Header Reklam
Header Reklam

Kangren olmuş sorunumuz; enerji

05 Ekim 1997 Dergi: Ekim-1997

Bu yılın ikinci üç aylık döneminde elektrik üretimi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla % 9,58 oranında artış gösterirken elektrik tüketiminde % 15,73 oranında artış kaydediliyor. Türkiye'de 1996'da 68 milyon ton petrol eşdeğer enerji tüketildiği bildiriliyor. 2000 yılında 91 milyon ton, 2010 yılında ise 117 milyon ton olacağı beklenmekte. 1996 yılı tüketim miktarının % 40'ı yerli kaynaklarla karşılanırken, 2000 yılında bu oranın % 34'e, 2010 yılında ise % 10'a düşeceği bekleniyor. Enerji talebinin karşılanmasında güçlük yaşandığı gibi, enerjide dışa bağımlılığık ve enerji maliyeti konularında da iyimser bir tablo çizilemiyor. Son dönemde doğalgazın, Türkiye'de enerjinin adeta en önemli unsuru haline getirilmesi ile doğalgaz alanında yaşanan "med-cezir"ler, enerji politikamızı daha da içinden çıkılamaz bir kaosa sürüklüyor. Hemen hemen tamamı ithal kökenli enerji kaynağımız doğalgazın yarısından çoğunun (% 51-53) elektrik eldesinde kullanımı, artık doğalgazın "idareci kadroları" tarafından da eleştiri konusu edilmektedir. Bugün için 7-8 milyar m3 olan doğalgaz ithalatımızın iki yıl içerisinde iki misline çıkması gerekmekte. Bu gereksiniminin en önemli orijini de yatırımı süren doğalgaz çevrim santrallerinin 1999'da devreye girmesi olacak. Sadece 1400 Mw kurulu güce sahip olan Bursa Doğalgaz Santralinin ihtiyacı 2 milyar m3. Sırada yapımı süren, Esenyurt, Marmara Ereğlisi, Gebze Dilovası, ardından Tekirdağ, iskenderun, Eskişehir Santralleri ve yatırımı teşvik edilen çok sayıda Otopro-düktif Sistemler, Kojenerasyon Santralleri var. Özellikle yatırımlarını doğalgaza göre yapmış sanayi kesimimiz, doğalgaz arzı konusundaki problemler karşısında tedirgin edilmektedir.

Rüzgar enerjisi konusunda otoprodüktif sistem izni için yapılan 19 müracaatın sadece 1 tanesine izin verilebildi. Genel anlamda enerji yatırımları ise 1979-1990 yılları arasında 2 milyar dolarla % 10'luk bir yatırım payına sahipken 1994'den sonra toplam yatırım hacmi içerisindeki oranı % 1'e düşürülmüştür. Devlet Bakanı Işın Çelebi "Geçmiş hükümetler enerjiyi önemsememişler. Türkiye'de 1994 yılından sonra enerji santralı yatırımı yapılmamış. Ülkemizde enerji fazlası ver-ken, enerji açığı ile karşı karşıya kalmışız." diyor, İGDAŞ Genel Müdürü Fuat Şengül; "Türkiye'nin elektrik ihtiyacı ortadadır. Elektriğin mutlaka üretilmesi lazım ancak hidroelektrik santralleri için yatırım yapılmayıp da elektrik üretimi için en kolay yol olan doğalgaza yüklenilmesi yanlıştır" diyor. Acil çözüm üretilmesini bekleyen enerji politikamız da Botaş'ın üzerindeki tekelin kaldırılması, enerji yatırımlarında özelleştirme ve yap-işlet-devret modelleri gündemin ilk sıralarına yerleşti. Özelleştirme şüphesiz enerji darboğazının aşılmasında önemli rol oynayabilir. Ancak tek başına "sihirli değnek" olamayacağı da açıktır. Toplam enerji ihtiyacımızın düşük bir yüzdesine tekabül ediyor olsa da alternatif enerjiler, değişik yakıt alternatifleri, enerji tasarruf önlemleri gibi birçok faktör gözardı edilmemelidir. Enerji yoksa, var kalan ne (ler) olabilir?

Gelecek sayıda buluşmak üzere...

Dr.Oya BAKIR Yazı işleri Müdürü


Etiketler