Yapılarda Yeşil Bina Sertifikasyonuna Uyum
Yazar: Genç Mühendislik Elektromekanik Tesisat Taahhüt Şirketi Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı İlker Alkun
“Yeşil Bina Sertifikasyonlu Yapılar”, artık işimizde sıkça karşımıza çıkan, gerekliliklerine uymamız gereken, uyulmasının koşullarını bilmemiz gereken önemli bir gerçeğimiz.
Yeşil Bina kavramı; bir binanın ilk planlama aşamasından projelendirilmesine, inşaat süreçlerinden işletme ömrünün sonuna kadar, hatta yıkımı dahil olmak üzere, olabildiğince çevre dostu, yapı sektörünün sürdürülebilirliğinin güvencesi olabilmeyi ifade ediyor. Böyle bir felsefeye sahip yapının inşası; yatırımcılar, mimarlar, mühendisler, müteahhitler ve süreçteki tüm disiplinlerin koordineli ve işbirliği içinde çalışabilmesini gerektiriyor.
Yeşil bina kavramı ve özellikle sertifikalandırılma eğiliminin 1990’lı yılların başlarına uzandığını söyleyebiliriz. Bu gün en sık karşılaştığımız sertifikalardan BREEAM’in (Building Research Establishment Environmental Assessment Method), İngiltere’de Yapı Araştırma Kurumu tarafından geliştirilerek uygulanmaya başlandığını biliyoruz.
Nisan 1993'te, ABD Yeşil Bina Konseyi (USGBC) kurulmuş ve 1998’de LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) sertifika sistemi geliştirilmeye başlanmıştı.
2002'de farklı ülkelerde kurulan konseyleri tek bir çatı altında toplamak için Dünya Yeşil Bina Konseyi resmen kurulmuştu. Günümüze gelindiğinde Yeşil Bina, Yeşil Ürün Sertifikalarının neredeyse 2.500’e yaklaştığı biliniyor.
Ülkemizde Yeşil Bina konsepti, yaptığımız araştırmalar kadarıyla 2010 yılı içerisinde faaliyete geçirilen Eser Yeşil Binasında uygulandı ve bu proje Türkiye’de uygulanan en yüksek standartlı yeşil bina sistemlerini bir araya getirerek inşa edildi. Taahhüt projelerinde görev aldığımız ve güncel yeni yapılan yapılara bakıldığından hâlâ LEED, ülkemizde en çok karşımıza çıkan sertifikasyon. LEED prosedürleri tüm binaların MEP (Elektromekanik Tesisat Projeleri) proje uygulamalarında enerji ve su tüketimi gibi tüketim performanslarını rahatlıkla mukayese edebiliyor.
LEED, inşaat kaynaklı kirliliği azaltma, inşaat sürecindeki karbonun azaltılması, kullanım suyunun miktarının azaltılarak atık suların geri kazanımı, iç mekan hava kalitesini artıracak yöntemler, binanın konumunun çevreyle etkileşimi ve insanların binaya ulaşım kolaylığı gibi çok kapsamlı konuları ele alıyor.
Türkiye’de yerli Yeşil Bina Sertifikasyonları da geliştirildi. ÇEDBİK (Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği) tarafından geliştirilen, Binalarda Ekolojik ve Sürdürülebilir Tasarım için B.E.S.T Sertifikası konut ve ticari binalar olmak üzere ikiye ayrılıyor.
Ama Ulusal Yeşil Bina Sertifikasyon sistemi olarak YeS-TR Sertifikası benimsendi. Bu sertifika, binaların sürdürülebilirlik kapsamında değerlendirilmesi ve belgelendirilmesi için kullanılıyor.
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, toplam inşaat alanı 10 bin metrekarenin üzerinde yapılacak yeni kamu binalarında Yeşil Sertifika (YeS-TR) uygulamasının zorunlu hale getirileceğini yayınladı.
Yeşil Sertifika Yönetmeliği’miz de güncellenmesi ile 2026 yılından sonra inşa edilecek binalarının YeS-TR sertifikasına sahip olması ile birlikte yılda yaklaşık olarak “600 milyon kWh” enerji tasarrufu elde edebilme hedefi ile aslında ülkemizde “ciddi ve görünmeyen bir enerji hamlesinin” bu anlamda gerçekleştiğini paylaşmak ülkemiz adına çok önemli bir gelişme.
YeS-TR, LEED, BREEAM…
Hangisi olursa olsun; hem mevcut binaları değerlendirmede hem de yeni binaların tasarımına yön vermede potansiyeli yüksek olan araçlardır.
Yeşil sertifikalar, gerek LEED gerekse YeS-TR olsun; bina sahiplerine verdiği prestij, kullanıcılarına sunduğu faydalar ve 2053 net sıfır vizyonuna sağladıkları katkı nedeniyle hem bireysel hem de ulusal ölçekte faydalı olacakları açıkça ortadadır.
Biz Elektromekanik tesisat taahhüt müteahhitleri olarak , karşımıza çıkan “Yeşil Bina Sertifikasyonu”na sahip projelerde yapılması gerekenleri biliyor ve uzmanlığımızı yeni trendlere uyumlandırıyoruz. Ülkemizde yapılmakta olan hastaneler, oteller, avm ve iş merkezleri, endüstriyel fabrikalar, havalimanları, nitelikli yeşil binaların faaliyete geçirilmesine hızla devam ediliyor. Bizler tecrübeli kadrolarımızla,ihtiyaç duyulan projelerde akla gelen ilk şirket olmak adına gayretle çalışmalarımıza başarı ile devam ediyoruz.
İnşaat sektöründe Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı “Yeşil ve Nitelikli Bina” yapımı konusunda son derece titiz çalışmalar ortaya koymaktadır. Kendi bünyesinde yetişmiş nitelikli insan sayısını arttırarak , dünya’da gelişen yeniliklerin takipçisi olmaktadır. Sektörümüzde tecrübeli beyaz ve mavi yaka çalışanlarımızın yetiştirilmesine de bu anlamda öncülük ederek, aslında diğer yandanda bir okul vazifesi ile yeni uygulamaların sahada projelere uygun olarak yapılmasını sağlatmak sureti ile bana göre Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve kendilerine bağlı olan Toki, Emlak Konut A.Ş şirketleri ile beraber büyük bir “eğitim enstitüsü” olmuştur. Bu Kurumlarda yetişen beyaz yaka yöneticiler ülkemizin ve sektörümüzün bu anlamda gelişimine büyük katkı koymaktadır.
Yeşil bina sayılarına bakıldığında, ülkemiz yeşil bina sertifikası uygulamasına 2015 yılında başlamış ve ön plana çıkarılmamış olmasına rağmen, bakanlığın ortaya koyduğu kararlı duruşun karşılığında ülkemiz, “Avrupada Lider” durumda olup, “dünyada ilk 10 ülke” arasına girerek büyük bir başarı ortaya koymuş durumdadır.
Bundan sonraki süreçte yaklaşık önümüzdeki 10 yıl ve sonrasında yeşil bina olmayan projelerin değerlemesi, yeşil binalara oranla ciddi manada değer kaybedeceği görülmekte. Yeşil binalar kat malikleri açısından da “bütçe ve doğa dostu yaşam ve çalışma mekanları” olacaktır.
Umarım ülkemizin ortaya koyduğu bu başarı ile yakın zamanda dünyada ilk üç ülke arasına girebiliriz.






















