Header Reklam
Header Reklam

Türkiye Tesisat-KIima Sektöründe Yenilikçi, İstikrarlı ve Aktif Bir Sima: Bedi KORUN

05 Ağustos 1995 Dergi: Ağustos-1995
Türkiye Tesisat-KIima Sektöründe Yenilikçi, İstikrarlı ve Aktif Bir Sima: Bedi KORUN

1961 yılında Amerika'ya gittim. City University of New York'ta master yaptım. Bu arada da New York'da ve San Fransisco'da proje bürolarında çalıştım. 1964 yılında Türkiye'ye döndüm, Form Kollektif Şirketi'ni kurdum. Başlangıçta proje, daha sonra taahhüt ve imalat da olmak üzere faaliyete başladık. Şu anda 6 şirketten oluşan Form şirketler grubunda yönetici olarak çalışmaya devam ediyorum.
Türkiye'ye döndüğüm 1964 yılında evlendim. 1965'te oğlum Tunç, 1967'de kızım Alev dünyaya geldi. İmalata ilk girdiğimizde Türkiye'de üretim çeşitliliği yoktu. Aldığımız taahhütlerde bulunan bazı cihazları piyasadan temin edemediğimizden ve ithalat imkanlarının da olmayışı yüzünden bunları kendimiz yapmak zorunda kaldık. Bilhassa freonla çalışan soğutma grubu imalatı yoktu, daha ziyade amonyaklı gruplar yapılıyordu. Dolayısıyla bunları yerli yapma mecburiyeti çıkınca biz de sanayiciliğe adım attık. Bir başka deyişle aldığımız taahhütlerde kullanacağımız ürünlerin yerli üretimi veya ithalatındaki olanaksızlıklar bizi sanayiciliğe sevk etti. Taahhüdümüzün içinde yer alan, ilk yaptığımız soğutma gurubu Karayolları Genel Müdürlüğü inşaatına kullanıldı. Bu cihaz, bugün halen çalışmaktadır. Yine Antalya ve Adana eski terminal binalarının taahhüdünü yaparken yer sıkışıklığı nedeniyle nemlendiriciler sığmadığından kanal tipi nemlendiricilerin kullanılması kaçınılmaz olmuştu. Bunların da yerli üretimini yapmak mecburiyeti doğmuş, biz de bu yüzden* nemlendirici imalatına girmiştik.
Buna benzer şeylerde Türkiye'nin imkansızlıkları yüzünden biz bunları yerli olarak imal etme durumunda kaldık. Bu imalatlar zaman içinde çeşitlenerek arttı. Soğutma sistemleriyle ilgili olan değişik imalatlar, soğutma kuleleri ve Türkiye'de ilk defa fle-xible ve spiral boru kanal imaline başladık.Yine Türkiye'de ilk kez 1989 senesinde polietilen izole imalatını gerçekleştirdik. Halen soğutma grubu, soğutma kulesi, yuvarlak flexibl kanallar ile polietilen izole imalatını sürdürmekteyiz. Diğer taahhüt şirketimiz ise 1965 yılından itibaren Türkiye içinde ve 1978 senesinden itibaren de yurtdışında bir çok proje bitirip şu anda da Rusya ağırlıklı olmak üzere Türkmenistan, Azerbeycan, Kazakistan ve Hırvatistan'da faaliyetlerini sürdürmektedir. Temsilcilik firmamız; Konusunda lider Avrupa ve Amerika'nın en iyi firmaları ile çalışmakta, bunlar Vidalı soğutma gruplarında Amerikan Dunham Bush, Klima Santrallerinde Alman Wolf, Açık ve Kapaklı tip kulelerde İtalyan Decsa, Buharlı nemlendiricilerde İsviçre Condair, Kimyasal nem alma cihazlarında İsveç Munters, genel soğutma gruplarında İtalyan Blue box ve Montair gibi firmaları sayabiliriz. Klima, ısıtma ve havalandırma sahasındaki yenilikler ve gelişmeleri bu firmalar kanalı ile ülkemize transfer etmekteyiz. Emekli Sandığı Otelleri başlandığı zaman, 1950'lı yıllarda çoğu lar, borular, kazanlar yani tüm tesisat malzemeleri hepsi yurtdışına sipariş ediliyordu, zaman zaman da bu malzemelerin alımı için büyük firmalarla temas ediyorduk. Hatta projeleri de yurtdışında yapılıyordu. Böyle büyük binaları yapacak tecrübeye sahip , tesisat proje bürolarımız mevcut değildi. Tesisat-klima konusunda Hilton Oteli inşaatı Türkiye'de yeni bir dönemin başlamasına sebep oldu. İlk defa tesisat katlarının ve tesisat şaftlarının ne kadar gerekli olduğu bu inşaatta meydana çıktı. Bu örnek ve bilhassa Türk müteahhitlerinin Libya, Suudi Arabistan gibi dış ülkelere açılması, hem sistemlerin öğrenilmesi hem de malz lerin tanınması bakımından b k bir bilgi birikimi getirdi. Bilhassa 1980 sonlarına doğru hem projeci-lerde hem de tesisat-taahhüd firmalarında büyük binaları yapabilecek büyük bir bilgi birikimi, tecrübe ve girişimcilik cesareti gelişmiştir. Şu anda gerek proje olarak gerekse taahhüt olarak bizlerin yapamayacağı herhangi bir tesisat projesi ve uygulaması yoktur.
Dış ülkelere oranla işçilik ve uygulama maliyetleri yönünden avantajlı oluşumuz, bizlerin rekabet şansını da yükseltmektedir. Üretim fabrikamız halen Ankara'da, ama şirket merkezimizi 1976 senesinde İstanbul'a naklettik. Klima sektörü Türkiye'de halen çok yeni olan bir sektör. Zamanla önemli ölçüde gelişme gösterdiği muhakkak. Bu gelişmenin gelecekte de devam edeceğine inanıyorum. Eskiye oranla görebildiğim olumlulukların yanı sıra olumlu bulmadığım değişmeler de var. Örneğin bizim zamanımızda daha ziyade iş sahaları az olduğundan bir işe, firmaya girdiğimizde uzun süre orada kalıyorduk. O kuşak mühendislerimize bakarsak, bu sahada çalışan arkadaşların çoğu bir veya iki firma değiştirmişlerdir ama son değiştirdikleri firmada kalmışlardır. Fakat son zamanlarda tabii ki bunda tamamen hayat şartlarının gerektirdiği bir takım koşulların da etkisi var arkadaşlar maalesef bir yerde durmuyorlar, bir yere giriyorlar biraz çalışıyorlar, daha yüksek bir ücret söz konusu olduğunda ise iş değiştiriyorlar. Bu değiştirmeler daha çok aynı sahada olmuyor başka sahalarda oluyor. Halbuki Türkiye'de tesisat mühendisliği, ayrı bir branş değil.Genel makina olarak mezun olunuyor. Da-ha yeni, bir iki seneden beri tesisat mühendisliği kavramı gelişti. Böyle olunca, mezun olan mühendis, tesisat alanında çalışmayı hedefliyorsa, ancak bu konudaki formasyonunu işe girdiği firmada kazanıyor. Tabii bu şekilde piyasaya girip, yeni başlayan bir arkadaşımızın gerekli bilgi ve tecrübeyi kazanması için en azından 4 sene geçmesi lazım. Burada bize de gelen arkadaşlarımız var. Firma ilk iki sene hiçbir şey beklemeden elemanlarına devamlı yatırım yapıyor, hiç bir şey beklemeden, çünkü bazı bilgiler ancak elde ediliyor, bazı noktalara geliniyor. Firmalar bu iki seneden sonra elemanlarından faydalanmaya başlıyorlar. Tabii bu eleman 5 sene kalırsa 5 sene sonrasında verimi tam olarak artıyor. Fakat 2 sene çalışıp ayrılınca firmaya fazla bir katkı getirmiyor, tabii kendisine de. Ama maalesef 1-2 sene çalışınca, gereken her türlü birikimi edindiğini düşünüyor. Fakat bu doğru değil. 5 seneden önce bir insanın tam manasıyla öğrenmesi biraz zor. Kaldı ki o firmadan ayrıldıktan sonra çalışmalarını aynı alanda bir başka firmada devam ettirmiyor. Başka sahada daha iyi para kazanabileceğini düşündüğünde başka sahayı tercih ediyorlar. Onun 2-3 sene aldığı tecrübe tamamen gidiyor. Bu şekilde değişik sahalarda yer değiştirirse kendisinin de elinde fazla bir bilgi kalmıyor. Tabii bu sahada çalışacak arkadaşların devamlı kalması ve başka bir saha değiştirmemesi çok önemli. Arkadaşlara tavsiyem çalıştıkları firmada ve branşta kalıcı olmayı hedeflemeleridir. Ancak bu yolda çalıştıkları firmaya ve kendi kariyerlerine daha büyük yarar sağlayabilirler. Çalışacakları firmanın da önemli tecrübe ve bilgileri aktarabilecek bir potansiyele sahip olmasına dikkat etmeleri gerekiyor. O bakımdan iyi firma seçmeleri çok büyük etken, tabii firmaların da öğretici olmaları lazım. Çünkü esas üniversite firmalar. Bütün bilgi birikimi firmalarda var, üniversiteler ancak genel bilgiler veriyor. Ama özellikle belirli bir alanın spesifikasyonları, ancak o alanda uzman bir kadro ile faaliyet gösteren firmalarda kazanılabiliyor.Yeni gelişmeler, akabinde takib ve tatbik edilebiliyor. Mesela Form A.Ş. ve benzeri bir grup içerisinde imalat, mümessillik, proje-taahhüt gibi kombine bir süreç içerisinde çok yönlü deneyim kazanabilme avantajı olabilmektedir. Mümessillik bağlantıları ile batının en son teknolojik gelişmelerini izlemeniz, bunun üretim ve tatbikat sürecine nasıl adapte edileceği yolundaki bilgilerin yine firmalar kanalı ile üniversitelere ulaşması mümkün. Mesela bizim imalatlarımızın çoğunda, Türkiye'de olmayan, daha önce üretimi denenmemiş ürühler bulunmakta. Bizim en son imalatımız polietilen izoleyi Türkiye'ye ilk getiren biziz. Polietilen izolenin şu anda kullanım alanı ve işlevi oldukça önem taşıyor. Bu bakımdan bence temsilci firmaların Türkiye'ye teknoloji aktarılmasında rolü çok büyük, üniversitelerinde bunlardan faydalanması yolu ile bilginin taşınabilmesi mümkün olmakta. Bu amaçla, üniversiteler ve firmaların güçlü bir iletişim içerisinde olmaları ve karşılıklı olarak bilginin üretilmesi-aktarılması amacına yönelik işbirliği yapmaları gerekir. Yine olması gerekliliğine inandığım bir diğer unsur da; tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi sektörün etkin bir dernekleşme sürecinde olmasıdır. Türkiye'de son dönem içerisinde bu yolda çalışmalar ivme kazanmıştır. TMD (Tesisat Mühendisleri Derneği), ISKİD (Isıtma Soğutma Klima İmalatçıları Derneği) bu gelişmelere örnek teşkil etmektedir. Son iki yıl içerisinde önemli çalışmalar ortaya koymuşlardır. Bu sürecin devam etmesi çok önemli. Ayrıca Tesisat Müteahhitleri Derneği kurulması gerekir.Bu yolda bazı teşebbüslerin olduğunu zannediyorum. Örneğin A.B.D.'deki dernekler ve işlevlerine baktığınızda güçlü bir sektörel yapı için ne denli önemli bir unsur oluşturduğunu görebilmeniz mümkün. Dileğimiz. Türkiye'de de sektör firmaları, üniversiteler ve derneklerin çift yönlü bir iletişim çerçevesinde ortak yararlar üretebilmesi ve daha güçlü bir sanayi ve ticaret alt yapısı tesisine katkılar sağlamasıdır.


Etiketler