Dijital dünya, dijital korkular ve dijital kehanetlere karşı büyüyor

05 Mayıs 2012 Dergi: Mayıs-2012

Son dönemde Web'in yok olacağını, önümüzdeki beş yıl içinde Facebook'un ve Google'ın yok olacağını öne süren dijital kehanetlere dair pek çok şey yazıldı, sosyal medyanın şirketler tarafından analiz edilmeden kullanılması sonucu itibar kaybı ile karşı karşıya gelmelerine şahit olundu. Öte yandan 33 ülkede faaliyet gösteren IAB (Interactive Advertisement Bureau) kaynaklı rapora göre; dijital reklam yatırımları 721 milyon TL hacmine ulaştı. Bunun 339 milyonluk kısmı "Arama Motoru Reklamları"na ait. Aynı raporda mobil reklam yatırımlarının da 25 milyon TL hacminde olduğu görülüyor. IAB Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Pura, 2012'de Türkiye'de dijital pazarlamanın % 40 büyüyeceğini öne sürüyor. 25 milyon internet kullanıcısı olan ülkemizde 4-12 yaş grubu çocukların % 40'ının Facebook hesabı olduğuna inanabiliyor musunuz? Pek çok ihtiyacını kendi başına karşılayamayan 3-5 yaşındaki çocukların, yeni nesil akıllı cep telefonlarının bütün özelliklerini bildiğine ve bunları kullandığına şahit oluyoruz, her seferinde şaşırmayı elden bırakmadan?

 

Sosyal medya, bulut bilişim ve mobil cihazların entegrasyonu ile ivmelenen yeni bir trend söz konusu. Birkaç ay önce iş dünyasına analitik çözümler sunan SAS, bu trendi irdeleyen bir etkinlik düzenlemişti: SAS Business Analytics Series 2012. Bu etkinlikte "Web yok olacak" diyen dünyaca ünlü gelecek bilimci Mike Walsh sosyal medyaya dikkat çekmişti: "Web yok olacak. Geleceğin çocukları 'on line' olmak gibi bir terime aşina olmayacaklar, çünkü hiç 'off line' olmayacaklar. Tarayıcılarla web'e bağlanmak da tarih olacak. Kullandığımız el aletleri, ev aletleri, her şey, her an yanı başımızda olacak bir network'ün parçası olacaklar. O gün geldiğinde en başarılı şirketler listesinde belki Facebook, Google veya Apple markalarını göremeyebiliriz. Onlar da 90'larda AOL, Microsoft ve IBM'in karşılaştıkları zorluklarla karşılaşacaklar. Hayatta kalmaları tamamen tüketiciyi doğru anlamak, analiz etmek ve istediklerini yerine getirmelerine bağlı olacak. Son hızla ciddi anlamda kritik bir noktaya ulaşmak üzereyiz; günümüzde dünya nüfusunun büyük çoğunluğu sadece 'on line' yani çevirim içi olmakla kalmıyor; birbirleri ile bağlantı halinde yaşıyor. Bu da her şeyi, ama her şeyi değiştiriyor; iletişim şeklimizi, markaları keşfediş yollarımızı, kendimizi eğlendirme seçimleri, hükümet seçiş yöntemlerimizi ve son tahlilde diğer insanlar nezdinde kendimizi konumlandırma şeklimizi. CEO da olsanız, ülke lideri de olsanız şu gerçek değişmiyor; sosyal medya gerçek anlamda bir devrim." (Tabii ki bir kuşak için tersine devrim)
Forbes Dergisi'nin internetteki blogunda ise Web 0.1'den sonra kullanıcının içerik üreterek şekillendirdiği Web 2.0'yi yaşadığımızı ancak bir sonraki dönemin web üzerinde değil, mobil cihazlar üzerinde şekilleneceği, mobilleşme trendine ayak uyduramayanların "tutunamayacağı", bu alanda başarı kaydedemezlerse Google ve Facebook'un beş yıl içinde silinip gidebileceğine dair bir yazı yayımlandı.

 

Evet, dijital devrim ile birlikte değişen şeylerin başında "data"nın giderek artan önemi ve "analiz"in "olmazsa olmaz"a dönüşümü geliyor. Walsh bu kritik dönemeci şöyle ifade ediyor: "Çok yakın gelecekte; petrol ve altının bile yerini dünyadaki en önemli kaynak olarak "data" alacak. Birçok şirket için data halen maliyet anlamına geliyor. Ama işler değişiyor süratle. Geleceğin iş yapış biçiminde; mutlaka tüketici datasını doğru analiz ederek, şahsa özel pazarlama teknikleri öne çıkacak. Bugün özel hayatımıza müdahale yönünde şikâyetimiz varken; gelecekte nasıl olur da markaların ne istediğimizi kendilerine söylemeden bize getirecek kadar akıllı olamadıklarından yakınacağız."

Sosyal pazarlama, hızlı, adeta "virütik" gelişimine devam edecek. Bu süreçte sosyal ağların kurumsal kullanımı ile ilgili ölümcül hatalar yapılıyor, yapılacak. Hatalı uygulama örnekleri ile sosyal medyaya tövbe etmek değil, hatalardan öğrenmek gerekecek. Çözüm, bu süreçte doğru ve olabildiğince geniş kapsamlı verinin toplanması ve bilgi akışlarının doğru analiz edilerek katma değer sağlayan stratejilere dönüştürülmesini sağlamak olacak. Malum, tarihin tekerleri geriye doğru dönmüyor.

 

 

 

Oya Bakır

oyabakir@dogayayin.com


Etiketler