Header Reklam

Evaporatif Soğutmanın 7. Yüzyıldaki Atası Bulundu

12 Ağustos 2016 Dergi: Ağustos-2016

Kuveyt’teki arkeolojik kazılarda antik klima kalıntıları bulundu. Arkeologlar, Basra Körfezi’nde Failaka adında, Kuveyt kentine 20 km uzaklıktaki bir adada 7-8. yüzyıldan kalma bir yapıda eski bir klima sistemi kalıntılarını ortaya çıkardı. Slovak Bilimler Akademisi (SAV) ve Kuveyt Ulusal Kültür Sanat Edebiyat Konseyi araştırmacıları, Al-Qusur’un Nasturi (bir Hristiyan mezhebi) köyünde yaptıkları kazıda karmaşık kanallar sistemi ile taş bir kule temelleri buldu. SAV Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Matej Ruttkay, ilk incelemelere göre, bir tür manika denilebilecek havalandırma bacası olan kulenin, üst yapısında hava akışını sağlayacak, içeride benzersiz bir ustalığa sahip soğutma sistemi olduğunu söylüyor.Havalandırma kulesi, bir evaporatif soğutucu gibi çalışıyor. Su ile hava arasındaki ısı transferi ile su buharlaşırken ortam serinlemiş oluyor. Bu teknoloji, geleneksel Pers çöl mimarisinde, tüm Ortadoğu bölgesinde öteden beri yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak bu havalandırma bacası versiyonunun geçmişi MÖ 1300’lere, 19. Firavun Hanedanlığı dönemine kadar gidiyor. Mısır mezar kazılarında bulunan duvar üstü resimlerde emme ile sıcak havanın dışarı çıkarıldığı çatı vantilatörleri tasvirlerine rastlanmıştır, ama bu sistem Basra Körfezi’nin daha fazla olan ısısı için yeterli değildir.

Evaporatif Soğutmanın 7. Yüzyıldaki Atası Bulundu

Failaka kulesi, soğutma kapasitesini, yeraltındaki su kanalı içinden hava geçirerek artırır ve sarayın içindeki yaşam alanlarına sevk eder, ortam sıcaklığını önemli ölçüde düşürür. Bu sistemin modern versiyonları, dış hava sıcaklığı 40 ˚C iken oda içi sıcaklığı 25 ˚C’ye düşürebilmektedir.Kazının arkeologları açısından, ait olduğu dönem ve bölge göz önüne alındığında sofistike bir yaklaşımla türünün en eski örneği olduğu ileri sürülmektedir. Failaka (Feyleke) ilk olarak MÖ 2000 civarında ticari kaygılarla Ur kentinden kaçarak adaya gelen Mezopotamyalılar tarafından kurulmuştur. MÖ 1800’lerde, Mezopotamyalıların, bugünkü Suudi Arabistan kıyıları, Katar, Kuveyt, Bahreyn bölgesinde bulunan Dilmun medeniyeti tarafından adadan sürülmüş ya da kendileri adayı terk etmiş olduğu düşünülmektedir.Dilmunluların Basra Körfezi’nde tüm deniz ticaretinin kontrolünü elinde tuttuğu bilinmektedir. Kuveyt Körfezi girişinde, stratejik konuma sahip, kolaylıkla savunulabilir bir kıyı şeridi ve doğal su kaynakları bulunan Failaka, ticaret ağları için önemli bir merkezdi. Burada eski Mezopotamya mimari kalıntıları üzerine büyük bir tapınak inşa ettiler. Bu, oldukça ihtişamlı bir yapı idi.60 feet kare’lik tapınak, anakaradan getirilen kireçtaşı sütun bloklarla destekleniyordu ve Dilmun medeniyetinin görkemini yansıtıyordu. Failaka da onların büyük gemileri ve daha geniş deniz ticareti olanakları için önemli bir liman oldu.MÖ 7. yüzyılda Nebuchadnezzar II döneminde Mezopotamyalılar adaya döndü ve Neo-Babil İmparatorluğu’nun sonuna, son kralları Nabonidus’un ölümüne kadar orada kaldı. Ardından Grekler geldi ve ada, Büyük İskender’in kontrolü altına girdi, MÖ 4. yüzyıldan 1. yüzyıla kadar da böyle kaldı.Bir Nasturi Hristiyan cemaati, 5. yüzyılda adaya yerleşti. Failaka, Al-Qusur köyünün zengin merkezi idi.

Evaporatif Soğutmanın 7. Yüzyıldaki Atası Bulundu

Nasturilerin bölgede yaşadığı dönemde, gelişmiş sulama sistemi, denize kolay erişim gibi avantajları ile zengin bir tarım bölgesi olan Faika, günümüzde bataklıklarla çevrili bulunuyor. 5. ve 6. yüzyıllarda avlulu evler ve çiftliklerle beraber iki kilise kurulmuş. Failaka’nın Nasturi döneminin en parlak zamanları 7 ve 8. yüzyıllar olmuş. Kuveyt ve Slovak arkeologlar bölgede çalışmalarına 2004’te başlamış. Çalışmanın hedefi, 3D modellemeler, hava fotoğrafları, coğrafik araştırmalar, alan kazıları ile Al-Qusur’un bu çok büyük yapısını keşfetmek olmuş. Onlar en çılgın düşlerinin ötesine geçerek MS 7-8. yüzyıla ait görkemli bir yapıyı gün ışığına çıkararak başarılarını kanıtladı. 1970’li yıllarda ilk kazı yapıldığı günden bu yana kerpiç duvarları, taş duvarlı temellerinin mimari yapısı, Al-Qusur’da 140’tan fazla yapı içinde -görece olarak- iyi korunmuş denilebilir, tabii ki iklimlendirme sistemi de… Kazılarda sarayın içinde seramik, cam eşya ve gereçler, alçı kaplamalar ve çiniler, Bizans ve Hristiyan sembolleri olan para ve pullar bulundu. Bunlar, ait olduğu dönemin bulunmasında yardımcı oldu. Süreçte ve materyallerin analizlerinde diğer ülkelerden de uzmanlar ve enstitüler, laboratuvarlar görev aldı. Bunlardan biri de İstanbul Üniversitesi Prehistorya Bölümü idi.

http://www.thehistoryblog.com/archives/41955