Slider Altına

'Son tahlil'i suyun akışı yapacak...

05 Ağustos 2007 Dergi: Ağustos-2007
Batı basını da birinci evrede Türkiye’deki seçim sonuçlarını, ikinci evrede kendi içindeki çelişkileri enine boyuna tartıştı. Bu seçimlerden kimin galip çıktığı bazı açılardan net, bazı açılardan ise zamanın netlik kazandıracağı bir muamma. Bir Afrika atasözündeki gibi;

"Sular yükselince, balıklar karıncaları yer.. Sular çekilince de karıncalar balıkları yer.. Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmesin.. Çünkü kimin kimi yiyeceğine "suyun akışı" karar verir.. "

Ama nesnel gerçeklerden biri, seçim sonuçlarından olmasa da seçimlerin Temmuz ayında yapılmasından otobüs, uçak şirketlerinin tamamı memnun. Bir diğeri ise gerek seçmenlerimizin, gerekse üyesi olmak istediğimiz "batı medeniyetleri camiası"nın Türkiye’den ilk beklentisinin "istikrar" oluşu.

AB, 2007-2009 döneminde AB’ye üye olma yolunda aday veya "aday adayı" ülkelere, politik ve ekonomik reformlar için 3.961 milyar Ç bütçe ayırdığını açıkladı. AB stratejileri doğrultusunda, her bir ülkenin ihtiyacı olduğuna ikna olunan konularda, 11 alanda finans desteği verilecek. Bu alanlar; bölgesel işbirlikleri, altyapı, hukuk, eğitim, araştırma, yerel yönetim sorunları, iç pazar ve ticaret, pazar ekonomisi, sivil toplum ve gençlik. AB için bu finans programının öncelik sıralamasında Hırvatistan var. Hırvatistan’a bu dönem içinde 438.5 milyon Ç, özellikle tarım ve uyumlandırma politikaları için aktarılacak. Listenin ikinci sırasında yer alan Makedonya’ya (Eski Yugoslavya) 210.4 milyon Ç, kamu yönetimi reformları, hukuk ve bölgesel altyapı çalışmaları için ayrılıyor. Listenin üçüncü sırasındaki Türkiye’ye, toplam 3.961 Ç’luk bütçenin en büyük dilimi, 1 milyar 602.3 milyon Ç’luk bir destek fonu öngörülmüş. Hangi alanların önceliği olduğu belirtilmiş? "İstikrar, hak ve özgürlüklerin garanti altına alınması, demokrasi, hukuk ve insan hakları, azınlık haklarının korunması, AB-Türkiye sivil toplum diyaloğunu geliştirme.. Listede yer alan diğer ülkeler; Arnavutluk (212.9 milyon Ç), Bosna Hersek (226 milyon Ç), Karadağ (97.3 milyon Ç), Sırbistan (572.4 milyon Ç), Kosova (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi-1244 kararı-özerk bölge-199.1 milyon Ç) dahil olmak üzere diğer ülkelerin desteklenmeye ihtiyaç bulunduğu düşünülen konuları altyapı, tarım, yerel yönetimler, hukuk sisteminin AB’ye uyumlandırılması gibi konular iken Türkiye için gerek görülenler düşündürücü.. Seçmenlerimizin de ağırlıklı olarak "istikrar" arayışı ile oy kullandığı söyleniyor. Sanki AB ile önceliklerimiz aynı gibi. Ama seçimi kaybedenlerin de bazı noktalarda AB ile öncelikleri aynı; demokrasi, hukuk, azınlık haklarının korunması, hak ve özgürlükler gibi.. Bu çelişik gibi görünen durum, seçim sonuçlarını yorumlamaya çalışan AB ülkeleri basınında da, ülkemiz basınında da ilginç yansımalarla ifade edilmeye çalışıldı.

Tabii bir de şu ortaya çıktı ki; seçim öncesi yapılan anketlerin bazılarında "kararsız" olarak görülenlerin önemli bir kısmı pek de kararsız değilmiş. Gerçekten kararsız olanların seçim sonrasındaki hallerini ise; "önceleri kararsızdım, şimdi artık bundan da emin değilim" sözü ile tariflemek mümkün.

Şimdi seçimleri kazananların da, kaybedenlerin de önce bir çözümleme, ardından planlama yapması gereken zamandayız.

Evet suyun akışı, çok şeyi belirleyecek ama suları da kurutmamak lazım. Suyun akması lazım. Asl’olan hayat değil mi? Hayatsa, bir mücadele süreci.. Saygıyı gerektirir, anlamaya çalışmayı, değiştirmeye çalışmayı, var olmaya, var kalmaya çalışmayı.. çalışmayıÉ

Sağlıklı ve hoşça kalın

Oya BAKIR

oyabakir@dogayayin.com

Etiketler


Video İçerik

Performansa Dayalı Deprem Tasarımı Yaklaşımı

Sempozyum