Eski köye yeni adet getirin!

05 Aralık 2011 Dergi: Aralık-2011

Evet, ?eski köye yeni adet getirilmez? düşüncesini yıkın ve eski köye yeni mi yeni adetler, cin mi cin fikirler getirin. İşte inovasyon kavramı, aşağı yukarı böyle bir anlam taşıyor. İnovasyon, Latince "yeni ve değişik bir şey yapmak" anlamına gelen "innovare" kökünden türetilmiş. Buradan da her yeniliğin inovasyon olmayacağı hissediliyor. Her ar-ge projesinin inovasyona dönüşemediği görülüyor. Bir şey bulan, mucit olabiliyor ama mutlak surette inovasyoncu olamıyor. Türk Teknoloji Vakfı buna Singer?i örnek gösteriyor: Sanılanın tersine Isaac Singer, dikiş makinasını icat eden kişi değil. Yani dikiş makinasının mucidi değil ama ?uyanığı?. Dikiş makinasını Amerika?lı Elias Howe, 1846 yılında icat etmiş ama bunu inovasyona dönüştüremeyince icat ettiği makinaya adını verme ve bundan milyarlarca dolar kazanma şansını kaybetmiş. Howe?un icadından dört yıl sonra Isaac Merritt Singer, 40 dolar borçlanarak ilk düz dikiş makinesini Boston'da üretmiş. Bir yıl sonra da patentini almış, şirketini kurmuş. Bu örnekten de görüleceği gibi bir buluşun inovasyona dönüşmesi için, bir bilim ve teknoloji etkinliğinin pazarlanabilir, bir ihtiyacı veya beklentiye cevap verebilir, bir fayda olarak pazara sunulabilir somut bir çıktı haline gelmesi lazım. İnovasyon, fen bilimlerini sosyal bilimlerle bütünleşik bir çatı altında bir araya getiriyor. Sürecin teknik tasarım boyutunun yanı sıra tasarımda çelişkiye neden olan parametrelerin tespiti, analizi, pazar ve rekabet analizleri, patentlerin takibi gibi boyutları da bulunuyor. Özetle parlak fikirler; bir yaratıcılık süreci çıktısı, onların ticari değerlere dönüştürülmesi ise bir inovasyon süreci çıktısıdır. İnovasyon sistematiğinin ve tekniklerinin gelişmesi, 20. yüzyılın ikinci yarısı itibarıyla ivmeleniyor. 1950?lerde beyin fırtınası, 1970?lerde inovatif tasarımdan bahsedilmeye başlanıyor.

Birkaç gün önce Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ev sahipliğinde düzenlenen ?Türkiye İnovasyon Konferansı?nda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ?İnsanlık tarihi aslında inovasyonun tarihidir. İnovasyon alanında yürümek değil artık koşmak gerekiyor? sözleri ile Türkiye için inovasyonun öneminin altını çizdi. Bu bağlamda Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün de, ?Ar Ge ve inovasyon konularına önem vererek üniversite sanayi işbirliği güçlendirmek Türkiye için tercih değil zorunluluktur. 2012 itibari ile her sene 500 genç tekno girişimciyi destekleyeceğiz, onlara hibe olarak 100 bin lira vereceğiz? dedi. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türkiye?nin icat çıkartan, eski köye yeni adet getiren, hatta sürüden ayrılanı kurtların yemeyeceği bir ülke yolunda değişim geçirdiğini söyledi. İnovatif düşünmenin Türkiye için yalnız şart değil aynı zamanda mecburiyet olduğunu belirten Büyükekşi, ?Türkiye?nin ihracatının rekabet gücü inovasyondan geçiyor. Hedefimiz inovatif kalkınma. Bu süreci iyi yönetirsek ?2023?te 500 milyar dolar? hedefine rahat ulaşırız? dedi.

İnovasyonun peşinde olanların önemli bir kısmı doğayı izliyor, inovasyonun ipuçlarını doğada arıyor. Bir kısmı konuya çok yönlü bakabilmek, hipotez körlüğüne düşmemek için multi-disiplin grupları oluşturuyor. Bu süreçte belki de en önemlisi hipotez körlüğüne düşmemek, belli verilere takılıp analiz etme sürecini ıskalamaktır. Bazen çözüm, en basiti düşünebilmede gizlidir. Kristof Kolomb?un yumurtası hikayesi buna iyi bir örnektir:

İspanyol aristokratları, Kristof Kolomb?u küçümserler ve vizyonunu sınamak için bir yumurtayı dik olarak dengede tutmasını isterler. Kolomb yumurtanın ucunu hafifçe kırarak yassı hale getirir ve tabağa yerleştirir. Aristokratlar ?bu zor bir iş değil ki? derler. Kolomb şu yanıtı verir: ?Evet, işlem zor değil. Zor olan bunu düşünebilmektir.?

Mutlu Seneler...

                                                                                                                      Oya Bakır

                                                                                                            oyabakir@dogayayin.com


Etiketler