Freud mu Can Dündar mı?

19 Ağustos 2016 Dergi: Ağustos-2016

“İnsana dair algılar ikiye ayrılır: ‘İnsan iyi yaratılmıştır, koşullar onu kötü yapar’ diyenler… ‘İnsan vahşi güdülerle doğar, zamanla ehlileşir’ diye düşünenler… Ben, ilkine yakınım” diyor Can Dündar, Kafa dergisindeki yazısında. Dündar, her çocuğun dünyaya geldiği an itibarıyla şefkat görmesi veya dövülmesi, sevgi ile veya nefret ile büyütülmesiyle “karakter sandığı”, kendisi için biçilen kıyafete büründüğünü söylüyor. “Kemer kamçılarının kızarttığı çocuk sırtlarının, okşanmış evlat başları karşısındaki mağlubiyetidir bu… Öfkenin, sevgiyi meydanlardan kovuşudur” tespiti karşısında iyilere sahip çıkılması, iyiliğin safında bir arada durmamız gerektiğini ileri sürüyor Dündar.

Şimdi bu doğruysa Sigmund Freud’u ne yapacağız? İnsanın yaşam enerjisini veren “libido”nun cinsellik dürtülerinden oluştuğunu öne sürerken, patlayan I. Dünya Savaşı’nı üç oğlu da Avusturya ordusunda savaşırken izlemek zorunda kalınca, dehşete düşer Sigmund Freud, libido tanımını değiştirir ve libidonun cinsellik kadar saldırganlık dürtülerini de barındırdığını öne sürer. Freud haklıysa, Can Dündar yanılıyor ve ‘İnsan vahşi güdülerle doğar, zamanla ehlileşir’ diye düşünenler de haklı.

Merhamet ve vicdan yoksunluğu bizde ve her yerde şiddeti, şiddetse dünyanın sonunu getirecek diyorlar ya, -bu gerçek bir rüya- her şeyin üzerine uyudum, düşümde şunu gördüm: Aslında şiddet dünyanın sonunu getirmiş, kurtulanlar olmuş, bir başka gezegene kaçmış. Göçtükleri yerde akılları başına gelmiş ve -her zamanki gibi- bir zihin açılması, bir “pardon” ötesi olmuşlar ve şunu düşünmüşler; insandaki defoları genlerimizden silelim… İnsanlığın bu “arkaik” (onlara göre) tipini analiz edelim, yanlış olan, kötü olan ne varsa genlerden silelim dediği bir durumda dünya, artık onlar için “çok gelişmiş bir yaşam formatının bir tür sosyoloji laboratuvarı”. Cümleten içimizdeki kötünün sınandığı bir süreçten geçiyormuşuz gibi.

O insanlar şiddetin, “bilmem kime ölümün” sloganı, işkencenin, yok etmenin söyleminde iken uyandım ve şöyle hissettim: İnsan olmak için gereken vicdan ve merhametten vazgeçmemek gerek. Hâlâ sahip olduklarımızın korunabilmesi için yan yana, bir arada durmak gerek. Adalete inancımızın ve saygımızın örselenmemesi gerek. Çünkü umudumuz bu kaynaktan beslenecek.

Oya Bakır
oyabakir@dogayayin.com