Header Reklam

'Teknik şartlar' ile 'hayat şartları' uyuşmayınca...

05 Temmuz 2011 Dergi: Temmuz-2011

Yaklaşık yirmi yıldır Türk Tesisat Sektöründe yeniliklerin yansıması, yansıtıcısı olmaya çalıştık. Türkiye?nin en ücra noktalarında ?bu teknikler var, şuna yarar? demeye çalıştık. Ama yaşamın, hiç de teknik olmayan sebepleriyle yoğrulmuş gerçekleri var. Onları nasıl aşacağız? Şunun gibi: ?Yıllardır çatı aktaran, yani damlatan, akıtan çatıları onaran ustalardan biri, bir gün hastalanmış. Gelen çatı onarım talebi için oğlu, ?sen dinlen, ben giderim baba? demiş. Döndüğünde baba sormuş: ?Ne yaptın?? diye... Oğlu ?delinmiş bir kiremit vardı, onu değiştirdim? demiş. Adam; ?oğul ne yaptın, ben seni o delik kiremitle okuttum, bu günlere getirdim. O delik kiremitin yerini sürekli değiştirerek...? demiş. Demem o ki; teknik doğrularla hayatın doğruları her zaman aynı kapıya çıkmıyor. Yazlıklar, yazlıkçılar bu tespiti doğrulayan tipik örnektir. Yazlık evin en havalı tarafı ?adı?dır. Yazlık sahipleri için genellikle bu ?ikincil ev?leri, ikincil derecede öneme sahiptir. Birincil evlerinde kullanmadıkları, artık kullanmak istemedikleri eşyaları yazlıklarına transfer eder, yazlıkların tefrişi, mefruşu için fazla para harcamak istemezler. Yazlıkların tesisat sistemlerinin hali daha da acıklıdır. Adını sadece o yörede duyduğunuz, gördüğünüz malzemelerle yapılan tesisatlar, yazlıkçılar için rutine dönüşen sorun gündemi yaratır. Zaten pek çoğu su konusunda sıkıntılı olan bu beldelerde suyun verimli kullanımı, elektriğin verimli kullanımı, aslında birçok bölgeye göre çok daha büyük önem taşır. Sadece belirli bir zaman kullanıldığı için, sık kontrol olanağı bulunmadığı için, malzemenin, sistemin uzun ömürlü olması; kullanıldığı dönemde sorun yaratmaması istenmez mi? Hayır. Yazlıkçıların çoğunun böyle bir talebi yok. Pek çok kişi halâ markası bildik olan ürünlerin diğerlerine oranla çok ama çok pahalı olduğunu düşünüyor. ?Daha az kullanıyorsam daha az para ödemeliyim? diyor.

Ama hep bir şeylerin tamiri için zaman ve para sarf ediliyor... Olsun, yazlıkta zamandan bol ne var, para dersen daha ufak dilimler halinde olduktan sonra daha sık bizi terk etmesine aldırış etmiyoruz. Yani her yıl, bilemedin iki yılda bir çatıdaki su deposunu, tüm bağlantıları ile birlikte değiştirmek zorunda kalmak sorun olmuyor. ?Buraların suyu böyle, çok çürütken. Yapacak bir şey yok? diye düşünmek de yaz sıcağında daha iç ferahlatıcı geliyor. Anti-korozif malzemelere ne oldu? Paslanmaz çelik diye bir şey yok muydu? ?Kireçli suyla da bulaşıklar hiç yıkanmış gibi durmuyor? ama manyetik kireç önleyiciler, solüsyonlara da gereksiz masraf sayılıyor.

Bu bölgelerin tesisatçı kuruluşlarına ait veri bankamızı daha güçlendirmeliyiz diye düşünüp usanmadan yeni adresler topluyoruz ama bir de şu var; göçmen kuşlar misali sadece yazın gelen müşteri kitlesine on yıl dayanacak malzemelerle tesisat kuran tesisatçı, ilk yıl tesisatçılık geri kalan dokuz yıl başka bir iş mi yapacak? Yani adam bilmiyor değil, müşteri talep ve beklentilerine, hane halkı talep ve beklentilerine uygun davranmak zorunda, ne yapsın... Bazen ?hayat şartları?, ?teknik şartların? önüne geçiyor.

 

Meselenin kökten çözümü, algı dünyamızda ?ucuz? ve ?pahalı?, ?değer?, ?verim?, hatta ?milli servet? gibi kavramların doğru yerlerini bulmasında...

 

 

Oya Bakır

oyabakir@dogayayin.com

 


Etiketler