Header

Alarko Carrier ACademi Webinar’ları

21 Mayıs 2020 Dergi:

Alarko Carrier’ın sektörel deneyimini paylaştığı ACademi Webinar'ları, 21 Mayıs Perşembe günü 14.30’da Alarko Carrier Sistem Satışları Müdürü Samet Uslu moderatörlüğünde gerçekleşen “Pandemi Hastaneleri Özelinde Enfeksiyon” ve “Kliniklerde Mekanik Tesisat Sistemleri” konularının ele alındığı web seminer ile devam etti.

Alarko Carrier Academi’nin konuğu, bu kez GMD MOSKAY Mühendislik Şirket Ortağı Serhan Mumcu oldu. Mumcu seminerinde şu bilgileri verdi: “Hastane kaynaklı enfeksiyonların, hava taşınımlı olanları, HVAC sistemlerin odaklandığı kategoridir. Bu kategoride mekanik tesisatın rolü içinde; sıcaklık, nem, hava değişim sayısı-temas süresi, filtrasyon ve hava kalitesinin artırılması, UV filtre gibi araçlarla organizma yaşamının kontrol edilmesi, izolasyon ve hava akış yönlerinin kontrolü yönetilmesi gereken bileşenlerdir. Ameliyathaneler için 20-23 °C aralığına ayarlanan sıcaklık, diğer alanlar için; gerek termal konfor, gerekse bağışıklık sisteminin güçlülüğü açısından 21-24 °C’dir. Bakteri, virüs, mantar, alerjik nezle ve benzeri unsurlar için en elverişsiz bağıl nem aralığı %40-60’dır. Mikropların oda içinde kalma süresi, hava değişimi 20 olan bir mahalde 14 dakika, 10 olan bir mahalde ise 28 dakikadır. Sars, Covid-2 gibi virüsler yaklaşık 0.1 μm çaptadır. İnsanların solunum yolundan dışa atılan püskürtü içindeki damlacıkların içinde bulunur. Bunların büyük çaplı olanlarına damlacık, 5 mikron ve daha küçük çapta olanlarına aerosol denir. Bunlar, yerçekimini yenen, havada asılı kalabilen Koronovirüs taşıyıcılarıdır. Havada kalma süreleri, çap büyüklüğüne göre değişir. Yüksek sesle konuşma, öksürme veya hapşırmada, bu zerrelerin alabildikleri mesafe de değişir. Örneğin hapşırmada alabilecekleri yol, 8 metreyi bulabilir. Her enfekte olmuş bireyin, enfekte edebileceği kişi sayısı, genetik yapısına ve diğer bünyesel özelliklerine göre değişebilmektedir. Zira bazı kişilerin hapşırması ile ortama verilen damlacık ve aerosol oranları değişmektedir. Daha fazla aerosol püskürten kişilerin enfeksiyonu yayma potansiyelleri daha yüksektir. Bu kişilere süper bulaştırıcı denmektedir.
Filtrasyon konusunda MERV 13’den daha düşük verimlilikteki filtrelerin performansı çok düşüktür.%100 filtrasyon sağlayabilen sadece HEPA filtrelerdir.
Avrupa normlarına göre filtre sınıflandırılmasına göre; 0.4 μm ve daha küçük partiküllere karşı verimi %40’ın altında olan filtreler G sınıfı kaba filtrelerdir. 0.4 μm ve daha küçük partiküllere karşı verimi %40-80 arası olan filtreler M sınıfı olarak ve %80’den fazla verime sahip olan filtreler ise F sınıfı olarak adlandırılır.
AB’de uzun yıllar yürürlükte olan EN 779, test metodunun sadece 0.4 μm altı partikülleri kapsaması ve pratik uygulamalar ile çelişmesi nedeni ile yerini yeni standart ISO 16890’a bıraktı. Böylelikle ASHRAE’de olduğu gibi 0.3-10 μm arası partiküller için toplam performans değerlendirilmeye başladı.
Filtre performanslarının parçacık büyüklüğüne göre sınıflandırılması, insanların solunum sistemlerinin farklı noktalarındaki kirlilik tutuculuğu ile paralellik göstermektedir. Burun ve yutak; 5-10 μm (PM10), soluk borusu 3-5 μm (PM10), bronşlar 2-3 μm (PM2.5), bronşçuklar 1-2 μm (PM2.5) ve alveoller 0.1-1 μm (PM1) tutuculuktadır. Ameliyathanelerde kullanılacak filtreler konusunda DIN ve ASHRAE aynı önerilerde bulunmamaktadır. ASHRAE, hiçbir kademede HEPA filtreyi şart koymamaktadır. DIN, belirlediği üç kademe için; 1.kademede F5-7, 2.kademede F9, 3. kademede ise Class 13-HEPA filtreleri şart olarak tanımlamaktadır. Birinci sınıf ameliyathanelerde (transplantasyon vb) üç kademeli, ikinci sınıf ameliyathanelerde iki kademeli filtrasyon gerekmektedir. Başakşehir gibi pandemi hastanelerinde de bizim yaptığımız uygulamalarda, 1.kademede G4, 2.kademede F7-F9 ve 3.kademede HEPA filtreler kullanılmaktadır. Enfeksiyon kontrolünde UV lambalar ile virüs, mantar ve bakterilerin öldürülmesi, HVAC sistemlerde de uzun zamandır kullanılmaktadır. 1903 yılında Bile Filsen, UV ışık altında yaraların iyileştirilmesi çalışması ile Nobel ödülünü kazanmıştır. 2012 yılında Duke Üniversitesi’nde UV ışığının bakterilerin %97’sini öldürdüğünü kanıtlayan bir çalışma yapılmıştır. Havalandırma sistemlerinde yaygın kullanımı olan UV lambalar, özellikle filtre ve bataryaların dezenfekte edilmesinde ve biofilm oluşumunun engellenmesinde kullanılmaktadır. Koronavirüs ile ilgili kesinlik kazanmış araştırma sonuçları bulunmamakla beraber, CDC, UV lambaları en umut verici yöntem olarak açıkladı. UV verimliliği, lamba gücüne ve maruz kalma süresine göre değişebilmektedir. Mikroorganizmaları öldürücü etkisi; UV dozunun süre ile çarpımından sonra virüs öldürücülüğü sayısına bölünmesi ile bulunur. Batarya, filtre gibi hava hızlarının düşük olduğu noktalarda daha verimli olduğu bilinmektedir. Ancak hava kanalı üzerindeki uygulamalarda, yüksek hava hızları nedeniyle verimliliği tartışmalı bir konudur. İnsanlar, 400-700 nanometre dalga boyundaki ışığı görebiliyor. Bunun altı, mor ötesidir. Bu da; 315-400 arası A, 280-315 arası B, 100-280 (nanometre) arası C sınıfı olarak gruplanır ki, kullanılan işte bu C sınıfı UV’dir. UVC, güneş ışığındada bulunmasına rağmen, yeryüzüne inmez. UVC’nin pek çok hastane, banka ve bazı belediyelerin toplu taşıma araçlarında dezenfeksiyon amaçlı kullanıldığını biliyoruz. Ama bunun kullanımı, çok dikkat gerektirir, zira UVC’nin cilt ve göze teması, hasar verebilecek özelliktedir. Dünya çapında öldürücülüğü %3-4 olarak bilinen Koronavirüs’ün karnesine bakacak olursak, 21 Mayıs 2020 itibarıyla, dünyada onaylanmış 5.1 milyon vaka, 2 milyon iyileşen hasta ve 330 bin yaşamını yitiren insan olduğunu görmekteyiz. 20 Mayıs tarihli verilere göre ülkemizde o gün, 972 vaka, 1.092 iyileşen hasta ve 23 vefat kaydedilmiş, pandeminin başından itibaren ise toplamda 152.587 vaka, 113.987 iyileşen hasta ve 4.222 vefat olduğu bildirilmiştir.”
Serhan Mumcu, konuşmasının son bölümünde, GMD MOSKAY Mühendisliğin çalıştığı İstanbul Pandemi Hastaneleri konusunda bilgi aktardı. Mumcu özetle şunları söyledi: “Projeye dahil olurken bize verilen brifingte; her iki hastanenin de 1000’er yataklı olacağı, banyolu ve antreli olmak üzere iki oda tipi bulunacağı, acil servis, ameliyathane, laboratuvar, sterilizasyon ve görüntüleme alanlarının olacağı, tüm hasta odalarının yoğun bakım sınıfında olması gerektiği, çamaşırhane, mutfak gibi tüm yardımcı tesislerin de içinde olacağı ve en önemlisi Mayıs ayı içinde açılması gerektiği bilgisi verildi. Bu doğrultuda tasarım hedeflerimiz içinde; istenen hastane şartlarının sağlanması, enfeksiyon kliniği özelliklerine sahip olması, hızla tamamlanabilmesi, kendi içinde modüler çözümlerin kullanılması, kontrol ve ayarın kolayca yapılabilmesi, en az otomasyon ihtiyacı ve DX bataryalı klima santralları gibi devreye alması kolay, tak-çalıştır özellikte sistemlerin kullanımı gibi parametreler yer aldı. Her mahalde negatif hava basıncı, %100 dış hava beslemesi, mahal bazında 6 hava değişimi, CAV ile hava ayarı, HEPA filtreli üfleme, hasta civarından emiş, hava akışının koridordan antreye, antreden odaya doğru olması sağlandı. Ameliyathanelerde en yoğun uygulanan iki tasarım kriteri olan ASHRAE ve DIN 1946 uygulandı. Her ameliyathane için karışım havalı santral ya da birkaç ameliyathane için %100 dış havalı santral kullanıldı. Ameliyathanelerin-DIN normunda da ASHRAE’de de pozitif basınçta olması istenmesine rağmen- gerektiğinde negatif basınca alınabilmesi mümkün kılındı.”

Webinar, soruların yanıtlandığı bölüm ile son buldu.