Slider Altına

Dinamik pazarlar üçgeninde SODEX

05 Ağustos 2007 Dergi: Ağustos-2007

Bu süreçte ülkemizin enerjisi yüksek sektörlerinden olan ISK sektörünün, alanında dünya liderleri arasına girmiş fuarı SODEX, sektörü BDT pazarlarına taşımayı amaçlıyor. Bunun için BDT’nin coğrafi büyüklük açısından ilk üç ülkesinde; Rusya Federasyonu, Kazakistan ve Ukrayna’da "Yabancı Katılımlı Türk Fuarı" statüsünde üç ayrı fuarı gerçekleştirecek. Sadece fuarların yapılacağı 2008 yılının önemli pazarlama girişimi olmakla kalmayıp yeni bir yurtdışı pazarlama yöntemi olmayı amaçlayan SODEX fuarlarının organizatörü, Dünya Fuar Yapım şirketi ve Hannover Messe Sodeks Fuarcılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Demirtaş’a sorduk; "nerede, neden, ne zaman, nasıl?" diye. "Endüstrimiz güçleniyor, güçlendikçe daha büyük pazarlara gereksinim duyuyor, Türkiye’nin gücü, pazarda güçlü konumları bulunan ülkeler için rekabet açısından kaygı uyandırıyor, irili ufaklı engeller yaratılıyor. Bizim amacımız ve işimiz; bu engellerden bazılarını kaldırabilmek ve endüstrimize yeni pazarlar için geçitler sağlayabilmek" diyor ISK sektöründe neredeyse çeyrek asrı geride bırakmaya hazırlanan Murat Demirtaş, ve heyecanla anlatıyor

SODEX’in ihracat atağı fikri nasıl doğdu?

Rusya, Ukrayna ve Kazakistan..Bu ülkelere ilk kez, İstanbul’daki ISK SODEX Fuarımızı tanıtmak için gitmiştik ve senelerdir bu ülkelerdeki fuarlarda stantlarımız oluyor, pek çok kuruluşu, organizasyonu ziyaret ediyoruz. Her seferinde gerek oralarda düzenlenen fuarları, gerekse ülke pazarlarını analiz ediyoruz, tespitlerimizi biriktiriyoruz. O fuarlara katılan Türk firmalarının beklentilerini öğreniyoruz. Bizim fuarımızın da katılımcıları olan bu firmalardan gelen taleplerin de cesaretlendirmesi neticesinde; marka değeri yaratmış bulunan SODEX’i yurtdışına taşıma fikri olgunlaştı. Yakın bir geçmişte Moskova’da düzenlenen bir fuarda, kırka yakın Türk katılımcı kuruluşumuz yer almıştı. Onları ziyaret edip şikáyetlerini dinledik. Şikáyetlerinin birincisi lojistik alanında. Moskova’ya 3 m3’lük fuar malzemesinin gitmesi ve geri gelmesinin maliyeti 9000 Ç civarında. 30 m2 stand alıyorsunuz, 1 m2 lojistik maliyeti 300 Ç. Bunun üzerine 350 Euro da stand maliyeti eklerseniz, 750 Euro’ya maloluyor. Ayrıca mallarınızın standa geleceğinin garantisi yok. Geçtiğimiz Mart ayında yurtdışında yapılan bir fuarda 80 m2 standı bulunan bir firmamız, çeşitli gümrükleme ve nakliye sorunlarından ötürü klima santralini çekemedi, standında ürünü yer alamadı. Rusya’da yapılan fuarların hiç birinin organizatörü Rus değil, fuarları Almanlar, İtalyanlar, Avusturyalılar, İngilizler yapıyor. Önceliği de kendi ülkelerinin firmalarına veriyor. Mesela SHK’da öncelik Alman firmaların oluyor. Açıkça "Çinlilerle aynı kefedesiniz" diyorlar. Bizim firmalarımıza en dış koridorlarda, cazip olmayan bölümlerde yer veriyorlar. Bilirsiniz fuarlarda yer seçimi çok önemlidir. 30 m2 stand alıyorsunuz, 9000 Ç nakliyeye, 9000 Ç standa veriyorsunuz, diğer harcamalarınızla birlikte 20.000 Euro’yu geçiyor, ama ücra bir köşede yer alıyor ve potansiyel müşterilerinizle buluşamıyorsanız bu para uçup gidiyor. Bu fuarlara devlet teşviği olabilir, harcamanızın bir kısmını devlet karşılıyor olabilir ama, o para da bizim paramız, hepimizin cebinden çıkıyor. Benzer tespitlerimiz, Kiev’deki fuarlar için de geçerli. ISK SODEX alanında dünyanın üçüncü büyük fuarı, tüm dünyaca bilinen uluslararası bir fuar. ISK sektöründe fuar organizasyonu deneyimimiz, bildiğiniz gibi uluslararası fuarcılık alanının dünya devi Hannover Messe’nin de uzman yaklaşımı ile bir araya gelmişti. Bu alt yapı ile Türk ISK sektörünü yurtdışına neden taşıyamayalım ki? Türkiye’de 800’e yakın ISK sektör firmamız var. Her geçen gün büyüyor, önemli ihracat kapasitelerine erişiyor, yerleri yetmiyor, herkes yeni yatırım yapmak için arazi arıyor, küçük atölyeler büyüyor, sınırları sürekli öteliyorlar. Devletimiz de farkında ve elinden gelebilecek her şey için hazır. "Biz ne yapabiliriz? En iyi bildiğimiz şeyi..Güçlü pazarlarda etkin pazarlama kanalları olabilecek fuarları gerçekleştirebiliriz" dedik ve yola çıktık.

Neden Kiev, neden Moskova, neden Astana ve neden bir yol arkadaşı ile beraber?

İki sene önce Kiev’de bir fuardaydık, Kiev’de bir fuar düzenleme fikrinin ilk aklımıza düştüğü zamandı. Geçen yıl yine Kiev’de Meridyen Fuarcılık tarafından düzenlenen moda fuarı vardı. Bir Türk fuarı olarak düzenliyorlardı. Fuar fikrimizi açtık onlara. Yurtdışında fuar düzenleme konusunda A Sınıfı Belgeye sahiptiler, lojistik ve turizm firmaları ile yurtdışında fuar yapmayı kolaylaştıracak destek kuruluşlara sahiptiler. SODEX için düşündüğümüz yurtdışı coğrafyada tecrübeleri vardı, prosedürleri de iyi biliyorlardı. ISK sektöründe fuar düzenleme tecrübemizle onların bu avantajlarının bir araya gelmesi, bir yandan önemli bir zaman kazancı sağlayacaktı, öte yandan katılımcılarımıza çok daha kapsamlı bir hizmet verebilmemize, güvence sağlamamıza yardımcı olacaktı. Biz de, Türkiye’de pek de güçlü sayılmayacak ortaklık kültürüne karşın, Meridyen Fuarcılık ile işbirliğini tercih ettik. Ne adına olursa olsun, bize güvenenleri mağdur etme riski, taşıyamayacağımız bir risk.

İlk araştırmamız Kiev içindi. Önce fuar alanına baktık, uygun tarihlerde kiralayabilecek fuar alanı bulabilmek neredeyse imkánsız. Oradaki yerel firmalarla bir şey yapabilir miyiz diye baktık, anlaşabileceğimiz yapıda organizasyonlar bulamadık. Bölgeye çok önce gelmiş, yatırım yapmış Avrupa firmalarının ciddi bir baskısı var. 7-8 sene önce, orada kimse yokken yatırım yapmışlar, ayrıcalıklar elde etmişler, o hakları kullanarak pazara girmemizi engellemeye çalıştılar. Aşabilmek için zorlu bir mücadele gerekti.

Ukrayna komşumuz, arada deniz var, Bulgaristan, Yunanistan neyse, Ukrayna da bizim için o. Arada saat farkımız yok. İki saatte gidiyorsunuz. Ukraynalılar da, şehir olarak Kiev de diğer bölgelerden daha yumuşak, daha anlaşılabilir ve rahat. Ukrayna’nın petrolü olmamasına rağmen, doğal kaynakları zengin.. AB "hazırlanın üç sene sonra AB’ye giriyorsunuz" dese, hazırlar, hiç sorunları olmaz. Yerli üreticilerimizin orada iş yapamaması için hiçbir sebep yok. Hatta üretim tesisleri kurmaması için bile hiçbir sebep yok.

Yurtdışı projemizin ikinci adımında, Bağımsız Devletler Topluluğu’nun ikinci büyük coğrafyası olmasının yanı sıra, özellikle inşaat alanında büyük bir devinim içinde bulunan Kazakistan’ı düşündük. Biliyorsunuz başkent, Almaata’dan Astana’ya taşınıyor, orada sıfırdan bir başkent kuruluyor. Olabildiğince önemli bir pazar, yeni yapılaşma cenneti adeta. Orada da inşaat yapanlara çok büyük teşvikler var. Kazak vatandaşlarına -yurtdışında yaşayanlar dahil-, ücretsiz arsa tahsis ediyorlar. Oradaki şansımız çok daha fazla. Oradaki pazarı kaptırmamamız, cesaretle gitmemiz lazım. Ne kaybederiz? 24 m2 standla katılan bir firma; 1800 Ç, ulaşımıyla birlikte 3000 Ç harcıyor. Bu, iş dünyasından pek çok kişinin bir tatilde harcadığı bir miktar. Ama karşılığında elde edilebilecek şey, hacmine tahmin yürütemeyeceğimiz kocaman bir pazar olabilir. Benzer bir riski IKK fuarı ile aldık ve hepimizi sevindiren sonuçlarını birlikte gördük.

Son olarak da BDT’nin lideri Rusya Federasyonu’nun başkenti Moskova ile güçlü bir pazar üçgeni çizmiş olduk. Rusya’nın kanunları bol teşvikli; basit bir montaj hattı kurun, çok büyük vergi muafiyetleri, tabii ki çok da büyük bir pazarı var.

Bu süreçte Kiev’e 10 kez, Moskova’ya 5 kez gittim, Astana’da ise gerekli bağlantıları operasyon ortağımız tamamladı. Ortaklığın öncü yararlarını görmeye başladık. Kazakistan’da da, Rusya’da da, benzer engellemelerle karşılaştık. Daha önce fuar düzenlemeye başlayan fuar organizasyonlarının direncinden de ülke firmalarımızın gücünü bir kez daha gördük. Türklerden korkuyorlar, bizim üreticilerimizin gücünü biliyorlar. Üreticilerimiz belirli bir çizgiye geldiler, tüm dünyada geçerli belgelerini aldılar, bugün, gelişmiş ülke pazarlarıyla rekabet edecek güçteler. Dolaylı da olsa önümüze engel çıkaran organizatörlerin bu nedenle çift yönlü endişeleri söz konusu; hem kendilerinin pazar kaybetmeleri, hem de kendi ülke firmalarının pazar kaybetmeleri.

Fuar organizatörlerinin tek yaptıkları şey dört günlük bir pazarlama etkinliği düzenlemek değil, aynı zamanda bir sektörün doğrudan pazarlamasını yapmak

25 senedir fuar yapıyorum, tüm katılımcılarıma bizzat defalarca gittiğim, irdelediğim yabancı ülke pazarları hakkındaki tespitlerimi, ihracatla ilgili avantaj, dezavantaj ve uygulamaları anlatırım. Dış Ticaret Müsteşarlığımız da bu fuarlar için destekleme kararı alıyor. DTM’nın fuarlarımızla ilgili belirlediği yeni bir konumlandırma, yeni bir başlık var; "Yabancı Katılımlı Türk Fuarı". Yani SODEX, yabancı katılımcıların da yer alabileceği bir Türk fuarı statüsünde desteklenecek. Mevcut yönetmeliğe göre DTM’nin %60 desteği olacak. Örneğin firmalarımız Moskova’daki fuara nakliye dahil 130 Euro’ya katılabilecekler. Her 10 m2’ye 1 m3 nakliye bedeli ilave ettik. 30 m2 stant için 20000 Ç harcanıyordu, m2 maliyeti 750 Euro’ya geliyordu, şimdi ise sadece 130 Ç harcama yapmaları gerekecek. Daha açığı her 10 m2 stand alanı için 1,5 m3 ücretsiz nakliye hizmeti vereceğiz. Nakliye, kendi elimizde olacak. Hatta Ğbir değişiklik olmazsa- özel uçak tutacağız, vize, konaklama, havalimanı transferleri gibi pek çok şey, yine organizasyonumuzca halledilecek. DTM bu işin içinde olduğu için, oradaki büyükelçilerimiz, Dış Ticaret Müsteşarlarımız da yanımızda olacak. Geniş katılımlı bir davet vereceğiz.

Moskova’ya 10-15 sene önce gitmiş, oraya yerleşmiş, firma kurmuş tesisat müteahhitlerimiz var. Türkiye’ye arada bir ve tatil için geliyorlar, Türkiye’deki gelişmelerin gerçek boyutlarının farkında bile değiller. SHK’da hiçbir Türk müteahhit yoktu, ziyaret ettiklerimizin haberlerinin de olmadığını gördük. En büyük potansiyelimiz, oradaki Türk müteahhitleri. Kazakistan’da da, Moskova’da da, Ukrayna’da da pek çok Türk şantiyesi var. Buralardaki şantiye şeflerini, projecileri, müşavirleri fuarlarımıza getireceğiz.

DTM’nin bize reklam desteği de var, biz de o paranın iki katını harcıyoruz. Bu bölgelerin devingenliği içinde fuarların önemi büyük, ama fuar organizasyonlarında açıkçası bir özen görülmüyor. En son gittiğim Ukrayna’daki fuarda bir tek afiş, İngilizce yerleşim planı, yönerge yoktu, Ama koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler misali, yine de insanların kapının önünde içeriye girmek için sıra beklediklerini gördük. Biz, o pazarlara bakış açımızla da bir fark yaratmayı hedefliyoruz.

Ukrayna’nın güneyinde sanayi bölgeleri var: Donetsk, Harkov, Dnepropetrovsk ve solda Polonya tarafında Lvov olmak üzere özellikle katılımın güçlü olmasını beklediğimiz bu dört kentte uçak veya hızlı tren bağlantısıyla etkin ziyaretçiler getireceğiz. Burada yaptığımızı orada niye yapamayalım ki? Ukrayna’da bir yerel dergiyle beraber çalışmaya başladık, Sadece medya desteği değil, satış desteği de verecekler.

Moskova ise tam bir çetin ceviz. Gördük ki orada bir ofis açmadan bir hayli zorlanacağız. Gelecek ay Moskova’da bir yerel firma kuracağız. Bu firma hem Moskova Sodex’in organizasyonunda operasyonel çözümleri sağlayacak, ziyaretçi trafiğini güçlendirecek, hem de Türkiye’deki SODEX’lere oradan ziyaretçi getirecek. Yani bu yeni firmamızla iki önemli amacımızı gerçekleştirmeyi düşünüyoruz; bizimkileri oraya götürmek, buradaki fuarlarımıza oradan ziyaretçi getirmek.

Bu firmamız ile geleceğe yönelik olarak bir şeyi daha amaçlıyoruz; Moskova’daki şirketimizin, Türkiye’deki diğer fuarcı meslektaşlarımıza da hizmet vermesi. Kendi adıma, her şey benim olsun diye beklemiyorum. Ürettiğimiz bir faydadan tek başımıza istifade edelim diye düşünmüyorum. Örneğin Türkiye’de Yapı fuarı yapan arkadaşıma da hizmet vereceğim, Moskova’daki tanıtımını yapacağım. Yani bu ülke için birlikte çalışacağız.

Yepyeni bir heyecan, yepyeni bir ufuk turu

Tabii ki heyecan var. Öyle olmasa, halá bıkıp usanmadan, her seferinde yeni bir dünya kurarcasına yüzlerce firma ile tek tek görüşebilecek enerjiyi nereden bulurum?

30 Ocak-2 Şubat 2008’de SODEX Kiev, 1-4 Eylül 2008’de SODEX Moskova ve 12-15 Kasım 2008’de SODEX Astana.. Bu işten para kazanmayı öngörmüyorum. Para kaybetsem de hiç sorun değil, göğüslerim..Bu Türkiye için, ISK sektörümüz için doğru bir karar, bu yoldaki başarı için beklemeye sabrım da var, yorulmadan çaba sarfedecek kadar inancım da..

İlk başta zor geliyor ama dünyanın kuralı: birincisi olmadan ikincisini yapamazsın.

Moskova’daki ilk fuarımızda hedefim 4500 m2. Herkes ilk fuar için yüksek bir hacim diyor. Ama bu işleri bir seferlik olarak öngörmüyorum. Gelecekte 20.000 m2’lik bir fuar hedefliyorum.

Tabii ki yurtdışında her hangi bir fuarı seçip katılmaktan pek çok farkları var

Profesyonel bir bilgilendirme, rehberlik sürecimiz olacak. Katılımcı firmalarımıza, nakliyeden sorumlu görevlimiz, kargolarda dikkat edilmesi gereken hususlar, hazırlanacak belgeler, tanzim edilecek faturalar hakkında bilgi verecek. Turizm operasyonlarından sorumlu görevlimiz, otel, ulaşım kent hakkında bilinmesi gerekenler, standa gelecek ziyaretçilerle ilgili profil bilgileri ve önerileri aktaracak. İsteyen firmalara Rusça bilen tercüman temin edilecek. Orada düzenlenecek ticari etkinlikler ve tanıtımla ilgili takip edilen program hakkında bilgiler verilecek.

Komşularımızla ticaretin avantajları çok fazla

Bir ülkenin komşuları ile ticaret yapması, ticaretini güçlendirmesi, hem ekonomik açıdan hem de siyaset açısından avantajlı. Düşük navlun başta olmak üzere sağlanacak maliyet avantajı, ticari cazibe yaratırken, güçlenen ekonomik ilişkilerin, ülkeler arası politik yaklaşımları da olumlu bir çizgiye oturttuğu muhakkak. Türkiye’nin jeopolitik öneminin giderek arttığı, yadsınamaz bir gerçek. BDT’nin bulunduğu coğrafya da pek çok açıdan bizi yakından ilgilendiriyor. Daha liberalleşme sürecinin başında ama arayı kapatma çabasında olan çok önemli ülkeler var; Türkmenistan gibi. Türkmenistan’da olsun, Kazakistan’da olsun, petrol geliri tabana yayılmaya başlıyor. Bu zincir en alt kademeye kadar ulaşıyor ve en alt kademe bile para harcamaya başlıyor. Bu pazarları şimdiden ciddiye almamız gerekiyor.

AB’nin maddi kaynakları değil, kültürü önemli benim için. Mali kaynaklar ise şu konuştuğumuz ülkelerde var. Doğal kaynak nerede varsa, pazar orada, para orada. Bu konuştuğumuz ülkelerde doğal kaynak var.

Ayrıca küresel alıcılar sadece ülkelerindeki fuarlara gitmiyorlar, tüm dinamik pazarları takip ediyorlar ve tüm buluşma noktalarında varlar. Biz Çin’de bir fuara katıldığımızda fuarlarımızın davetiyelerini sadece Çinlilere vermedik. Fuarı ziyarete gelen Danimarkalı da vardı, Portekizli de..Çok yönlü bakmak, çok daha fazla sayıda düzlemde var olmak gerekiyor.

Önyargısız, işbirliğine açık, çok yönlü faydayı gözeterek yaklaşmamız, öylesine büyük önem taşıyor ki.. İletişimsizlikle kaybedecek zamanımız yok.

Bunu İzmir’de MMO tarafından düzenlenen TESKON’da gördüm. Tamamen güçlü bir bilgi platformu olmasına çalıştıkları kongreye odaklanan, gönüllü çalışanlarla yıllardır sürdürülen bir çabanın paydaşları olarak neler yaptıklarını, yapmak istediklerini gördüm. Sivil toplum örgütlerinin hiç birinde olmayan, zaman zaman şahsi kredi kullanarak yapımı sürdürülen ve tamamlanan çok önemli bir yapı oldu Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi. Öğrendikçe, "neden bu konuya daha önce yeterince eğilmedim" diyorum. Sebep iletişimsizlik. Ama görüyorum ki bunu da aşıyoruz. Teskon’la birlikte yer alacak Sodex İzmir Fuarı da böylece bir başka gönüllü projemiz oldu. Hiçbir ticari boyutu olmasa da, sadece destek olabilmek için bile elimden geleni yapardım. Benzer bir çabayı Antalya’da İklim Kongresi ile birlikte gösteriyoruz.

Artık kendimizi sadece bir ticari kuruluş olarak görmüyoruz. Birlikte hareket eden, birlikte gelişen, birlikte kazanan koskoca bir aileyiz. Gerçek başarı da sanırım bu görüşün getirileri arasında yer alacak.

UKRAYNA

Ukrayna ismi, eski Rusça 'da "sınır ülkesi" anlamına geliyor. Ukrayna, Slavlar'dan önce sırayla İskitler, Persler, Hunlar, Hazar Türkleri, Kıpçaklar ve Altınordu-Tatarlar’ın egemenliklerine girdi. Ukrayna halkının, Slav ve Türk topluluklarının karışımından meydana geldiği görüğü hakim. Türkiye Ukrayna'dan ağırlıklı olarak hammadde alıyor, buna karşılık da mamul ürün satıyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan Ukrayna, BDT ülkeleri arasında Rusya Federasyonu ve Kazakistan’dan sonra yüzölçümü en büyük üçüncü ülke. Dinamik nüfusu, teknik ve doğal kaynakları, bilgi birikimi, Avrupa’ya enerji dağıtımında oynadığı stratejik rol ile büyük bir potansiyele sahip olan ülke, Türk firmaları için de önemli bir pazar. Ukrayna’nın ticaret ve yatırım potansiyeli büyük ölçüde piyasa ekonomisine geçiş sürecindeki hızına ve elverişli bir ticari hayat oluşturabilmesine bağlı. ABD ve Avrupa Birliği tarafından kısa bir süre önce pazar ekonomisine sahip ülke olarak tanınan Ukrayna, Türk yatırımcılarını ve ticaret adamlarını olumlu etkileyecek olan; ticaret rejimini DTÖ’ye üyelik şartlarına uydurabilmek için gereken adımları attı ve yakında örgüte üye olmayı bekliyor.

KAZAKİSTAN

Kazakistan, 2.7 milyon m2 yüzölçümü ile BDT’nin ikinci büyük ülkesi. Kazakistan Cumhuriyeti dünyanın önde gelen inşaat malzemeleri üreticilerinin ülkede yatırım yapmalarını teşvik etmeyi planlıyor. Kazakistan Yatırım Teşvik Merkezi (KAZINVEST) bu alanda yatırım yapmayı ciddi anlamda düşünen Türk yatırımcılarıyla görüşmeye açık olduğunu bildirdi. Kazakistan’da aynı zamanda imalat sanayi ve petrol işletmeleri için yatırım imtiyazları uygulanacak. Geçtiğimiz yıl en büyük yabancı isdihdamı Türkiye’dendi (%36). Kazakistan’da Türk yatırımları ise milyar dolar mertebesini geçti. Planlı petrol üretimi sayesinde ülke çok yakında en büyük ilk 10 petrol üreticisi arasına girecek. Başkentin Almaata’dan Astana’ya taşınmasının yanı sıra ikinci bir serbest bölge kurulması fikri, pazarın cazibesini artırıyor. Devlet Toplu Konut İdaresi ile en az 12 milyon m2 büyüklüğündeki konutların inşa edilmesi bekleniyor.

RUSYA FEDERASYONU

Rusya Federasyonu 17.075.400 km2’lik yüzölçümüyle ve dünya ekonomileri arasında 10.sırayı alan ekonomik gücü, daha da yüksek bir ekonomik potansiyeliyle, doğal kaynakları elinde bulundurmasıyla, BTD’nin lideri konumunda.

Gerek Rusya Federasyonu gerekse eski SSCB, daima Türkiye’nin önemli ticari ortaklarından biri oldu. Her iki ülkenin coğrafi yakınlığı da ticari ilişkilerin gelişmesi için önemli unsurlardan birisi. Diğer taraftan, Rusya Federasyonu tarafından, ülkemizin ithalatta preferans (öncelikli) uygulanan ülke sistemine dahil edilmesi ile ihraç ürünlerimizin ülkeye girişine getirilen bir kolaylık da söz konusu.

Sovyet döneminden beri (1974) uygulanan bu sistem, 1992 yılında tekrar düzenlendi ve ülkemiz, gelişmekte olan ülkeler statüsünde mütalaa edilerek, Rusya Federasyonu’na ihraç edilecek Türk mallarının %25 oranında gümrük vergisi indirimi ile ülkeye girmesine imkán sağlandı.

Ülkemiz ile Rusya Federasyonu arasındaki ticaret hacminin orta vadede artması

bekleniyor. Ülkemiz malları bu piyasada fiyat ve kalite olarak diğer ülke mallarına göre avantajlı konumda bulunuyor. Ülkemizin coğrafi konumu da diğer ülkelerle rekabet açısından, ülkemizi avantajlı konuma getiren bir diğer etken.


Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum