Header Reklam

Panopticon toplumuna dönüşümde medyanın gücü

05 Ağustos 2011 Dergi: Ağustos-2011

İktidar olgusunun doğasında, "gözleme-gözetim altında-kontrol altında tutma" vardır. Bugün iktidar, gücünü ve bekasını her zamankinden daha fazla koruyabilecek ortama sahip. Bugün toplum, "Panopticon" toplumuna dönüşümünü tamamlamış sayılır. Artık kimse kendisini sistem dışında tutamaz.

"Panopticon", 18.yüzyılın sonlarında İngiliz düşünür Jeremy Bentham'ın "hapishane projesi"dir. Ama asıl kavramsal ünü, Fransız düşünür Michael Foucault?un 1975?te yayınladığı "Hapishanenin Doğuşu" kitabından gelir. Bütünü (pan-) gözlemlemek (-opticon) anlamına gelen bu tasarımda, hapishane hücreleri bir çember etrafına dizilidir ve ortada bir gözetleme kulesi bulunur. Gözetleme kulesinden bakıldığında bu dairesel yapıdaki tüm hücreler tam olarak bir görünebilirlik alanı içinde kalır. Kulenin içi karanlıktır. Yani hücredekiler kulenin içini göremezler. Orada biri varsa görülebildiklerini bilirler, ama orada gerçekten birinin olup olmadığını bilemezler. Gözetleniyor olma ihtimaline karşı, kendi kendilerini kontrol altında tutarlar. Foucault, böyle bir sistemi kurup insanları her an gözetlenebileceklerine inandırırsanız, o kuleye gözetleyen birini koymanıza gerek kalmaz diyor:  Bu takdirde insanlar ?kendi kendilerini sınırlandırmaya başlayacaklar, iktidarı kendi içlerine kaydedecekler, iktidarın hem nesnesi hem de öznesi olacaklar?? Kavramsal olarak panopticon görünmez ama güçlü bir iktidar yaratır. Bu görünmez gardiyan fikri, bireyleri sistemle uyumlu, sistemi içselleştirmiş hale getirir. Felsefe hocası Ferda Keskin özellikle Batı?nın bir Panopticon toplumuna dönüştürüldüğünü, bu dönüşümün yolunun da özneleştirmeden geçtiğini söylüyor. ?Eğer siz bir toplumu, o toplumun çoğunluğunu, belli birtakım davranış biçiminin hastalık olduğuna ve tedavi gerektirdiğine inandırabilirseniz, o zaman o insanlar, sırf kendilerini hasta olarak görmek, kendilerine bu hastalığı yakıştırmak istemediklerinden, bu davranış biçiminden kendiliklerinden feragat edebilirler. Bunu yapmanın en iyi yöntemi de o davranış biçiminin bir hastalık olduğunu bilimsel bir tespit olarak söylemek ve insanları buna inandırmak. Bu son derece ekonomik ve etkili bir iktidar mekanizmasıdır. Zira buna inanmış ve kendisine o hastalığı yakıştırmayan insanlar sınırlamayı kendiliklerinden getirdiklerinde, bunun için hiçbir para harcamanıza gerek yok?.

Medya her zaman, kanaat oluşumu ve yayılımı görevini icra etmiştir. Ama özellikle bilişim, iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile yeniden boyutlanan ?yeni medya?, küresel panopticon?un tesisinde başat rol oynuyor. Bireyler kendi rızalarıyla, kendilerine ait her türlü bilgiyi internet ortamına taşıyor. Herkes bilgisayarlarına, elektronik postalarına girilebileceğini, telefonlarının dinlenebileceğini de biliyor. Artık ?karda yürüyüp izini belli etmemek? ne mümkün? Zaten pek çokları izini gizlemek değil, mümkün olsa ?tellal çığırtarak? duyurmak istiyor (Bunun için özel web siteler bile var; ?şu an neredeyim?? bilgilerini ?an-ı anına? giriyorlar). Eskiden oturdukları apartmanda kendi dairesine ait zilin üzerine isim yazmamayı bile temkin sayanlar, şimdi sosyal paylaşım sitelerinde yaptıklarını, yapamadıklarını paylaşıyor, hatta ?muhalefet? yapıyorlar. Bir düşünür de bu duruma uygun olarak şunu söylemiş: ?İktidarın gözü önünde muhalifçilik oynamakla, iktidarın gözünden kaçan yerde muhalefet yapmak arasında büyük bir fark vardır. Modern toplumda yaşamak, elektronik gözetim altında olmaktır?.

 

Oya Bakır

oyabakir@dogayayin.com


Etiketler