İç Ortam Hava Kalitesi, ISH Digital 2021'in En Önemli Teması Olacak

22 Kasım 2020 Dergi: Aralık-2020

Dünyanın önde gelen su, ısıtma ve iklimlendirme ticaret fuarı ISH, 22-26 Mart 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek ve tamamen dijital olacak.
ISH Digital 2021, "İç Mekan Çevre Kalitesi" de dahil olmak üzere bir dizi ilginç konuyu vurgulayacak. Bu tema, termal konforu, iç hava kalitesi ve hijyenini kapsıyor.
Ofisler, yönetim binaları ve etkinlik mekanları, restoranlar, sinemalar, tiyatrolar, büyük mağazalar, süpermarketler, eğlence tesisleri veya endüstriyel tesislerinde; insanların daha uzun süre harcadıkları her yerde, havalandırma ve klima tesisatının doğru işletimi konfor ve güvenlik sağlar. Teknik düzenlemeler, standartlar ve yönergeler "termal konfor" ve çeşitli parametreleri içeren IEQ (İç Ortam Çevre Kalitesi) parametrelerini belirler.
İç mekanlarda termal konfor - başka bir deyişle, insanların belirli bir alandaki koşullarla ilgili öznel tatminleri - büyük ölçüde odadaki sıcaklığa, nem seviyesine ve havanın hareketine bağlıdır. Aşağıdaki değerler iyi bir IEQ için uygun kabul edilir ve genellikle binalarda ve kapalı ortak kullanım alanlarındaki çoğu havalandırma ve iklimlendirme tesisatının planlanmasında uygulanan seviyelerdir:
• Oda sıcaklığı: Kışın yaklaşık 20 °C ile yazın 26 °C arası
• Nem seviyesi: Kışın yaklaşık %40 ve yazın %60 arası
• Hava hareketi: Olası herhangi bir cereyan tehlikesini ortadan kaldırmak için insanların bir araya geldiği yerlerde yaklaşık 0,2 m/sn'den az.
Ortamdaki insanların dahil oldukları aktivite türüne (ağır fiziksel aktivite, yüksek konsantrasyon seviyeleri) ve insanların ne kadar hafif veya kalın giyindiğine bağlı olarak, belirli bir zamandaki konfor seviyeleri için gerçek "hedef değerler" öngörülen rakamlardan biraz farklı olabilir.
Ancak, istenen hava kalitesi seviyelerinin nasıl sağlanacağı sorusu vardır. İç mekan havası, tavanlardan, duvarlardan ve döşemelerden ve mobilyalardan yayılan hoş olmayan kokular ve kirleticiler tarafından sürekli olarak kirletilmektedir. Ekipmanların çalışmasıyla açığa çıkan kirleticiler ve insanların soluduğu CO2 de cabası. İnanılmaz derecede sağlıklı ve kabul edilebilir hava kalitesi için birçok standart ve kılavuzda belirtilen gösterge ve temel seviye; genel olarak oda havasında 1.000 ppm CO2 içeriği olarak kabul edilir. Örneğin, DIN EN 16798, "Binaların enerji performansının tasarımı ve değerlendirilmesi için parametreler, iç hava kalitesi, termal çevre, aydınlatma ve akustiğe değiniyor. Ayrıca Alman işyeri yönetmelikleri ASR 3.6’da Havalandırma konusu tanımlanıyor. CO2 konsantrasyonlarının 2.000 ppm'den fazla seviyelere ulaştığı durumlarda, ASR 3.6 yönetmelikleri, o zamana kadar aşırı derecede kirlenmiş odalarda havalandırma sistemini iyileştirmek için daha fazla önlem alınması gerektiğini şart koşar.
DIN EN 16798 gibi, son teknik düzenlemeler, 1.000 ppm CO2 seviyeleri için bu kılavuz değerini benimser. İyi bir iç mekan hava kalitesi sağlamak için havalandırma ve klima sistemlerinin planlanmasında, kişi başına yaklaşık 30 ila 50 m³/s arasında bir hava akışı sağlanmasını ve buna bağlı olarak bir ila iki oda havası değişimini temsil etmesini tavsiye ederler. Bu hava akışı daha sonra havalandırma ünitesinde iyi seviyede filtrelenir (tozu ve gerektiğinde kirletici gazları gidermek için), gerekli sıcaklığa (ısıtılmış veya soğutulmuş) getirilir, nemlendirilir veya nemi alınır ve havalandırma sistemi aracılığıyla odaya geri döndürülür. Eşdeğer miktarda egzoz havası odadan çıkarıldığından, sürekli hava değişimi hem hijyenik açıdan hem de bina sakinleri tarafından hoş olarak algılanan iyi bir hava kalitesi sağlar.
En azından aralıklı olarak pencereler açılarak da yeterli hava kalitesi elde edilebilir. Ancak bu yaklaşımın önemli sınırlamaları, konfor ve hava kalitesi üzerinde olası olumsuz etkileri vardır.
Yazın sıcak hava girmesi sonucunda odalar aşırı ısınırken, kışın dışarıdaki hava içerdeki insanları üşütür. Aynı zamanda, oda havası aşırı derecede kuru hale gelir ve bu da vücudun mukozalarını etkiler, kurutur, bakteri ve virüs enfeksiyon riskini artırır. Ayrıca toz girişi ve sokak gürültüsü gibi başka faktörler de vardır. Bu sorunların hiçbiri, sürekli olarak filtrelenmiş, ısıtılmış veya soğutulmuş havayı dolu alanlara yönlendiren ve aynı zamanda kirli havayı uzaklaştıran bir havalandırma sisteminde ortaya çıkmaz. Bu nedenle, tüm yıl boyunca iyi bir iç hava kalitesi ancak mekanik bir havalandırma ünitesi kullanılarak elde edilebilir.
Sıcaklıkla ilgili hususların yanı sıra, tatmin edici iç mekan hava kalitesine dayanmak, "Havalandırma ve iklimlendirme sistemleri için hijyen gereksinimlerini" özetleyen ve Alman Mühendisler Birliği (VDI) tarafından üretilen VDI 6022 standartlarına uymayı da gerektirir. Bu yönergelere göre, "mevcut standartlara uygun havalandırma ve iklimlendirme sistemleri, sağlık, zihinsel sağlık veya termal konfor üzerinde olumsuz etkilerden kaçınmanın yanı sıra hoş olmayan kokuların önlenmesi için de planlanmalı, kurulmalı, çalıştırılmalı ve bakımı yapılmalıdır." VDI 6022'nin "besleme havasının sağlığa olumlu bir katkı yapması" gerekliliğinin karşılanabilmesi için, kılavuzlar, tüm havalandırma bileşenleri ve ekipmanı üzerinde kayıt altına alınarak, uygun şekilde kalifiye kişilerce düzenli olarak yapılması gereken kapsamlı çizelgeler, testler ve denetim listelerini içerir. 
Dünya çapında yapılan birçok araştırmanın gösterdiği gibi, termal konfor ve iç mekan hava kalitesi, genel refahın yanı sıra insanların konsantrasyon ve verimlilik düzeyleri üzerinde, özellikle de ofislerde önemli bir etkiye sahiptir.
Bu çalışmalar, örneğin, sıcaklıkların veya nem seviyelerinin çok yüksek veya çok düşük olduğu, rahatsız hissedildiği veya hava kalitesinin yetersiz olduğu durumlarda, performans ve konsantrasyon seviyelerinin yüzde 5 ila 10 arasında hızla düşebileceğini göstermiştir.
2016 yılının başından itibaren, havalandırma ünitelerinin verimli çalışması, “havalandırma üniteleri için eko-tasarım gereklilikleri” hakkındaki 1253/2014 sayılı AB Yönetmeliğinin uygulanmasıyla belirlenmiştir. Bu düzenleme, örneğin, kullanılan fanlar için izin verilen maksimum elektrik tüketimini, ısı geri kazanım sistemleri ve hava filtrelerinin kullanımını belirler. AB'de havalandırma sistemleri üreten veya tedarik eden tüm şirketler bu gereklilikleri gözlemlemeli ve belgelendirmelidir.
Uzmanlar, 2020 baharından bu yana devam eden Covid-19 pandemisinin ve kapalı alanlarda insanları koronavirüs tarafından enfekte olmaktan koruma ihtiyacının havalandırma ve iklimlendirme teknolojisi üzerinde büyük bir etkiye sahip olacağı konusunda hemfikirdir. Havalandırma üniteleri burada önemli bir rol oynamaktadır, çünkü büyük hacimlerde temiz dış hava ile kapalı alanların sürekli temizlenmesi, oda havasındaki Covid-19 aerosollerinin konsantrasyonunu önemli ölçüde azaltacak ve böylece enfeksiyon riskini büyük ölçüde sınırlayacaktır.
Aslında, ne kadar fazla dış hava kullanılırsa, etki o kadar iyi olur. Mevcut havalandırma sistemi, Covid-19 aerosollerinde önemli bir azalma sağlayacak kadar dışarıdan hava alışverişi sağlayacak kadar güçlü değilse, iki önlem daha önerilir:
Öncelikle: Havalandırmayı sağlamak için pencereler düzenli aralıklarla açılmalıdır.
İkinci olarak, tamamlayıcı hava temizleme üniteleri kurulmalı ve çalıştırılmalıdır. Bu ilave cihazlar, sürekli olarak oda havasını emer, içerebileceği virüsleri yüksek verimli, partikül filtreleri (HEPA) ve/veya UV-C ışınlarını kullanarak filtreler ve ardından arıtılmış havayı odaya geri verir. Yüzde 99'un üzerinde verimlilik seviyeleri elde edilebilir.
Virologlar tarafından dış ortamdan hava akışının uygulamasını tamamlayıcı mantıklı bir ek önlem olarak tavsiye edilen bu tür cihazlar, artık çeşitli tasarım ve hava akışı seviyeleriyle birçok üreticiden temin edilebilir. Bu cihazlar sınıflarda, açık ofislerde ve konferans salonlarında, doktorların muayenehanelerinde, spor salonlarında ve diğer benzer uygulamalarda koronavirüs enfeksiyonuna karşı etkili ek koruma sağlamak için uygundur.
Aynı zamanda, koronavirüs salgını ve kişisel korunma ihtiyacının, gelecekte havalandırma ve iklimlendirme sistemlerinin planlanmasında ve kurulumunda daha fazla dikkate alınacağını varsayabiliriz - örneğin, daha yüksek hava akışı hacimleri ve yüksek verimli hava filtreleme sistemlerinin kullanılması gibi.