Header Reklam
Header Reklam

Hatırlayalım: ARDUMAN

19 Ocak 2022 Dergi: Ocak-2022
Hatırlayalım: ARDUMAN

1989 yılında Samim Arduman tarafından kurulan Arduman Mümessillik Tesisat ve Ticaret şirketi, 1999 yılında York tarafından satın alınarak ticari faaliyetini sonlandırmıştır. Arduman’ı araştırırken şirketi en iyi anlatacak kişiye başvuralım dedik ve Kurucusu Samim Arduman’ın 1993 yılında Termodinamik dergimizde yayımlanan röportajında aktardıklarına göz attık. Birlikte görelim:  

Samim Arduman etiketli tüm içerikler için tıklayın

Galatasaray Lisesi mezunuyum. Liseden sonra Teknik Üniversite’ye girdim. O zamanlar teknik üniversite 6 senelikti. Üniversite sonrası Şeker Şirketi’nin bursu ile 1946 yılında ABD’ye gittim. Orada 3 sene okudum. ABD’de eğitim bitince yurda döndüm. O sıralar Todori Karakaş lisan bilen mühendis arıyordu. Onunla görüştüm ve yanında çalışmaya başladım. Todori Karakaş ile ilk olarak Et Balık Kurumu için projeler yaptık (1949). Biz projeleri teslim ettik. Tabii arkasından ihaleler Marshall yardımı çerçevesinde Avrupa firmaları tarafından paylaşıldı. Bu firmaların getirdiği teçhizatın montajlarını da Todori Karakaş ile biz yaptık. Türkiye’de ilk defa büyük projelerin sistemlerini kurduk. Atatürk Kültür Merkezi, Hilton Oteli, İstanbul ve Ankara Radyo Evi, Ankara Kızılay İş Hanı, Büyük Ankara Oteli bunlardan birkaçıdır. Todori Karakaş ile TOKAR firmasını kurduk. 1989’a kadar Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptım. 89’da ayrılarak ARDUMAN firmasını kurdum ve çalışmalarıma devam ediyorum.”
Samim Bey, dönemin klima pazarını da değerlendirmiş: 
“Tabii ki o zamanlar imkânlar çok kısıtlı idi. İthalat çok zordu. Büyük projeler için özellikle büyük turistik oteller için, özel döviz tahsisi ve teşviki veriliyordu. Bu sayede cihazlar getiriliyordu. Ancak yine de 1949’dan 1952’ye kadar ithalatın nispeten rahat olduğunu söyleyebilirim. İthalat serbestisi 1980’lerle yaşanmaya başlandı. O senelerden sonra her türlü cihaz rahatlıkla yurda getirilebilir hale geldi.
(…) Klima Türkiye için daha çok yeni. Bir de ABD’de 400 $ olan cihaz Türkiye’de 1000 $. Tabii halkın alım gücünü de düşünmek lazım. Ayrıca bu bir de alışkanlık gerektiriyor. Mesela kalorifer tesisatı önceleri çok az kurulurken, şimdi her evde hemen hemen kalorifer var. İnsanlar alıştığını istiyorlar. Konfora kolay alışılıyor. Klimaya da alışacaklar ve klimasız ev ve yazıhane zamanla kalmayacak. Zaman alıyor tabii bunlar. Ama şirketler büyüyor ve bu iş hızla gelişiyor Türkiye’de. (…) Bugünkü kapasite Türkiye için düşüktür. Şimdilik klima daha ziyade İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Ankara’da kullanılıyor. Ama bunun dışında çok büyük bir kitle var. Söyleyebilirim ki Türkiye'de bu saha çok gelişecektir.”