Header Reklam

Hatırlayalım. YETSAN GRUP

10 Mayıs 2022 Dergi: Mayıs-2022
Hatırlayalım. YETSAN GRUP

YETSAN Grup, 1977 yılında inşaat sektörüne temel malzemelerin temini amacıyla işadamı Ersan Özgür tarafından kuruldu. Kuruluşundan kısa bir süre sonra faaliyetlerini hızlandırmış ve başarılı bir büyüme ivmesi yakalamış olan YETSAN, ağırlıklı olarak ısıtma sektöründe faaliyet göstermekle beraber, soğutmaya, basınçlı su, su filtrasyonu, bunları tamamlayan yardımcı ekipmanlar ve otomatik kontrol alanlarına da girdi. YETSAN, birtakım talihsizlikler sonucu ne yazık ki artık faaliyetini sürdürmüyor. Şirketin kurucusu Ersan Özgür, 1995 yılının Şubat ayında dergimiz Termodinamik’e bir röportaj vermiş; hem şirketini anlatmış hem de sektörün o zamanki durumunu değerlendirmiş, geleceğe dair öngörülerini aktarmış. Geçmişe yolculuğumuzda bu sayı hafızalarımızı YETSAN ile tazeliyor; Ersan Özgür’e yeniden kulak veriyoruz:

1947'de Trabzon'da doğdum Lise 2'ye kadar Trabzon'da sürdürdüğüm tahsil hayatıma İstanbul'da devam ederek Sultanahmet Ticaret Lisesi ve ardından İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ni bitirdim. 1970'de İ.T.İ.A'dan mezun oldum. 1964'te başladığım çalışma hayatım, tahsil hayatım süresince de devam etti. Metal, nakliye, inşaat gibi bir çok sektörde çeşitli kademelerde görev aldım 1977'de YETSAN'ı kurdum. İlk hedefimiz inşaat sektörüne temel malzemeler temin etmekti. Zaten YETSAN adı da bu hedefi işaret etmekteydi: Yapı Elemanları Ticaret ve Sanayi

Ancak süreç içerisinde, çok da kısa bir zaman sonra 1978'de ısıtma sektörüne yöneldik, 1978'den beri ağırlıklı olarak ısıtma sektöründe faaliyet göstermekle beraber, soğutmaya, suya, basınçlı su, su filtrasyonu, bunları tamamlayan yardımcı ekipmanlar ve otomatik kontrol alanına da girdik. YETSAN'ın 18 yıl içerisindeki gelişimini, istikrarlı ve kararlı satış politikalarının bir sonucu olarak görüyorum. YETSAN olarak da benimsediğimiz ve başarıya götüren en gerçekçi yöntemin; "üstün kalite, kaliteye uygun fiyat ve satış sonrası güçlü bir servis"ten oluşan satış politikası olduğunu söyleyebilirim. Tabii bunu başarının diğer kriterleriyle de birleştirmek gerekir: Yaptığınız işi bilmek, fazlasını öğrenmeye heves ve azim gösterme, kararlı ve istikrarlı olmak ve tabii ki inanç ve sevgi. Dürüstlüğü saymıyorum. Zira artık dürüstlüğün özel bir meziyet olmadığına inanmak istiyorum. İnsan olmanın doğal koşullarından biri olarak herkeste potansiyel olarak var olduğunu kabul ediyorum. Özelde bizim sektörümüz için ama genelde tüm üretim, satış ve hizmet sektörleri için temel ve ortak hedefi bilinçli tüketici toplumu oluşturmaktır. Gerek bireyler, firmalar, dernek ve
odalar olarak gerekse ulusal bir politika olarak bu hedefe hizmet verilmelidir. Biz YETSAN olarak da bu zihniyetten hareketle muhatap olduğumuz, alıcı konumda olan herkese, bir ürünün kalitesini belirleyen faktörleri anlatır, kendi ürünümüzün taşıdığı özellikleri gösteririz. Bu, kaliteyi belirleyen faktörle başka ürünlerin özellikleri ile mukayese edebilme olanağı tanır. Hiçbir ürün rakipsiz, tek değildir. Tam da bu noktada tüketici aynı teknik özelliklere ve kalite kriterlerine sahip olan ürünler de fiyat mukayesesi yapabilme olanağına kavuşur. Satış sonrası servis hizmeti de bir mal veya hizmeti satın alacak tüketici için oldukça önemli bir rol oynuyor. Firmalar genellikle doğrudan kendisine ait olan servis birimleri ile hizmet vermek yerine birtakım firmalarla servis anlaşması yapıyor.
Servis hizmetini verecek firma da salt kendi olanakları ki çoğu kez de olanaksızlıkları ile servis hizmeti vermeye çalışıyor. Teknisyeninin bilgi ve tecrübe düzeyi, servis hizmeti vereceği ürünü ne kadar tanıdığı şüpheli bir durum söz konusu olduğunda ciddi bir servis anlayışı ortaya konamıyor. Bu yüzden biz de tamamı bize bağlı, kendi servis teşkilatımızı kurmayı mutlak koşul olarak gördük. Ankara, İzmir ve Adana'da bölge müdürlüklerimiz var. Bölge müdürlüklerimiz, kendisine bağlı servisleri denetler.
Avrupa Topluluğu ile entegrasyon süreci, tüm bu bahsedilen kalite standartları lehinde olacaktır. YETSAN olarak üretimde kullandığımız ithal aksamların daha düşük maliyetle tedarik edilebilmesi fiyat konusunda avantaj yaratacaktır. Ayrıca dış satım kanallarımız da gelişecektir.
Örneğin; bugüne dek İtalya'dan kat kalorifer ithal ediyorduk. Bu yıl içerisinde kendi üretimimiz olan kat kaloriferini ihraç etmeye başlayacağız. Yani imalat kalitesi, fiyat politikasına göre bazı firmalar avantajlı, bazıları ise dezavantajlı olabilir. Bu yıl içerisinde yeni fabrikamızın tamamlanması ile İtalyanlarla Joint-venture anlaşmamız doğrultusunda YETGAZ markası ile gaz sayaçları üretimine başlıyoruz. Yeni bir girişimimiz de TSE çalışmalarına başladığımız Doğalgaz Polietilen boru imalatıdır. Bu yıl sonuna doğru bu çalışmanın tamamlanmasını bekliyoruz. 1994'te Ankara'da aldığımız taahhüt işlerinde 20 bin metre doğalgaz borusu kullandık. Bu üretimlerimiz taahhüt işlerimizde de avantaj sağlayacaktır. Zira taahhüt grubumuz oldukça verimli bir çalışma içerisinde. Örneğin 1994'te Tekel Sigara Fabrikası Maltepe'nin doğalgaz boru hattı ve reglaj istasyonlarını yaptık. Çelik boru olarak hat uzunluğu 1800 metre. İETT'nin Topkapı Garajı'nın, PTT Santrallerinin, Ankara Defterdarlığı'nın taahhüt işlerini tamamladık. En büyük tecrübe yaşamdır. Yaşanarak elde edilir. Hangi gelişmenin hangi tür sonuçları olacağını görmek içinde yaşanmış örneklere ihtiyacı vardır.
Bizler bu tespitleri yaşanan örneklerle bilfiil görebiliyoruz. Türkiye'de 15-20 yıl sonra gündemde olacak teknolojileri tahmin edemezsiniz. Alternatif enerjiler, alternatif sistemler büyük bir hızla gelişiyor. Günümüzü tecrübemizle değerlendirebilir, geleceği ise dinamizmimizle yakalayabilir, adapte olabiliriz. Türkiye'de maalesef derneklerin bir kısmı - hepsi için söylemiyorum -Türkiye'nin içinde bulunduğu süreci doğru, objektif değerlendirmelerle sektör genelinin gelişimi ve tüketicinin tarafsız bilgilendirmesine yönelik çabaların gelişimine yönelik faaliyet göstermek yerine üyelerinin öznel avantajlarının öne çıkarılması çabalarına yenik düşüyor. Şimdi çok olumlu bir gelişme var: Tüketiciyi Koruma Yasaları geliştiriliyor. Şu zihniyet mutlak yerleşmeli: "Tüketiciye saygı olmaksızın ticaret yapılmamalı". Bunun için birey olarak daha gelişmiş bir perspektife sahip olunması, daha iyi bir eğitim gerektiği gibi yasal düzenlemelerle yaptırım gücü ve denetim mekanizması oluşturmak gerekiyor.
Kişisel menfaatlerimiz penceresinden dünyaya bakmaya çalışmak kişiyi agresif yapıyor. Oysa Türk toplumu genelde pozitif yaklaşımlar geliştirmeye yatkındır. Genç kuşak da bu daha da belirgin, Yapı ve temel ilkeler olarak fikirsel üretime çok yatkınlar. Kimya Fakültesi'nde okuyan oğlumda da bunu görebiliyorum. Zaman zaman öyle ilgiyle izlediğimiz görüşler ortaya koyuyor ki üzerinde düşünme ihtiyacı duyarak irdeliyorum. Gelecekte de bireysel gelişmeye koşut toplumsal gelişme, tüketiciye saygıya dayalı ticari ahlak temelinde bir sektör yapısı olacağını umut ediyorum.



Slider Altına