Header Reklam
Header Reklam

PROBLEMLER, FIRSATLARDIR..

05 Kasım 1998 Dergi: Kasım-1998

Geniş kapsamda ve vakit kaybetmeden tartışılması gereken bu kriz, "global kriz" karşısında savunmamızı zayıflatan en büyük faktördür.

Geçtiğimiz günlerde yapılan bir seminerde Prof. Dr. Güngör Uras'ın aktardığı bilgilere göre; Yılda 200 milyar $ mal ve hizmet üretiyoruz. Yeni yıl içinde öngörülen kişi başına düşen milli gelir ise 3273 $. Bir önceki yıla göre artış, sadece 49 $. Bu rakamın % 20'si tasarrufa ayrılabiliyor (nasılsa). 2400 $ tüketim yapılıyor. Tüketimin en önemli dilimi % 35 ile gıda, % 22 konut harcamaları, % 9 ise ev eşyası ve giyim. Toplam milli gelirimizin dağılımına bakacak olursak, gelirin % 55'ini, nüfusun % 20'si alırken, en yoksul % 20 oranındaki nüfusun aldığı pay ise % 5.

Herkes gelir dağılımındaki adaletsizlikten bahsediyor. Ancak yine Uras hocamızın söylediği gibi; kişi başına düşen geliri 3000 $ olan bir ülkede gelir dağılımındaki eşitlik, fakirliği paylaştırmaktan öte bir sonuç vermeyecektir. İlk hedef 3000 $'ı 6000 $'a çıkartmak ve adil paylaşım sağlamaktır. AT'ye kabulüne tepki gösterdiğimiz Kıbrıs Rum Kesimi'nin kişi başına düşen milli geliri 15.000 $'dır.

Fakirlik bizim kaderimiz değil, suçumuzdur. Fakirlik çemberini kırmak, milli gelirimizi artırmanın tek yolu ÜRETMEK'tir, üretimi artırmaktır. Üretimin daralması ve ters orantılı olarak tüketimin genişletilmesi; bütçe açığı, büyüyen dış borç yükünden başka ne getirebilir? Geçici olarak kendimizi iyi hissetmek belki. Anlık yaşayanlar, günü birlik politika üretenler için "işler yolunda" sanrısı. Bu sanrıları körüklemeye yönelik politikaların ise global kriz karşısında nasıl bir şansı olabilir ki? Üretimi, kaliteli üretimi gözardı ederek ekonomik göstergelerde uzun vade içerisinde, kalıcı olabilecek, istikrarlı yükselişler elde edilemeyecektir.

Krizler problemdir. Ancak bazı problemler, fırsata dönüştürülebilir. Bunun için, içinde bulunduğumuz sektörün anatomisini iyi tanımak, kendi koşullarımızı objektif değerlendirmek, manevra yeteneklerimizi gözden geçirerek yaratabileceğimiz yenilikleri, sunabileceğimiz farkları belirlemek gerekecektir. Kriz söylemleri ardına saklanıp yatırım olanaklarını değerlendirmemek, korkularımızı gerçeğe dönüştürebilir. Burada Doç. Dr. Rüştü Bozkurt'un Dünya Gazetesi'ndeki köşesinde vurguladığı şu sözleri aktarmak istiyorum: "Bugünlerde krizin gerçek nedenleri, nasılları üzerinde durmak yerine, korkularımızdan korkmanın beslediği "panik havası" yaratmak, bütün işletmeler için tehlikeli bir yoldur. O tehlikeli yol, bizi tamiri imkansız hatalar yapmaya götürür. Krizin sadece tehlikeleri yoktur; başta "işimize farklı bir açıdan bakma" fırsatından tutunuz da, arayanın bulabileceği diğer birçok fırsat alanlarını yaratması gibi bir özelliği vardır..."

Sorunlar varsa çözümler de vardır. En "iyi" olan, en "kolay" olmayabilir. Ama bir çıkış yolunun her zaman var olduğunu bilmenin artıları, hızlı bulaşma yeteneğine sahip panik psikolojisinin eksilerine yeğlenmelidir.

En iyi dileklerim ve saygılarımla.

Dr.Oya BAKIR

Yazı işleri Müdürü


Etiketler