Header Reklam

Enerji Verimli Şehir Planlaması için Geliştirilen Örnek Bir Model

14 Ekim 2016 Dergi: Ekim-2016
Enerji Verimli Şehir Planlaması için Geliştirilen Örnek Bir Model

Yazan: Dr. Serkan Sınmaz, Şehir Plancısı, Kentas A.Ş.

 

Kentlerin geleceği hızla gelişmekte olan üç eğilim ile biçimlenmektedir; giderek artan nüfus, yükselen şehirleşme oranı enerji tüketimini artırırken, ilerleyen teknoloji ise enerji tüketiminin kontrolü için çeşitli yöntemler geliştirmektedir. Ancak gelişen bu süreçte Türkiye ve dünyanın büyük bir kısmında nüfus ve şehirleşmeye karşılık kentler planlanırken enerji kontrolü bakımından teknolojinin gelişme perspektifi göz ardı edilmektedir. 

Bu soruna karşılık 1990’lı yılların başından itibaren dünyanın çeşitli kent ve bölgelerinde birçok plan, uygulama, girişim ve organizasyon sürdürülmektedir. Yeni Kentleşme Hareketi (New Urbanism), Sürdürülebilir Kentler (Sustainable Cities), Ekolojik Kentler (Ecological Cities) Yeşil Kentler (Green Cities), Akıllı Büyüme (Smart Growth), Yavaş Kentler (Slow Cities), Düşük Karbon Kentler (Low Carbon Cities), Yaşanabilir Kentler (Liveable Cities), Dijital Kentler (Digital Cities) ve Akıllı Kent Girişimleri (Smart Cities Initiatives) vb. adları altında planlama ve tasarım yaklaşımları geliştirilmiştir. Özellikle 2000’li yıllarda AB ülkeleri öncülüğünde enerji verimliliği teması kent planlarına ve uygulamalara aktarılmaktadır (örn. AB Strategic Energy Technology Plan).

Bu doğrultuda Türkiye kentlerinin de etkin bir enerji yönetim stratejisi eşliğinde değerlendirilmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir. Özellikle kentsel dönüşüm gerçeği parantezinde yerleşme fiziksel planlarının ve yasal zemininin “enerji verimliliği” yaklaşımına göre ele alınması elzem bir husustur.

Ancak uygulama bağlamında dünyanın büyük bir kısmında ve ülkemizde enerji verimliliği konusunda genel olarak ürün, araç kullanımı veya bina ölçeğinde yaklaşımların ötesine geçilememiştir. Türkiye’de enerji verimliliği mevzuatı gündemde yer alsa da konuyu yerleşme bütününde ele alan kapsamlı bir mevzuat henüz oluşturulmamıştır. Günümüzde “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun (5346-6094)” ve “Enerji Verimliliği Kanunu (5627)” ile enerji verimliliği kontrol altına alınmaya çalışılmakta, “Elektrik Piyasası Kanunu ve Yönetmelikleri” çerçevesinde lisanssız enerji üretimi alt başlığı ile yenilenebilir enerji sistemlerinin yaygınlaşması desteklenmektedir. Mevcut yasal düzenlemeler ağırlıklı olarak araç ve bina bazında bir yaklaşım getirmesinin yanı sıra bazı teşvik araçlarını açıklamaktadır (Resmi Gazete, 2008). Bu yasal zeminde enerji verimliliği için yerleşme bütününde alınacak önlemler, “farklı yerleşme ölçeklerini” kapsayıcılığı, mikro-makro üretim santrallerinin kent, doğal ve kültürel değerler bağlamında  “bağlayıcı” yer seçim ve yapılanma kriterleri bakımından yetersiz bir görünüm ortaya koymaktadır.

Bu doğrultuda, çalışmada fiziksel plan (Nazım İmar Planı, Uygulama İmar Planı) üretim sürecinde ele alınmak üzere, “enerji verimli yerleşme değerlendirme modeli” önerisi ve bu modele göre örnek olarak Lapseki ilçesinde yapılan araştırma projesi sunulmaktadır[1].

Kentlerde Enerji Verimliliği

1970’lerdeki petrol krizi ile başlayan enerji sorununa ek olarak 1980’li yıllardaki teknolojik buluş ve yenilikler karşısında enerji talebinin artması ve paralel olarak kentleşmenin yükselmesiyle enerji-kent ilişkisi şehir planlama alanında incelenmeye başlamıştır. Ayrıca artan tüketim karşısında üretim yöntemleri ve atıklar doğrultusunda gelişen küresel ısınma ve iklim değişikliği gerçekleri konuyu dünya gündemine taşımıştır.

Kentler, sera gazı emisyonlarının en önemli nedenidir. Giderek kabul gören bir tahmine göre küresel sera gazı emisyonlarının % 30-40’ı kent sınırları dahilinden yayılmaktadır. (Satterthwaite, 2008:543, Baeumler vd, 2012:3). Daha az korumacı yaklaşımlara göre ise bu oran % 75-80 olarak ortaya konmaktadır (O’Meara, 1999:7, Koehn 2008:55). Dolayısıyla kentler aynı zamanda iklim değişikliğinin kontrol altına alınmasında ana aktörlerden biridir. (Baeumler vd., 2012:3, Norman vd. 2006:3) Kentleşmeye paralel gelişen teknoloji, tüketimi artırdığı kadar (Şekil 1) azaltılması için de seçenekler sunmaktadır.

Yerleşmelerde “enerji verimliliği önlemleri” ile maliyetler düşürülebilir, yerel istihdam artırılabilir, yerel ve küresel kirlilik azaltılabilir, enerji bağımlılığı düşürülebilir ve sosyal yaşam koşulları iyileştirilebilir (McEvoy vd., 2001:19). Kentlerde enerji verimliliği temel olarak

          - Belirli ihtiyaçlar için kullanılan enerji gereksinimini azaltmak için plan yapmak (örn. ulaşım, ısınma vb.)
          - Zorunlu enerji gereksinimlerini en verimli yöntemle karşılamak

yoluyla sağlanabilir (Owens, 1986). Lariviere ve Lafrance’a göre yerel yönetimler “ulaşım, yapı ve diğer araçlar kapsamında enerji tüketim maliyetlerinin azaltılması” ve “enerji koruma önlemlerinin arazi kullanım planlarına entegrasyonu” ile enerji tüketimlerini iki yöntem ile makul düzeye getirebilirler (Lariviere ve Lafrance, 1999:54). Bu noktada yerel yönetimler halka enerji verimliliğini benimsetme, binalarda ve şehir içi ulaşımda etkin önlemlerin alınması konusunda en önemli konumdadır. Doherty vd.’nin bakış açısına göre kentsel çevrede tüketilen enerji; gömülü enerji(Yerleşmenin ilgili altyapı ve üstyapı malzemelerinin imalat ve dağılımında tüketilen enerji), operasyonel enerji (Yerleşmenin ısıtma soğutma ihtiyacı ve çeşitli araçların kullanılmasıyla tüketilen enerji), ulaşım enerjisi(Çeşitli amaçlar için yapılan kamusal ve özel ulaşım modlarıyla yapılan yolculuklar esnasında tüketilen enerji) şeklinde 3 kategoride incelenebilir (Doherty vd., 2013: 2-3). Buna ek olarak İngiltere kentlerinin gelişimi için rehber niteliği taşıyan raporu yayımlayan Urban Task Force yeni üretilecek binalarda gelişen teknoloji potansiyelinin kullanılmasını önermektedir (Pasif güneş enerjisi sistemleri, PV teknolojisi, yakıt hücreleri, birleşik güç sistemleri, su yönetim sistemleri vb.). Ayrıca bu yaklaşımların üreticilerce benimsenerek standartların norm olarak gelişmesi, kullanıcıların ne düzeyde enerji performansı gösteren yapılarda yaşadığının bilincine varmasını sağlayacaktır (Urban Task Force, 1999:40). Jiang ve Tubiana ise; kentlerde enerji verimliliğini; yapı ve inşa süreci, ulaşım, kentsel tasarım alt başlıklarına göre organize etmektedir. Enerji tüketimi yapı ve inşa sürecinde; yapının mimari ve teknik niteliği (izolasyon, pasif solar, rüzgârı yorumlama vb.), bina içindeki aygıtların ısıtma ve soğutma performansı, bina yüzeyinde elektrik üretimi bakımından değerlendirilebilir (Jiang ve Tubiana:2008: 4). Kentsel ulaşımda; araçların enerji performansı ve çevreye daha az etki yaratacak yakıt kullanımı ile sağlanabilir. Kentsel tasarımda ise; ısı yoğunluğu, kentsel yoğunluk, işlev alanları ve hareketlilik unsurlarına göre kontrol edilebilir. Isı bakımından; servislerin maliyetinin minimize edilmesi, bölgesel ısıtma sistemlerinin uygulanması, yapılarda izolasyon ve pasif güneş enerjisi sistemlerinin eklemlenmesi vb. yaklaşımlar öne çıkmaktadır. Yoğunluk, işlev alanları ve hareketlilik unsurları bakımından ise daha az yolculuk mesafesi, bunun için uygun işlevsel bölgeleme daha kompakt yapı ve yerleşme dokusu önerilmektedir (Jiang ve Tubiana, 2008: 5-7). Bunların yanı sıra enerji verimliliği sadece teknik bir konu değildir, aynı zamanda davranışsal bir husustur.

Sonuç olarak bu açıklamalar ve çeşitli kaynaklar doğrultusunda kentlerin enerji verimli gelişebilmesi için temel olarak dört ana strateji öne çıkmaktadır[1]

  • Kent içinde optimum hareketlilik(yoğun yaya modu, düşük düzeyde araç, yeterli düzeyde toplu taşıma kullanımını sağlayacak bir yerleşme formu ve işlevsel dağılım)
  • İklim ve çevreye duyarlı yapılanma(kentin iklim ve coğrafi yapısına uygun bölgelerde gelişmesi, yapıların ısı, ışık, hava akımı ve yenilenebilir enerji kazanımı etkenlerine duyarlı bir doku oluşturacak düzende inşa edilmesi, düşük enerji malzeme ve form tercihleri)
  • Enerji teknolojilerinin kente entegrasyonu (Farklı ölçeklerde yenilenebilir enerji santralleri, akıllı şebeke altyapısı, bölgesel ısıtma, madde ve su dönüşüm sistemlerinin uygulanması)
  • Enerji verimli hizmet ve davranış eğilimi  (Toplumun enerji verimli davranış ve araç kullanımı eğiliminin teşvik edilmesi için destek ve projelerin uygulanması)

Enerji Verimli Yerleşme Değerlendirme Modeli

Şehir planları ağırlıklı olarak mevcut kentsel alanları kapsayacak şekilde üretilmektedir. Bu doğrultuda kentlerde enerji verimliliğini sağlayabilmek için şehir planlarının üretim sürecinde bir önceki alt başlıkta belirtilen hususların iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Planlama sürecinin analiz ve sentez aşamasında enerji verimliliğini etkileyecek unsurların tespit edilmesi, akabinde o kente ait bir analiz modeli kurgulanarak tüm unsurların birbirleriyle ilişkilerini ortaya koyan sayısal altlıkların üretilmesi gerekmektedir. Araştırma projesi kapsamında geniş bir literatür çalışması sonucunda bir fiziksel plan çalışmasının enerji verimliliği teması kapsamında ele alınmasını sağlayacak değerlendirme unsurları[2];

  • Yerleşme formu (optimum hareketlilik sağlayacak bir fiziksel plan için)
  • Enerji yönetimi (enerji teknolojilerini kente entegre edecek bir fiziksel plan için)
  • İklimsel Ortam (enerji verimli yapı ve mekân üreten bir fiziksel plan için )
  • Tüketim (daha az hizmet maliyeti gerektirecek fiziksel plan için)
  • Toplumsal Davranış (enerji verimli yaşam bilinci ile planın uygulanabilmesi için)

olarak tespit edilmiş, bu unsurların Lapseki yerleşmesinin değerlendirilebilmesi için yeterli olduğu kabul edilmiştir. Aşağıda Şekil 2’de belirtilen “enerji verimli yerleşme değerlendirme modeli” tanımlanmış ve modelin ortaya koyduğu ilişki ağına göre analizler üretilmiştir.

   

 

Modelde kurgulanan ilişki ağlarına göre;

A-Kent formu daha az tüketime neden olmalıdır
B-Kent formu iklimsel açıdan verimli mekânlar yaratmalıdır
C-Kent içinde oluşturulan iklimsel ortam daha az enerji tüketimine neden olmalıdır
D-Kent içinde oluşturulan iklimsel ortam enerji yönetimini destekleyecek özellikte olmalıdır
E-Kentin enerji yönetim sistemi, daha az tüketim değerleri ortaya koymalıdır
F-Kentin enerji yönetim sistemi, yerleşmenin verimli bir şekilde yayılmasını teşvik etmelidir
G-Tüm bu süreçlerin işleyebilmesi için toplumsal algı ve davranış biçiminin enerji verimli bir gelecek fikrine hazır olması gerekmektedir.

Ayrıca “enerji verimli yerleşme değerlendirme modeli” içeriğindeki enerji yönetimi başlığını ilgili yerleşme özelinde açılabilir (Şekil 3). Bu içerik yerleşmelerin coğrafi ve fiziksel yapılarına, altyapı ve üst yapı niteliklerine göre değişkenlik gösterebilir.

Modelin Lapseki’de Uygulanması

Lapseki, mevcut ulaşım akslarına göre Bursa, İzmir ve İstanbul metropollerinin (her birine yaklaşık aynı mesafede) düğüm noktasında bulunmaktadır. Boyutları itibarıyla küçük ölçekli olan (nüfus: 11700), Çanakkale Boğaz Köprüsü güzergâhı ile Bursa, Balıkesir ve İzmir’e bağlanacak kent yüksek düzeyde gelişme potansiyeli taşımaktadır. Aynı zamanda başta rüzgâr enerjisi olmak üzere güneş, jeotermal ve biyokütle yenilenebilir enerji bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Kentin kısa zamanda gelişme potansiyeli, yenilenebilir enerji potansiyeli ve küçük ölçekli bir kent olmasıyla kontrol edilebilir bir makroforma sahip olması nedeniyle araştırma alanı olarak seçilmiştir. Bu özellikleri ile Türkiye’de henüz gelişmemiş enerji verimli şehir planlaması yaklaşımının eğitim alanı, mesleki pratik ve yasalara aktarılabilmesi için hızla hayata geçebilecek bir örnek niteliği taşımaktadır.

Bir önceki alt başlıkta açıklanan literatür kapsamında üretilen değerlendirme modeli farklı coğrafyalarda farklı etkenler çerçevesinde gelişen kentler için ayrı ele alınmalı, gerektiğinde yenilenmelidir. Öncelikle Lapseki’nin mevcut veri altyapısına göre söz konusu modelin kullanım biçimi tanımlanmıştır. Buna göre; üç unsur (yerleşme formu, iklimsel ortam, tüketim) ilişkili olduğu diğer unsurlar doğrultusunda analiz edilmiştir. Ancak kentte “enerji yönetimi” unsuru bakımından henüz niceliksel bir veri bulunmadığı için bu unsurun diğer unsurlar ile ilişkisi bölgesel veriler doğrultusunda “yorumlanmıştır”. “Toplumsal algı ve davranış” unsuru ise yerleşme çapında yapılan anket çalışmasına göre değerlendirilmiştir (Şekil 4).

Araştırmanın sonuçlarını kısaca bağımlı değişkenler (Yerleşme Formu, İklimsel Ortam, Enerji Yönetimi) kapsamında açıklamak mümkündür.

Yerleşme Formu

Yerleşme formu daha az enerji tüketimi ve sera gazı emisyonu için verimli bir hareketlilik sağlamalı, kent formu merkezden çeperlere doğru dengeli bir yoğunluk dağılımı ortaya koyarak kompakt bir formda gelişmelidir. Lapseki ilçesinde yerleşme formunun gelişiminin irdelenmesi için kentin gelişme biçimi ve “toplumsal algı ve davranış” eğilimi için yapılan anket çalışması dikkate alınarak üç analiz gerçekleştirilmiştir.

Böylece Yerleşme Formu - Tüketim (A) ilişkisi doğrultusunda;

  • Merkez ve bazı kamu kurumlarının konum ve etki alanları (sık ziyaret edilen noktalara erişilebilirlik değerlendirmesi)
  • Tüm parsellerde parselde yapı yoğunluğu (meskûn alan değerlendirmesi),
  • Yerleşmenin ortalama yoğunluk değerinin üzerindeki yapı adası konumu (parsel bazında yoğunluk - mesafe değerlendirmesi) analizleri üretilmiştir.

İlk analizde yerleşmede sık gidilen noktalar etrafındaki 340m.[3] erişim yarıçapı içerisinde kalan bölgeler tespit edilmiştir. Bu bölgeler yerleşme formunun ne düzeyde kompakt bir karaktere sahip olduğunu değerlendirmek için belirleyicidir. İkinci analiz kompakt yerleşme gelişimi için önem arz eden meskûn alanda gelişimin teşvik edilmesi üzerinedir. Buna göre yerleşme merkezinden çeperlere doğru mevcut durumda yapı yoğunluğu değerleri üzerinden kümelenme analizi uygulanmış, meskûn alan içinde gelişebilecek (mevcut yoğunluğun altında yapılaşmış) alanlar görülmüştür. Üçüncü analiz ise, Lapseki’nin yaya ölçeği karakterinin sürdürülebilirliği için yoğunluk dağılımı üzerinedir. Her parselin yapı yoğunluğu değerleri ile yerleşme merkezine uzaklığı değerlendirilmiş, yerleşme için tespit edilen optimum yoğunluk-mesafe ilişkisi değerinden büyük oranda sapan yerler kompakt yerleşme biçiminin bozulmasına sebep olan ve yerleşmenin verimsizliğini artıran parseller olarak işaretlenmiştir. Analizlerin çakıştırılmasıyla[4] kompakt gelişme sentezi ortaya konmuştur. Ardından sentez çalışması mevcut imar planı adalarına aktarılarak planın verimliliği test edilmiştir (Şekil 6).

 

 

 

Senteze göre 1. ve 2. bölgeler yerleşme dokusu içinde olduğu için kompakt gelişme bakımından verimli, 3. bölge mevcut yerleşme formu ile kısmen çakıştığı için gelişme potansiyeli taşıyan bölge, 4. ve 5. bölgeler ise verimsiz olarak nitelendirilmektedir. Buna göre “her bir bölge içinde kalan alt kademe bölge” yapılaşmanın geliştirilebileceği öncelikli bölge olarak yorumlanmaktadır.

Bu analiz alt başlıklarının saptanmasında “toplumsal algı ve davranış” eğilimi için yapılan anket çalışması dikkate alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Lapseki’de hanelerin % 75’i kent içi ulaşımda yaya modlarını kullanmaktadır. İhtiyaç dışı motorlu taşıt kullanımının % 8 olarak gerçekleştiği kent % 92 oranında yaya ölçeğine uyumlu bir yapı ortaya koymaktadır. Bu yapının korunması enerji verimliliği için büyük önem arz etmektedir. Ancak verimli gelişme bölgeleri yaklaşık 1,5 km çap içinde tarif edilirken mevcut uygulama imar planı bu çapı 6,6 km’ye çıkarmaktadır. 2015 yılı içinde onaylanan 1/100000 Çevre Düzeni Planı ise bu mesafeyi daha da artırmaktadır. Diğer yandan mevcut imar planının yaklaşık % 60’ı kompakt gelişme bakımından verimsiz bölgelerde yapılanmayı önermekte, özellikle kent bütününe hizmet edecek kamusal fonksiyonların lineer gelişme aksının güney kutbunda yoğunlaşması araç ile yolculuk miktarını artırmakta, altyapı için operasyon gereksinimini artırmakta dolayısıyla enerji tüketimini artırmaktadır.

İklimsel Ortam

Yerleşmelerde ısıtma ve aydınlatmada harcanan enerjinin düşürülmesi için yerleşmenin bulunduğu coğrafya ve iklim özelliklerinden azami düzeyde faydalanılması gerekmektedir. Buna göre daha az ısı ve elektrik enerji tüketimi için İklimsel ortam - Tüketim ilişkisine (B)göre;

  • Coğrafi özelliklere göre uygun arazi eğimi ve yönelişi,
  • Yerleşme bütününde rüzgâr etkisindeki bölgeler,
  • Yerleşme bütününde en sıcak ve soğuk günlere göre güneş ışıma değeri

analiz edilmiştir. Akabinde yerleşme formunun fiziksel özellikleri mikro ölçekte kent dokusu içinde değişken bir iklimsel ortam oluşturduğu için İklimsel ortam - Yerleşme formu (C) ilişkisine göre ise;

  • radyasyon (verimli yönlerde yapılaşma için),
  • kentsel kanopi ve yapı açıklığı (belirli tarihlerde gölgelenme düzeyinin tespiti için),
  • rüzgâr (doğrudan rüzgâra açık kentsel alanların tespiti için),
  • zemin türü (yumuşak-sert zemin oranlarının tespiti için) analiz edilmiştir. Tüm analizlerin çakıştırılması[5] sonucunda iklimsel ortam bakımından verimli bölgeler tespit edilmiştir. Ardından sentez çalışması mevcut imar planı adalarına aktarılarak planın verimliliği test edilmiştir (Şekil 7).

Bölgelemeye göre geleneksel yerleşme dokusu ve çevresi 1.-2. derece verimli bölgeler olarak ayrışmaktadır. Kıyı bölgeleri ve yeni gelişen alanların büyük bir kısmı iklimsel açıdan verimsiz bölgeleri (4.-5. derece verimli bölgeler) ortaya koymaktadır. Yapılan saha araştırmasına göre 1. bölgeden 5. bölgeye doğru yakıt tüketim süreleri ve m² başına tüketilen enerji sarfiyatı artmakta, ısınma güçleşmekte, soğuma hızlanmakta, rüzgârdan duyulan rahatsızlık artmaktadır. Bu durum iklimsel ortam - enerji verimliliği karşılaştırması sonucu elde edilen bölgelemenin yerleşme çapında tutarlı olduğunu göstermektedir. Sentez çalışmasının ilçe bütünde yapılan anket çalışmasında tespit edilen “enerji tüketim miktarları” ile karşılaştırılması sonucu;

  •          Güney-güneydoğu yönelişe hâkim,
  •          Eğim derecesi % 5-10 arasında olan,
  •          Kuzeydoğu rüzgârından korunan,
  •          ve 2. derece güneş ışıma bölgesinde bulunan

yapıların tüketim harcamalarının daha düşük olduğu sonucuna varılmıştır.

Saha araştırmasına göre, hanelerin % 35 oranında soğuk rüzgârdan yüksek düzeyde etkilenmekte, % 74’ü yoğun güneş alan konutları tercih etmekte, yaz aylarında hanelerin % 21’i soğutma için elektrik tüketmeyi gerekli görmekte, % 73’ü yılda 6 ay ve üzeri süreyle yakıt tüketmektedir. Bu sonuçlar yapılacak bir planlama çalışmasında soğuk mevsimleri öncelikli olarak dikkate alan yapılanma kararlarını gerektirmektedir. Ancak sentez çalışmasına göre mevcut imar planında önerilen toplam inşaat alanının % 19’u 1. ve 2. derece, % 60’ı dördüncü ve beşinci derece verimli bölgelerde önerilmektedir. Dolayısıyla mevcut uygulama imar planı genel olarak ısıtma ve soğutma yüklerini dolayısıyla enerji tüketimini artırıcı bir gelecek perspektifi ortaya koymaktadır.

Bu noktada ısı, ışık ve rüzgârdan en yüksek düzeyde fayda sağlayarak düşük yakıt tüketim performansı ortaya koyan geleneksel kent dokusu ve çevresi yeni geliştirilecek alanlar için yön göstericidir.

Enerji Yönetimi;

Enerji yönetimi - Tüketim ilişkisinin (E) analizi yerleşmede yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği araçlarından azami düzeyde faydalanılarak konvansiyonel enerji ağına gereksinimin azaltılmasını amaçlamaktadır. Lapseki’nin bulunduğu bölgede üç önemli yenilenebilir enerji kaynağı olan “güneş, rüzgâr ve jeotermal enerji” öne çıkmaktadır. Saha araştırmasına göre Çanakkale bölgesinde jeotermal enerji kaynakları tespit edilse de henüz Lapseki merkez yerleşmesi için etkin bir kaynak değildir. Enerji Bakanlığı verilerine dayalı yapılan değerlendirmeye göre; rüzgâr enerjisi başta olmak üzere (Şekil 8) güneş enerjisi potansiyeli önemli boyutta olmasına karşın, yerleşmenin çevresinin korunması gereken tarım ve orman alanları ile çevrili olması büyük ölçekli rüzgâr ve güneş santralleri kurulumu için uygun zemin ortaya koymamaktadır.

İklimsel Ortam - Enerji Yönetimi ilişkisinin (D) analizi kentin fiziksel yapılanmasının yenilenebilir enerji kazanımı ve doğal havalandırmanın desteklenerek enerji yönetim sistemine katkı sağlamasını hedeflemektedir. Rüzgâr ve güneş yenilenebilir enerji potansiyelleri yerleşme çevresindeki verimli tarım toprakları ve orman alanları ile çakışabilmektedir. Ancak gelişen teknoloji ile birlikte yerleşme dokusu bünyesinde yenilenebilir enerji üretimi yaygınlaşmaktadır. Lapseki’de henüz yoğun bir yapılaşmanın olmaması ve yoğun rüzgâr varlığı kentsel dokunun bu kapsamda kullanılabileceğini işaret etmektedir. Yapılan üç boyutlu analizler sonucu yerleşmedeki yapıların % 74’ünde güneş enerjisi, % 41’inde rüzgar enerjisi elde etme potansiyeli bulunduğu tespit edilmiştir (Şekil 9-10).

Enerji yönetimi yerleşme formu ilişkisinin (F) analizi ise kentin dengeli bir şekilde büyüyerek optimum altyapı gereksinimi sağlamasını hedeflemektedir. Zira verimsiz bir altyapının ortaya koyacağı maliyet ve operasyonlar, enerji tüketiminin ana nedenlerinden biridir. Bu kapsamda birleşik ısı ve güç sistemleri, küçük ölçekli rüzgâr türbinleri, fotovoltaik paneller, bölgesel ısıtma sistemleri yapılara entegre edilebildiği kadar kent şebekesi ile ilişkisi de bir o kadar önem taşımaktadır. Yapıların enerji üretebilmesi, fazla enerjiyi şebekeye aktarabilmesi ya da şebekeden gerekli olduğu takdirde enerji elde edebilmesi için bu sistemlerin yakın gelecekte yaygınlaşması beklenen akıllı şebeke uygulamaları ile performans ortaya koyacaktır. Ancak bu şebekeler her ne kadar dijital sistemlerle organize edilse de fiziksel olarak her bir konut ile ilişkilendirilmiş bir altyapı sistemini gerektirmektedir. Bu sebeple yerleşmelerin kompakt bir forma sahip olması ve bu durumun sürdürülmesi enerji verimliliği bakımından önem taşımaktadır.

Türkiye’de enerji verimli yerleşmelerin planlanmasında açıklanan tüm yaklaşımların hayata geçebilmesi için yasal altyapı büyük önem arzetmektedir. Ancak mevcut durumda iki yasa (2005 yılında çıkarılarak 2011 yılında değiştirilen “5346-6094 Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun” ve 2007 yılında çıkarılan “5627 Enerji Verimliliği Kanunu”) ve bu yasalara dayalı olarak çıkarılan yönetmeliklerle enerji sarfiyatı kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır. Buna ek olarak söz konusu iki yasa 2002 yılı Elektrik Piyasası Kanunu ve yönetmelikleri çerçevesinde lisanssız enerji üretimi alt başlığı ile desteklenmektedir. Mevzuata göre, ulaşımda enerji verimliliği önlemleri 100 bin ve üzerindeki nüfusa sahip yerleşmelere göre düzenlenmekte, enerji verimliliği önlemleri ağırlıklı olarak yapı ölçeğinde ele alınmaktadır. Yerleşmelerin enerji verimli gelişimi bakımından en önemli uygulama ise 500 kW altındaki enerji üretim sistemleri için lisans muafiyeti getirilmesidir. Ancak enerji üretim sistemlerinin yerleşmelere entegrasyonu yeterli detayda geliştirilmemiştir.

4. Değerlendirme

Enerji verimliliği teması Türkiye şehir planlama mevzuatında ve pratiğinde henüz yer edinememiş ancak kentlerin geleceğini biçimlendirecek elzem bir konudur. Fiziksel şehir planlarının analiz sürecinde ele alınması gereken enerji verimliliği konusu yerleşmelerin kendine özgü niteliklerine göre ele alınmalı ve bir model eşliğinde plan uygulama sürecine aktarılmalıdır. Bu kapsamda örnek bir çalışma alanı olarak seçilen Lapseki ilçesi bağlamında “enerji verimli değerlendirme modeli” kurgulanmış ve planlara yön gösterecek genel değerlendirme sonuçları ortaya konmuştur.

Yapısal bazda daha detaylı değerlendirme sonuçları ve öneriler için bu kapsamda üretilen araştırma projesi incelenebilir. Üretilen sentez çalışmalarında yerleşmenin fiziksel gelişimi için uygun bölgeler, her ölçekte enerji tesisleri için korunacak alanlara ilişkin mesafeler, kent dokusu kapsamında yapı adası yönelişi, gölge boyu, rüzgâr koridorları ve cepheleri fizik mekân önerileri ve plan notları bakımından değerlendirme konusudur. Söz konusu değerlendirmelerin yapılabilmesi için ise gerekli yönetmeliklerin yerleşmelerin ölçeği ve coğrafi karakterine göre tasarlanması gerekmektedir. Lapseki ilçe bütünü sahip olduğu doğal kısıtlar itibarıyla özellikle kentsel doku bünyesinde ve çevresinde değerlendirilebilecek küçük ölçekli enerji santralleri bakımından önemli bir potansiyel taşımaktadır. Bu durum fiziksel planlarda yapı bazında kararlar getirilmesi için uygun bir zemin oluşturmaktadır. Bu doğrultuda lisanssız enerji üretim sınırı olan 500 kW altında yenilenebilir enerji üretim araçlarının yerleşmeyle bütünleştirilmesi özendirilmelidir. Bu entegrasyon yapıların fiziksel durumu, arazi varlığı ve estetik değerler dikkate alınarak saptanacak kentsel tasarım proje alanlarında yerleşmenin kompakt yapısına aykırı büyümeyi teşvik etmeyecek bir şekilde ele alınmalıdır.

Örnek olarak Lapseki ilçesi için üretilen “enerji verimli değerlendirme modeli” benzer coğrafi yapı ve ölçeğe sahip yüzlerce yerleşme için bir rehber niteliği taşımaktadır. Mevcut şehir planında ise ulaşım ve yapı yoğunluğu değerlerine göre gelişmenin öngörüldüğü bölgeler iklimsel yapı ve yerleşme formu bakımından verimsiz özelliklere sahiptir. Ayrıca yenilenebilir enerji kaynakları ve enerji korunumu araçlarının geliştirilerek fiziksel gelişme perspektifinde plan belgesinde kodlanabilir olması önerilmektedir. Bu sürece paralel olarak 2012 yılında Resmî Gazete’de ilan edilen Türkiye’nin GSYİH başına tüketilen enerji miktarının (enerji yoğunluğunun) 2011 yılı değerine göre en az % 20 azaltılmasını hedefleyen “Enerji verimliliği strateji belgesi 2012-2023” enerji verimli yerleşmelerin gelişimi perspektifinde önemli bir potansiyel olarak görülmekte, ilgili stratejilerin yasal mevzuat ve kentsel planlama pratiğine hızla aktarılması gerekmektedir (Resmî Gazete, 2012). Özellikle Enerji Verimliliği Strateji Belgesi uyarınca geliştirilmesi planlanan akıllı şebeke sistemleri için bilgi sistemi altyapısı, sayaç kullanımı, bilgilendirme vb. hazırlıkların başlatılması, çevre dostu binalar için yapılanmanın izlenmesi gerekmektedir. 

 

Kaynaklar

  • Abdeen, M.O. (1999). Energy Use And Environmental Impacts: A General Review. Journal Of Renewable And Sustainable Energy. 1, 1-29.
  • Akbari, H. (2001). Energy Saving Potentials and Air Quality Benefits of Urban Heat Island Mitigation. Berkeley:Lawrence Berkeley National Laboratory.
  • Baeumler, A., (2012). Sustainable Low-Carbon City Development in China, The World Bank, Washington DC.
  • Banister, D. (1996). Energy, Quality of Life and the Environment: The Role of Transport, Transport Reviews 16-1, 23-35.
  • Banister, D., (1996). Energy, Quality of Life and The Environment: The Role of Transport, Transport Reviews, 16 (1): 23-35.
  • Breheny, M. (1995). The Compact City and Transport Energy Consumption.  Transactions of the Institute of British Geographers, 20(1): 81-101.
  • Burton E. (1999). The Compact City: Just or Just Compact? A Preliminary Analysis. Urban Studies, 37(11): 1969-2001.
  • Dempsey, N. (2010). Elements of Urban Form. Mike Jenks (Ed.), Dimensions of the Sustainable City (s. 21-53). London: Springer,
  • Doherty, M.,  Nakanishi, H., Bai, X., Meyers, J. (2012). Relationships between form, Morphology, Density and Energy in Urban Environments. GEA Background Paper.
  • EREC (2010). Revewable Energy in Europe: Markets, Trends and Technologles, http://www.solarthermalworld.org/content/renewable-energy-europe-markets-trends-and-technologies-2010
  • Girardet H., Mendonça, M.,(2009). A Renewable WorldEnergy, Ecology, Equality. London: World Future Council.
  • Göksu, Ç. ( 1999). Güneş Kent. Ankara: Güneş Kitapları.
  • Hisarlıgil, H. (2009). Enerji  Etkin Planlamada Konut Adası Tasarımı: Hipotetik Konut Adalarının Ankara Örneginde Mikroklima Analizi. (Yayınlanmamış Doktora Tezi). Ankara:  Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü.
  • International Energy Agency (2007), World Energy Outlook 2007: China and India Insights. http://www.worldenergyoutlook.org/media/weowebsite/2008-1994/weo_2007.pdf
  • Jaffe D. ve Erley M. (1980). Site Planning for Solar Access : A Guidebook for Residential Developers and Site Planners. Washington: American Planning Association.
  • Jenks, M., Burton E., Williams, K. (1996). The Compact City: A Sustainable Urban Form?. London: Spon Press.
  • Jıang, Y. ve Tubiana, L. (2008). Task Force: Energy Efficiency and Urban Development (the building sector and the transport sector) Background Report. Beijing: CCICED Annual General Meeting.
  • Koehn, P.H., (2008). "Underneath Kyoto: Emerging Subnational Government Initiatives and Incipient Issue-Bundling Opportunities in China and the United States”, Global Environmental Politics, 8 (1): 53–77.
  • Lariviere, I. ve Lafrance, G. (1999). Modelling the Electricity Consumption of Cities: Effect of Urban Density. Energy Economics 21, 54.
  • Maczulak, A. (2010). Renewable Energy: Source sand Methods. New York:Infobase Publishing.
  • McEvoy, D., Gibbs, D.C.,  Longhurst, J.W.S. (2001). Reducing Residential Carbon Intensity: The New Role for English Local Authorities. Urban Studies. 38, 1, 7– 21.
  • Moughtin, C., Shirley, P. (2005). Urban Green Dimension. Oxford:Architectural Press.
  • Newman, P., Jennings, I. (2008). Citiesand Sustainable Ecosystems. London: Island Press.
  • Newman, P., Kenworthy, J. (1989). Cities and Automobile Dependence: a Surcebook Gower. Hampshire: Aldershot and Brookfield.
  • Norman, J. vd., (2006). "Comparing High and Low Residential Density: Life-Cycle Analysis of Energy Use and Greenhouse Gas Emissions", Journal of Urban Planning and Development, 132 (1): 10-21.
  • Oke, T. R. (2006). Initial Guidance To Obtain Represantative Meteorogical Observations at Urban Sites, Report 81. Canada:WMO.
  • Orhon, İ., Küçükdoğu, M.Ş., Ok, V. (1988). Doğal İklimlendirme. Ankara: TUBİTAK
  • O’Meara, M., (1999). Reinventing Cities for People and The Planet, World watch Institute,Washington DC.
  • Owens, S. (1986). Energy, Planning and Urban Form. London:Pion Limited.
  • Pa´ez, A. (2010). Energy - Urban transition: The Mexicancase. Energy Policy 38, 7226–7234.
  • Quaschning, V. (2008). Renewable Energyand Climate Change. Cambridge:John Wiley&Sons.
  • Satterthwaite, D., (2008). “Cities’ Contribution To Global Warming: Notes On The Allocation Of Greenhouse Gas Emissions”, Environment and Urbanization, 20 (2): 539–549.
  • T.C. Resmi Gazete (2008). Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği, (27075), 05.12.2008.
  • T.C. Resmi Gazete (2008). Ulaşımda Enerji Verimliliğinin Artırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, (26901), 09.06.2008.
  • T.C. Resmi Gazete (2012). Enerji Verimliliği Strateji Belgesi ile İlgili Yüksek Planlama Kurulunun 20/2/2012 Tarihli ve 2012/1 Sayılı Kararı.  (28215), 25.02.2012.
  • Urban Task Force (1999). Towards Urban Renaissance. London: SponPress.
  • White, R.R., (2002). Building the Ecological City. Cambridge: CRC Press.
  • Wong T.C., Yuen B. (2011). Eco-city Planning: Policies, Practice and Design, New York: Springer.
  • Zeren, L. (1987). Türkiye’de Yeni Yerleşmeler ve Binalarda Enerji Tasarrufu Amacıyla Bir Mevzuat Modeli’ne İlişkin Çalışma. İstanbul: İTÜ Uyg-Ar Merkezi.

[1] Moughtin ve Shirley, 2005:24, The Urban Task Force, 1999:40, Quaschning, 2008:55. Jıang ve Tubiana, 2008:4, Doherty vd., 2012:19, Lariviere ve Lafrance, 1999:54 kaynaklarından yararlanılarak tespit edilmiştir.

[2] IPCC, 2007, International EnergyAgency, 2007, Wong ve Yuen 2011, Abdeen, 2009, Pa´ez, 2010, Owens, 1986, White, 2002, Newman ve Jennings, 2008, Hisarlıgil, 2009, Erley ve Jaffe, 1980, Zeren, 1987, Orhon vd., 1988, Oke, 1987, Göksu, 1999, Moughtin ve Shirley, 2005, The Urban Task Force, 1999, Quaschning, 2008,. Jıang ve Tubiana, 2008, Doherty vd., 2012, Lariviere ve Lafrance, 1999, Akbari, 2001, Dempsey vd., 2010, Burton, 1999, Burgess, 1996, Breheny, 1995,Jenks vd., 1996, NewmanandKenworthy 1989, Banister, 1996., Maczulak, 2010, Girardet ve Mendonça, 2009, WEC, 2009, Roaf vd. 2007, EREC, 2010 kaynaklarından yararlanılarak tespit edilmiştir.

[3] Kent bütünde yapılan hane halkı anketlerine göre kabul edilebilecek ortalama konforlu yürüme mesafesi ort. 340 m. olarak tespit edilmiştir.

[4] Lapseki yerleşmesi imar planı sınırları dahilindeki alan 10x10 m karelere bölünerek yapılan üç analizin değerleri farklı katsayılara göre herbir kareye atanarak toplanmıştır.  Katsayılar anket verilerine göre tespit edilmiştir.

[5] Lapseki yerleşmesi imar planı sınırları dahilindeki alan 10x10 m karelere bölünerek yapılan üç analizin değerleri farklı katsayılara göre herbir kareye atanarak toplanmıştır.  Katsayılar anket verilerine göre tespit edilmiştir.

 



Slider Altına