Header Reklam

İklim Krizinin Sonuçlarının Çok Fazla Bilinmeyenleri

20 Kasım 2023 Dergi: Kasım-2023
İklim Krizinin Sonuçlarının Çok Fazla Bilinmeyenleri

Dünya gündeminin ilk maddesi, dünyanın sürdürülebilirliğinin önündeki en büyük tehdit olan küresel ısınma… Küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelerin en fazla 1,5 santigrat derece üzerinde sınırlamak için zaman daralırken, bu mücadelede yapılanların yetersiz kalışı üzerine artık bu korkutucu sürece iklim krizi deniyor.

İklim krizinin su kaynaklarını azaltarak çölleşmeye neden olduğu, tarım arazilerini kurutarak gıda güvenliğini tehdit ettiği, en fazla bilinen gerçekler arasında. Ama çok fazla bilinmeyen sonuçları da mevcut.

İklim değişikliğinin beklenmedik 7 yan etkisi

İklim değişikliğinin dünya çapında beklenmedik bazı etkileri oluyor. İklim değişikliğinin beklenmedik sonuçları arasında hayvanların cinsiyeti ve büyüklüğünün değişiminden şarap ve kahve mahsullerinin kalitesine kadar pek çok şaşırtıcı etkiyi görebilmek mümkün.

1. Cinsiyet değiştiren kertenkeleler

Sakallı ejder, Avustralya'ya özgü bir kertenkeledir. Diğer bazı sürüngenlerde olduğu gibi, embriyolarının cinsiyeti sıcaklıktan etkilenir. Smithsonian Magazine'e göre havalar ısındığında sakallı ejder bebeklerin dişi olma olasılığı daha yüksek.

The Guardian, erkek cinsiyet kromozomlarına sahip yumurtaların 32 °C veya daha yüksek bir sıcaklıkta kuluçkaya yatırılırsa dişi olarak geliştiğini söylüyor.

Bu, bilim adamları arasında, sıcaklıklar yükselmeye devam ettikçe erkeklerin giderek daha azalarak tüm türün yok olma riskiyle karşı karşıya kalabileceği konusunda endişe yaratıyor. Sıcaklığa bağlı cinsiyetin belirlenmesi, aynı zamanda tüm timsahları, bir çok kaplumbağa ve balık türünü de etkiler.

2. Küçülen keçiler

Daha yüksek sıcaklıklar erkek keçileri dişi yapmıyor ama İtalyan Alplerinde yaşayan keçileri küçültüyor. Science Daily'nin haberine göre, Alp Dağ Keçisi artık 1980'lere göre ortalama %25 daha hafif.

Bloomberg, sıcak kanlı hayvanların vücut ağırlığını kaybedebileceğini, çünkü daha yüksek sıcaklıkların, onların gövde ısılarını koruyabilmek için artık eskisi kadar ete ihtiyaç duymadıkları anlamına geldiğini belirtiyor.

National Geographic'e göre, daha hafif keçilerin soğuk kışlarda donarak ölme olasılığı daha yüksek olduğundan, keçi popülasyonları da değişebilir.

3. Daha kötü kalitede şarap

Herhangi bir şarap sever, üzümlerin sıcaklık değişimlerine karşı oldukça hassas olduğunu bilir. Koşullar uygun değilse çürüyebilir veya olgunlaşamayabilir. Bu nedenle bazı yılların rekolteleri, diğer yıllardaki üretimlerden daha lezzetli ve daha değerlidir.

Orman yangınları, İspanya'dan Kaliforniya'nın ünlü Napa Vadisi'ne kadar pek çok yerde üzüm bağlarını çoktan yok etti. Ancak üzümler sıcağa dayansa bile tatları değişiyor. Bir BBC raporu, "Şarap kalitesi; meyvelerin üç temel özelliği arasında denge sağlamaya bağlıdır: Şeker, asit ve ikincil bileşikler... Daha yüksek sıcaklıklarda, olgunlaşma aşırıya kaçar ve üzümlerde çok tatlı, kuru üzüm benzeri bir tada yol açar.

Bu aynı zamanda elde edilen şarabın alkol içeriğini artırabilir, bu da yakıcı bir tada yol açar ve aromaların belirginliğini azaltır. ABD bilim dergisi PNAS, iklim değişikliğinin 2050 yılına kadar dünya çapında şarap yetiştirmeye uygun alanlarda %73'lük bir azalma olabileceği anlamına geldiğini söylüyor.

4. Çok daha az kahve

Dünyanın kahve ve şarap kuşakları tamamen farklı enlemlerde yer alıyor ve örtüşmüyor, ancak yine de kahve mahsulleri, iklim değişikliğinden etkileniyor. Bloomberg, dünyanın en büyük kahve ihracatçısı olan Brezilya'daki çiftçilerin bu yıl donlar ve kuraklıklar nedeniyle Arabica çekirdeklerinde önemli ölçüde düşük verimle karşı karşıya kaldığını söylüyor.

PLOS One dergisinde yayınlanan bir araştırma, önümüzdeki 30 yıl boyunca kahve, kaju ve avokado yetiştirme koşullarını modelliyor ve kahvenin "tüm ana üretim bölgelerinde olumsuz iklim etkilerinin hakim olduğu, en savunmasız ürün" olduğunu gösteriyor. Araştırma, 2050 yılına kadar kahve yetiştirmeye en uygun alanların sayısında %50, orta derecede uygun alanların sayısında ise %31-41'lik bir düşüş olabileceğinin altını çiziyor.

5. Uçak yolculuklarında güvenlik

ABD Ulusal Ulaştırma Güvenliği Kurulu'ndan (NTSB) Bruce Landsberg geçen yıl Bloomberg'e verdiği demeçte, “İklim değişikliği nedeniyle hava sirkülasyonu modelleri daha az tahmin edilebilir hale geliyor ve bu da uçuşların güvenliğini tehdit ediyor, o kadar ki, türbülans; havayolu kazalarının en yaygın nedeni haline geldi.

2017-2020'de ABD'li kaza müfettişleri tarafından rapor edilen, uçaklarda kaydedilen ağır yaralanmaların %65'inden fazlası, uçakta yaşanan türbülansların sonucuydu.

6. Daha fazla şimşek

Yıldırım, dünyaya günde yaklaşık 8 milyon kez düşüyor, ancak bu sayı küresel ısınma hızlandıkça önemli ölçüde artabilir. Bir çalışma, her 1°C'lik ısınmanın yıldırım çarpmalarında %12'lik bir artışa yol açabileceğini tahmin ediyor.

Inside Climate News web sitesi, "İklim değişikliği havayı daha sıcak hale getiriyor, bu da havanın daha fazla nem tutmasına izin veriyor. Bu faktörlerin her ikisi de gök gürültülü fırtına olasılığını artırabilir" diyor.

Bu, yıldırımdan kaynaklanan hasarın artmasının muhtemel olduğu anlamına gelir. Yıldırım, kuru bitki örtüsü arasında yangınlara, elektrikli ekipman ve elektrik şebekelerinde büyük hasara neden olabilir. İklim krizinin potansiyel etkileri arasında daha fazla orman yangını da yer alıyor.

The Guardian'ın haberine göre, 2021'de Kuzey Kutbu'nun yüksek kesimlerine düşen yıldırım sayısı neredeyse ikiye katlandı.

7. Patlayan volkanlar

Birçok buzul, aktif volkanların kenarlarını kaplar. Bu buzullar eridikçe, dünya yüzeyindeki basınçtaki azalma volkanik magmanın hareketini değiştirebilir ve daha fazla patlamaya yol açabilir.

Tarihi volkanik kayıtları buzul örtüsüyle karşılaştıran bilim adamları, iklim soğudukça ve buz seviyeleri genişledikçe patlama sayısının önemli ölçüde düştüğünü gördüler.

İklim krizi ile mücadelede ne gibi çözümler öne çıkıyor?

İlk sırada; iklim değişikliğine, küresel ısınmaya yol açan etkenlerin başında gelen karbon salımının ana sorumlusu fosil yakıtlar olması nedeniyle elektrikli araçlar var.

Elektrikli ulaşım araçları Çin ve Avrupa'daki satışların etkisiyle, geçen yıl satılan tüm arabaların %10'unu oluşturdu. Elektrikli araç satışları 2022'de zirve yaptı

Net sıfır araç filosuna ulaşmak için elektrikli araçların 2060 yılına kadar yeni binek otomobil satışlarının yaklaşık %60'ını oluşturması gerekiyor. 

Bitki bazlı proteinler

Et tüketiminin büyük bir iklim etkisi vardır. Hayvancılık, insan kaynaklı gezegen ısınma emisyonlarının %14,5'inden sorumludur. Fasulye, mercimek, bezelye ve fındık gibi bitki bazlı proteinler, etten %90'a kadar daha az emisyon üretir. 

Burger King, St. Louis bölgesi ve çevresinde 59 noktada, bitki bazlı köfteleriyle yapılan Impossible Whoppers'ı test ettiğini duyurdu. “Biftek burger mi, yoksa balık sandviç mi?” gibi kampanyalar, insanları daha az kırmızı et yemeye teşvik ediyor. 

Yeşil gübre

Rapora göre, "yeşil gübre" üretimini hızlandırmak, yalnızca tarımsal gübre üretiminden kaynaklanan emisyonları azaltmakla kalmaz, aynı zamanda yeşil bir hidrojen ekonomisinin başlatılmasına da yardımcı olur.

Ticari gübrede önemli bir bileşen olan amonyak, şu anda fosil yakıtlar kullanılarak üretiliyor ve küresel karbon emisyonlarının yaklaşık %1,8'ini oluşturuyor. Ancak yenilenebilir enerji kullanılarak yeşil hidrojenle üretilen yeşil amonyak ile bu karbon salımı engellenebilir.

CO2 emisyonlarının 2021'de 33 milyar ton olduğu tahmin ediliyor. Bilim adamları bu miktarın yılda iki milyar tonu aşmaması gerektiğini söylüyor. İklim krizi ile mücadelenin ne kadar çetin olduğu ortada…