Yahudi soykırımından Viyana Sanat Akademisi sorumlu olabilir mi?

05 Ocak 2016 Dergi: Ocak-2016

Hitler'in ölümünün ardından "Kavgam-Mein Kampf" kitabı üzerindeki telif hakkını elinde bulunduran Bavyera Eyaleti’nin kitap üzerindeki haklarının süresi 31 Aralık 2015’te doldu. Adolf
Hitler’in Nazi propagandası ve Yahudi karşıtlığı içermesi nedeniyle 70 yıldır Almanya’da yasaklı olan kitabının yorumlarla genişletilmiş yeni versiyonu, Münih Çağdaş Tarih Enstitüsü tarafından basına tanıtıldı. Üzerinde pek çok tarihçi, sosyolog, psikolog ve iktisatçının üç yıl boyunca çalıştığı kitap için bilim adamlarının yorumları; kötü bir Almanca ile yazıldığı, baştan sona nefret dili kullanıldığı, diktatörlük sevdasının işlendiği, demokratik parlamenter sistemin fenalıklarının anlatıldığı, Yahudilerin aşağılanarak ırkçılık motifinin sıkça işlendiği, bilimsel ve entelektüel bir değer taşımadığı doğrultusunda. Öyleyse ne demeğe yeniden basılıyor? Yetkililer diyor ki: “Yasak oluşun çekiciliği kalksın, kitap bir mit olmaktan çıksın, özellikle gençler ırkçılık ve aşırı milliyetçiliğin bir ulusu dahası insanlığı nasıl felakete sürüklediğini görsün, ders çıkarsın, diktatörlük gibi saçma eğilimlerden uzak dursun”.

Hayat işte… Her şey böyle olmayabilirdi… Eğer bir Yahudi babadan olduğu söylentisi bulunan gayrimeşru babası tarafından sürekli şiddet görmeseydi, şiddet eğilimli olmayacaktı… Aklını başından alan Yahudi kız Stefanie, şiirler dolu mektuplarının birine karşılık verseydi, milyonlarca Yahudi’nin katili değil, güzel bir Yahudi kızın eşi olacaktı… Kız kardeşleri zihin engelli olmasaydı, hastalıklı, sakat ve engellileri katledecek karakter bozukluğuna sahip olmayacaktı ve hepsinden önemlisi iki kez başvuruda bulunduğu Viyana Sanat Akademisi, resimlerini “yetersiz” bulmayıp kaydını alsaydı belki de Adolf Hitler, bir ressam olarak, milyonlarca insanın kanına girmeden yaşayacaktı. Dünya tarihinin değil, sanat tarihinin sayfalarında iyi kötü bir yer alacaktı.

Ama hayat işte… Sen tarihe en keskin anti-semit olarak geç, “üstün ari ırk” diye kendinden geç, ama DNA analizinde, bırak ari ırka mensup olmayı, Aşkenazi Yahudilerinin ve Kuzey Afrikalı Berberi’lerin genleri saptansın. 12 yıllık metresin, hayatının son bir saatinde karın olan Eva Braun’un DNA’sının da Almanya ve Polonya’da yaşayan Yahudilerle neredeyse aynı olduğu ortaya çıksın. ABD’de yaşayan üç akraban, kardeş çocukların, soyunun devam etmemesi için asla çocuk sahibi olmama kararı almış olsun…

Ne yaptığın, nasıl anılacağını belirler. Henrik Eberle ve Matias Uhl’un Hitler Kitabı’nda Adolf Hitler için şu bilgiler yer alıyor*: “Şansölyelik binasında bizzat Hitler’in, hapishanelere sürekli yeni tutuklular yolladığı biliniyordu. Bu konuda şöyle diyordu Hitler: “Zamanımızı mahkemede harcasaydık, çok işimiz olurdu. Ben hukukçu beylere güvenemem. Paragraf cambazlarını işe karıştırmadan... Tutuklamak çok daha pratik... Kendime bu hakkı tanıyorum. Ben kendi kendimin adalet bakanıyım… Hitler, rakibi Röhlm’ü kurşuna dizdirmesinin asıl nedenini yakın çevresine şu sözlerle ifade etti: Artık benimle dalga geçilmesine izin vermiyorum! Bu olay gizli ve aleni tüm düşmanlarıma bir uyarı olsun! Ben Hitler’im! Partinin ve devletin tek bir efendisi var, o da benim… Eski Şansölyelik binası, ölçüsüz bir megalomani içindeki Hitler’e artık yetmiyordu. Vofstrasse’de yeni bir saray inşa edilmesi emrini verdi. – Buraya Yeni Şansölyelik (Başbakanlık) adı verilecekti. Yabancı devletlerin temsilcileri gelecekte Yeni Şansölyelik binasına geldiklerinde, Hitler’in büyüklüğü ve sınırsız gücünün aurası karşısında etkilenmeliydiler…”

Böyle bir adam için mizah da boş durmamış. İşte bir örnek: 1890’lı yıllarda, Avusturya’da** çok iyi kalpli, vicdan sahibi bir adam bir gün bir falcıya gitmiş. Falcı adamın avucuna bakmış ve dehşet içinde “Hayır, olamaz, sen milyonlarca insanın ölümüne yol açacaksın” demiş. İyi kalpli adam panik içinde fırlamış yerinden, tren istasyonuna koşmuş, kendini trenin altına atıp öldürmek ve dünyayı bir felaketten kurtarmak için… Ama tren gelirken rayların üzerinde küçük bir çocuk olduğunu görmüş, hızlıca bir hareketle atlayıp, çocuğun son anda tren altında kalmaktan kurtarmış. Çocuğa sarılıp adını sormuş, çocuk; “Adolf” demiş…

* Cumhuriyet Gazetesi, “Olaylar ve Görüşler”, 9 Ocak 2016.
** Adolf Hitler, Avusturya vatandaşı olarak dünyaya geldi ve Alman vatandaşlığına, 1932’de, yani 43 yaşında, Almanya Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacağı zaman geçti.