Header Reklam

TÜRKONFED’in 7. Webinarında “Kriz Döneminde Yönetim ve Yönetişim” Ele Alındı

29 Nisan 2020

TÜRKONFED Webinar Serisi’nin 7’nci etkinliği, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden katılımıyla 28 Nisan 2020 tarihinde düzenlendi. 

Teması “Kriz Döneminde Yönetim ve Yönetişim” olan ve interaktif bir şekilde gerçekleşen webinarın açılış konuşmasını yapan Orhan Turan, “İyi bir kriz yönetimi şeffaf olmalıdır ve devamlılık gerektirir. Özellikle dünyanın hazırlıksız yakalandığı koronavirüs salgını gibi insani kriz dönemlerinde doğru ve sağlıklı bilginin şeffaf bir şekilde aktarılması sivil toplum örgütlerinin en önemli misonudur. Bu misyon ile sivil toplum kuruluşlarının toplumun kurumsallaşmış sesi olduğunu inanıyoruz. Bu insanlık krizinde sağlık, sosyal ve ekonomik sorunlara konuşanın değil dinleyenin çözüm üreteceğini düşünüyoruz. Bu misyon ile sosyal mesafenin en önemli tedbir ve tedavi olduğu inancıyla korona günlerinde üyelerimize ve ülkemize değer yaratmak için başlattığımız TÜRKONFED webinar serisi; kısa sürede her ses, her renk ve her düşüncenin geniş bir kapsayıcılıkla konuşulduğu, sorunların değil çözümlerin parçası olan içeriklerle fikirsel bir değer yarattı. Bu da 30 federasyon, 266 dernek ve 40 bini aşkın üyemizle birlikte ürettiğimiz değerin bilgi ve tecrübeyle aktarılmasını sağladı. Anadolu’nun her bölgesinde ekonomimizin lokomotifi KOBİ’lerimizin kapasitelerini artıracak, dijitalleşme farkındalığı geliştirecek ve işini yönetmesini sağlayacak projelerimizi dijital ortama taşıdık. Dijital Anadolu, Dijital Dönüşüm Merkezi ve İşimi Yönetebiliyorum projelerimiz, katılımcı ve kapsayıcı işbirlikleri ile başladı. Geçen hafta açılışını yaptığımız İşimi Yönetebiliyorum projemizin 29 Nisan’da ilk eğitim toplantısını online olarak gerçekleştirdik” dedi.

Bu dönemde dayanışma ve uzlaşmaya öncelik veren bir politik söyleme ihtiyacımız var
15 yıllık geçmişiyle TÜRKONFED’in hep çözüme odaklanan, çözümün parçası olan ve danışma mekanizmalarını demokratik bir şekilde işletip tek başına değil, birlikte karar alan yapısıyla üretmeye devam ettiğini söyleyen Turan, “Üretmeye ihtiyacımız var. Bu dönemde dayanışma ve uzlaşmaya öncelik veren bir politik söyleme ihtiyacımız var. Ortak akılda buluşmaya ihtiyacımız var. KOBİ’lerimiz ve ekonomimiz için olağanüstü tedbirleri kararlılıkla almaya ihtiyacımız var. Tarım başta olmak üzere sanayide ve istihdamda verimliliğe ihtiyacımız var. Tüm sektörlerin mücbir sebep kapsamına alınmasına, bu kapsama alınan firmalara vergi ötelemesi dışında daha kapsamlı desteklerin sunulmasına ihtiyacımız var. Modern toplumlarda katılımcı demokrasi ve katılımcı yönetişimin vazgeçilmez unsurları olan ekonomik ve sosyal konseyin çalışması ve icracı bir kimlikle tedbir ve tedaviyi ortaya koymasına ihtiyacımız var. Sürdürülebilir kalkınma için afet, iklim ve çevre konularında etkin politikaları devreye almaya ihtiyacımız var. Vergilerin altı aylığına ertelenmesine, merkezde alınan kararların sahada, iş dünyasında adil ve şeffaf bir şekilde uygulanmasına ihtiyacımız var. KOBİ’lerin ödeme sorunlarının çözülmesine, KDV alacaklarının verilmesine, kamunun ciddi tasarruf yapmasına ve devlet babanın cömert yüzüne ihtiyacımız var. Ülkemizin sağlık ile ilgili koronavirüs salgını sonrası doğru politikaları izlemesiyle ekonomik alanda bir fırsat penceresi yaratabileceğine ve yönetim üssü olacağına da inancımız var” diye konuştu.

Her duruma hazırlıklı bir yol haritası ve yenilikçi yönetişim, krizden çıkmanın anahtarı olacak 
Hayatın kaldığı yerden devam etmeyeceğini vurgulayan Orhan Turan şunları söyledi: “İhtiyaçlar hep olacak, krizler hayatımızda olmaya devam edecek. Krizler şekil değiştirse de iş hayatımızın her zaman bir parçası olacak. Krizlere bağışıklığı güçlü olan iş dünyamız, bu değişim karşısında hızlı karar almak ve doğru aksiyonları uygulamak zorunda. Geçmiş kriz yönetimi davranışlarımız ve aldığımız aksiyonların değişmeyeceğini düşünenler büyük bir hayal kırıklığı yaşayacak. Kurgusal kriz yönetimi ve yönetişimi de değişimin yarattığı yeni normale göre eylem planlarımızın gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor. Şartlar her ülkeyi eşit düzeyde yeni bir başlangıçta buluşturdu. Her duruma hazırlıklı bir yol haritası ve yenilikçi yönetişim, krizden çıkmanın anahtarı olacak. Kurum politikalarımızı, stratejilerimizi, acil eylem planlarımızı, kriz yönetimi aksiyonlarımızı, süreçlerimizi ve uygulama kılavuzlarımızı hep yanımızda tutmalı ve güncellemeliyiz. Verimliliği düşük ve kurumsallaşmayı başaramayan şirketlerin yarattığı iç krizlerin faturası gerçekten yıkıcı olabiliyor. Ortak değerleri öne çıkartan, çalışan bağımlılığını güven veren katılımcı ve yönetişim serisiyle entegre eden kurumlar sürdürülebilir olacak. Kurum içi yenilikçiliği ve yaratıcılığı destekleyen bir yönetim ikliminin varlığına daha fazla ihtiyacımız olduğu yeni bir normali yaşayacağız. İşte bu yeni normalin kriz yönetimi ve yönetişiminde nasıl bir değişim yaratacağını ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden’den dinleyeceğiz” dedi ve sözü Dr. Argüden’e bıraktı. 

Yönetim ve Yönetişim kavramları
Argüden Yönetim ve Yönetişim kavramlarının birbiriyle ilişkisi ve farklılıklarına değindi. Argüden, “Tarih boyunca insanların bir araya geldiklerinde kurdukları kurumların, ‘riskleri yönetmek’ ve ‘kaynakları daha etkin kullanmak’ olmak üzere iki tane temel nedeni var. Bu iki amaçla kurum kuruyorsak, bunların amaçlarına nasıl daha iyi ulaşabileceğine ilişkin de yöntemlerimizin olması lazım. Her kurumun o kurumun amacı etrafında bir araya gelen kaynakları var. Bu kaynakların bir kısmı sermaye, bir kısmı bilgi, bir kısmı ilişki. Kısacası birçok kaynak bir araya getiriliyor. Yönetişim kavramı, kurumun hangi yöne gideceğini ve hangi kurallar çerçevesinde hareket edeceğinin belirlenmesi hususudur. Yönetim ise o yöne giderken, belirlenen kurallar çerçevesinde en verimli bir şekilde amaca nasıl ulaşılabileceği konusunda çalışma yapmaktır. Dolayısıyla bu iki kavram birbirini tamamlayan ve destekleyen kavramlardır. Bu iki kavramı, yani nereye gidileceğini ve yoldan çıkmamayı ayırt etmek ise aslında hesap verebilirliği, şeffaflığı ve verilen kararların daha iyi irdelenmesini getirdiği için kurumların başarısını da sağlayan bir unsur. Bu nedenle yönetim ve yönetişim birbirinden farklı ama birbirini tamamlayan ve kurumların başarısı için gerekli olan konulardır” dedi.

Dr. Argüden’den kurumların başarısı için tavsiyeler
Dr. Yılmaz Argüden, katılımcılara kurumların başarılı olabilmesi için şu tavsiyeleri verdi:

  • Kriz dönemlerinde değişkenler ve alınan riskler daha yüksek olduğu için yönetim kurulu ile yönetim bu dönemlerde çok daha yakın çalışmalı.
  • Esnek ve hızlı hareket edilmeli. Hızlı ve kolay adapte olanların kazanacağı hatırlanmalı. 
  • Krizlerde liderler moralini yüksek tutmalı.
  • Kriz dönemleri değişim dönemleridir. Kurumlar böyle dönemlerde müşteri, tedarikçi ve çalışanlarıyla yani bütün paydaşlarıyla sürekli iletişim halinde olmalı.
  • Yönetişimin temeli, kuruma duyulan güvendir. Paydaşlarla karşılıklı güven duygusunu artırmak için bilgi ve sevgi paylaşılmalı. Çünkü bilgi ve sevgi paylaşıldıkça çoğalır.
  • Krizlerin fırsat olduğu unutulmamalı. Kurumlar bu dönemlerde güçlü yönlerini geliştirmeli, güçsüz yönlerini ise gidermek için çalışmalar yapmalı.
  • Kurumlar, krizi fırsata dönüştürmek için yeni potansiyel müşterilerin ihtiyaçlarını iyi tanımlamalı ve değişime hazır olmalı
  • Kurumlar işlerin yavaşladığı böyle dönemlerde altyapı sistemlerini güçlendirmeli.
  • Liderler önce kendisini ve kurumunu iyi tanımalı. Ardından kendisine güvenen paydaşların arasından göreceli olarak avantajlı olanlardan nasıl fayda sağlayabileceğini, kendisinden göreceli dezavantajlı olanlara da nasıl imkan sağlayabileceğini düşünmeli. 
  • Liderler varlıklarını korumalı, bu varlıklarla değer yaratmaya odaklanmalı. En değerli varlığın “insan” olduğu unutulmamalı. 
  • Liderler varlıklarını korurken nasıl fayda sağlayabileceğini düşünmeli. Ortam değiştiğinde kurumların sağladığı fayda da değişebilir. Yapılan iş eski müşterilerin yanında farklı müşterileri de doğurabilir. Dolayısıyla liderler değer yaratmanın nasıl geliştirileceğini düşünmeli.
  • Liderler, sistemlerini kriz sonrasına nasıl hazırlayabileceği konusunu masaya yatırmalı. Bilgi sistemleri, insan kaynağı, pazarlama faaliyetleri gibi konularda hazırlıklar bugünden yapılmalı. 
  • Tüm bunların gerçekleşmesi için liderler görünür olmalı.