Header Reklam

Isıtma ve Soğutmanın, Enerji Verimliliği Tartışmasındaki Rolü

20 Temmuz 2016 Dergi: Temmuz-2016

Kaynak: EPEE White Paper - A vision for heating and cooling priorities for today and tomorrow - May 2016-1
Çeviren: Meriç Noyan Karataş

Avrupa’nın enerji tüketiminin ve enerji ithalatına bağımlılığının azaltılması başlıca bir sorun olmaya devam etmektedir. Avrupa’nın 2020 hedefleri % 20’lik bir enerji tasarrufunu amaçlamaktadır ve bu hedef 2030 için % 27 olarak güncellenmiştir. Fakat yeni teknolojiler ve maliyet etkin tasarruf potansiyeli Avrupa Parlamentosunun da öngördüğü gibi  % 40’a kadar ulaşan daha iddialı bir 2030 hedefi benimsenebileceğini göstermektedir.
Enerji tüketimi üzerine mevcut Avrupa Birliği mevzuatları, bina mevzuatlarından (Binalarda Enerji Performansı Avrupa Birliği Direktifi (EPBD))  ürün mevzuatlarına (Eko-Tasarım (Ecodesign) & Enerji Etiketi (Energy Label)), nihai kullanıma ve arza (Enerji Tasarrufu Direktifi (EED)), Avrupa’nın enerji hedeflerini gerçeğe dönüştürmeye yardımcı bağlayıcı tedbirler bakımından aracı olmaya devam etmektedir.
Isıtma ve soğutma bu tartışmada önemli bir rol oynamaktadır ve bunun sebebi sadece birçok mevcut mevzuat tedbirinin önüne geçmesi değil, (daha da önemlisi) bu sektörün uzun dönemde AB’nin en büyük enerji sektörü olarak tanımlanıp projelendirilmesidir. Isıtma ve soğutmadaki artırılmış verimlilik – özellikle binalarda – Avrupa’nın tüm hedeflerinin gerçekleşmesine yardımcı olacaktır.
Yeni ısıtma ve soğutma stratejisi de; Enerji Tasarrufu Direktifi (EED), Yenilenebilir Enerji Direktifi (RED) ve Eko-Tasarım Direktifi (Ecodesign) gibi mevcut tedbirler gibi enerji verimliliğini teşvik etmekte ve Avrupa’nın enerji ithalatına olan bağımlılığını azaltmak için temel oluşturmaktadır.
EPEE bu yüzden EPBD, EED ve RED’nin gelecekteki incelemelerini memnuniyetle karşılıyor ve Avrupa Komisyonunun bu incelemelere önem verme konusundaki kararlılığını tamamen destekliyor. Enerji talebi ve arzına daha bütünsel bir bakış açısı ile bakmak, bina mahal ve su ısıtmasının verimini artıracak (ki bu ikisi beraber konutlardaki nihai enerji kullanımının % 80’ini kapsamaktadır) büyük fırsatları beraberinde getirecektir. Sisteme bütün olarak bakmak enerji dönüşümü için en az maliyetli ve uygun çözümlere ulaşmamızı sağlayacaktır.

KISA VE ORTA VADELİ TAVSİYELER: MEVCUT MEVZUATLARDAN EN İYİ ŞEKİLDE YARARLANMAK

Mevcut mevzuatları (Enerji Tasarrufu Direktifi (EED), Yenilenebilir Enerji Direktifi (RED) ve Eko-Tasarım Direktifi (Ecodesign)) karşılaştırarak ve birbirleri arasında daha iyi sinerjiler yaratarak bu mevzuatlardan daha fazla fayda sağlama konusunda ciddi bir potansiyel görülmektedir. Bu direktiflerin gelecekteki incelemeleri söz konusu hedeflere ulaşmada mükemmel bir fırsat sunmaktadır.

Aşağıda, teknik sistemler, kontrol teknolojileri, servis ve bakım alanlarında, aynı zamanda kamu binalarında, sıfır enerjili binalarda (nZEBs) ve yenilenebilir enerji kullanan binalarda; sıralanmış ve uygulanmış mevcut mevzuatların ısıtma ve soğutma enerji verimlilikleri bakımından nasıl gerçek bir fark yaratabileceğini gösteren çok somut ‘örnek olay incelemeleri’ anlatılmaktadır.

ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ 1:

TEKNİK SİSTEMLER, KONTROL TEKNOLOJİLERİ, SERVİS & BAKIM

Isıtma ve soğutmada enerji verimliliğini artırmak için sayısız yol vardır. En bariz çözüm ise Ecodesign Direktifi’nde zorunlu kılındığı üzere enerji verimliliği koşullarını ürün seviyesinde oluşturmaktır. Fakat en çok enerji tasarrufu sağlayan ürünler bile bina için yanlış tipte bir ekipman seçildiği veya ısıtma ve soğutma sistemleri en etkili halde çalışacak şekilde planlanmadığı takdirde tasarruf sağlamayacaktır. Bu da ürünlerin düzgün boyutlandırılmasını, kurulmasını, kontrolünü ve bakımını kapsamaktadır.

ÖRNEK 1: Fransız danışmanlık firması Cardonnel Ingenierie tarafından yürütülen bir araştırma, termal ekipmanların bakım ve kontrollerinin uygun olarak yapılmamasının; enerji tüketimine, maliyete ve CO2 emisyonlarına olan başlıca negatif etkilerinin altını çizmektedir. Verilen örnekte, bakım ve kontrol eksikliği yüzünden geleneksel mahal ısıtıcısının enerji tüketimi 5 yıl sonra % 10, 10 yıl sonra ise % 35 oranında artmaktadır. Bunun CO2 emisyonları üzerine doğrudan bir etkisi vardır ve emisyonlar buna bağlı olarak artmakta ve geri ödeme süresinde, artmış olan enerji tüketimi sebebiyle neredeyse ikiye katlanmaktadır.

        Bu yüzden bakım ve kontrollerin uygun ve zamanında yapılması, binaların enerji performansını arttırmak için ilk ve en bariz adım olarak görünmektedir.

ÖRNEK 2: Cardonnel Ingenierie termal ısıtma ve soğutma ekipmanını değiştirmenin % 25’ten % 40’a kadar enerji tasarrufu sağlayacağını ve bu yatırımın geri ödeme süresinin binanın tipine bağlı olarak 5 ile 10 yıl arasında olacağını göstermektedir. Fakat aynı binaların zarfını iyileştirmenin yatırım geri ödeme süresi 24 ile 28 yıl olurken, yapılan iyileştirme ile elde edilecek enerji tasarrufu % 40 ile % 50 arasında olacaktır.

          Bu bulgular, binaların enerji performanslarını artırmak için alınan tedbirlerin sadece bina zarfına odaklanmak yerine bir binadaki tüm elementleri ve teknik sistemleri kapsaması gerektiğinin önemini vurgulamaktadır.

MEVCUT MEVZUATLAR BÜTÜNSEL BAKIŞ AÇISI İLE NASIL GERÇEK BİR FARK YARATABİLİR

  1.    EPBD’ye Odaklanma: Madde 4, Madde 8, Madde 14 ve 15:

Aşağıdaki maddeler birbirini tamamlar niteliktedir. Birlikte, tam olarak uygulanması durumunda, kullanıcılar için ekonomik faydalarla birlikte önemli ölçüde enerji tasarrufu sağlanması ve CO2 emisyonunun azaltılması için büyük bir fırsatı temsil etmektedirler:

      Madde 4: … Üye ülkeler minimum enerji performans gerekliliklerinin; bina zarfının bir kısmını oluşturan ve bina zarfı enerji performansına önemli bir etkisi olan bina elementleribaz alınarak belirlendiğini garanti altına alacak önlemleri almalıdırlar.

     Madde 8: …. Üye ülkeler, teknik bina sistemlerinin, sistem gerekliliklerini; toplam enerji performansı, doğru kurulumu ve uygun boyutlandırılması, ayarlanması ve kontrolünübaz alarak belirlemelidir.

    Madde 14 ve 15: …Üye ülkeler binaların ısıtılmasında kullanılan sistemlerin erişilebilir parçalarının… /… 12 kW üzerinde verimli anma çıkış gücü olan havalandırma sistemlerinin düzenli denetimini sağlamak için gerekli tedbirleri şart koşmalıdırlar… Bu denetim, binanın ısıtma / soğutma koşullarına kıyasla kazanın / hava koşullandırma sisteminin verimliliği ve boyutlandırılması üzerine bir değerlendirmeyi içermelidir.

 

EPBD hükümlerini güçlendirmek için EPEE Tavsiyeleri:

Enerji performans gerekliliklerinin sadece bina zarfını değil tüm faktörleri en uygun hale getirmesini sağlamak için Madde 4, Madde 8 ile ilişkilendirilmelidir. Özellikle, bu faktörler bakım, boyutlandırma, ayarlama ve kontrol teknolojilerini içeren teknik bina sistemlerine yönelik gereklilikleri kapsamalıdır.

Sürekli görüntüleme, bakım ve ısıtma ve soğutma sistemlerinin optimize edilmesine yönelik gereklilikleri kapsayarak Madde 8, Madde 14 ve 15 ile ilişkilendirilmelidir.

Madde 14 ve 15 binanın gerçek performansının değerlendirilmesi ve sürekli doğrulanması ile güçlendirilmelidir. Örneğin, binanın ısı dağıtım sisteminin işlevsel performansının doğrulanması ve zaman içerisinde performansının devamlılığının sağlanması

  1.    EED’ye Odaklanma: Madde 4, Madde 8, Madde 14

    Madde 4:  … Üye ülkeler ulusal konut ve ticari (hem kamu hem de özel olmak üzere) binalarının, yenilenmesindeki yatırımı harekete geçirmek için uzun dönemli bir strateji oluşturmalıdırlar. Bu strateji …(b) bina tipi ve iklim kuşağına bağlı olarak yapılan yenilemeye uygun maliyetli yaklaşımlarınbelirlenmesini kapsamalıdır…

    Madde 8:

   Üye ülkeler, tüm nihai müşterilere yüksek kaliteli enerji denetimlerini teşvik etmelidirler… 3. Üye ülkeler aynı zamanda uygun danışma hizmetleri yoluyla bu gibi denetimlerin faydaları konusunda ev halkı üzerinde farkındalık yaratacakprogramlar geliştirmelidirler.

     Üye ülkeler, küçük ve orta ölçekli (SMEs) olmayan işletmelerin, 5 Aralık 2015’ten itibaren, ulusal mevzuat tarafından kabul edilen kalifiye ve/veya akredite olmuş uzmanlar tarafından bağımsız ve uygun maliyetli bir şekilde yapılan ve en az her 4 yılda bir tekrarlanması zorunlu olan bir enerji denetimine tabi tutulduğunu garanti altına almalıdır… […]Birlik Ülkeleri yardım yasasına helal getirmeksizin, üye ülkeler enerji denetimleri ve benzeri tedbirlerden yola çıkarak tavsiyelerin yerine getirilmesi için teşvik ve destek planları uygulayabilir.

   Madde 14: …Üye ülkeler verimli ısıtma ve soğutma sistemlerinin kullanımında yerel ve bölgesel seviyedeki potansiyeligöz önünde bulundurarak vadeli borca teşvik edecek politikalar benimsemelidir.

EED hükümlerini güçlendirmek için EPEE Tavsiyeleri:

   

     Isıtma, soğutma ve ilgili altyapılara yapılan yatırımla bina yapımına yapılan yatırımı daha iyi koordine edebilmek için Madde 4 ile Madde 14 arasında tutarlılığın sağlanması

    

      Madde 8 teknik bina sistemlerinin sürekli takibi ve sonrasındaki optimizasyonuna olanak sağlamak için düzenli bakım koşulu getirmelidir. Aynı zamanda, enerji denetimleri sonucunda çıkan uygun maliyetli tavsiyeleri hesaba katma ve bu tedbirleri uygulamaya koyma konusunda bir zorunluluk içermelidir. Bu, mali teşviklerle ilişkilendirilebilir.

  1.    EPBD ve EED arasındaki sinerjiye odaklanma:

EPBD ve EED’nin etkisini; teknik sistemler, kontrol teknolojileri ve servis & bakım açısından optimize edebilmek için, ilgili hükümleri karşılıklı güçlendirmek adına bu iki direktif arasında bazı çapraz referanslar olmalıdır. Özellikle EPEE aşağıda gösterildiği gibi maddeler arasında çapraz referansı tavsiye etmektedir. Bunu yaparak, EED’deki Madde 8 uygulamanın sağlanmasına ve EPBD Maddeleri 4, 8, 14 ve 15’in daha da güçlenmesine yardımcı olacaktır.

EPBD                                      

Madde 4                                   EED

Madde 8                                   Madde 8

Madde 14 ve 15

 

EED ve EPBD arasındaki sinerjiden faydalanmak için EPEE tavsiyeleri:

     EPBD Maddeleri 4, 8, 14 ve 15 koşullarının zorunlu kılınmasının ve EED Madde 8 tarafından şart koşulan enerji denetiminin bir parçası olarak değerlendirilmesinin sağlanması.

       Enerji denetimleri sonucunda çıkan uygun maliyetli tavsiyeleri hesaba katma ve bu tedbirleri uygulamaya koyma konusunda bir zorunluluk içermesi.

Örnek Olay İncelemesi 2:

Kamu Binaları, Yeni Sıfır Enerjili Binalar, Yenilenebilir Enerjiler

Kamu binaları EPBD, EED ve RED enerji talimatnamelerinin üçünde de önemli rol oynar. Kamu binaları örnek teşkil edip piyasanın da aynı uygulamaları örnek almasını teşvik etmelidir. Yine, bu üç talimatname yukarıdaki mesajı güçlendirmek adına birbirini desteklemeli ve neticede kapsamını kamu binalarının ötesine genişletmeli.

  •          EPBD, Madde 9: …Üye ülkeler, (a) 31 Aralık 2020 itibariyle tüm yeni binaların neredeyse sıfır-enerjili binalar olduğunu ve (8b) 31 Aralık 2018’den sonra kamu otoriteleri tarafından kullanılan veya sahip olunan yeni binaların neredeyse sıfır-enerjili binalar olduğunu garanti altına almalıdır.
  •          EPBD, Madde 12: …Üye ülkeler, toplam faydalı alanı 500m2’nin üzerinde olan, kamu otoriteleri tarafından kullanılan ve kamu tarafından sıkça ziyaret edilen binaların bir enerji performans sertifikasına sahip olduğunu garanti altına almalıdır. 9 Temmuz 2015 yılında, 500m2’lik bu sınır 250m2’ye indirilecektir.
  •          EED, Madde 5: …Üye ülkeler, 1 Ocak 2014’ten itibaren, merkezi hükümet tarafından sahip olunan veya kullanılan binaların, en azından minimum enerji gerekliliklerini karşılaması için, ısıtılan ve/veya soğutulan toplam alanının %3’ünün her yıl restore edildiğini garanti altına almalıdır.
  •          RED, Madde 13.5: …Üye ülkeler, yeni kamu binalarının ve büyük bir onarım görmesi gereken mevcut kamu binalarının; ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerde 1 Ocak 2012 itibariyle bu direktif kapsamı içerisinde örnek bir rol üstleneceğini garanti altına almalıdır. Ek olarak üye eyaletler,  bu zorunluluğun sıfır-enerjili bina standartlarına uyumlu olarak yerine getirilmesine müsaade edebilir.
  •          RED, Madde 13.4: … 31 Aralık 2014 itibariyle, üye ülkeler kendi bina mevzuatlarıyla ve yönetmelikleriyle veya aynı etkide başka yollarla, uygun olan bir yere, yeni binalar ve büyük ölçüde yenilemeye tabi tutulacak olan mevcut binalar için yenilenebilir kaynaklardan sağlanan enerjinin minimum seviyede kullanımını şart koşmalıdır. Ek olarak, üye ülkeler ciddi oranda yenilenebilir enerji kaynağı kullanarak üretilen merkezi ısıtma ve soğutma yoluyla bu minimum seviyelerin erişilmesine olanak vermelidir.
  •          RED, Annex VII: …Isı pompalarından alınan enerji…

Kamu binaları, yeni Sıfır Enerjili Binalar ve yenilenebilir enerjiler bakış açısında EPEE tavsiyeleri

  •          Yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanarak elde edilen enerji miktarına göre teknolojileri sınıflandırabilmek için tüm talimatnamelerin tek-tip hesaplama metodu olmalıdır. Bununla ilgili olarak, RED Annex VII’de, ısı pompaları için bir hesaplama metodu tanımlamıştır, ve bu hesaplama metodu baz alınabilir.
  •          EED, Madde 5: Minimum restorasyon oranını tüm kamu binalarına genişletmiştir. “Kamu binaları”nı belirlemek için EPBD Madde 12’deki tanımlama kullanılabilir.
  •          EED Madde 4 ve 5’in EPBD Madde 9 ile ilişkisi: 2050’ye kadar tüm binaların sıfır enerjili bina seviyesinde olması gibi uzun dönem bir hedefle, EED Madde 4 ve 5’ten doğan restorasyon koşulları EPBD den sıfır enerjili bina koşulları ile ilişkilendirilebilir. Bunu desteklemek için, üye ülkeler 2030 ve 2040’ta karşılaşılacak bariz dönüm noktalarını baz alarak uzun dönem yenileme stratejileri geliştirmeye ve uygulamaya mecbur tutulmalıdır.

Uzun Dönem için Tavsiyeler: Binaların Enerji Tasarruf Potansiyelini Ortaya Çıkarmak için Bütünsel bir Çerçeve

Bir önceki bölümde de gösterildiği gibi, mevcut çerçeve “önce enerji verimliliği” yaklaşımını desteklemek için mükemmel bir temel sunmakta ve bunu ürün seviyesinden (Ecodesign), sistem seviyesi vasıtasıyla (EPBD) kullanıcı seviyesine (EED) kademeli bir yaklaşıma izin vererek başarmaktadır. Bu çerçeveyi tam potansiyelde kullanabilmek için, sinerjilerin daha iyi kullanım yolları vardır.

Buna karşın, EPEE daha ileriye gitmek için daha fazla kapsam olduğuna emindir. Binalar enerji altyapısının; hem enerji aktarımı hem de enerji depolama açısından eşsiz ve olmazsa olmaz bir parçasıdır. Özellikle yenilenebilir enerjilerin hızı gittikçe artan piyasaya sunumları ışığında binaların önemi daha da artmaktadır.

İdeal enerji yönetiminin Avrupa’da etkin ve verimli enerji kullanımını daha da arttırmak için zorunlu kıldığı üç ana bileşen aşağıdaki gibidir:

  •          Isıtma, Soğutma ve Havalandırmanın (HVAC&R) bina otomasyon sistemleri ile kombinasyonu.
  •          Isıl ağların bölgesel merkezi ısıtma ve soğutma yoluyla kullanılması
  •          Yenilenebilir enerjilerin, özellikle yerinde üretildiği durumlarda, merkezi olmayan sistemlerde bütünleştirilmesi.

Bileşen 1: İdeal enerji yönetimi ısıtma soğutma ve havalandırmanın (HVAC&R) otomasyon kontrol sistemleri ile akıllıca kombine edilmesini gerektirir.

Bir binanın ısıtılması veya soğutulması için, enerji verimli teknolojilerin fonksiyonlarını koordine etmeden (örneğin, otomasyon kontrol sistemleri ile) sadece bina içerisine konması, binanın toplam enerji girdisini minimize etmekte yeterli değildir. Mevzuatların tüm bina sisteminin verimliliğini göz önünde bulundurduğu unutulmamalıdır.

Binaların enerji verimliliği ile ilgili gelecekteki mevzuatlar, bina yönetim sistemlerinin ısıtma ve soğutma sistemlerini daha verimli kullanmaya iterken bina içerisinde yaşayanların alışkanlıklarını da göz önünde bulunduran bütünsel bir yaklaşıma sahip olmalıdır.

EPBD’nin mevcut şekli ile, Ecodesign mevzuatı (şu an üzerindeki çalışma devam eden ve akıllı cihazları konu alan 33. Bölüm de dahil olmak üzere) arasında bir bağ oluşturulmalıdır. Her bir binanın aktif ve pasif elemanlardan, enerji girdilerinden, faydalı enerji çıktılarından ve minimize edilmesi gereken enerji kayıplarından oluşan bir sistem olarak gören ve binaların enerji performansının maksimize edilmesi için kurallar koyan bir çerçeve tanımlanması ile daha çok gelişme sağlanabilir. Diğer bir deyişle, en uygun tasarım yeni teknolojileri çok da fazla gerektirmeyecektir. Kaldı ki yeterli teknoloji zaten mevcut piyasada bulunmaktadır. Önemli olan bu teknolojilerin kullanım aşamasındaki ince ayarları ve koordinasyonudur.

Bileşen 2: İdeal enerji yönetimi ısıl ağların bölgesel merkezi ısıtma ve soğutma yolu ile oluşturulmasını gerektirir.

Binalara entegre edilmiş olan ısıtma ve soğutma sistemleri, pik anlarındaki talep değişkenliğine cevap verebilen daha geniş “talep tepki planları”nın bir parçası olabilir. Daha büyük bölgeler/şehirler için yapılmış olan bölgesel merkezi ısıtma ve soğutma sistemleri oldukça enerji verimli olup düşük karbonlu enerji kaynaklı ile çalışabilirler.

Ekipmanları enerji tüketimini, binaların enerji verimliliğini hatta bölgesel merkezi ısıtma ve soğutma ağını kapsayan (ki bu hatların bazıları atık ısı kullanıyor olacaklar); açık ve sistem bazlı bir yaklaşıma sahip olan bir Avrupa Birliği Mevzuatı oldukça önemlidir. Bu, ısıtma ve soğutma talebi uzun dönem planlamanın merkezi olurken; binaların enerji altyapısının (enerji aktarımı ve enerji depolaması için) anahtar elemanı olarak alınması gerektiği anlamına gelmektedir. Sadece binaların enerji arz ve talebini dengelemesi ile üzerine aldığı eşsiz rolü anlayarak;

a)    bina içerisindeki konfor ve sağlıklı iç hava koşullarından ödün vermeden verimli enerji kullanımını,

b)   bölgesel merkezi ısıtma ve soğutmanın sağladığı talep tepki mekanizması ile, tüketiciler tarafından esnek enerji kullanımı

garanti altına alınır.

Daha ileri bir adım, bina kümelerinin kullanıcı tiplerine göre (yaşam/ticari/endüstriyel) koordine edilmesidir. Bu sayede enerji optimum bir şekilde kullanılabilir. Bu şekilde, sistemin fonksiyonelliğinden ödün vermeden; minimum enerji kullanımı sağlanabilir (bina fonksiyonu ne olursa olsun - konfor, üretim prosesi veya diğer prosesler). Bu tip durumlarda, bu şekildeki bina kümelerinin yönetiminin karmaşıklığı ile elde edilebilecek enerji tasarrufu arasında optimum bir nokta bulunmalıdır. Stratejik kontrol altyapıları zorunlu olacak ve veri koruması gibi riskler dikkatlice göz önünde bulundurulması gerekecektir.

Bileşen 3: İdeal enerji yönetimi yenilenebilir enerjinin bütünleştirilmesini gerektirir (özellikle yerinde üretimin olduğu merkezi olmayan sistemlerde).

Yukarıda açıklaması yapılan yaklaşım, artan yenilenebilir enerji kullanımı ışığında kulağa mantıklı gelmektedir (yerinde enerji üretimi olduğunda veya binalarda ısı pompaları veya güneş panelleri gibi merkezi olmayan sistemler bulunduğunda). Bu durum tüm ilgili AB mevzuatlarının (EED, EPBD, RED ve ECODESIGN) koordine edilmesini ve sıralanmasını gerektirecektir.

Yenilenebilir enerjinin yerinde üretilmesinin avantajı, elektrik altyapısından kaynaklanan sıkıntıları azaltırken, enerjinin kesintisiz olarak dağıtılmasını garanti altına alır ve dolayısıyla arz güvenilirliğini artırır. Yerine enerji depolamanın da benzer faydaları bulunmaktadır.

Yenilenebilir enerjilerin yerinde üretimi ayrıca Avrupa Komisyonu’nun “Sirküler Ekonomi Paketi”nde altı çizilen “aynısı veya daha fazlasını yapabilmek için daha az kaynak kullanımı” çabasını da desteklemektedir. Bu avantajlara sahip olmak ve verimli olarak çalışmak için, merkezi olmayan ısıtma ve soğutma sistemleri kadar ısıl ağlar da; ekonomik, enerji-ilgili ve çevresel unsurlar;  teknolojiden bağımsız bir şekilde göz önüne alınıp bir yaşam döngü incelemesi baz alınarak değerlendirilmelidir.

Bir adım daha ileri gidecek olur isek, merkezi olmayan sistemler, ısıl ağlara dahil edilerek, tüketicinin ısıtma ve soğutma kapasitesini hem yerel hem de bina kümeleri seviyesinde paylaşmasına izin verecektir. Yine, bu verimliliğin ve esnekliğin arttırılırken, büyük merkezi ısıtma ve soğutma santralleri için harcanan yatırım maliyetinin azaltılması için büyük bir fırsattır.

SONUÇ

AVRUPANIN ORKESTRAYA İHTİYACI VAR, TEK BİR ENSTRÜMANA DEĞİL

Avrupa’nın enerji ithalatına olan bağımlılığını azaltmaya tek başına yardımcı olabilecek tek bir politika aracı yoktur. Asıl ihtiyaç duyulan her bir enstrümanın belirli bir rol oynadığı ve hem tek bir enstrümanın hem de tüm enstrümanların uyumunun tüm başarıyı belirlediği bir ‘orkestradır’. Avrupa’nın orkestrası zaten yeterince donanımlıdır ve şu an çok başarılı olmak için yalnızca daha çok pratiğe, disipline ve iyi yönetilmeye ihtiyacı vardır. Fakat bazı enstrümanların diğerlerinden daha gelişmiş olduğu da açıktır. Bu, eko-tasarım tedbirleri gibi özellikle ürün seviyesi için geçerlidir. Ürünler zaten çok yüksek bir seviyeye getirilmiştir ve özellikle sistem yaklaşımı söz konusu olduğunda, diğerlerinin de aynı uzmanlık seviyesine erişmesini sağlamak yerine tek bir enstrümana odaklanmaya devam etmeleri “orkestra” ve genel ahenk açısından zararlı olur.

Avrupa’nın enerjideki geleceği için ileri görüşlü adımlar atılması gerekir ve bu adımlarla enerji piyasası tasarımı enerjinin daha etkili şekilde kullanımı için esneklik sağlamak amacıyla hem tedarikçiler hem de kullanıcılar için teşvik sağlar. Binalar artık bireysel bina olarak değil bina kümesi ve enerji sisteminin integral parçaları olarak görülür ve bu da enerjide arz ve talebin etkili bir biçimde dengelenmesine yardımcı olur. Yenilenebilir enerjiler birçok enerji kaynağından biri olarak görülmez, bunun yerine merkezi olmayan teknolojiler ve ağların birbiriyle yarıştığı değil birbirini tamamladığı genel arz yapısına entegre edilmiş en önemli enerji kaynağı olarak görülür. Bu durumda, orkestranın genel ahengi sağlanarak ve Avrupa’nın enerji sistemini tamamen esnek kılarak tüm enstrümanlar başarılı bir şekilde bir arada çalabilir.