Header Reklam

İSEDA Web Seminerinde “İklimlendirme Sistemleri için Ozon Uygulamaları” Konuşuldu

15 Ağustos 2020 Dergi: Eylül-2020

İSEDA geçmiş dönem Yönetim Kurulu Başkanı ve Derneğin kurucularından Uğur Otaran, 15 Ağustos’ta düzenlenen “İklimlendirme Sistemleri için Ozon Uygulamaları” konulu webinarda, yaşam mahallerinin dezenfeksiyonunda ozon teknolojisi kullanımı ile ilgili bilgiler aktardı.

İSEDA İklimlendirme Soğutma Eğitim Danışma ve Araştırma Derneği, pandemi süresince düzenlediği webinarlara bir yenisini daha ekledi. 

İSEDA’nın geçmiş dönem Yönetim Kurulu Başkanı, aynı zamanda Derneğin kurucularından Onaran Teknoloji ve Danışmanlık Genel Müdürü Uğur Otaran tarafından 15 Ağustos Cumartesi günü verilen webinarın konusu “İklimlendirme Sistemleri için Ozon Uygulamaları” oldu. 

Ugur OtaranUğur Otaran, webinarda yaşam mahallerinin dezenfeksiyonunda ozon teknolojisi kullanımı ile ilgili bilgiler aktardı. Sunumunda bakteri, virüs, enfeksiyon etkeni ve dezenfeksiyon kavramlarını ayrı ayrı tanımlayan Otaran, “Bakteri tek hücreli mikroorganizma grubudur. Bir kısım faydalı bakterilerin yanında bazı zararlı bakteriler vücudumuzun bağışıklık sisteminin koruyucu etkisiyle zararsız kılınmıştır. Geri kalan bakteriler patojen (hastalık yapan) bakterilerdir ve enfeksiyöz (bulaşıcı) hastalıklara neden olurlar. Tipik olarak 1 gram toprakta bulunan bakteri hücrelerinin sayısı yaklaşık 40 milyondur. Virüs sadece canlı hücreleri enfekte edebilen ve böylece bölünerek üreyebilen mikroskobik enfeksiyon etkenleridir. Virüsler bir enfeksiyon süreci çerçevesinde ilişki kurdukları hücrelerin üreme mekanizmalarını yöneterek üreyebilirler. Uygun koşullar altında kendi kopyalarını üretirler ve içerisinde bulundukları yapının hastalanmasına ve/veya ölümüne neden olurlar. Enfeksiyon etkeni patojen olan yani hastalığa neden olan mikroorganizma ve maddeye verilen isimdir. Dezenfeksiyon ise cansız ortamda hastalık yayan mikroorganizmaların yayılmasının engellenmesi veya üremelerinin durdurulması işlemidir. Dezenfeksiyon sterilizasyon demek değildir. Sterilizasyon cansız ortamdaki patojen olan veya olmayan tüm mikroorganizmaların yok edilmesidir” dedi. 

Otaran, virüsle mücadelede kullanılabilecek yöntemleri şu üç maddeyle açıkladı:

  • Kimyasal dezenfektanların uygulanması
  • UV lambaların kullanılması
  • Ozonlama sistemlerinin kullanılması

Bu yöntemlerden ozonlama sistemlerinin en etkili yöntem olduğunu vurgulayan Otaran, “%100 taze hava uygulamasının virüse hiçbir etkisi olmadığı gibi, iklimlendirme sistemlerinin bu yönde değiştirilmesi, yatırım-işletme maliyeti ve uygulama tekniği açısından bilimsel temeli olmayan akıl dışı bir önermedir. Ozonlama sistemleri, virüsle mücadelede en etkili yöntemdir. Doğru dozajda uygulandığında, yaşanılan alanlarda kullanılabilir. Virüse saklanacak alan bırakmadığı gibi etkisi anlık olmadığından, sadece temizlik yapıldığı an değil tüm gün güvenli ortamlar yaratır. Hiçbir atık bırakmadığı gibi ozonun bozulmasıyla elde edilen madde yine yaşam kaynağımız olan oksijendir. Bunu nasıl yaptığını açıklamak için ozon hakkında daha detaylı bilgi vermeliyiz” diye konuştu ve ozonun tanımını yaparak özellikleri hakkında detaylı bilgiler verdi.  

Ozonun tarihçesi
Uğur Otaran ozonun tarihçesi hakkında da şu bilgileri paylaştı:

  • 1900 yılında ilk ozon jeneratörü patenti Nicola Tesla tarafından alındı,
  • 1909 yılında etlerin soğuk depolanması için yiyecek koruyucu olarak kullanıldı,
  • 1915 yılında 1. Dünya Savaşı sırasında kangren ve yaraları Dr. Albert Wolf tarafından ozonla tedavi edildi,
  • 1939 yılında meyvelerin depolanmasında maya ve küfün yayılmasını önlediği bulundu,
  • 1957 yılında Dr. J. Hansler tarafından medikal ozon jeneratör patenti alındı,
  • 1979 yılında ilk AIDS hastası ozon ile tedaviye başladı,
  • 1992 itibarıyla da Rusya’da yanık tedavilerinde kullanılmaya başladı.

Ozon jeneratörlerinin çalışma prensibi ve uygulama örneklerinin de aktarıldığı webinar soru-cevap bölümünün ardından sonra erdi. Webinarın tamamını İSEDA Facebook hesabından  izleyebilirsiniz.