Slider Altına

Türkiye’de ve Dünyada Mühendisliğe Yön Veren Olağanüstü Kadınlar

13 Mart 2019

Kadın mühendisler… Tek kullanımlık bebek bezi, leke önleyici sprey boya, saç fırçası, mutfak mikseri, bulaşık makinesi, ütü masası ve sütyeni kadınlar bulmuştur diye düşünebilirsiniz, doğrudur da… Ama biz burada radyoaktiviteyi keşfeden Madam Curie gibi, hiç de kadınlarla özdeşleştirilmiş klişelere temas etmeyen bilim kadınları mühendislerden örnekler vereceğiz. Sadece birkaçına yer verebildiğimiz için üzgünüz, ama kadınlar, kadın mühendislerimiz olmasaydı dünya neler kaybederdi, hatırlayalım istedik… 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün, “cinsiyetin, hayatın hiçbir alanında bireylere ayrıcalık tanıyan bir unsur olmadığının” kavranmasında farkındalık yaratması dileği ile tüm kadınlarımızın ve erkeklerimizin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.

Edith Clarke

edith clarke

Enerji ve güç sistemleri konusunda uzman bir elektrik mühendisi olan Edith Clarke, Amerika’nın batısındaki barajların tasarımında oldukça etkili oldu. Clarke, 1948'de Amerikan Elektrik Mühendisleri Enstitüsü (AIEE) üyesi olarak seçilen ilk kadın. Massachusetts Institute of Technology'den (MIT) elektrik mühendisi olarak mezun olan ilk kadın olan Clarke, Texas-Austin Üniversitesi'nin mühendislik bölümünde ders veren ilk kadındı. Edith, elektrik enerjisi sistemi analizinde uzmanlaşmış ilk kadın elektrik mühendisiydi. 1921'de elektrik iletim hattı sorunlarını çözmek için kullanılan Clarke Hesap Makinesi’ni geliştirdi ve ilk patentini aldı. 10 yıl Texas Üniversitesi'nde elektrik mühendisliği dersleri verdi ve Amerika'daki ilk kadın Elektrik Mühendisliği profesörü oldu.1921 yılında Edith, çalıştığı GE firmasından ayrılarak, Robert Kolej’in kardeş okulu Constantinople Kadınlar Koleji’nde fizik profesörü olarak görev yapmak üzere Türkiye’ye geldi. 1922’de GE’ye geri döndü. James E. Brittain, “Bilgisayardan Elektrik Mühendisliğine - Edith Clarke'ın Olağanüstü Kariyeri” adlı makalesinde, Edith'in hem mühendislik hem de hesaplamada kadınlar için neden öncü olduğunu açıklıyor: “Edith Clarke'ın mühendislik kariyerinin ana teması; elektrik güç sistemlerinin tasarımı ve işletmesindeki problemlerin çözümünde, zahmetli hesaplamalarda harcanan zamanı basitleştirme ve azaltma eğiliminde olan matematiksel yöntemlerin geliştirilmesi ve yayılmasını olarak özetlenebilir… Kadınlara fırsat verilirse en az erkekler kadar iyi bir performans sergileyebildiklerini gösterdi. Üstün başarıları, gelecek nesil kadınlara mühendisliği kariyer hedefi olarak seçmelerinde ilham veren bir örnek oldu.”

Ada Lovelace

ada lovelace

Ünlü İngiliz şair Lord Byron'ın kızı, Lovelace Kontesi Augusta Ada King (10 Aralık 1815 - 27 Kasım 1852) ünlü bir matematikçi ve bilim insanıdır. Cambrige Üniversitesi’nde matematik profesörü olan Charles Babbage'ın erken dönem genel amaçlı mekanik bilgisayarı Analitik Makine üzerindeki çalışmaları ile bilinir. Babbage, çözümleme kabiliyetinden etkilendiği Ada'yı "sayıların büyücüsü kadın" diye adlandırıyordu. Makine hakkındaki notları, bir bilgisayar tarafından işlenmek üzere yazılan ilk algoritmayı içerir. Asıl çarpıcı olan, hesap makinesinin Bernoulli sayı dizisini hesaplayabilmesine olanak tanıyan bir yöntemden bahsediyor oluşuydu. Ada, makinenin belli ve sonlu sayıda adımdan oluşan bir plan kullanarak Bernoulli sayılarını nasıl hesaplayabileceğini tarif ediyordu. İşte bundan dolayı dünyanın ilk bilgisayar programcısı olarak bilinmektedir. Ada Lovelace'ın ilk bilgisayar algoritması olduğu düşünülen denklemi yazdığı kitabı; 1843 tarihli "Sketch of the Analytical Engine Invented by Charles Babbage, Esq", bir müzayedede 125 bin dolara alıcı bulmuştu. Ada Lovelace, 1843’te yayınladığı bir makalede, tanımladığı makinenin uygun programlanması halinde, karmaşık matematik problemlerini çözmek, müzik bestelemek ve grafik çıkarmak için kullanılabileceğini öngördü. Sanatı bilimle buluşturdu. Kadınların bilimsel tartışmalara katılmalarına izin verilmediği ve akademik yayın yapmalarının uygunsuz bulunduğu bir çağda her ne kadar hak ettiği değer verilmemiş olsa da kendisinden sonraki dönemler için özellikle bilgisayar ve yazılım dilleri üzerinde çalışan kadınlar için motivasyon kaynağı olduğu da bir gerçek. ABD Savunma Bakanlığı için yaratılmış bilgisayar dili Ada, adını ondan alıyor. 1998’den beri, İngiliz Bilgisayar Topluluğu (British Computer Society) her yıl onun adında bir ödül veriyor. 2008’de bilgisayar dalındaki kadın öğrenciler için onun adında her yıl düzenlenecek bir yarışma başlatıldı. İngiltere’de kadın üniversite öğrencileri için verilen yıllık konferans “BCS Women Lovelace Colloquium” da adını Ada Lovelace’dan almıştır.

Stephanie Kwolek

stephanie kwolek

Kurşun geçirmez yeleklerin ana maddesi, ilk mukavemetli sentetik elyaf olan Kevlar'ı icat etti. Stephanie Kwolek bir kimyager ve mucitti. 1995 yılında Ulusal Mucitler Onur Listesi'ne ve Ulusal Teknoloji Madalyası da dahil olmak üzere birçok ödüle layık görüldü. 40 yıl çalıştığı DuPont şirketinin Lavoisier Madalyası ile ödüllendirilen ilk ve tek kadın çalışanı oldu. Kariyeri boyunca, yaklaşık 28 patent başvurusunda bulundu. Kurşun geçirmeyen yelek ve modern zırhın temelinde yatan Kevlar’ı keşfeden Stephanie Kwolek, polimerler yardımıyla ekstra güçlü sentetik elyaf yapımı ile ilgili bir araştırma yaparken bu polimerler yardımıyla oluşacak kumaşın daha sağlam olabileceğini keşfetti. Çünkü bu polimerleri oluşturan moleküller daha sıkı ve aynı yönde adeta bir ip gibi dizilmişlerdi. Elde edilen materyal (Kevlar) çelikten beş kat daha sert, hafif, sağlam ve kesilmesi zor bir maddedir. Çoğunlukla asker ve kolluk kuvvetlerinin teçhizatında kullanılmakla birlikte kasklarda, kayaklarda ve kamp malzemelerinde de kullanılmaktadır. Kwolek, bilim kadınlarına danışmanlık hizmeti vermiş ve çocuklara bilimin sevdirilmesini amaçlayan programlara katılmıştır. 2013 yılında Edwin Brit Wyckoff tarafından kaleme alınan “Kurşunları Durduran İpliği Yaratan Kadın: Dahi Stephanie Kwolek” kitabı da, ölümünün ardından, çocukları bilime heveslendirmeye devam etmektedir.

Beatrice Hicks

beatrice hicks

1919 yılında New Jersey'de doğan Beatrice Hicks, küçük yaşlarda matematik, fen bilimleri ve mühendislik konularına yatkınlığını belli ediyordu. On üç yaşındayken, Hicks bir mühendis olan babasına mühendislik alanında kariyer yapmak istediğini söyledi. 1935 yılında, daha sonra daha sonra New Jersey Teknoloji Enstitüsü (NJIT)   alan Newark Mühendislik Koleji'ne girdi. 1939'da kimya mühendisliği derecesini aldı ve mezun olduktan sonra üç yıl boyunca okulda araştırma görevlisi olarak kaldı. ABD’nin II. Dünya Savaşı’na katılmasıyla, askerlik hizmetine ayrılan erkekler, Hicks’e ve kadın arkadaşlarının çoğuna, daha önce kadınlardan alıkonulan kariyer olanaklarını terk etti. 1942'de, Bell Telephone'in bir iştiraki olan Western Electric'in uzun mesafeli telefon teknolojisinde çalıştığı ilk kadın mühendis oldu. Ayrıca uçak iletişiminde kullanılan bir teknolojiyi, radyo frekanslarını üreten bir kristal osilatörü geliştirdi. Western Electric'te çalışırken, Columbia Üniversitesi'nde elektrik mühendisliği lisansüstü derslerine kaydoldu ve daha sonra 1949'da Stevens Institute of Technology'den fizik üzerine yüksek lisans derecesi aldı. Hicks, ısıtma ve soğutma sistemleri için çevresel sensörler geliştirdi ve 1955'te babasının sahip olduğu şirketin başkanı oldu. Daha sonra ABD uzay programı, bu teknolojinin çoğunu kullandı. Başarıları, Hicks'e fen ve mühendislik mesleklerinde diğer kadınların saygısını kazandırdı ve kadınları bu tür kariyerlerin peşinden koşmaya cesaretlendirerek 1950'de Kadın Mühendisleri Derneği'ni (SWE) kurdu ve ilk başkanı oldu. Hicks'in geliştirdiği sensör, bir sıcaklık ve basınç aralığında kaptaki sadece basınçtan ziyade gerçek gaz miktarını algıladı. Sensör, Apollo uzay çalışmalarını başlatan Saturn V roketlerindeki ateşleme sistemlerinde kullanıldı. Sensör ayrıca, Boeing 707 uçağında, uzun mesafeli iletişimde yer alan anten kuplörlerinde ve nükleer silahların izlenmesinde kullanıldı. Bir roket, füze veya uçağın, yapısal bileşenlerin bütünlüğünü güvenilir bir şekilde koruyabildiği bir hızı aştığında alarm veren bu sensörlerin çoğunlukla kullanımı hükümet uygulamalarıyla ilgiliydi ve Hicks’in patenti bugüne kadar çok sayıda başka patent için öncü oldu. Beatrice A. Hicks, bir mühendis, mucit olarak kadınlar için yeni bir çığır açarak, ABD'de çalışan mühendislerin %1'inden daha azının kadın olduğu bir çağda, kadın mühendislerin ilerlemesine ve tanınmasına çalıştı. 1970 yılından önce kadınlara kapalı mühendislik eğitimi kapılarını açmak için çabaladı.

Beatrice Shilling

beatriceshilling

1909 yılında, Waterlooville, Hampshire'de doğan, “Tilly” olarak bilinen efsane makine mühendisi Beatrice Shilling’in motorlara sevgisi erken yaşlarda başladı. “Tilly” bir röportajında "Çocukken Meccanolarla (Lego) oynardım. Bütün paramı bir somun anahtarına, basit el aletlerine harcardım" diyor. Beatrice Shilling, mühendislikte kadınlar için gerçek bir öncüydü. 1932'de mezun olan ve kadınlara oy kullanma hakkı verildikten sadece 14 yıl sonra ve bir mühendislik mesleğinde kadınların hala çok nadir olduğu bir dönemde elektrik mühendisi oldu.  Gerçek tutkusu makine mühendisliği idi. Öğrencilik yıllarında makine fakültesi derslerini de alıyordu. Son sınıfta termodinamik dersini almıştı. Manchester Üniversitesi’nde mekanik mühendisliği mastırı yaptı. Mezun olduktan sonra, 1936'da The Royal Aircraft kuruluşunda çalışmaya başladı. Buradaki çalışmaları kritik önem taşıyordu, çünkü savaş uçakları pike yaparken motorun durmasına ya da tekleme yapmasına neden olan ciddi bir problemi düzeltti; o zamanlar bir erkeğin dünyasında, genç bir kadının ustalığı birçok pilotun hayatını kurtardı ve tartışmalı bir şekilde Müttefiklerin İkinci Dünya Savaşı'nı kazanmalarına yardımcı oldu.

Nancy DeLoye Fitzroy

Nancy DeLoye Fitzroy

Nancy DeLoye Fitzroy, 1949 yılında Rensselaer Polytechnic Institute’den mezun olan, makine mühendisliği alanında uluslararası kabul görmüş bir uzmandır. 1950'den 1987'de emekli olana kadar General Electric'te çalıştı. General Electric'teki otuz yedi yıllık kariyeri boyunca Dr. Fitzroy, nükleer reaktör çekirdeği, gaz türbinleri, uzay uyduları ve diğer alanlarda uygulamalar için ısı transferi ve akışkanlar mekaniği araştırmalarında uzmanlaştı. Yüzlerce teknik makale yazdı ve üç patenti bulunuyor. 1986 yılında Dr. Fitzroy, Amerika'da Makine Mühendisleri Birliği (ASME) gibi büyük bir profesyonel mühendislik topluluğunu yöneten ilk kadın oldu. 1988 yılında İngiltere Makine Mühendisleri Enstitüsü Onursal Üyesi seçildi. 1995 yılında Ulusal Mühendislik Akademisi'ne seçildi ve 1999'da Rensselaer Politeknik Enstitüsü Mezunlar Onur Listesi'ne girdi. 2008 yılında ASME’de, yorulmak bilmeyen çabalarını ve mekaniğin savunucusu olarak kalıcı etkisini takdir etmek için Onursal Üyeliğe layık görüldü. Onursal Bilim Doktoru derecesi aldı. Fitzroy ayrıca lisanslı bir uçak ve helikopter pilotuydu. Kariyerine General Electric ile başladı. Nükleer reaktör çekirdekleri için çeşitli tiplerde ısı transfer yüzeyleri tasarladı. Nancy Fitzroy’un ısı transfer alanındaki çalışmaları; ısı kalkanları, roket motorlarında yakıt kullanımı, nükleer denizaltılarda ve nükleer reaktörlerde soğutma sistemleri, buhar ve gaz türbinleri ile elektrik enerjisi üretimi konularındaki çalışmalara katkı sağladı, öncülük etti. Rensselear Politeknik Enstitüsü'ne gitti, sınıftaki tek kadın oldu. Kendisi gibi yetenekli elektrik mühendisi Roland V. Fitzroy ile evlendi. Roland ve Nancy, WW2'de Almanlar tarafından başlatılan V2 roket çalışmasının devamı olan Hermes Projesi üzerinde birlikte çalıştı. Nancy motorlarda ve ısı transferinde, Roland ise elektrik sistemleri üzerinde çalıştı. Bu projelerle ABD’nin ilk uyduları uzaya gönderildi. General Electric'in birçok bölümünde çalıştıktan sonra Nancy verimlilik ve ısı transferini geliştirecek tasarımlar yaptı. 2011 yılından itibaren, Nancy DeLoye Fitzroy ve Roland V. Fitzroy Madalyası, mevcut teknolojide atılımlara yol açan mühendislik uygulamalarına, yeni mühendislik çalışmalarına öncülük eden katkılara verilmektedir.

Canan Dağdeviren

Canan Dagdeviren

Dünyaca ünlü, 1985 doğumlu genç Türk fizik mühendisi. Piezoelektrik malzemeleri insan organlarının üzerine yerleştirerek organların hareketini elektrik enerjisine çeviren cihazların mucididir. Harvard Üniversitesi’nin Genç Akademi üyeliğine seçilen ilk Türk bilim insanıdır. 2007’de Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra, 2009’da Sabancı Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Daha sonra Fullbright doktora bursuyla İllinois Üniversitesi’ne gitti. Şimdi hem MİT Media Lab’da kurduğu kendi laboratuvarında, hem Harvard Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdürüyor. Yeni çalışmaları arasında; son derece esnek bir malzemenin kullanıldığı, meme kanserinin erken teşhisini sağlayacak “elektronik sütyen”, 2023 yılında tamamlamayı planladığı, “giyilebilir kalp pili” projesi, Parkinson, Alzheimer gibi hastalıkları ilaç yerine beyne nokta atışı iğnelerle tedavi yöntemi sayılabilir. Cilt kanserini teşhis eden bir cihaz da geliştiren Canan Dağdeviren Forbes dergisinin 30 yaş altı bilim insanı listesinde yer almayı başardı. Çalıştığı Media Lab, Dağdeviren’e kişisel olarak patent sahibi olma, lisans verme, kendi şirketini kurma hakkını tanıyor. Motivasyonun düşük olduğu zamanlarda Mustafa Kemal Atatürk'ten ilham aldığını belirten Dağdeviren, bir röportajında şunları söylüyor: “İllinois Üniversitesi’ne gittiğimde Nazım’ın “Yaşamaya Dair” şiirini hayatımın merkezine koydum. Yaşamayı ciddiye alacaksın. Yani o derece, öylesine ki, mesela kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda. Yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle laboratuvarda insanlar için ölebileceksin.”

Ayşe Naz Erkan

Ayşe Naz Erkan

Ayşe Naz Erkan, Boğaziçi Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği okuyup üzerine Bilgisayar Bilimleri alanında yüksek lisans yaparken Tom Cruise’un başrolde olduğu gelecekte geçen bir bilim kurgu filmi olan “Minority Report” filmini izliyor, filmdeki fütüristik bilgisayarların arayüzünü yapabileceğini düşünüyor. Ekibini kuruyor ve birlikte, kısa bir sürede bilgisayarın aynısını üretiyorlar ve çalışmaları oldukça ses getiriyor. New York Üniversitesi’nde Bilgisayar Bilimleri üzerine olan doktora programına tam burslu kabul ediliyor. Bilgisayar uzmanı Yann LeCun’ın laboratuvarında otonom robot navigasyonu için öğrenme uygulamalarını araştırıyor ve Max Planck Enstitüsü’nde biyolojik sibernetik üzerine çalışıyor. ABD Savunma Bakanlığı’nın robot projesinde tam üç yıl çalışıyor. Ardından New York’ta çalıştığı küçük bir sosyal medya analiz şirketi, 2011 senesinde Twitter tarafından satın alınıyor ve Ayşe Naz Erkan bir Twitter çalışanı haline geliyor. Sosyal paylaşım sitesi Twitter'da çalışan tek Türk olan mühendis Ayşe Naz Erkan, Forbes Olağanüstü Kadınlar Listesi’ne giriyor.Forbes’in, yapay zeka araştırmalarına katkı sağlayan birbirinden donanımlı ve sınırları zorlayan kadınlardan oluşan listesindeki harika kadınlardan biri olan Veri Bilimci Ayşe Naz Erkan ve diğer kadınlar, yapay zeka endüstrisinin herhangi bir cinsiyetin tekelinde olmadığını ispatlıyor.

Selda Günsel

Selda Günsel

İTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü 1981 yılı mezunu Dr. Selda Günsel, ABD Ulusal Mühendislik Akademisi NAE üyeliğine seçildi. Shell’in global düzeyde üst yöneticilerinden biri olan ve aynı zamanda yurtdışındaki en başarılı Türk kadın mühendisler arasında yer alan Selda Günsel, ABD Ulusal Mühendislik Akademisi üyeliğine, mühendisliğe yaptığı katkılardan dolayı kabul edildi. Sadece Akademi mensuplarının seçimiyle gerçekleşen üyelik kabulünde Günsel’in “karbon salımlarını azaltarak küresel enerji talebini karşılamak için üstün yakıt ve madeni yağlar geliştirip üretmedeki liderliği” etkili oldu. ABD’nin Houston şehrinde yaşayan Selda Günsel, 2016 yılının başında Shell Global Madeni Yağlar Tedarik Zinciri Ürün ve Kaliteden Sorumlu Genel Müdürlüğünü üstlendi. Bu rolde, iş geliştirme hedeflerini destekleyen ve Shell’in madeni yağlar alanındaki sektör ve teknoloji liderliğini güçlendiren madeni yağlar ürün portföyünün tüm sorumluluğu Selda Günsel’de bulunuyor. Günsel, daha önce Shell’in “Projeler ve Teknoloji” biriminde Global Ticari Faaliyetler Bölümü Teknoloji Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyordu. Bu rolde, Denizcilik, Havacılık, Ticari Yakıtlar ve Özel Ürünler dâhil olmak üzere Shell Madeni Yağlarına ve ticari işlerine inovasyon, ar-ge ve teknik hizmetler sağlamak için çalışan bilim insanı ve mühendislerden oluşan küresel bir ekibi yönetmekten sorumluydu. 2015 yılında Tribolojist ve Yağlama Mühendisleri Derneği (STLE) tarafından verilen en yüksek teknik ödül olan STLE Uluslararası Ödülü’ne layık görülen Günsel, madeni yağ bilimindeki üstün kişisel başarısı için verilen STLE Fellow Ödülü, AR-GE 100 İnovasyon Ödülü, SAE Sunumda Uluslararası Mükemmellik Ödülü, STLE Kaptan Alfred E. Hunt En İyi Makale Ödülü, Penn State Üstün Mühendislik Mezun Ödülü’ne de layık görüldü. Pekin’deki Tsinghua Üniversitesi’nde Fahri Profesörlük unvanına layık görüldü. Teknoloji alanındaki cinsiyet dengesi konusunda Günsel, şunları söylüyor: “Sektörel konferanslara gittiğimde 1500 erkeğe karşın sadece üç kadın olurdu. Hiçbir zaman istenmediğimi hissetmedim ancak itibarımı oluşturup devam ettirmek için çok çalıştım. Zaman içinde sektördeki cinsiyet dengesini ve çeşitliliği iyileştirdiğimizi düşünüyorum, ancak hâlâ atmamız gereken çok büyük adımlar var.”

Ece Kamar

Ece Kamar

1983 yılında İzmir’de doğdu. Bornova Anadolu ve İzmir Fen Lisesi’ndeki eğitiminin ardından üniversite eğitimini 2005’te Sabancı Üniversitesi Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği Bölümü’nde tamamladı. Ardından Harvard Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri’nde doktorasını yaptı. Harvard’da Robert L. Wallace Ödül Bursuna ve Microsoft Araştırma Lisansüstü Araştırma Bursu ödülüne layık görüldü. Harvard’daki tez çalışmasında etkili insan-bilgisayar takım çalışması için modeller ve algoritmalar üzerine odaklanan Ece Kamar, Redmond’taki Microsoft Araştırmaları bünyesinde Uyarlamalı Sistemler ve Etkileşim grubunda kıdemli araştırmacı olarak görev yapıyor. Ece Kamar’ın makaleleri en saygın yapay zekâ yayınlarında, 40’tan fazla hakemli dergide yayınlandı. Halen Microsoft’ta yapay zekâ algoritmaları üzerine araştırmalar yapan Türk mühendis, bir taraftan Beyaz Saray için rapor hazırlıyor, diğer taraftan da Microsoft’un CEO’su Satya Nadella’ya danışmanlık hizmeti veriyor. Kamar’ın uzman olduğu konu ise yapay zekâların ahlâklı ve vicdanlı olması. Geliştirdiği “mobil alım-satım asistanlığı", "mobil toplantı asistanlığı", "mobil reklamcılık" ve "bilgisayar teknolojilerinin ulaşımda işbirliği için kullanımı" uygulamaları, Microsoft Research tarafından patentlenmek üzere seçildi. Bir röportajında, yapay zekânın tamamen veriden beslendiğinde iyi şeyler öğrenebileceği gibi kötü şeyler de öğrenebildiğini belirten Kamar, “Kötü şeyleri öğrenmesini nasıl engelleriz, eşitlik nasıl sağlarız? ABD’deki şirketlerin insan kaynakları departmanında kullandığı yapay zekâ algoritmalarının en büyük sorunu kadın yazılımcılar. Çünkü makineler verilerden öğrenim çıkarırken o pozisyonda daha önce çalışmış kişilere bakıyor. Yazılımcılar da kadınların oranı yüzde 10 olduğu için yapay zekânın insan kaynaklarına önerdiği kişiler de çoğunluk erkeklerin oluyor. Bu tarz önyargıları yapay zekâ algoritmalarında çok fazla görmeye başladık. Yapay zekâ algoritmaları mükemmel çalışmadığında insanların doğrularını bu yazılımlara nasıl verebiliriz ve nasıl daha iyi eğitiriz diye çalışıyoruz” diyor.

Zeliha Aziret

Zeliha Aziret

1987 yılında Gazi Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. 1. Hava İkmal Bakım Merkezi’nde Ocak 1988 tarihinde “Uçak Aviyonik Sistem Mühendisi” olarak göreve başladı. “Türkiye’nin İlk Kadın Uçak Aviyonik Sistem Mühendisi” olarak biliniyor. 23,5 yıl 1. Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığı’nda çalıştı. Sistem sorumlusu olarak görevi; Hava Kuvvetleri bünyesindeki tüm savaş uçaklarının (uçuş) idamesini sağlamak amacıyla; ortaya çıkan teknik problemlerin giderilmesi, uçak aviyonik sistemlerle ilgili iyileştirme çalışmalarının geliştirilmesi ve koordine edilmesi, uçuş faaliyetleri sırasında meydana gelen uçuş kumanda, iletişim, seyrüsefer sistem arızalarının giderilmesi amacıyla görevlendirilen ekiplere şeflik etmesi idi. Aziret 2011 yılında emekli olduğunda kendisine ait proje hizmetleri üreten bir firma kurdu ve Elektrik Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu’nda Yazman olarak görev yaptı. Meslekte kadın olmanın zorluğu hakkında Zeliha Aziret şunları söylüyor: “Havacılıkta ilk’ler arasında yer almanın onurunu yaşadım… O yıllarda; mühendislik mesleğinde kadın olmak zordu. Kadın mühendis isen kendini daha fazla ispat etmek zorunda kalırdın başlarda. Daha çok çalışır, daha çok sınavdan geçerdin. Kararların belli edilmeden başka erkek meslektaşlara onaylatılırdı önceleri. Sonradan alırdın vizeyi. Öğretmenlik kadına, mühendislik erkeğe yakıştırılırdı örneğin. Endüstri mühendisliği kadına, elektrik/inşaat mühendisliği erkeğe uyardı sanki! Günümüzde bu düşünceler büyük ölçüde değişti. Örneğin; üniversitelerin mühendislik fakültelerinde daha çok kadın öğrenci arkadaşlarımın olmasından ve daha donanımlı yetiştiklerini görmekten büyük mutluluk duyuyorum.”

Prof. Dr. Remziye Hisar

Remziye Hisar

1902 Üsküp doğumlu, ilk Türk kadın kimyageri Prof. Dr. Remziye Hisar, aynı zamanda Fransa'nın Sorbonne Üniversitesi'nden mezun olan ilk Türk kadını. Ünlü bilim kadını Madan Curie’nin de öğrencisi olma şansını yakalayan, 1992 yılında yitirdiğimiz Remziye Hisar, dünyaca ünlü fizikçi Feza Gürsey ve Uluslararası Psikoloji Cemiyeti'nin tek Türk azası psikiyatrist Deha Hanım'ın annesi. Remziye Hisar Davutpaşa'daki üç yıllık Mekteb-i İptidai’yi bir yılda başarıyla tamamlayıp mezun oldu ve dokuz yaşında ilk diplomasını aldı. 1919’da İstanbul Darülmuallimatı'nda, okulun Darülfünun'a hazırlamak üzere oluşturduğu iki sınıflık bölümünden birincilikle mezun oldu. Sınıfın iyi öğrencileri arasında yer alan Remziye Hisar alt sınıflardaki öğrencilere geometri ve matematik dersleri vermeye başladı. Mezun olmasının ardından Darülfünun'un kimya bölümüne kaydını yaptırdı. Ancak yıllar sonra Sorbonne'da kimya bölümünde eğitimine devam etti. Biyokimya sertifikası alan Hisar, Paris'te Maarif Vekaleti'nin verdiği bursla öğrenim gördü. Doktorasına başlayacağı dönemde bursu kesilen Hisar Erenköy Lisesi'ne kimya öğretmeni olarak atandı. Öğrenimini yarım bırakmak zorunda kalarak yurda dönen Remziye Hisar zorlu bir çaba sonucunda doktorasını yapmak üzere 1930 yılında yeniden Paris'e gitti. Remziye 1933 yılında Sorbonne’dan kimya alanında doktor olarak mezun oldu. Bu sırada “metafosfat” üzerine çok sayıda makale yazıp, dünya çapındaki bilimsel dergilerde yayımladı. Yine 1933 yılında doçentliğini aldı. 1933 - 1936 yılları arasında İstanbul Üniversitesi'nde kimya ve fıziko kimya doçenti olarak görev yaptı. Daha sonra Ankara Hıfsısıhha Müessesesi'ne farmakodinami şubesi hayati kimya mütehassısı olarak atandı. 1947 yılında İTÜ Makine ve Kimya doçentliği görevine başlayan Hisar, 1949’da Türk Üniversiteli Kadından Derneği’nin kurucularından birisi oldu. Kimya alanında çalışmalarını Türkiye’ye taşıyan Hisar, koca bir bilim dalının ülkemizdeki öncülerinden birisi haline geldi. Çalışmalarından dolayı Fransa hükümeti, 1956 yılında kendisine “Akademik Memur” nişanı verdi. 1959 yılında Remziye Hisar artık bir profesördü. Bu unvanı, Türkiye’de temellerini kendi elleriyle attığı, Türk üniversitelerinden almıştı. 1973 yılına kadar, yani 71 yaşına dek araştırma yapmaya devam etti, sonrasında emekliye ayrıldı. Bu yıllar sırasında oğlu Feza Gürsey, matematik ordinaryüsü Cahit Arf’in desteğini alarak dünyada tanınan bir fizikçi olmayı başarmıştı. Kızı Deha Gürsey ise psikoloji bilimine merak salmış, Uluslararası Psikoloji Birliği’nde görev yapmayı başaran tek Türk olmuştu.

Prof. Dr. Feryal Özel

Feryal Özel

NASA Hubble kadrosuna kabul edilmiş ilk ve tek Türk bilim insanı Prof. Dr. Feryal Özel, 2003 yılında henüz 28 yaşındayken Albert Einstein ve John Nash gibi isimlerin de aralarında olduğu 20 kişilik “Büyük Fikirler” listesine adını yazdırdı. Türkiye'nin NASA'daki gururu ünlü astrofizikçi Prof. Dr. Feryal Özel, bilim çevrelerinde dünyanın en akıllı kadınlarından biri olarak nitelendiriliyor. 1975 doğumlu Özel, daha çocukken maddenin yapısını merak edip araştırmaya başladı. Üsküdar Amerikan Lisesi’nden mezun olduktan sonra ABD’deki Columbia Üniversitesi’ni burslu kazanan Özel, öğrenimini çift ana dalda yaparak fizik mühendisliği ile matematik mühendisliği bölümlerinden yüksek onur derecesiyle okul ikincisi olarak mezun oldu. Yüksek lisansını Danimarka’daki Niels Bohr Enstitüsü’nde, doktorasını davet üzerine gittiği Harvard Üniversitesi’nde tamamladı. Dünyanın en büyük fizikçisi Stephen Hawking ile aynı alanda çalışan Feryal Özel, galaksilerin oluşumu, yıldızların ölümü ve kara delikler alanında yaptığı çalışmalarla NASA’nın dikkatini çekti ve 2002’de Hubble Doktorası Bursu ile kurumun İleri Araştırmalar Enstitüsü’ne katıldı. Bilime kazandırdığı çığır açan gelişmeler ile Prof. Dr. Feryal Özel, 2013 Amerikan Fizik Derneği Ödülü, 2013 Kaliforniya Üniversitesi Miller Enstitüsü Ödülü, 2012 Harvard Radcliffe Enstitüsü Ödülü, 2010 Amerikan Astronomi Birliği Lucas Ödülü, NASA tarafından verilen Hubble ödülü, Astronomi-astrofizik alanında üstün sanatçı ve bilim insanlarına verilen Guggenheim Foundation ödülünü de dâhil olmak üzere çok sayıda ödüle de layık bulundu. Ayrıca NASA’ya ve Amerikan Ulusal Bilim Kurumu’na birçok konuda danışmanlık yaptı ve yönetici komitelerde görev aldı. Özel, yüksek manyetik alanda nötron yıldızlarının ilk kuantum hesaplarını yapan kişidir.

Prof. Dr. Nuriye Pınar Erdem

Nuriye Pınar Erdem

Türkiye'nin ilk kadın jeoloğu ve deprem uzmanı Prof. Dr. Nuriye Pınar Erdem, Kuzey Anadolu ve Ege'deki birçok fay hattını bulmuş, bütün hayatını depremle mücadeleye adamış ve Türkiye Jeologlar Birliği’ni kurmuştur. 1956 yılında ABD’de ilk kez yapılan 'Dünya Deprem Mühendisleri Konferansı'na Türkiye’den katılan tek jeolog olmuştur. Avrupa Sismoloji Komisyonuna üye seçilerek 1960 yılında Türkiye Milli Raporlarını hazırlamıştır. 1914 İstanbul doğumlu olan Prof. Dr. Nuriye Pınar Erdem, lisans öğrenimini devlet bursu ile Bordeaux Üniversitesi Fen Fakültesi'nde yapmış, bu fakülteden Kimya ve Doğa Bilimleri dallarında sertifika almıştır.Türkiye'ye döndükten sonra 23 Aralık 1937'de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi jeoloji, mineraloji ve paleontoloji asistanlığına tayin edilmiştir. "Marmara Havzasının Sismik Jeolojisi ve Meteorolojisi" hakkında hazırlamış olduğu çalışma, doktora tezi olarak kabul edilmiş ve kendisine 1942 yılında Fen Doktoru ünvanı verilmiştir. 30 Mart 1945'te Fen Fakültesi Jeoloji Doçentliği'ne tayin edilmiştir. Prof. Dr. Nuriye Pınar Erdem, Paris'te Museum d'historie naturelle'de Türkiye derisidikenliler hakkında orijinal incelemeler yapmış ve 3 yeni tür bulmuştur. Erdem, 30 Eylül 2006 yılında, 92 yaşında hayata gözlerini yummuştur.



Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Çeviri