“Emeğe, hakkaniyete, adalete duyduğu saygı, onun hayata bakış açısını en iyi şekilde özetliyor”

22 Ekim 2020 Dergi: Ekim-2020

Prof. Dr. Barış İlerigelen

Türkiye İklimlendirme Sektörünün kilometretaşlarından Fita Teknik şirketinin kurucusu Ali İlerigelen’in aramızdan ayrılışının ardından 20 yıl geçmiş. Hümanist, estet, vakur kişilik Ali İlerigelen’i anmak, savunduğu, ardında bıraktığı değerleri anımsamak için oğlu Kardiyolog Prof. Dr. Barış İlerigelen ile yaptığımız söyleşi, ardımızda gurur duyabileceğimiz bir geçmiş bırakabilmenin ipuçlarını verdi.

Adını Barış koydu

Babam, annesi, babası ve yedi kardeşi ile birlikte Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç ettiğinde beş yaşındaymış. İstanbul’a yerleşmişler. Başta dedem olmak üzere aile fertlerinin tümünün çalışmak zorunda olduğu, çetin bir tutunma mücadelesi içinde büyüyen babam, küçük yaşından itibaren ailesi için, sonrasında da içinde bulunduğu toplum için sorumluluk alması gerektiğinin bilincinde olmuş. Halen oturduğumuz muhitte, Çapa’da, tüm aile fertlerinin bir arada yaşayabilmesine olanak verecek bir apartman inşa etmiş. Savaş karşıtı olmasından mıdır, kendisi ve çevresi ile barışık olmasından mıdır bilinmez, apartmanın adını da, benim adımı da Barış koymuş. 

Kültür ve sanatla yoğrulan hümanist bakış açısı

ali-ilerigelenBabam, kültüre, sanata, teknolojik yeniliklere oldukça meraklıydı. Çocukluğum o zamanlar çok az sayıdaki evde bulunan pikap, film makinası ve ses kayıt cihazının arasında geçti. Henüz okuma yazma öğrenmeden evdeki çok sayıdaki plaktan hangisinde hangi müzik eserinin olduğunu ayırt edebiliyordum. Bazı klasik müzik eserlerini akordeonuyla çalan babamdan etkilenerek, küçük yaşlarda ben de çalmaya başladım. Evimizin duvarlarında özellikle empresyonist ressamların reprodüksiyonları bulunuyordu. Kültür ve sanat sevgisine sahip, kitap tutkunu bir babayla, sevgi ve saygıya büyük önem verilen bir aile içinde büyümek, benim için en kıymetli miras olsa gerek. 

İklimlendirme sektöründe yarım asra yakın emek verdiği; Fita Teknik

Babam ben dünyaya gelmeden beş yıl önce, 1.250 Lira sermayeyle, Faik Tunalı Bey ile birlikte Fita Teknik firmasını kurmuş. Fita Teknik, adını kurucularının ad ve soyadlarının baş harflerinden alıyor. İlkokul çağlarımda, tatil dönemlerinde babamın işyerine, atölyeye giderdim ona yardım etmeye ve el becerisi edinmeye… O zamanlar çalışanların ücretleri haftalık olarak verilirdi. Hemen her ödeme gününde babamın stresi yüzünden okunurdu. Nasıl olurdu bilmiyorum ama her seferinde son dakikada da olsa bir yerlerden para gelir ve haftalıklar gününde ödenirdi. Bu, babam için çok önemliydi, bunu büyüdükçe, daha da iyi anladım; babamın vizyonu ticari, parasal başarıya değil, insana odaklıydı. Onun için daha çok kazanmak değil, daha çok insana istihdam açabilmek önemliydi. Emeğe, hakkaniyete, adalete duyduğu saygı, onun hayata bakış açısını en iyi şekilde özetler kanısındayım. Prensipleri olan bir insandı babam. Kaliteden taviz vermemek, katı prensiplerinden biriydi. Dikkatliydi, imalat hataları gözünden kaçmazdı ve en ufak bile olsa kusur bulduğu bir ürünün müşteriye teslim edilmesine izin vermezdi. Ürettiği her bir ürün, adeta onun saygınlığını temsil ediyordu. Hep kendisini geliştirmeye, yeni şeyler öğrenmeye ve öğrendiklerini çevresi ile paylaşmaya özen gösterdi. Lider, “rol-model” olma tutkusu yoktu ama yaşama bakış açısı ve bu doğrultuda kurduğu ilişkiler onu bu konuma taşıdı. Sadece aile ilişkilerinde değil, birlikte çalıştığı insanlarla kurduğu ilişkide de; sevgi ve saygının harmanlandığı, insanı yaşamın en önemli “değeri” olarak gören bir yaklaşım söz konusuydu. Birlikte çalıştığı insanların çoğu da bu kültürü, bu duruşu benimsedi. Çalışanların birçoğunun çocukları da aynı çatı altında çalıştı. Kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam felsefesinin parçası oldular. Cumhuriyetimizin ilk kuşağına mensup olan babam, Cumhuriyetimizin çocuklarına verdiği temel ülkülerle yetişmiş ve onları benimsemişti. Vatanseverdi, pek çok kez aldığı, yüksek vergi ödeyenlere verilen plaket ve ödüller ile gurur duyardı. Yurt dışına sevk edilen ürünler de onun gurur vesilesiydi. Kurduğu firmanın her yeni yaşı, onun için yeni bir heyecan ve gurur vesilesiydi. Onun ağzından rakip firma sözünü duyduğumu hatırlamıyorum. Daha düşük kaliteyle daha fazla kazanmak gibi bir konu söz konusu değildi onun için. Rekabetin, daha kaliteliye teşvik eden bir yarış olduğunu düşünürdü. Fabrika bahçesinde tüm çalışanları bir araya getirerek yaptığı yemekli toplantılar bir firma geleneği idi. Bayram ve yılbaşlarında çalışanları yalnızca ikramiye ile değil bizzat kendisinin seçip hazırladığı hediye paketleriyle de mutlu etmeye çalışırdı. Çalışanlarının her biri ile onların özel hayatlarındaki sorunlar dahil olmak üzere ilgilenir, elinden gelen desteği vermeye çalışırdı. Hem kaliteden taviz vermeden üretmek, hem de personel sayısını azaltmadan kâr edebilmek elbette kolay değildi. İşte bu aşamada yanında çalışmaya başlayan mühendis Ahmet Gökşin’in büyük desteği oldu. Firmaya yeni bir açılım getirdi. DEC firması ile yurtdışı temsilcilik bağlantılarını başlattı ve daha sonra başka firmalar ile de ilişki kurdu. Ticari satışlar hem firmaya soluk aldırdı, hem de büyümesini sağladı. Babam bu genişleme stratejileri içinde de riske girmemeyi tercih etti. Bunun nedeni cesaretsizliği değil, alacağı riskin sonuçlarının tüm çalışanlarını etkileyecek olmasıydı. Dolayısıyla tüm gelişmeler, yeni fabrika, yeni ürünler, bu anlayış doğrultusunda şekillendi, belki daha yavaş ama daha emin adımlarla ilerlendi. Fita Teknik’in 50.yılını görebilmesini çok arzu ederdim, ama iki yıl öncesinde, 2000 yılında onu kaybettik.

Her baba-evlat ilişkisinin ayrı bir dili var

baris-ali-ilerigelen-1Her evlat ile babası arasındaki ilişki, kendine özgü, özel bir dile sahip. Bu, bizim ilişkimiz için de geçerli idi. Babam çok fazla konuşmazdı, ondan edindiğim pek çok şeyin kaynağı sözleri değil davranışlarıydı ve özellikle de bakışları… En sık kullandığı sözlerden biri: “her şer’de bir hayır vardır” idi. Meslek seçimim konusunda bana hiçbir müdahalede bulunmadı. Hekimliği seçmek ile ona yardımcı olma şansını kaybettim ama mesleğimden çok memnunum. Tıp Fakültesinden mezun olduğumda, babamın benimle ne denli gurur duyduğunu hatırlıyorum. Seyrek de olsa sağlık kontrolleri için çalıştığım hastaneye geldiğinde, odamda birileri varsa, asla içeri girmez, dışarıda beklerdi. Ben de hastamın muayenesini ya da öğrencilerimin dersini bitirdikten sonra onu içeriye alırdım.  Bunun aksini ikimiz de düşünemezdik bile. Aynı şeyi örneğin annem ve amcam için de söyleyebilirim. Saygı her zaman bizim aile kültürümüzün doğal bir parçası olmuştur. Genel olarak babamla birbirimizi anlayabildiğimizi düşünüyorum. Anlaşamadığımız çok az konu vardı aslında. Çocukluk yaşlarında başladığı sigarayı bir türlü bıraktıramadım ve bu mücadelede yenik düştüm. 
Bugün, doğduğum muhitte, ailemle birlikte, eskiden atölyemiz olan binada yaşıyorum. Bahçemiz Barış Apartmanı’nın bahçesiyle komşu. Apartmanda babamın bir kardeşinin eşi ve oğlu kalıyor. Balkona çıktıklarında bizim mutfaktan onlarla sohbet etme şansım oluyor. 
Ali İlerigelen kimdi? Benim gözümden yanıt vermeye çalıştım bu soruya. Ali İlerigelen ile ilgili anılarımı, duygularımı paylaşarak andım babamı.

Son Söz olarak; Ali İlerigelen’in 1996 yılındaki röportajından küçük bir kısmı paylaşıyor, değerli büyüğümüz Ali İlerigelen’i saygıyla anıyoruz…

“Boman ustabaşımız bizlere yaşamda insan sevgisi, vatan sevgisi, hak ve adalet duygusu gibi paradan da çok değerli şeyler olduğunu ve sürekli okumamızı öğütlüyor. Tüm bunlar beni son derece etkiliyor. Okuma tutkusu sevdaya dönüşüyor. Ülkenin belli başlı yazar ve şairlerin yanı sıra Dünya Edebiyatında okumadığım pek az eser kalmıştır.
Ben temiz ve adil toplum olgusunun gerekliliğine inandığım gibi içinde bulunduğumuz, yaşamak zorunda olduğumuz bu sistemin faziletine inanmamaya yönelmiş bir insanım.”
Derd-i firakımla düşmüşüm sevda-ı mey'e
Müptelayım, deliyim sinmişim esrar-ı ney'e
Feleğin kahpe başında paralansın parası,
Ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeğe.
Neyzen TEVFİK

Ali İlerigelen’in ölümünün 20. yıldönümü için oğlu Prof. Dr. Barış İlerigelen ve torunu Ali İlerigelen tarafından hazırlanan “Babam ve Ben” adlı videoyu izlemek için tıklayınız.