Header Reklam

Sabahattin Sunguroğlu'nu Unutmayacağız

05 Temmuz 1993 Dergi: Temmuz-1993

Türkiye kazan sanayisinin büyük ustası; çok değerli makina yüksek mühendisi ağabeyimiz Sabahattin Sunguroğlu'nu yitirmenin büyük acısı altında yazıyorum bu satırları...

Biz rahmetli Sunguroğlu'nun kişiliğinde yalnız başarılı bir sanayiciyi, yalnız çok değerli bir meslekdaşımızı değil; aynı zamanda bir "sektör öncüsü"nü, bir "sektör önderi"ni ve hepsinden önemlisi gerçek bir yurtseveri yitirdik. Dergimizin Kasım 1992 tarihli 3. sayısında Türkiye Kazan ve Basınçlı Kap Sanayicilerinin "Duayen"i yurt sevgisini ve ulusal bilincini şöyle dile getiriyordu : "1946 yılında Amerika dönüşü, kazan ve basınçlı kapların çeşitli ülkelerden ithal edildiğine üzülerek şahit oldum. BUNA HİÇ GEREK OLMADIĞINI VE GEREK KAZAN VE GEREKSE DİĞER BASINÇLI KAPLARIN YURDUMUZ İMKANLARIYLA YERLİ ÜRETİLEBİLECEĞİ KARARINI VERDİM. İlk kazan üretimine başladım." Köşedönücülüğün, işbitiriciliğin "yükselen değer" ya da "çağdaşlık" sayıldığı bir dönemde, rahmetli Sunguroğlu'nun ulusal kaynaklara dayalı, ulusal teknolojiyi geliştirmeyi amaçlayan bu yurtseverce yaklaşımı kimilerine "çağdışı" gelebilir. Oysa özellikle günümüzde böylesine yurtseverce bir yaklaşıma her zamankinden daha çok gereksinmemiz var. Rahmetli Sunguroğlu, daha 1946 yılında, yani yaklaşık yarım yüzyıl önce "Kazan ve Basınçlı Kapların yurdumuz imkanlarıyla yerli üretilebileceği kararını verdim. İlk kazan üretimine başladım" diyor. Bu kararın verildiği tarihe dikkat ediniz : 1946. Yani 2. Dünya Savaşı'nın hemen sonrası. Ülkemizin teknik bilgi birikimi ve deneyimi çok sınırlı; ülkedeki makina mühendisi sayısı daha bin kişiyi bile bulmamış; özel sektördeki sanayi yatırımları çok cılız; bir makina mühendisleri odası bile yok. Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıktığı tarihte (1919) dünyaya gelmiş bulunan rahmetli ağabeyimiz "ahval ve şerait ne olursa olsun" diyerek inançlı, bilinçli ve kararlı bir biçimde eyleme geçiyor, ilk yerli kazan üretimini 1947 yılında gerçekleştiriyor. Bu ilk kazan Balta Limanı Hastanesi'nde uygulamaya konuluyor, ikinci kazan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Merkez Isıtma Sistemi'nde kullanılmak üzere 1948 yılında imal ediliyor. Ve hepsinden önemlisi BU KAZANLAR YARIM YÜZYIL SONRA HALA KULLANILIYOR. Böylece yurtseverlik bilinci ile harekete geçen Türk mühendislerinin en zor koşullarda bile başarılı olabileceğine tanık oluyoruz. Üstelik rahmetli Sunguroğlu bu üstün başarılarını gerçekleştirirken henüz 28 yaşında.

Tüm yaşamını ülke sanayiinin gelişmesine adayan rahmetli ağabeyimiz ne yazık ki 1992 Kasımında bize şöyle diyordu : "YURDUMUZDA KOLLEKTİF ÇALIŞMA BİLİNCİ, HENÜZ TÜM MÜESSESELERİ İLE CİDDİ BİR ŞEKİLDE YERLEŞEMEMlŞTlR."

Bugün 1946 yılında değiliz; ülkemizde 150.000'e yakın mühendis var ve bunların yaklaşık 40.000'i makina mühendisi. Ülke sanayii, 1946'ya göre çok gelişmiş durumda. Sadece Makina Mühendisleri Odası değil; yüzlerce şubesi ve temsilciliği ile tüm 19 mühendis-mimar odası ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği var. Ama hala eksik olan şey "KOLLEKTİF ÇALIŞMA BİLİNCİ". İşte bunun içindir ki rahmetli Sunguroğlu'nun yolundan yürümek istiyorsak, önce yurdumuzu sevmek, sonra kendimize güvenmek ve "kollektif bir çalışma bilin-ci"nde bütünleşmek zorundayız. Bu yönelimimizde O'nun yaşamı, yaşam ve çalışma ilkeleri bize yol gösterecek. Yattığı yer nur olsun.

 

Saygılarımla,

Dr. Sedat OZKOL

Genel Yayın Yönetmeni