Header Reklam

TÜYAK Eğitim Seminerlerinin Beşincisi “İş Güvenliği ve Yangın Korunumu” Konusuyla Yapıldı

20 Mart 2019 Dergi: Nisan-2019
TÜYAK Eğitim Seminerlerinin Beşincisi “İş Güvenliği ve Yangın Korunumu” Konusuyla Yapıldı

TÜYAK Türkiye Yangından Korunma ve Eğitim Vakfı/Yangından Korunma Derneği’nin 2016-2017 döneminde başlayan ve ilk günden bu yana yangın korunum sektörünün nabzını tutan, pazara hareketlilik getiren, bilgi paylaşımını artıran eğitim seminerleri üçüncü yılında devam ediyor. 2018-2019 dönemi eğitim seminerlerinin beşincisi, “İş Güvenliği ve Yangın Korunumu” konusuyla, 16 Mart 2019 tarihinde Kozyatağı Hilton Otel’de düzenlendi. Oturum başkanlığını TÜYAK’ın geçmiş dönem yönetim kurulu başkanlarından Yangın Risk Danışmanı Cemal Kozacı’nın yaptığı seminerde A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Makine Mühendisi Memet Gültek “Yangın Risk Değerlendirmesinde Sahada Karşılaşılan Sorunlar”, A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Makine Mühendisi Kemal Üçüncü ise “İş Güvenliği Mevzuatında Yangından Korunmanın Yeri, İş Güvenliği Uzmanlarının Bu Konuda Yeterlilik ve Sorumlulukları” başlıklı birer sunum yaptı. Gültek sunumunda iş güvenliği uzmanlarının yangın güvenliği konusunda sahada nelerle karşılaştıkları ve riskleri nasıl yönettikleri hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Gültek özetle şunları söyledi: “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (İSGK) ve İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirme Yönetmeliği ilgili maddeleri gereği; küçük ve orta ölçekli işyerlerinde, toplanma amaçlı binalarda, konutlarda ve ofislerde yürütülecek risk değerlendirmesi faaliyeti iş güvenliği uzmanlarının temel görevlerindendir. Yangın tehlikesinin oluşturacağı zararın ve etkilerinin değerlendirilmesi sürecinde farklı disiplinlerden mezun iş güvenliği uzmanlarının mevzuat kapsamında bilgilendirilmesi amaçlanmıştır. Hem dünyada hem Türkiye’de sanayileşme ve teknolojik gelişmelere paralel olarak günlük yaşantımızın önemli ihtiyaçlarını karşılayan işyerlerinde, çok çeşitli üretim dallarının bir arada olduğu organize sanayi bölgelerinde, toplanma amaçlı binalarda, konutlarda ve ofislerde kullanılan makine, araç ve gereçlerin çeşitli olması, üretimde ve günlük yaşantımızda kullanılan çeşitli maddelerin olması, bu alanda çalışan iş yerlerinin orta ve küçük işletmeler olması, organize sanayi bölgeleri ve çeşitli sektörlerde çalışma hayatını ve çalışanı riske yönelten nedenlerdir. İşte bu nedenle günümüzde gerek sanayileşmiş gerekse sanayileşmekte olan ülkelerde ‘konfor ve güvenlik’ önem kazandıkça yeni teknolojiler geliştirilmekte ve çalışma hayatına ilişkin çeşitli sorunlar artmaktadır. Bu sorunların önlenmesi ve çözümü için Türkiye’de 4857 sayılı İş Kanunu, 6331 sayılı İSGK gereği çıkarılan yönetmelikler ve kontrol listeleri ile Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik (BYKHY) ve çeşitli ulusal (TSE) standartları/uluslararası standartlar, rehber, kılavuzlar, TMMOB meslek odaları ve TÜYAK’ın çeşitli yayınları gereği teknik-idari ve hukuki düzenlemeler getirilmiştir. İSGK’nin 4. Maddesine göre işveren genel yükümlülüğünü risk değerlendirmesi yaparak veya yaptırarak yerine getirecektir. İş Güvenliği Uzmanı olarak kendimize koyduğumuz, ‘sıfır iş kazası’, ‘sıfır yangın’, ‘sıfır patlama’ hedefimizde muvaffak olmamız, tamamen binalarda yaşayanların/işyerlerinde çalışanların şahsi tutum ve davranışlarına bağlıdır.”

Seminerin ikinci bölümünde yaptığı interaktif sunumda Kemal Üçüncü, detaylı olarak iş güvenliği uzmanlarının yangından korunma konusunda ne kadar yeterli ve sorumlu olduklarına değinerek iş güvenliği profesyonellerinin yangından korunma ile ilgili karşılaştıkları sorunlar, mevzuat, eğitim, sorumluluklar ve pratikte yaşanan zorluklar hakkında bilgi verdi. Üçüncü, yurtdışında yangın konusunun başlı başına bir bilim dalı olduğunu söyleyerek “Yurtdışında çok uzun yıllardır yangın önleme, yangından korunma konularında bir yıllık akademik programlar, haftada 60 saatlik ders programları var. Bu eğitimlerin sonunda yangın güvenlik uzmanı veya yangın sorumlusu sertifikaları veriliyor. Türkiye’de ise 2012 yılında İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıktı. Ancak konunun çok iyi uygulandığını söyleyemeyiz. İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) sektöründe birçok dernek faaliyet gösteriyor, amaç İSG profesyonellerinin haklarını korumak. Çünkü ülkemizde 25 bin aktif iş güvenliği uzmanı, 14 bin aktif işyeri hekimi, 2 bin 500 ortak sağlık güvenlik birimi, 80 kadar sivil toplum kuruluşu ve 200 üniversitede İSG programı var. Yangın eğitimleri, yangından korunum ve İSG konusunda eğiticilerin eğitimleri, yangınla mücadele eğitimleri, yangın söndürme eğitimleri düzenleniyor ama bize yangın önleme eğitimi gerekli. Çünkü ne yazık ki ülkemizde iş kazaları yükselişte. Yangın istatistikleri veren birkaç büyükşehir belediyesi dışında belediye yok. Bu bilgiler paylaşılmazsa yaşanan olaylardan nasıl ders çıkaracağız? Bu yüzden bu bilgilerin paylaşılması gerekiyor. Üzülerek söylüyorum ki ülkemiz iş kazaları konusunda Avrupa’da 1. sırada yer alıyor. 2018 Kimya Mühendisleri Odası Araştırması ve 2017 SGK İstatistiğine göre; Türkiye’de en az 385 endüstriyel yangın, en az 51 endüstriyel patlama oluyor ve bu yangın ve patlamalar sonucunda 104 ölüm vakasıyla karşı karşıya kalıyoruz. Her yıl ortalama 500 fabrika yanıyor. Almanya’da yapılan bir araştırmaya göre ise yanan fabrikaların yüzde 70’i ne yazık ki toparlanamıyor. İşte bu sebeple yangın sigortası ve yangın sigortacılığı konusu gerçekten çok önemli. Yangın sigortası konusunda Türkiye, OECD ülkeleri arasında son sıralarda yer alıyor. Ülkemizde yangın sigortacılığı gelişmedi, bu konunun önüne geçmeli ve sigorta bilinci oluşturulmalı” diye konuştu. Soru-cevap kısmının ardından seminer, oturum başkanı ve konuşmacılara teşekkür plaketi takdimi ile son buldu.



Slider Altına