Üretmek, ülkemizin geleceğe açılan kapısıdır.

Ruhsat projesine sadık kalınması şart

Yaptığımız tüm projelerin kontrolörlüğünü de biz yapıyoruz. Bunun bazı sebepleri var: Bir kere yaptığımız projeyi en iyi biz biliyoruz. Danışman firma farklı, kontrol firması farklı, proje firması farklı olduğunda işler karışıyor. Elbette profesyonel danışman firmaları, işin dışında tutmak lazım. Ülkemizde de yurtdışı örneklerde olduğu gibi işini titizlikle yapan profesyonel firmalar olsa, elbette danışman firmalar üzerimizden büyük bir yük alacaklar. Ama öyle sorunlar yaşıyoruz ki meram anlatmaktan işi yürütemiyoruz. Yani danışmanlık işinin durduğu nokta net değil. Biz de bu karmaşanın önüne geçebilmek için tekliflerimizde şu şartın altını çiziyoruz: Elbette bir danışman firma ile çalışabilirsiniz ama özellikle mekanik tasarımda istenen değişiklikler bizim onayımız olmadan yapılamaz. Yasal olarak da birtakım boşluklar var. İşi kontrol eden, ruhsat veren kurumlar, proje onaylanınca işten çekiliyorlar. Biz buna da itiraz ediyoruz. Kontrollerin sürmesi, işin onay verilen proje ile uygun yapılıp yapılmadığının da denetlenmesi lazım. Son dönemde yatırımcının cihaz alıp projede bunu kullanın dayatması duyulur oldu. Bu konuda bizlerin ciddi anlamda direnmesi gerek. Alınan cihaz proje şartlarını karşılamıyorsa o cihazı kullanmamamız gerek. Daha ucuzunu kullanma mantığından vazgeçilmelidir. Her firmanın çok güzel ürünleri vardır elbette ama her ürün her projeye uymaz. Uyan ürünü kullanmak konusunda bizlerin de ısrarcı olması gerekiyor. Çünkü sonuçta bizim proje ile ilgili sorumluluğumuz var ve garanti veremiz gerekiyor. Bu, bizden kaynaklanmayan hatalar için de mesuliyet almamamız anlamına geliyor ki bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Yaptığımız her projenin sorumluluğu bize aittir. Sadece bizim bilgimiz dışında projede değişiklik yapılmışsa mesuliyetten kurtulma imkânı olabilir. Bunun dışında proje ile ilgili tüm detaylardan projeyi yapan firma sorumludur; sorumlu olmalıdır da. Eğer sorun çıkan bina, eski tarihlerde yaptığımız bir bina ise, değişen teknoloji ile uyum sorunları yaşanabiliyor, bunlar da sistem değişiklikleri ile çözülebiliyor. Bazen mekanik kısmı da bize bırakılabiliyor projenin;  bu durumda sistemi seçiyoruz, karşılaştırmalı sistemler hazırlayıp avantajları, dezavantajları raporluyor, neticede önerimizi sunuyoruz. Projeye uygun olarak sunduğumuz alternatifler dışında, maliyeti düşürmek adına farklı ürün ve sistemlerde diretilirse projeyi yapmayacağımızı söylüyor ve çekiliyoruz. Çünkü bu şekilde yapılan proje sağlıklı olmayacaktır, Ferah Mühendislik olarak böyle işlerin altına imza atmak istemiyoruz.

Daha ucuzu her zaman vardır, ama işinize yaramaz…

Standartlar konusunda da biraz daha net olmamız ve belirlenen standartların dışında iş yapmamamız gerekiyor. Ayrıca bir projeyi yaparken hangi bölgede ne inşa ettiğinizin farkında olmanız gerek. Çünkü her malzeme her projeye uygun değildir. Çalıştığınız bölgenin özelliklerini bilmeniz ve değerlendirmeniz gerek; rüzgârlı mı, güneşli ya da yağmurlu mu, deprem bölgesi mi, zemini yeterince sağlam mı, iklim koşulları nedir, binanın kullanım amacı nedir, binada ortalama kaç kişi bulunacak gibi birçok değişkeni hesaplamalısınız. Cihazlar da bölgenin özelliğine göre seçilmelidir. Daha ucuzu her zaman vardır, ama işinize yaramaz… Ayrıca projeye sadık kalınması binanın sağlığı açısından çok önemlidir. Mesela projede tesisat şaftı için yer ayırıyoruz, uygulamada bu alan düşürülüyor. Mimar ile sorun çıkabiliyor; onlar estetik boyutu daha ön planda tutabiliyorlar ama istedikleri noktalardan boru geçirmek pek mümkün olmayabiliyor. Bizim yaptığımız projede sığınak yer alıyor ama biten projeden çıkarılmış olabiliyor…  Bütün bu sorunların çözülmesi için kesinlikle ruhsat projesine sadık kalınmalıdır. Eskiden ruhsat projesi ve uygulama projesi diye bir şey yoktu. Tek bir proje üzerinden hareket edilirdi. Son yıllarda ruhsat projesi üzerinde o kadar çok değişiklik yapılıyor ki, ortaya başka bir uygulama projesi çıkıyor. Aslında projeler bittikten sonra iskân için denetleniyor ama iskân için aranan şartlar ile ruhsat için aranan şartlar farklılık gösteriyor. Bu konuda bir örtüşme olsaydı ruhsat projesinin dışına çıkılan projelere iskân belgesi de verilmemesi gerekirdi. Bu, derhal doldurulması gereken büyük bir yasal boşluk... Bir işin sağlıklı yapıldığında maliyeti 10 lira ise alternatif malzemeler ile maliyetini en fazla düşürebileceğiniz fiyat, 8 liradır. Ama ortaya 3 lira diye çıkılabiliyorsa orada muhakkak bir yanlışlık vardır. Hesap bu kadar nettir. Hangi işte yer alacağınız ve neye ‘evet’ diyeceğiniz bundan sonrası için bir ahlak ve vicdan meselesidir.