Header Reklam

Farkında olup, farkında kalmak

05 Mart 2007 Dergi: Mart-2007
Eskiler bilir, eskiden olsa "farkında olmak neye yarar, neye yeter?" diyebilirdik olan biten karşısındaki sessiz kalış için. Çünkü eskiden "sadece bilmek yetmez" diye düşünürdük, hiçbir şey yapmaksızın sadece bilmek. "Pasif eylem" diye tanımlayacağımız duruşlar, yaklaşımlar küçümsenirdi, "eylemsizlik" olarak kabul edilirdi ve eylemsizlik, bilincin yeterince olgunlaşmamış oluşunun bir göstergesiydi.

Oysa şimdi, farkında olduğumuz şeylerin farkında olanları hemen ayırıyoruz diğerlerinden ve saygıyı esirgemiyoruz. İçimizden çocuksu bir sevinçle "evet" diyoruz, "işte o biliyor". Bildiğimizi bileni seviyoruz ve yetiniyoruz görülmesi gerektiğine inandığımızı gördüğü için. Çünkü şimdi, köprülerin altından o kadar çok su geçti ve suyun yatağı öylesine kurudu ki, daha geçecek nice sular olduğuna duyulan inanç da zayıf düştü. Bildiğimizi biliyor sandıklarımız, bilmeyenlere çoktan katılmış. Farkında bildiklerimiz, farkındalığından vazgeçmiş. Ama umutsuzluğa yazgılanmayı da kabullenemeyişimiz var serde.. Farkında olan bir kişinin gözleriyle karşılaşmak, bir sözüyle gurbetteymişiz de ana dilimizden bir "merhaba" duymuşuz gibi sıcacık irkilmek, bizim için "umut" demek. Artık farkında olmak, eylemin ta kendisi. Farkında kalış berdaim, onurlu bir duruş; özgüvenimizi ayakta tutan.

Eskiden öylesine uzaklara bakıyormuşuz ki, yanımızda, yanıbaşımızda olan bitene kayıtsız kalmışız da bilememişiz. Şimdi uzaklar öylesine uzaklaşmış ki göremeyeceğimize inanmışız veya biz, öylesine yorulmuşuz ki, uzaklar bizi ürkütmüş, hep mücadele ettiğimizi düşündüğümüz kötülükleri o kadar yakınımızda hissetmişiz ki, yanıbaşımızda olanları korumaktan daha önemli bir mücadelemiz kalmamış.

Ama bu "beyaz bayrak çekmek" değil, sadece önceleri göremediğimiz yakınsak açıları da görebilmemiz, inancımızı, özgüvenimizi sıkı bir imtihandan geçirmemiz, düşüncelerimizi sığ sulardan okyanuslara çıkarabilmemiz için yaşamamız gereken çetin bir dönem.

Hollywood filmlerinde de öyle olmaz mı? Kahramanımız, ne kadar yara alırsa alsın, ikna olacağımız bir ölüm sahnesi yoksa, filmin devamı çekilebilir demektir. İnsanın insanı yok etme çabası da, insanın hayatı koruma, var kalma çabası da devam edecek. Hayatın sürmesini sağlayan şey, çelişkiler ve onların arasındaki sürtünmeden doğan hareket, devinim değil midir? İnsanoğlu hırsının kurbanı olarak, başkalarının yok oluşunu ve sahip olunabilecek her şeye sahip olmayı isterken, şüphesiz bunu başardığında oyunun biteceğini düşünemiyor. Ama hayat, kendi varlığını sürdürebilmek için direnecektir. Yok edilmek istenenler direnecektir. Yok etme değil, var kalma çabası galip gelecektir. Çünkü var kalma çabası, hayatın varlığını da korur. İnsanlık için sonlu olan tek şey, insan ömrüdür. Her şeye rağmen hayat kendini koruyacak ve var kalacaktır. Bunu yapmak için değişecek, değiştirecektir, üstelik de neleri değiştirmesi gerekiyorsa hepsini..

Hiçbir farkında oluşu küçümsemediğimizde, hayatın kendini koruyacak gücünü besleyeceğimize inanıyorum ve bunun "hiç yoktan iyidir"den fazlası olduğuna..

Hoşça ve farkında kalın..

Sevgilerimle

Dr. Oya BAKIR

oyabakir@dogayayin.com

Etiketler