Yunus Yener: “Mesleki eğitim, sadece özel eğitim kurumlarına bırakılamayacak kadar ciddi bir konudur”

01 Haz 2018

Yunus Yener

Yükseköğretim Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Genel Kurulu’nda 9 Mayıs 2018 tarihinde kabul edildi ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. TMMOB Makina Mühendisleri Odası Başkanı Yunus Yener, söz konusu Kanun ile ilgili birtakım açıklamalar yaptı. Yener açıklamasında özetle şunları dile getirdi: “Söz konusu Kanun ile birlikte; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 6’ncı maddesine ‘Bu Kanun kapsamında faaliyet gösteren kurumlarda, Bakanlıkça belirlenen programları başarıyla tamamlayanlar aldıkları kurs bitirme belgeleriyle tamamladıkları programlara ilişkinişyerlerinde çalışabilir ve işyeri açabilirler. Bu durumda olan kişiler için başkaca bir meslek belgesi aranmaz. Uygulanan program doğrultusunda yapılacak kurs bitirme, seviye tespit ve seviye tamamlama sınavları ile programın gerektirdiği diğer sınavlar için sınava girenlerden alınacak sınav ücretleri, bu ücretlerden bu sınavlarda görevlendirilenlere ödenecek ücretler ve sınav giderleri ile sınavların usul ve esasları Bakanlıkça belirlenir’ hükmü eklenmiştir. Öncelikle Kanun değişikliği üzerine konunun birinci dereceden muhatabı olan birçok kurum ve kuruluş gibi Odamızdan da bir görüş alınmadığını belirtmek isteriz. Söz konusu Kanun değişikliği ile birlikte, ülkemizde yıllardır farklı kurum ve kuruluşların yoğun emeğiyle oluşturulan ulusal mesleki yeterlilik ve belgelendirme süreçleri yok sayılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nca izin verilerek faaliyet gösteren Özel Eğitim Kurumları tarafından yürütülen kurs programlarını tamamlayanların başka bir belgeye yani MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü’nce verilen çıraklık, kalfalık, ustalık ve Mesleki Yeterlilik Kurumu tarafından verilen Mesleki Yeterlilik Belgesi vb. belgelere ihtiyaç duymaksızın çalışabilmelerine ve iş yeri açmalarına imkân sağlanmaktadır. Bu düzenleme ayrıca mevcut mesleki teknik orta eğitim ile çıraklık, kalfalık, ustalıkla ilgili yapı ve uygulamaları ortadan kaldırabilecek tehlikelere kapı aralamaktadır. Mesleki eğitim, sadece özel eğitim kurumlarına bırakılamayacak kadar ciddi bir konudur. Çünkü özel eğitim kurumlarıkâr etme esasına göre çalışan işyerleridir. Özel eğitim kurumlarını uzmanlıkları ile ilgili olmayan alanlarda eğitim ve belgelendirmede yetkilendirmek, gerek söz konusu işlerin belgelendirilmiş ehil ellerde yürütülmemesine, gerekse çalışma yaşamı ve sanayide yaşanacak yeni işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunlarına ve iş kazalarınayol açacaktır. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından Yetkilendirilmiş olan Odamız ve diğer Belgelendirme Kuruluşları, Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilmiş olup, bu kuruluşlar tarafından verilen belgelerin ulusal ve uluslararası tanınırlığı yüksek düzeydedir. Örneğin Odamız 2004 yılından bu yana ulusal ve uluslararası standartlara uygun olarak kurmuş olduğu belgelendirme sistemi çerçevesinde işleyişini sürdürmektedir. Söz konusu kanun ile eğitim sonrası belgelendirme ve akreditasyon süreçlerinde oluşturulan birikimlerin heba olması ve uluslararası nitelikteki üçüncü göz denetiminden çıkmak ülkemiz için büyük bir kayıp olacaktır. Uluslararası nitelikte personel belgelendirme standardına uygun şekilde ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulmadan, yani sınav ve belgelendirme yapılmadan çalışmasına izin verilmesi niteliksiz iş gücünün yani teknik bilgi ve beceri seviyesi düşük çalışanların özellikle tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çalıştırılmasına ve iş kazalarının artmasına neden olacaktır. Bununla beraber tehlikeli ve çok tehlikeli meslekler başta olmak üzere üretimde mesleki beceri gerektiren işlerde de kurs bitirme belgesi ile istihdam imkân dâhilinde olacağından başta MYK Mesleki Yeterlilik Belgesi olmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilen çıraklık, kalfalık ve ustalık belgeleri de devre dışı bırakılacaktır. Sonuç olarak, çalışanların işçi sağlığı ve iş güvenliği kapsamındaki bilgi ve mesleki yeterliliklerinin ulusal ve uluslararası standartlara uygun, teorik ve pratik performansa dayalı olarak ölçülmesi esasına dayalı sistemin devre dışı bırakılması doğru değildir. Mesleki yeterlilik eğitimden uygulamaya dek bir bütünlük oluşturmaktadır ve ilgili bütün tarafların karar alma süreçlerine dahil edilmesi gerekmektedir. İş kazalarının artmasına ve çalışma yaşamında yeni hayati sorunlara sebep olabilecek bu konunun yeniden düzenlenmesi gerekmektedir”.