Header Reklam
Header Reklam

ÖZKÖSEOĞLU, Isıtma Sistemlerinde Optimal Çözüm Arayışları konulu Panel Düzenledi

05 Şubat 1993 Dergi: Şubat-1993

Özköseoğlu Isı Sanayi ve Ticaret A.Ş. 19.1.1993 tarihinde "Isıtma Sistemlerinde Çözüm Arayışları" konulu bir panel düzenledi.

Firmanın Maslak'daki binasının konferans salonunda düzenlenen panele Prof. Ahmet Arısoy, Makina Yüksek Mühendisi Kevork Çilingiroğlu ve Makina Mühendisi Orhan Turan konuşması olarak katıldı. Yakıtlar, yakıcılar ve çevre arasındaki ilişkilerin ele alındığı paneli Prof. Nilüfer Eğrican yönetti. Yakıtlar ve kullanımındaki alternatifler konusunda konuşan Prof. Dr. Ahmet Arısoy, "Merkezi ısıtmanın tarifini, ısı üretiminin ve ısının ortama yayılmasının farklı elemanlar tarafından gerçekleştirildiği ısıtma biçimi olarak yaparsak, en küçük boyutlu merkezi ısıtma biçimi olarak kat kaloriferlerini belirtebiliriz. Daha büyük ölçekte, sırası ile blok bazında merkezi ısıtma, bölge ısıtması ve şehir ısıtması gelmektedir. dedi.

Sn. Arısoy konuşmasını şöyle sürdürdü : " Doğal gaz kazanlarını esas olarak çelik-döküm ve atmosferik brülörlü-üflemeli brülörlü olarak ele alabiliriz.

Döküm kazanlarının, çeliklere göre aşağıda belirtilen avantajları vardır :

1.Korozyona daha mukavimdir.

2.Daha uzun ömürlüdür.

3.Düşük su sıcaklıklarında çalışabilir.

4.Dilimli oldukları için kolayca taşınır ve yerleştirilir.

5.Gerekirse dilim ilavesiyle kapasite arttırılabilir.

Buna karşılık, pahalıdır ve basınca dayanıklı değildir.

Öte yandan sadece doğal gaza özgü olan atmosferik brülörlü kazanlar, üflemeli brülörlü kazanlara göre büyük avantaj sağlarlar :

1. Bu kazanlar son derece sessizdir.

2. Mekanik bir parçası olmadığından bakımı kolay ve işletmesi ucuzdur." Fuel-oil yakıt olarak düşünüldüğünde ilk akla gelen klasik kazan tipi skoç kazanlar olduğunu söyleyen Arısoy. şunları söyledi : " Bu kazanlar fuel-oil yakılmasına son derece elverişlidir. Daha küçük kapasitelerde ucuzluğu ve az yer kaplaması ile radyasyonlu tip denilen kazanlar da tercih edilmektedir. Kömür olarak linyit düşünülürse, kalorifer kazanları açısından en basit çözüm yarım silindirik çelik kazanlar olmaktadır. Bu kazanlar ise verimsiz ve demode olarak nitelendirilebilir. "

Merkezi ısıtma sistemlerini kat ısıtması, bina ısıtması ve bölge ısıtması olarak üçe ayıran Sn. Arısoy, "Yakıt olarak kömür ve hatta fuel oil kullanıldığında, ısıtma sistemi kat kaloriferinden bölge ısıtmasına gidildikçe daha ekonomik olur ve çevreyi daha az kirletir. Bu nedenle yıllardır bölge ısıtmasının yaygınlaşması için çaba sarfedilmiş ve özellikle toplu konut uygulamaları ile birlikte bunda bir ölçüde başarılı olunmuştur." dedi.

Panel'de çevre kirliliğinin azaltılması için ısıtma ve iklimlendirme tesisatlarında alınması gerekli tedbirler'i anlatan Sn. Kevork Çilingiroğlu, şöyle dedi:

"Bilindiği üzere yanma ürünleri sonucu atmosfere CO, C02, S02, NO ve N02 gibi gazları ve zerrecikleri ihtiva eden dumanlar yayılır. Bu duman veya zararlı maddeler, insan ve canlı varlıklar üzerinde sağlık yönünden, şaşılacak boyutlarda tahripkar tesirlerde bulunurlar. Bu nedenle gerek canlıların sağlığını tehdit eden hava kirliliğini önlemek gerekse ekonomik yükü azaltmak yönünden enerji tasarrufu kaçınılmaz bir gerçek olarak ortaya çıkmıştır."

Sn. Çilingiroğlu, " Bir yapının enerji ve yakıt tasarrufu için üç ana kaide bulunmaktadır :

-Birincisi, yapının inşa edileceği yöre ve yerdeki iklim koşullarına göre yapının yönlendirilmesi ve yerleştirilmesi.

-İkincisi, yapıda tüm teknoloji olanaklarını kullanarak enerji tasarrufu yönünden yapay bir çevre şartını meydana getirecek yapı kabuğu teşkil etmek.

-Üçüncü kaide ise enerji kayıplarını, zamana ve kapasiteye bağlı olarak minimuma indirgemek." şeklinde konuştu.

Makina Mühendisi Orhan Turan da özetle şunları söyledi: " 20. yüzyılın en büyük sorunlarından olan enerji bunalımı ve çevre kirliliği ısı yalıtımının önemini giderek arttırmaktadır. Bundan dolayı alternatif enerji kaynakları aranmaktadır. "

Ülkemizin gelişmesi ile birlikte büyüyen enerji talebinin ülkenin giderek dışa bağımlılığını arttırdığını söyleyen Sn. Turan " Enerji talebi nin % 51'ini kendi imkanlarımızla karşılayabildiğimiz ve bunun 2000 yılında % 45, 2010 yılından sonra ise % 39'a düşmesi beklenme ol duğu görülmektedir" diyerek,1 erini sürdürdü.Turan, daha az yakıtla daha iyi ısınmayı gerçekleştiren, başka bir deyişle enerji tasarrufu sağlayan ısı yalıtımına, ülkemizde bugün eriştiği seviyeye rağmen devletçe ve toplumca gösterilen ilginin yeterli olduğunun söylenemeyeceğini belirtti. Sn. Turan konuşmasını şöyle noktaladı :

"Mevcut ısı yalıtım yönetmelikleri mutlaka işler hale getirilmeli ve Belediyeler bu uygulamaları kontrol etmelidir.

Daha sonra bu yönetmelikler geliştirilendir. Enerji Tasarrufu ve hava kirliliği çalışmaları süratli ve sistemli bir şekilde başlatılmalıdır."