Header Reklam

Bilmedikleriniz, bildiklerinizden daha değerli olabilir

05 Ocak 2012 Dergi: Ocak-2012

Öngörüleri severiz, olguları genelleştiren teorileri hatta falları bile… Başarının, isabetli öngörülerin sonuçları olduğunu düşünürüz. Şans veya tesadüflerin rolünü küçümsemeyi rasyonel düşünce gereği görürüz. Ya öngörülemeyen olduğunda?

Avustralya’nın keşfinden önce kuğu denilen kuşun sadece beyaz olduğu bilinirdi. Bu kanaat şüphesiz ki gözlemlere dayanıyordu. Ama ilk siyah kuğu ile karşılaşıldığında ornitologlar şaşkınlık içinde kaldılar. Bu durum, gözlem ve deneylere dayalı öğrenmenin ne kadar sınırlı ve bilgimizin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Bir tek siyah kuğunun var olduğunu görmek, yaygın bir kanıyı geçersiz kıldı.

Olasılık teorisi üzerinde çalışan borsacı Nassim Nicholas Taleb, olasılıksız görünenin etkisini ve belirsizliğin gücünü çok çarpıcı detaylarıyla anlattığı Siyah Kuğu kitabında, gözlem yolu ile edinilmiş her türlü bilginin tuzaklarla dolu olduğunu söylüyor. Taleb’e göre Siyah Kuğu, üç temel özellik taşıyan bir olay: Birincisi, gerçekleşmesi beklenmeyen, öngörülemez, sıra dışı oluşu, ikincisi tartışmasız olarak çok büyük etkilerinin olduğu, üçüncüsü gerçekleştikten sonra onu makulleştirmeye, bir nedene bağlayarak raslantısallığını azaltmaya çalışmamız… 11 Eylül saldırısı, Google gibi çarpıcı örneklerin yanı sıra dünyamızın geçmişini ve geleceğini, hatta özel yaşamlarımızı belirleyen birçok örnekle Siyah Kuğuları bir bakış açısı olarak sunan Taleb, her bilimsel buluşun da bir Siyah Kuğu yaratma ya da yıkma girişimi olduğunu söylüyor. Taleb’e göre dünya ortalamalar ve öngörülebilirlerle değil, rastlantılar, bilinmeyenler ve öngörülemeyenlerle şekilleniyor. Tarih beklenmeyen ve imkânsız görünen olayların kitleleri etkilemesiyle; emekleyerek değil, sıçrayarak gelişiyor. Benzer öncellerden benzersiz sonuçlar doğabiliyor. İnsanlar istatistiğe fazlasıyla pirim veriyor. Hayat sigortalarında en büyük “olasılıkla” karşılaşabilecekleri riskleri dahil ederken –örneğin- uçak kazasını risk olarak tanımlamıyor. Oysa insanlara uçak kazalarının öldürücülüğü sorulduğunda neredeyse yüzde yüz oranında “evet, öldürür” diyorlar. Bir kaza ile ilgili ana haber bültenlerine bakın; kurtarılmış bir hayat istatistiktir, zarar görmüş bir insanınki ise bir hikaye…

“Fakat tüm hayatım boyunca…sözünü etmeye değecek herhangi bir kaza yaşamadım. Denizlerde geçen bunca yıl içinde zor duruma düşmüş yalnızca bir gemi gördüm. Hiç kaza geçirmiş bir gemi görmediğim gibi kazazede de olmadım. Hatta felaketle sonuçlanma ihtimali olan bir durum dahi yaşamadım: Kaptan E.J.Smith, 1907, RMS Titanik”. Kaptan Smith’in gemisi 1912’de battı. Tarihte en çok bahsedilen gemi kazasıydı bu.

Pozitif alanda da Siyah Kuğu olayı yaşanabilir ama negatif olarak yaşanan Siyah Kuğu’ların daha özgün olduğu düşünülebilir. Tolstoy, mutlu ailelerin birbirine benzediğini, oysa her bir mutsuz ailenin kendilerince mutsuz olduğunu söylüyor. Ayrıca yıkmak, yapmaktan çok daha kısa sürer ve çok daha kolay ve etkilidir. Bilginin kibrine kapılmadan şunu kabul etmek gerekir: Öngörülemeyenin oluşu, raslantısallık; eksik enformasyon, bilgi yokluğudur ve bu hep olacaktır. Okunmadık kitaplar, okunmuş olanlardan potansiyel olarak daha büyük değer taşır.

Genelde, ileriyi görebilen kimseler “bilge” olarak adlandırılır. Belki de asıl bilge, geleceği göremeyeceğini bilen kişidir.

Öyleyse Taleb neyi tavsiye ediyor? Genel teoriler olmadan yaşamayı öğrenmemiz lazım. Öngörüyü severiz. Uzmanları dinlemek gibi doğal bir eğilimimiz vardır, uzmanların bulunmadığı bir alanda bile… Kuşku duymak doğaldır, inanmak zihinsel çaba, emek ister. Öngörüden kaçınmaya çalışmayın ama, geleceğinize zarar verecek büyük konularda öngörünün esiri olmayın. Büyük değil, küçük konularda yanılın… İnançları akla yakınlıklarına göre değil, yaratabilecekleri tehlikelere göre derecelendirmeyi öğrenin.

Meraklısına Not: Massachusetts Üniversitesi’nde “Belirsizlik Bilimleri” Bölümü varmış ve Nassim Nicholas Taleb, orada –ücretsiz izne ayrılmış- profesörmüş.                                          

Frakteller ve “kazanan her şeyi alır” prensibi gelecek sayıya kaldı…

 



Etiketler