Header Reklam

'Dünyanın merkezi tam da ayağımı bastığım yer.. İnanmıyorsan ölç' diyen Nasreddin Hoca'yı referans alırsak...

05 Temmuz 2010 Dergi: Temmuz-2010

Bilgi, sözlü sunumda bilinmeyen bir boşluğa doğru, havadan hafif bir gaz bulutu olarak savrulup giderken, yazmaya kalkıştığınızda kan basıncınızı yükselten kaygılarınıza dönüşebiliyor. Zira aktardığınız bilginin (veya bilgi zerreciklerinin) mutlaka bir dayanağı olmasına ihtiyaç duyuyorsunuz. İyi de neye endişe duymadan dayanarak bir bilgi kırıntısını barındıran cümlenizi kuracaksınız? Septik bir psikoloji içinde debeleneceğime referansımı verip geçerim, gerisini referansım düşünsün diyebilirsiniz ama referansınızın paçanızı kurtarmaya yetmeyeceğini görmeniz çok da geç olmayacaktır. Referansınızın güçlü olmasına özen gösterebilirsiniz, ama referansınızın gücünden nasıl emin olacaksınız?

Zira, yaygın kanaate göre güçlü sayılabilecek referanslar arasında bile anlamlı farkların pekala olabildiğini çoğumuz biliyoruz. Ama pek çoğumuz, çok ciddi sempozyumlarda, ciddi kurumların dikkatlice hazırlanmış beyanatlarında dile getirilen sayıları, yüzdeleri sorgulamadan - sorgulayacak karşı kaynakları bilemeden- söyleneni hafızalarımıza kaydediyoruz. Güncel bir örneğe şöyle bir bakalım: Dünyanın enerji arzı kaynaklarının ne kadarı hangi kaynaktan sağlanıyor? Türkiye'de bu dağılımın sayısal verileri neler? CO2 salımında Türkiye'nin payı nedir? Yenilenebilir enerjilerin kullanımı ve potansiyelleri konusundaki veriler neler? Bu ve benzeri pek çok veri için bulabileceğiniz kaynakları karşılaştırın,"pişti" yapabilmenin ne kadar zor olduğunu göreceksiniz.

Bu konunun ilk aklıma düştüğü anı hatırlıyorum; Kadıköy İskelesi'nde vapura binmek üzere arkadaşlarımı bekliyordum. Çevreci bir örgütün inançlı gençleri, örgütün çalışmaları hakkında halkı bilgilendirmek, çevre konularında toplumsal bilincin güçlendirilmesine çalışmak ve kurumun dergilerine abone yapmak gibi amaçlarla insanlarla konuşmaya çalışıyorlardı. Arkadaşlarımı bekliyordum, zamanım vardı ve halka ne anlattıklarını bilmek istedim.. Benimle konuşan ve heyecanı sesine vuran genç kız, "Avrupa'nın en büyük rüzgar enerjisi potansiyeli açısından ikinci sırada olduğumuzu biliyor muydunuz?"dedi. "Hayır, bilmiyordum, birincisi kim?" dedim.. Kız önce duraksadı, ardından "her şeyde olduğu gibi ABD'dir muhakkak" dedi.. Birileri, başka birilerinin bilgilerine kaynak teşkil ediyor.. İşte burada bir bilgiyi içeren cümleyi kuranın sorumluluğu kendini gösteriyor. Bilgiyi içeren cümleyi kuran, bu işi sözlü olarak yapmışsa, cümlesi onun sorgulanmasına delil teşkil etmiyor. Ama sözün uçup yazının kaldığı aleme bırakmışsa cümlesini..

Malum, Mayıs ayı sektör için büyük performansların trafik yükü ile ezildi. Kongreler, sempozyumlar, paneller birbirini izledi. Enerji, baş roldeydi. Söylenenleri de yazılıp çizilenleri de takip etmeye çalıştık. Topladıklarımıza baktık; neymiş enerji kaynaklarının ömrü? Bir kaynakta petrol için 41 yıl deniyor. Yani 40 veya 45 bile değil. Neredeyse yerel saatlere göre geri sayım saati gösterecekler. Kömür konusu daha da ilginç; 122 yıl, 500 yıl arası değişen sayılar mevcut. Türkiye elektrik üretiminin kaynaklarına göre dağılımı da; kimi kaynak elektrik üretimimizde doğalgazın payını % 32, kimisi % 52 olarak gösteriyor, çoğunlukta %%0'ler civarında diyor. Enerjinin ne kadarını nerede kullanıyormuşuz konusu da rivayete açık.. Sanayi % 47, binalar % 31, ulaşım % 19 diyen de var, sanayi % 39, konut ve hizmetler % 30, tarım % 5 gibi verileri öne sürenler de..

Geçenlerde bir dostumuz; "ben bir süre güneş enerjisi ile verileri toplamaya çalıştım, ama aralarında bir korelasyon kuramadığım için bıraktım. Şimdi kendi tahminlerimi türetiyorum, sanırım daha sağlıklı.." dedi. Ya gerçekten güvenilir ölçüler dahilinde veri üretilemiyor, ya da üretilen veriler, verilmek istenen mesaj doğrultusunda revize ediliyor.. Tabii ki bir de bu iki durumun dışında, güvenilir sandığı kaynağın verisini "doğru" kabul ederek zikreden iyi niyetli kader kurbanları olabiliyor..Doğru tespitler için önce doğru veriler gerekiyor. Rakam vererek konuşmak, çoğu zaman güven uyandırıyor. Ama rakamlar konusunda şüpheci yaklaşmak da gerekiyor hani..

Oya Bakır

oyabakir@dogayayin.com

 


Etiketler