Header

Enerjinin Etkin Kullanımı (Bölüm-8)

05 Eylül 2004 Dergi: Eylül-2004

SOĞUK HATLARIN YALITIMI

Soğutma için harcanan enerji maliyetinin ısıtma için harcanan enerji maliyetinden çok daha fazla olduğu göz önüne alınacak olursa, soğuk hatların yalıtımının önemi ortaya çıkacaktır. Soğuk hatlarda kullanılacak olan malzemenin;

Kapalı gözenekli olması

Bünyesine su almaması

Rahat uygulanması

Korozyon riski oluşturmaması

Yangın dayanımının ilgili standartlara uygun olması

Düşük ısı ilekenlik değerine sahip olması ve bu özelliğini tesisat ömrü boyunca kaybetmemesi gerekmektedir.

Elastomerik kauçuk köpüğü, polietilen köpük gibi kapalı gözenekli malzemeler, sahip oldukları teknik özellikleri ile soğutma hatlarında kullanılması gereken ısı yalıtım malzemeleridir.

ILIK HATLARIN YALITIMI

Polietilen köpük gibi kapalı gözenekli malzemeler ile prefabrik cam yünü bu tip hatların yalıtımında kullanılabilen ürünlerdir.

SICAK HATLARIN YALITIMI

°C’nin üzerineki sıcaklıklarda kullanılan yalıtım malzemesi taş yünü ve seramik yünüdür. Taş yünü 750 °C’ye kadar, seramik yünü ise 1250 °C’ye kadar kullanılır.

Isıtma ve soğutma tesisatında vana, çek valf, pislik tutucu ve flanşların toplam tesisat içinde dikkate değer bir oranda enerji kaybı yüzeyi oluşturmasından dolayı mutlaka vana ceketi veya kutuları ile yalıtılmaları gerekmektedir.

Bütün bu bilgilerin ışığında enerji tasarrufu sağlamak amacıyla alınacak ilk önlem ise elbette ‘YALITIM’dır. Sonucunda elde edilecek kazanç ise ekonomi, konfor ve yeni nesillere daha temiz bir dünya bırakmaktır.

SON KULLANIM TALEP YÖNETİMİ

Talep Yönlü Enerji Yönetimi (Talep Yönetimi):

Genelde enerjiyönetiminde arz yönlü stratejilerin izlendiği görülmüştür. Verimlilik konusunda da ilk akla gelen enerji üretiminde ve dağıtımında verimliliğin sağlanması olup bunlar daha öncelikli hedefler olarak belirlenmiştir. Ancak günümüzde Talep Yönlü Enerji Yönetimi ve gündeme gelmiştir. Kısaca DMS (Demand Side Management) olarak adlandırılan bu araç daha çok entegre kaynak planlamasıyla birlikte kullanılır ve aslında tüketicilerin enerji gereksinimlerini karşılamak için hem arz yönlü hem de talep yönlü seçenekleri kullanılır. Entegre kaynak planlaması enerji verimliliği ve yük yönetimi (load management) programlarını kullanmakla birlikte tabii ki enerji ve varolan kapasite kaynaklarını kullanılır. Bu yöntem özellikle elektrik ve doğalgaz alanında kullanılır.

Şirketler açısından baktığımızda, talep yönlü enerji yönetimi şirketlerin tüketicilere verdiği hizmeti en ucuz şekilde vermesini sağlamayı bir anlamda içselleştirir. Toplumsal olarak ise çevre ve sürürülebilir kalkınma açısından bazı açılımları beraberinde getirir. Ancak her iki durumda da temel amaç enerji verimliliği ve enerji sistemine ödenen paranın karşılığının alınmasıdır. Yani daha az girdiyle daha çok üretim.

Geleneksel olarak elektrik dağıtımında üretim, iletim ve dağıtım ağı, tahmin edilen en yüksek (zirve) talebe göre inşa edilir. Ancak 1970’lerle birlikte ABD ve Kanada’da firmalar talepteki artmayı azaltma ve sistemdeki yükü azaltmak için talep yönlü enerji yönetimi stratejilerinden faydalanmaya başladılar. Bu bahsettiğimiz çalışmalarda enerji tüketimini azaltmak için oldukça geniş yelpazde birenerji tasarrufu ve enerji verimliliği programları uygulamaya konuldu. Buna ek olarak tüketimi en yoğun saatlerden diğer saatlere kaydırmak için bazı stratejiler geliştirildi.

Bu stratejiler arasında farklı elektrik tarifelerinin geliştirilmesi örnek olarak gösterilebilir.

Bazı ülkeler yoğun talep olmayan saatlerde (örneğin gece yarısındansonra) kullanılan elektriğin fiyatını ucuzlatarak ve bilgilendirme kampanyalarıyla tüketicileri yönlendirerek (örneğin çamaşırlarını ve bulaşıklarını gece yıkamaları konusunda) isteme fazla yüklenilmesinin önüne geçmeye çalışmışlar ve bu sayede varolan üretim kapasitelerini kullanarak (ek yatırıma veyeni borçlanmalara gerek duymadan)hizmet vermeye devam etmeyi amaçlamışlardır.

Yine bu stratejiye örnek olarak Britanya’daki bazı elektrik firmalarının, diğer bazı kamu kurum ve kuruluşlarının desteğiyle, eski teknolojiye sahip ve aşırı enerji tüketen elektrikli ev aletlerini bedavaya değiştirmesini verebiliriz. Britanya’daki bu uygulamada düşük gelir grubu ailelerin kullandığı aşırı enerji tüketen buzdolapları bedelsiz olaak yenileriyle değiştirilmişlerdir. Bu sayede elektrik üreten firma enerji talebini belirli bir seviyede tutarak ve ek yatırıma gitmeden operasyonlarını sürdürmüştür. Yatırım maliyetlerinin oldukça yükseldiği ve yine çevresel duyarlılıkların arttığı günümüzde, bu tip yaklaşımlar firmalar için oldukça akılcı görünüyor. Aynı zamanda bu strateji, Brintanya’nın iklim sözleşmelerinde verdiği CO2 emisyonlarıyla ilgili taahhütleri tutmasına da katkıda bulunmuştur. Hükümetlerin bu konuyu desteklemelerinin nedenlerinden biri de budur. 1980’lerde gelişen bu strateji, 1990’larda kısmen bir düşüş yaşadı ve gelecekte neler olacağı belirsiz. Ancak hala daha rekabetçi ortamlarda çalışan bazı enerji üreticisi firmalar enerji verimliliği ile ilgili önlemleri standart paketlerinin bir parçası olarak sunuyorlar. Ayrıca diğer firmalar için talep yönlü enerji yönetimi hala daha yeni kapasite inşa etmekten daha düşük maliyetli olarak görülebilir. Özellikle yeni enerji üretim tesislerine karşı duyulan tepkiler ve her geçen gün gelişen müşteri ilişkileri ve pazarlama teknikleri de bu araçların kullanımını teşvik edebilirler.

Bu konuda son bir örnek vermemiz gerekirse, Fransa’da herhangi bir bölgede voltaj sorunu yaşanıyorsa yani 230 volttan 205 volta düşüyorsa, orada şebekenin yenilenmesi gerekmekte ve bunun finansmanı, yerel yönetimler tarafından karşılanmak zorunda.

Ulusal elektrik şirketi düzenli bakım ve işletmeden sorumlu ancak hatların güçlendirilmesi ve uzatılması yerel yönetimlerin sorumluluğunda ancak yerel yönetimler bu maliyetleri karşılayabilecek durumda değil. Burada gündeme talep yönetimi gelmiş ve sonuçlar bazı yorumculara göre başarısız olsa da, projelerin uygulandığı yerlerde sorunlar çözlümüş ve bu çözümler hatlar için yapılacak yatrımların oldukça azına mal edilmiştir.

DEĞERLENDİRME

Türkiye’nin tüketttiği tüm enerjilerin %50’ye yakını konutlarda elektrik ve ısı olarak tüketilmektedir. Bu sektörde %20 oranında tasarruf bile milyarlarca dolar kazanç anlamına gelmektedir.

Tükiye’de bu konuda kuruluşlarda koordinasyon eksikliği vardır. Birçok toplantı mükerrer olarak yapılmakta ve sonuçta hiçbir şey değişmemektedir.

Türkiye’nin önceliği üretim yatırımından çok, tasarruf ve enerjinin etkin kullanımı olmalıdır.

Otomatik kontrol, yalıtım ve verimli cihaz kullanımıyla enerjiden minimum % 50 tasarruf yapmak mümkündür.

Enerji verimliliklerinin artırılmasında gerek sanayi gerekse konut ve ulaşım alanlarında devletin mali teşviklerine ihtiyaç vardır. İleri ülkelerde bu amaçla çeşitli teşvik sistemleri uygulanmaktadır. Ülkemizde ise henüz böyle bir uygulama yapılmamıştır.

Yapılması gereken Sanayi Bakanlığı’nın bir Teknoloji İzleme Birimi kurması ve her ürün için dünyada mevcut en yeni teknolojilerin ülkemide üretilip kullanımı için yatarımcıları teşvik etmesidir.

Elektrik tüketen cihaz ve ekipmanlarla ilgili standartların çıkarılması ve bunların uygulanmasının takibi gereklidir. Bu standartların ilgili imalat sanayii ile konsensüs halinde çıkarılmasında büyük yarar vardır.

Bileşik santral uygulamaları yoğun enerji tüketen KİT’ler de, organize sanayi bölgelerinde ve büyük özel kuruluşlarda özendirilmeli ve teşvik edilmelidir.

Orhan Turan

ode@ode.com.tr