Ucuz kömürün asla ödenemeyecek pahadaki faturası

05 Mayıs 2014 Dergi: Mayıs-2014
Evet, ticari kaygılarla, çocuklarımızın geleceği adına yaptığımız her etik dışı hareket, -er veya geç- “bumerang etkisi”yle kucağımıza gelecek. Ahlak yoksunluğunun rasyonel cevabı yok, olmayacak! Arthur Miller, “Bütün Oğullarım” oyununda seyirciye maddi çıkarların manevi değerlerden üstün görüldüğü ve böyle yaşanıldığı zaman sonuçlarının ne kadar acı olduğunu gösteriyor. Hikâye özetle şu: Savaş yıllarında, savaş uçakları için pervane üreten bir şirket sahibi, üretim hatası bulunan çatlak pervaneleri orduya teslim ediyor. Adamın kendi oğlu da bu pervanelerin takıldığı bir uçakla uçuyor ve ölüyor. Oyunun sonunda adam, kendi oğlunun da bu uçaklardan birini kullandığını ve asla evine dönemeyecek olduğunu anladığında, kederinin sadece oğlunun hayatına kastetmiş olmasından kaynaklanmadığını görüyoruz: Adamın vicdanını aktive eden hayatta kalan diğer oğlu oluyor. “Şimdi anlıyorum ki, HEPSİ OĞLUMDU” diyor ve intihar ediyor. İşte o baba-oğul diyaloğu:

“Keller: Ben iş adamıydım… İşler nasıl olur sen bilmezsin. İşin iyi olmazsa, kapatırlar, sözleşmeni yırtarlar, onların umurunda olmaz. 40 yılını bu işe verirsin onlar beş dakikada seni kapının önüne koyarlar… Ne yapabilirdim? 40 yılımı alsınlar mı, tüm ömrümü alsınlar mı? O parçaları kullanacaklarını hiç düşünmedim. Tanrı şahit, yemin ederim birileri uçmadan durdururlar dedim.

Chris: O zaman niye sevkiyat yaptın?

Keller: Onlar fark edene kadar iş sürsün istedim ve böylece bana ihtiyaçları olacaktı ama haftalar geçti ve hiç iade olmadı, onlara anlatacaktım.

Chris: Niye anlatmadın?

Keller: Çok geçti. Gazetenin baş sayfası boydan boya bu haberle doluydu. Yirmi biri düşmüştü, çok geçti… Ellerinde kelepçelerle dükkâna geldiler ne yapabilirdim? Chris senin için yaptım, bu bir şanstı ve senin için kullandım. Altmış bir yaşındayım senin için ne zaman bir şey yapacak fırsatım olabilir?

Chris: O zaman düşeceklerini düşündün…

Keller: Belki olabilir diye korktum.

Chris: Korktun! Sen nasıl bir adamsın? Çocuklar o başlıklarla gökyüzündeydiler. Bunu biliyordun!

Keller: Senin için bir iş kurdum.

Chris: Benim için! Sen nerede yaşıyorsun? Nereden geldin? Benim içinmiş! Ben her gün ölüyordum ve sen benim arkadaşlarımı öldürüyordun ve bunu benim için yaptın. Kahrolası işin için ne düşüneceğimi sanıyordun? Tüm düşünebildiğin bu mu? İş! Neymiş bu? İş dünyası! Benim için yapmışmış! Senin bir vatanın yok mu? Bu dünyada yaşamıyor musun? Nesin sen kahrolası? Bir hayvan bile değilsin, hiçbir hayvan diğerini öldürmez, sen nesin?”

HİÇBİR TİCARİ HEDEF, BİR TEK İNSAN CANINDAN DAHA FAZLA DEĞER TAŞIYAMAZ!

Maden Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası ve diğer mühendis odaları, özellikle son yıllarda birbiri ardına raporlar yayımladı ve uyardı: “Özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma” ile denetim eksikliği sonucunda tehlike kapımızda” diye… Dünyada en büyük kömür ocakları ABD ve Çin’de bulunuyor ve Türkiye, bu ülkelerdeki “iş kazaları” oranını çoktan aşmış durumda.
Başbakan Erdoğan konuyla ilişkili konuşmasında “…kömür ocaklarında bu olanları, lütfen buralarda bu olaylar hiç olmaz diye yorumlamayalım. Bunlar olağan şeylerdir. Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok” dedi.
Hayır, yüzlerce metre yerin dibine soktuğunuz insanların “fıtratında” (yani yaratılışında, doğasında) ölüm olmamalı! Ticaretimize hizmet eden tüm canlarımızın yaşamı; sorumluluğumuzdadır. Can kaybının “pardon”u olmaz!

* İş Güvenliği Uzmanları, bizim şirkette grafik departmanında yapıştırıcıyı kapalı dolap içine koymamızı, yazı işlerinde su sebilini elektrik kablolarından bilmem kaç metre mesafede olması gerektiğini söyledi, fotoğraf çekti, görüntüledi… Ayak burkulabilir, düşülebilir diye basamaklarımızın yüksekliklerini ölçtüler… Bize uygulanan iş güvenliği kontrolleri ile “maden” sektöründeki “iş güvenliği” kontrolleri arasındaki fark; “ölümle-yaşam arasındaki farktır”, “fıtrat” değil…
13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’da hayatını kaybeden tüm madencilerimize rahmet ve ailelerine sabır dileklerimizle…

                                                                                                                                        Oya Bakır
                                                                                                                  oyabakir@dogayayin.com

Etiketler