İklimlendirme Sektörünün Koronavirüs ile Mücadelesinde Ozon

12 Ağustos 2020 Dergi: Ağustos-2020

Yazan: Uğur Otaran, Onaran Teknoloji Kurucusu

İklimlendirme sektörü maalesef salgın (pandemi) sürecine nitelikli bir çözüm ile yanıt veremedi. İkinci dalga beklentisinin yersiz bir beklenti olmadığını gördüğümüz şu günlere kadar, bir yandan iklimlendirme sistemlerini çalıştıracağımız diğer yandan virüsü yaşam alanlarımızdan uzaklaştıracağımız bir çözüme ulaşamadık. 

Sektör dışından gelen %100 taze hava kullanımı gibi önermeler, virüsten kurtulmak için bilimsel dayanaktan yoksun olduğu gibi, ekonomik ve teknik yönlerden uygulanması da akıl dışı bir önerme olarak kaldı. Burada, sektör dışından o önermeleri yapanları değil nitelikli çözüm üretemediğimiz için kendimizi eleştirmeliyiz diye düşünüyorum.

Nitelikli çözüm derken anlatmak istediğim; bir yandan iklimlendirme sistemlerini tüm bileşenleri ile kullanılır durumda tutmaya devam ederken, diğer yandan virüsü yaşam alanlarımızdan uzak tutacak, uygulaması ise hızlı ve ekonomik olan çözümlerdir.

Mikrobiyoloji ile uğraşan bilim insanları ve kurumlar bilimsel yayınlarında Ozon miktarı belirli bir seviyeye geldiğinde, ortamda bulunan bakteri ve virüslerin önce dış zarını deldiğini, sonrasında DNA veya RNA sarmalını bertaraf ederek çökerttiğini ifade etmekteler. Ozon gaz halinde bulunduğu için ortamdaki tüm yüzeylere etkileşime girebilir. İklimlendirme sistemleri (klimalar, havalandırma cihazları vs.) çalıştıkları anda üzerlerinden geçen havayı iç ortamın her yerine yayarlar. İç ortamın her tarafına yayılan bu havaya ozon katılırsa, ozonun tüm yüzeylere ulaşması sağlanmış olur. Bu yolla, iç ortam havasında asılı kalan veya yüzeylere yapışmış olan tüm virüslere ulaşan ozon, virüsün önce lipit zarını sonra protein bölmesini nihayetinde de sarmalını çökerterek yok eder. Aynı zamanda iklimlendirme cihazlarından geçen geri dönüş havasında kalan ozon ile de cihazların dezenfeksiyonu sağlanmış olur. 

Bu yöntem mahaller boş iken uygulandığında sterilizasyonu sağlarken, ozonlamanın devam etmesi halinde iç ortamlar kullanılırken ortama taşınarak gelen virüsler de bertaraf olacaktır. 

İçinde yaşadığımız binaları, yaşanabilir doğal ortamlara çeviren iklimlendirme sistemleridir. Bu sistemleri çalıştırmadan sağlıklı yaşam alanları yaratamayız. Bu sistemler kullanılır durumda iken virüslerden kurtulmamızın en etkili yolu ozonlama uygulamasıdır. İçinde bulunduğumuz şu günlerde COVID-19 için ozon yaşamsal öneme sahip, salgın sonrasında toplu çalışma ortamlarında bizleri gripten veya yeni olası pandemik virüslerden koruyacak olan da gene ozon olacaktır.

Ozonun olmazsa olmaz en kritik noktasını dozajlama, yani ortamda bulunacak ozon yoğunluğunun ayarlanması oluşturmaktadır. Ozonun virüse olan etkisi iklimsel parametrelere göre değişim göstermektedir. Sıcaklık, nem oranı, taze hava miktarı basınç gibi değişkenler ozonun etkisini artırabilir veya düşürebilir. Ozon belirli bir dozajın altında iç ortama verilirse virüslerin tamamı yok edilemeyebilir veya belirli bir dozajın üzerine çıkılırsa ortamdaki insanlara rahatsızlık verir veya maruziyet oluşturabilir. 

Çalışma ortamlarında ozon maruziyet sınırlarını, uluslararası iş sağlığı ve güvenliği standartlarını belirleyen OSHA kurumu belirlemiştir. Ofis ortamlarında 8 saatlik çalışmada ortalama maruziyet 0,1 ppm değerini geçmemelidir. 0,1 ppm milyonda 0,1 manasına gelir. Bu değer milyarda 100’e karşılık gelir. 100 ppb olarak da gösterilebilir. Yani iklimsel parametrelerin değişmesine göre yapılması gereken ayarlamalar bir tarafa bırakılsa bile iç ortamdaki hava miktarının milyarda birine karşılık gelen dozajlamaları hesaplamak, ölçmek ve hükmetmek gerekir.

ozonOzon belirli bir seviyeye geldiğinde çamaşır suyunu andıran keskin bir koku oluşturur. Bireysel kullanımlarda koku duyulduğu anda dozajlama kısılarak müdahale edilir. İş yeri ortamları genelde bireysel kullanıma uygun ortamlar değildir, aynı zamanda iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uymayı gerektiren ortamlar olduğu için sadece sistemi kontrol altında tutmak yetmez. Kullanıcının, sorumluluğunu yerine getirdiğini raporlayarak ispat etmesi de gerekebilir. Bir yandan ozon virüsleri öldürecek seviyenin üzerinde tutulurken, aynı zamanda maruziyet sınırının da altında tutulduğunu sistem dataları ile raporlamak gerekebilir. Bu durumda sadece bir kontrol sistemine değil aynı zamanda sistem bilgilerini depolama kabiliyetine sahip bir data-logger’a ihtiyaç duyulur. 

Geliştirilen kontrol sistemleri modüler bir yapıya sahip olduğu gibi, ihtiyaç duyulan fonksiyona göre alım yapılabilir. Kullanıcı herhangi bir zamanda tercihini değiştirip sistemine daha gelişmiş fonksiyonlar ilave etmek isterse, mevcut satın alınan ünite devre dışı kalmadan üst fonksiyonu içeren ürünü alıp kullanabilir. Bu modüler kontrol mantığını örneklersek;

Örneğin PAC seri kanallı bir iç üniteye ozon uygulaması yapılmak istenirse, hava basıncını ölçen ve cihaz çalıştığında ozon jeneratörünün çalışmasına müsaade eden kontrol modülü ile jeneratör modülü alınıp, bluetooth bağlantısı ile cep telefonlarından manüel dozajlama yapılarak çalıştırılabilir. Sistem bu şekilde kullanılırken duvar kontrol ünitesi alınıp sadece elektrik prizine takılarak ortamdaki sıcaklık, basınç, nem ve ozon değerlerine göre otomatik dozajlamaya geçilebilir. İlk ünite ile yeni ünite bluetooth üzerinden birbirini tanır ve kontrol yetkisi otomatik olarak yüksek kontrol yetisine sahip duvar modülüne geçer. Telefonlara yüklenebilecek aplikasyonla sistem dozajlama yapmaya ihtiyaç duymadan aç-kapa komutları ile kullanılabilir. Tam bir otomasyon altına alınan sisteme dünyanın herhangi bir noktasından erişmek ve kayıt altına alınmış datalara ulaşmak istenirse, satın alınan cihazlarda herhangi bir değişiklik olmaksızın sistem mevcut network’e bağlanır ve bu yolla bulut ortamına açılır. Bulut hizmeti abonelik üzerinden kiralama yöntemi ile çalışırken, kullanıcı da server kullanmak zorunda kalmaz. Kullanıcı yatırımını istediği zaman ihtiyacına göre şekillendirebilir. Satın alınan hiçbir modüle verilen ücret boşa gitmez. Çünkü ürünlerin tasarımı kullanıcılara her şartta hizmet vermeyi ilke edinen bir felsefeye göre yapılmıştır. 

Sistem bakımı, cihazların sürekli kullanıldığı ortamlarda altı aylık periyotlarda yapılırken ozon jeneratörlerinin değişiminin yaklaşık iki senede bir yapılması söz konusudur. Fasılalı kullanımda ise bu süre çok değişkendir. 
VRV/F sistem iç ünitelerine veya fancoil cihazlarına ozon jeneratörü uygulaması yapılmadan önce muhakkak iklimlendirme projesi tarafımızdan veya yetki verdiğimiz kurumlar tarafından incelenmeli ve inceleme sonrası ürünler projeye göre imal edilmektedir.

Tasarım ekibimiz şu anda iklimsel değerlerin ana algoritma içine gömülmesini sağlayacak bir çalışma yapmaktalar. Kısa bir süre sonra ozon sistemlerini devreye almadan önce teknisyenlerimiz, cihazın çalıştığı ortamdaki iklimlendirme parametrelerini tabletlerinde açılan pencerelerden girdiğinde, sistemin ana algoritmasına sınır değerlerle ilgili bilgileri eklemiş olacaklardır. Sistemler bir yandan gömülü sistemin algoritmasına göre çalışırken bir yandan da sınır değerlerle çerçevelenerek hatalı bilgi akışından kaynaklanan sapmaları engelleyebilecektir.

Özellikle AVM tarzı yapıların girişlerinde veya herhangi bir personel girişinde kişilerin üzerinde taşıdıkları virüsleri yok eden ozon püskürtme sistemlerinin tasarımı sürmektedir. Bu sistemlerde ozon aktivasyonunu artırırken, bir yandan da kullanılan ozon miktarını düşürmek için ultrasonik ve yapay zeka sistemleri de tasarıma eklenerek insanlarımızda hiçbir rahatsızlık yaratmadan taşıma yoluyla gelen virüslerden kurtulmak amaçlanmaktadır.

Üretilen cihazlar ev ortamından 1500 m2’lik üretim alanlarına kadar monoblok ürünler olarak kullanılabilirken, birden fazla ürünün koordineli olarak kullanımı sayesinde de sınırsız üst kapasiteye kadar hizmet verebilmektedir.