Header Reklam

Yeni Dönemde Evlerde Klima Kullanımı ve İç Hava Kalitesi için Ne Yapılmalı?

05 Haziran 2020 Dergi: Temmuz-2020

İklimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği (İSKİD), 5 Haziran Cuma günü 13.00-14.00 saatleri arasında “Yeni Dönemde Evlerde Klima Kullanımı ve İç Hava Kalitesi için Ne Yapılmalı?” konulu webinar düzenledi.

Moderatörlüğünü Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Özden Ağra’nın üstlendiği webinarda, İSKİD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Atasoy, İSKİD Yönetim Kurulu Üyesi Can Topakoğlu ve İSKİD Havalandırma Komisyonu Üyesi Özgür Küçükhüseyin konuşmacı olarak yer aldı.

Özden Ağra konuşmasında, “Tüm dünyayı saran koronavirüsün etkileri her geçen gün daha çok artıyor. Hepimiz bunu derinden hissederek yaşıyoruz. Koronavirüs kimi vakalarda ölümlere kimi vakalarda ise kalıcı solunum yolu hasarlarına sebep oldu. Dolayısıyla hayatımızı derinden etkiliyor. Dünyanın artık yeni bir düzene geçeceğinin, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının konuşulduğu bugünlerde, özellikle havaların ısınmasıyla da iklimlendirme konusu insanların kafasını karıştırıyor. İklimlendirme konusunda insanların kafasını kurcalayan bazı soruların cevaplarını bugün burada vereceğiz. Klima kullanımının virüsün yayılmasında etkili olup olmadığı, evlerde klima kullanımının güvenli olup olmadığı, klimayla koronavirüsün bulaşıp bulaşmayacağı gibi birçok soruya İSKİD ile beraber yanıt vereceğiz” dedi ve açılış konuşmasını yapmak üzere sözü Ozan Atasoy’a verdi.

Atasoy İSKİD hakkında bilgi vererek başladığı konuşmasında, bireysel klima kullanımı hakkında herkesin kafasında soru işareti olduğunu belirterek, “Pandemi ortamında çoğu insan işin uzmanı gibi yorum yapar hale geldi. Sosyal medyanın her ne kadar bilginin kolay ve hızlı paylaşılması açısından olumlu yanları olsa da, bilginin doğruluğunun teyidiyle ilgili olumsuz yanları da var. Biz işin uzmanları olarak bu konuya açıklık getireceğiz. Bazı araştırmalar ve dünyadan uzmanların görüşlerini, bilgimiz ve uzmanlığımızla değerlendirip bizler için en uygun çözümlerin neler olması gerektiğini açıklığa kavuşturmak istiyoruz. Sadece pandemi sürecinde değil, pandemi sonrasında gündelik hayatımızda da enerji verimliliği, bakım, filtrelerin temizliği gibi dikkat etmemiz gereken konular var. Uzman konuşmacılarımız bu konulara değinecek” dedi.

Evsel klimanın yanında endüstriyel klima kullanılan kamuya açık alanlar ve AVM’lerin de bir tartışma konusu olduğunu söyleyen Atasoy, endüstriyel klimalar konusunda da sektörde bu konunun uzmanlarıyla çok detaylı teknik çalışmalar yapıldığı bilgisini de verdi. Atasoy, “Bu konudaki çalışmalar da çok yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılabilir hale gelecek. Bu alanların güvenle kullanılmasını sağlayacak sistemler, çözümler, bunların denetimleri hatta sertifikalandırmalarına kadar geniş kapsamlı bir çalışma yürüyor” diye konuştu.

Ozan Atasoy’un konuşmasının ardından Can Topakoğlu sunumunda şu bilgileri verdi: “Uluslararası Çalışma Örgütü, yeni tip koronavirüs nedeniyle işletmelerin tam veya kısmi olarak kapatılmasının dünyadaki iş gücünün yüzde 81’ini yani 2.7 milyar çalışanı etkilediğini belirtti. Sokağa çıkma kısıtlamalarına bağlı olarak iş hayatında aksaklıklar, seyahat kısıtlamaları, eğitime ara verilmesi ve diğer önlemler işçiler ve işletmeler üzerinde ani ve sert etkilere sebep oluyor. Kimi işletmeler faaliyetlerini durdurmak zorunda kalırken, bir kısmı da çalışma yöntemlerini değiştirme yoluna gidiyor.”

Salgın döneminde tüketicilerin kısa vadeli davranışlarının değiştiğini belirten Topakoğlu, klima ve pandeminin ilişkisine de değindi. Can Topakoğlu şunları söyledi: “İSKİD, tüm iklimlendirme sektörünün toplumun yaşam kalitesini artıran çalışmalarında çevreyi gözeten, yenilikçi, güvenilir nitelikleriyle gelişmesi; sektörü yurtiçinde olduğu kadar yurtdışında da saygın ve öncü bir konuma taşımak vizyonuyla yeni normal olarak adlandırılan bu süreçte klimanın insan sağlığı üzerindeki etkilerini masaya yatırdı. Yaşam alanlarımızda iklimlendirmenin önemi yaz sıcaklarının başladığı bugünlerde klima cihazları kullanımını ve iklimlendirme cihazlarının pandemi ile ilgili bulaş etkisinin olup olmadığını analiz etti.”

Klima ve pandemi arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için önce klima cihazının tanımının yapılması gerektiğini belirten Topakoğlu, “Öncelikle evlerimizde kullandığımız bir iç ve dış üniteden oluşan klima cihazlarına ev tipi klima denir. Kamusal alanlarda, ofislerde, AVM’lerde kullanılan iklimlendirme sistemleri ise endüstriyel klima cihazlarıdır ve bulunduğu yapılara göre çalışma prensipleri açısından farklılıklar gösterebilir. Pandemi ortamında klimalar için alınacak önlemler, ev tipi klimalar ve merkezi sistemler için farklılık gösterir. Endüstriyel klima cihazları genel olarak VRF sistemler, paket tipi cihaz, klima santralli chiller cihazları, fan coil üniteleri gibi evlerimizde yaygın olarak kullanmadığımız sistemlerden oluşur” dedi.

Yeni normal ve iklimlendirme
Ev tipi klima özelinde pandemi süreci hakkında bilgi veren Topakoğlu, “Özellikle kendini evlerinde karantina altına alan son kullanıcılarımızın evlerindeki ev tipi klima cihazlarını kullanmalarında hiçbir sakınca yoktur. Yaz sezonu öncesi klima filtresinin temizlenmesi hem enerji tasarrufu hem de klima filtresi üzerinde birikmiş toz, polen gibi kirleticiler nedeniyle tavsiye edilir. Ayrıca filtre temizliği sadece içinde bulunduğumuz hassas dönem için değil, her zaman sağlığımız için önemlidir” dedi. 

Topakoğlu, evine servis çağırmak isteyen kullanıcıları uyararak, “Evlerine servis çağırmak isteyenler, doğru servisi yani hizmet almak istediği markanın yetkili servisini çağırdıklarından emin olmalıdır. Sahte servis olarak kabul edilen, markayla doğrudan bir bağı olmayan, cihaz eğitimlerini tam almamış, yedek parça envanterine sahip olmayan servis eve çağırılmamalıdır. İçinde bulunduğumuz şu günlerde birçok markanın yetkili servisi, evlere girmeden önce ciddi hijyen tedbirleri almaktadır” diye konuştu.

Havalandırmanın pozitif etkisi olduğunu da sözlerine ekleyen Can Topakoğlu şu bilgileri verdi: “Uçuşan partiküller, formaldehitler, itici gazlar, O3 ve CO2 temel iç hava kirleticileri arasında yer alıyor. İç hava kalitesi ile ilintili semptomlar; soğuk algınlığı, nezle, alerji, yorgunluk semptomları ile benzer olduğu için tanı konması zordur. ASHRAE, Eurovent, REHVA gibi dünyanın önde gelen iklimlendirme sivil toplum örgütleri, bilimsel açıdan havalandırmanın önemini anlatmaktadırlar. Bu nedenle evlerimizde doğal havalandırma yani pencere açarak yapılan havalandırma sağlığımız için önemlidir. Ancak belirttiğimiz üzere ‘Evde Kal’ çağrısına uygun davranan, hastalık taşımayan kullanıcılar için ev tipi klimalar özelinde virüs yayma gibi bir olasılık bulunmamaktadır.” 

Topakoğlu ayrıca İSKİD’in verilerine göre; ilk dört ay ev tipi ve diğer klima ürünlerinde ciddi oranda pazar büyüklüğü artışları olduğunu belirterek, “Sokağa çıkma yasağı varken, iş yerleri ve AVM’ler kapalıyken pazarın büyümesi de insanların sıcaklığa bağlı olarak evlerinde klimalarını kullanmak istediğini gösteriyor” dedi ve sözü Özgür Küçükhüseyin’e bıraktı.

Sunumunda bireysel klima kullanımında dikkat edilmesi gereken koşullardan bahseden Küçükhüseyin, iklimlendirilmiş ortamlarda ölçümler başlığı altında konfor şartları ve iç hava kalitesiyle ilgili koşullara odaklandı. Küçükhüseyin, “Herkesin hissettiği ortam koşulları farklıdır. Termal konfor, kullanıcıların ortam şartlarını nasıl algıladığıdır. Bu algı uluslararası standartlarda ISO 7730 Termal Ortam Ergonomisi adı altında değerlendiriliyor. Burada PMV ve PPD olmak üzere iki tane parametre var. PMV yani ‘Beklenen Ortalama Karar’, insan bedeninin ısıl dengesini temel alan, geniş bir denek insan grubunun 7-seviyeli bir termal duyarlılık skalasına göre değerlendirildiği, ortalama bir karar değerini öngören indekstir. Vücudun termal dengesi, üretilen iç ısı enerjisinin, vücudun ortama yayılarak kaybettiği ısı enerjisine eşit olduğu durumda oluşur. Ortalama çevre koşullarında insan vücudunun termal denge yapısı otomatik olarak deri sıcaklığını, terleme gibi yöntemlerle ısıl dengeyi sağlayacak şekilde ayarlar. PPD yani ‘Beklenen Ortalama Memnuniyetsizlik’ ise bir ortamda bulunan termal açıdan memnuniyetsiz olan kişilerin sayısal yüzdesini veren bir indekstir” dedi.

İç hava kalitesi
İç hava kalitesinin tarihçesi hakkında da bilgi veren Küçükhüseyin, “150 yıl önce Alman kimyager ve hijyenist Max von Pettenkofer, yaşam alanları ve öğretim enstitülerinde çokça vakit geçirdikten sonra ‘kötü hava’nın negatif bir etkisi olduğunu belirtmiş, bir iç ortamın hava kalitesini değerlendirmek için en önemli bileşenin CO2 olduğunu ifade etmiştir. İç ortam CO2 standardını %0.1 vol yani 1000 ppm olarak belirlemiştir ve buna Pettenkofer sayısı adı verilir. Bu sayı, uzunca bir süre geçerli rehber olarak kullanılmıştır. Baş ağrısı, yorgunluk ve konsantrasyon eksikliği gibi sağlık üzerinde oluşan ilk belirtiler, bu konsantrasyonun üstüne çıkıldığında görülür” diye konuştu. 

Küçükhüseyin iç hava kalitesindeki değişkenleri şöyle sıraladı:

  • İç ortam alanındaki kişi sayısı, alan hacmi
  • İç ortamda bulunan kişilerin aktivite düzeyi
  • Kişilerin iç ortamda harcadığı süre
  • İç ortamdaki yanma süreçleri
  • Hava değişimi ve dış hava akış hacmi
  • Sıcaklıklar 20ºC ila 23°C olduğunda ve havadaki nem oranı %30 ila 70 RH olduğunda, o odanın iklimi uygun kabul edilir.
  • Ancak evlerdeki toz akarlarına alerjisi olan kişiler için tavsiye edilen maksimum nem oranı %50 RH’dir.
  • Bu durumda kalibrasyon sertifikalı higrometrelerle arada bir kontrol yapılması tavsiye edilir.
  • Odalardaki hava akışı, mevsime bağlı olarak değişmekle birlikte, kış aylarında 0.16 m/sn ve yaz aylarında 0.25 m/s değerlerini aşmamalıdır. 


Hasta bina sendromu
Sunumunun sonunda ‘hasta bina sendromu’ konusuna da değinen Özgür Küçükhüseyin, hasta bina sendromunun iki şekilde tanımlanabileceğini belirterek, “Birincisi içinde çalışan kişileri hasta eden binalar, ikincisi ise binaların kendisinin hasta olarak tanımlandığı hallerdir. Hasta bina sendromunun sebebi, genellikle binalardaki klima sistemleri veya havadaki yetersiz hijyen oranıdır” dedi. 

Klimalı ve havalandırma sistemi olan binaların üzerinde yapılan Amerika menşeli bir çalışma hakkında bilgi veren Küçükhüseyin, “Bu çalışma, 1000 ppm konsantrasyonunda dahi boğaz kuruluğu ve mukoza zarında kızarıklık gibi belirtiler ile CO2 konsantrasyonlarındaki artış arasında önemli oranda ve pozitif bir korelasyon olduğunu istatistiksel olarak göstermiştir. 2003 yılında Amerikalı bilim insanları Rudnick ve Milton, bir odada grip enfeksiyonu riski üzerine bir çalışma yaptı. Dört saat boyunca bir odada bulunan 30 kişiden birinde akut grip virüsü mevcuttu. Sonuç olarak; CO2 1000 ppm değerindeyken beş kişi hastalandı, 2000 ppm değerindeyken bu sayı 12’ye, 3000 ppm değerindeyken ise 15’e yükseldi” diye konuştu. 

Ortamın ne zaman havalandırılması gerektiği konusunu ufak bir deneyle katılımcılara anlatan Küçükhüseyin, birtakım kaynaklardan yaptığı araştırmalardan elde ettiği verilere göre; iklimlendirme yapılmayan eni 5, boyu 5, yüksekliği 3 m olan ve içinde 5 hareketsiz kişinin olduğu kapalı bir odanın 59 dakikada bir pencere açarak havalandırılması gerektiğini belirtti ve sunumunu sonlandırdı. 

Webinar katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.