Header Reklam

İstanbul depreme hazır mı?

19 Kasım 2020 Dergi: Kasım-2020
İstanbul depreme hazır mı?

30 Ekim’de İzmir’in Seferihisar açıklarında meydana gelen 6.9 büyüklüğündeki deprem, hepimizi üzdü ve aynı zamanda da hepimize bu gerçekle yaşamak zorunda olduğumuzu hatırlattı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre İzmir’de 11 bina ve 172 bölüm, Manisa’da ise 1 bina yıkıldı. Bu tablo sonucunda 116 can kaybı ve 1.034 yaralı gibi ağır bir bilanço çıktı. Hal böyleyken akıllara beklenen İstanbul depremi ve yaşanabilecek felaketin boyutları geldi ister istemez... Olası İstanbul depreminde beklenen yıkım 50 bin bina… Bu, can kaybının yüzbinlere ulaşabileceği anlamına geliyor… Peki, buna ne kadar hazırız? 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından olası İstanbul depreminde en fazla yıkımın yaşanacağı ilk 3 ilçe olarak tespit edilen Zeytinburnu, Küçükçekmece ve Fatih'in belediye başkanları, DHA’ya yaptıkları açıklamada depreme “henüz” hazır olmadıklarını anlattılar. 

Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, şu an Zeytinburnu'nda toplam 1161 konut 164 iş yeriyle ilgili kentsel dönüşüm sürecinin devam ettiğini söyledi. Başkan Arısoy: “Elimizden geldiği kadar bütün hemşerilerimize kentsel dönüşüm konusundaki haklarını hatırlatıyoruz. Hemşerilerimden ricam ise binalarının riskli olup olmadığını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın belirlediği lisanslı kuruluşlar aracılıyla tespit ettirmeleridir. Tespit sonrası konu, ilçe belediyesi olarak bize geliyor. Bizler de gereğini yapıyoruz. Bir an önce riskli yapıları depreme dayanıklı hale getirmemiz lazım” dedi.

Küçükçekmece’de 337 bin 155 tane konut olduğunu belirten Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, “Depreme dayanıklı binalar yapmak için öncelikle devlet, büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri ve vatandaşlar olarak binalarımızı ortaklaşa yenilememiz gerekir. Küçükçekmece'de 41 bin 410 tane bina var. Bu binalarda ise 337 bin 155 tane konut var. Bu devasa bir rakamdır. Küçükçekmece Belediye Başkanı olarak canımı bile feda etsem işin altından kalkamam. Hiçbir belediye kalkamaz” ifadelerini kullandı.

Fatih’teki binaların yüzde 91’inin 1999 yılı öncesi yapılmış binalar olduğunu vurgulayan Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan ise “Vatandaşlarımızda bazen şöyle bir algı oluşuyor; ‘Benim 100 metrekarelik bir evim var. Evim yıkılsın. 100 metre yapılsın ama ben hiçbir şey ödemeyeyim.’ Gönül ebetteki bunu ister. Ama çok daha iyi ekonomisi olan ülkeler bile bunu başaramaz. Kentsel dönüşüm sürecinin birkaç bileşeni var. Bu işin merkezi hükümet, yerel yöneticiler bir de vatandaş boyutu var. Dolasıyla deprem sorunu herkesin fedakarlığıyla çözülebilecek bir süreç.”

İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanı Dr. Tayfun Kahraman, e-belediye dergisine verdiği röportajda şunları söylüyor: “Kentsel dönüşüm, bir değer yaratma aracı olarak görülmemeli. Kentsel dönüşüm tamamıyla sağlıklı kentlere ve sağlıklı konutlara ulaşmak ve yaşam hakkını savunmak için bir araç. Bunu vurgulamamız gerekiyor. Diğer yerel yönetimlerin de önceliğinin, sağlıklı bir kent ve sağlıklı bir konut altyapısı olmalı. Tabii sadece konut değil, bunun içinde sanayi yapıları, ticari yapılar ve kamu sektörünün kullandığı yapılar da yer alıyor. Tüm bu yapıların sağlıklı hale getirilmesi şart.”

Mevcut tabloda İstanbul, bir deprem değil yeni bir küçük kıyamet bekliyor. Zamanını hiç kimsenin net olarak kestiremeyeceği bu felaket yaşanmadan gereken tedbirlerin alınması şart. Türkiye bir deprem ülkesi. Bu bir gerçek. İnsanların yapması gereken doğaya kafa tutmak değil, uyumlanmaktır. Ancak bu şekilde dünyanın bir parçası olarak varlığımızı sürdürebiliriz. 

Bu kez depremden önce: “Sesimizi duyan var mı?”

Gökçen Parlar Ünal
gokcenparlar@dogayayin.com