Enerji Verimliliği ve Enerjinin Akılcı Kullanımı

18 Apr 2018

Prof.Dr.Birol Kılkış, TTMD

Yazan: Prof. Dr. Birol Kılkış, TTMD Yönetim Kurulu Başkanı 

TTMD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Birol Kılkış, “Enerji Verimliliği ve Enerjinin Akılcı Kullanımı” ile ilgili bir açıklama yaptı. “Enerjiyi verimli ve tutumlu kullanmak için akılcı yaklaşım ve stratejiler geliştirmeliyiz. Enerjinin tutumlu kullanılması, enerjiye olan taleplerimizi olabildiğince azaltmakla başlar” diyen Prof. Dr. Birol Kılkış, açıklamasında çok önemli noktalara değiniyor… 

Enerjiyi akılcı kullanıyor muyuz?

Bu sorunun cevabını arayıp somut bir şekilde bulabilmek için ülkemizin enerji bilançosunun temel taşlarına inmek ve çok disiplinli bir platformda değerlendirmek gerekir.

1- Fosil yakıtlara bağımlıyız.

2- Enerji kaynaklarının toplam enerji tüketimimizin neredeyse üçte ikisi ithalata dayalı olup, doğalgaz başı çekiyor. Bu denli büyük oranda doğalgaz kullanan ülkeler arasında en ön sıralardayız. Ülke enerji bilançosundaki doğalgaz ithalat oranında dünyada 5. ülkeyiz. Doğalgaz temininde güvenlik riskimiz var.

3- Doğalgazı hızla tüm ülke sathına yaymak gibi bir çabamız var. Bu yaklaşım öyle bir hız ve destek kazandı ki, aynı bölgelerde mevcut jeotermal enerji kaynakların değerlendirilmesi bile arka planda kalabiliyor. Daha da önemlisi doğalgazı katma değeri yok kadar az olan ısıtmada kullanmakla yetiniyoruz. Bu yaklaşım ithalata dayalı doğalgazın cari açığımızdaki payını daha da artırıyor.

4- Yerli fosil yakıt rezervlerimizi yerli teknoloji ile gerektiği gibi arayıp bulamıyoruz. Komşu ülkeler sınırlarımızın dibinde, denizlerde doğalgaz ararken, biz haklarımızı yeterince savunamıyoruz. Karadeniz’deki H2S yataklarını, denizlerimizde ve kıyılarımızda esen rüzgâr ve dalga enerjisini, çok zengin güneş enerjimizi değerlendirmeliyiz. Jeotermal enerji kaynaklarımızla bir miktar elektrik üretip, belirli ölçüde bölge ısıtması yapıyorsak da bu önemli enerji kaynağımızı daha verimli ve akılcı kullanmalıyız.

5- Ülkemizin üç yanı denizlerle çevrili olmasına rağmen, en ucuz taşıma yöntemi olan deniz ulaşımını daha kapsamlı kullanmalıyız.

6- Yetişkin bir ağacın kesilmesi ile oluşan karbondioksit tutumundaki kayıp, yerine dikilen bir fidanla en az yirmi beş yıl sonra telafi edilebiliyor. Yapılan deneyler ve bilimsel hesaplar bir yetişkin ağacın yerine en az seksen genç fidanın dikilmesini öngörüyor. Bu koşul sadece karbondioksit salımları açısından öngörülürken, ekolojiye verilen diğer zararlar önlenemiyor.

7- Karadeniz’in en sert ve sürekli rüzgâr alan Sinop bölgesinde nükleer santral yerine yerli enerjimiz rüzgârı daha iyi değerlendirmeliyiz.

8- Güneş, rüzgâr ve jeotermal enerji kaynaklarımızdan üretilen elektrik enerjisinin yıllık enerji tüketimimizdeki payı toplamda sadece yüzde 13. Halbuki güneş, rüzgâr ve jeotermal enerjide önemli bir potansiyele sahibiz. Tüm yenilenebilir enerji kaynaklarımızı etkin kullanabilirsek,  bu oranı yüzde 70 mertebelerine çıkarabiliriz.

9- Adeta prestij simgesine dönüşen elektrikli otomobillerin gereksinim duyduğu elektrik enerjisi, eğer doğalgazlı ve kömürlü termik santrallerden temin ediliyorsa, hiçbir çevresel yararı bulunmuyor. Çünkü otomobil motorunda yakacağınız gaz, motorin veya benzinin saldığı karbondioksit miktarının termik santralde salınan eşdeğer karbondioksitten daha az olduğunu düşünmemiz gerekiyor.

10 - Santrallerin atık ısısından şehir ısıtması yapmıyoruz. Yaparsak da santralin elektrik üretmek için hazırladığı yüksek ekserjili buharı kısmen kullanıyoruz. Enerjiyi verimli ve tutumlu kullanmak için akılcı yaklaşım ve stratejiler geliştirmeliyiz. Enerjinin tutumlu kullanılması, enerjiye olan taleplerimizi olabildiğince azaltmakla başlar. Örneğin, otomobilimizi her gün işe gidip gelirken kullanmak yerine, toplu taşıma araçlarını kullanmak yakıta olan talebimizi azaltır, böylelikle enerji tüketiminde tutumlu davranmış oluruz. Diğer bir deyişle tutumluluk enerjiye olan taleplerin olabildiğince azaltılmasıdır. Ancak, tutumluluğun da kısıtları bulunmaktadır. Bu noktada, enerjinin niteliği ve niceliğinin irdelenmesinde  “Çevre, Ekonomi, Toplum Sağlığı ve Refah” dörtlemine dikkat etmek gerekir. Her olgunun örtüştüğü, müşterek alanın oldukça dar olduğuna dikkat etmemiz ve enerjiyi bu dar alanda çevreden, sağlık ve refahtan, ekonomiden taviz vermeksizin kullanmamız gerekir. İşte söz konusu bu olgu, enerjinin akılcı kullanımının ilk ipucunu vermektedir.

Enerjinin akılcı kullanımı demek, bir enerji kaynağının doğru uygulamada, doğru sıralamada, doğru yerde, doğru zamanda ve doğru enerji arz ve talep kalite dengesinde kullanılması demektir.

Bizler enerjinin miktarına (nicelik) para ödüyoruz. Fakat sadece niteliğini kullanabiliyoruz. Doğalgaza ödediğimiz her bir liranın sadece seksen kuruşunu kullanabiliyoruz. Zira doğalgazın birim niteliği 0,80 dolaylarındadır. Doğalgazın serbest ortamda yanma sıcaklığı 2000oC dolayındadır. Yüksek ekserjili bu değerli yakıtı, böylesi yüksek sıcaklıkta yakarken, konutlarımızı ısıtmak için 45-50oC sıcaklıkta bir kaynağın yeterli olabileceğini öngörmeli, sıfıra yakın enerjili tasarımlı ve güneş enerjisi destekli binalarla sıfır karbon yaşam alanları yaratılarak karbon temelli enerji ithalatımız azaltılmalıdır.

Akılcı bir yaklaşımla, doğalgazı önce bir birleşik ısı ve güç santralinde değerlendirip hem elektrik, hem ısıl (ve soğuk) güç üretebilir, atık ısıyı değerlendirebiliriz. Böylelikle atmosferi kirletmemiş oluruz. Isıyı ve soğuğu da binalara merkezi bir sistemle verebilir, binalarımızı da düşük sıcaklıklı sistemlerle ısıtılır ve yüksek sıcaklıklı sistemlerle soğutulur şekle dönüştürebiliriz. Bu örnekten de görüleceği gibi, enerjinin akılcı kullanımı için ileri düzey bilim ve teknolojiye gerek bulunmuyor, ismi üzerinde: akılcılık yeterli oluyor.

Enerjinin akılcı kullanımının da tek yöntemi vardır. O da enerji kaynaklarımızı doğru bir sıralamada ve nitelik temelinde dengeli kullanmaktır. Sayısal bir örnek vermek gerekirse, doğalgazı yüzde 95 gibi yüksek verimli bir cihazda, sadece ısıtmada kullanırsak, bu yüksek verimli sistemin akılcılığı sadece yüzde 6 dolaylarında kalıyor. Yani, doğalgazın katma değer ve yararlı iş üretme potansiyelinin yüzde doksandan fazlasını geri dönüş olanağı da olmadan kaybediyoruz. Bu oranda da çevreyi gereksiz yere kirletiyoruz. Halbuki aynı doğalgazı, doğru bir sıralama ile kentlerimizdeki merkezi ısı-güç sistemleriyle değerlendirebilseydik, söz konusu sistemin akılcılığı en az yüzde 70 mertebelerinde olabilirdi.  

Sonuç olarak, bütün bu olumsuzlukları ve sorunlarımızı objektif bir platformda ve saydam bir şekilde el birliği ile tespit edip, çözümleri de yine ulusal aklımızla ve ulusal teknolojimizle kısa sürede üretebilmek için enerji seferberliğine başlamamız gerekiyor. Enerjinin akılcı kullanımına ve çözümlere hep beraber, fikir üretmek ve geliştirmekten başka seçeneğimiz de bulunmuyor.