Header Reklam

Dijitalleşme

22 Mart 2018 Dergi: Mart-2018

Yazan: Yalçın Katmer, Genel Müdür, Belimo Türkiye

İnsanlık tarihinin büyük bir kısmında teknolojik gelişim bir hayli yavaş ilerlemiştir. Hatta insanlar, çoğu zaman bu gelişim ve değişimin farkında dahi olmamışlardır. Öyle ki, insanlar babalarının ya da dedelerinin yaşadığı ekonomik, sosyal ve ailevi şartlarda doğmuş ve tüm hayatlarını benzer bir çerçevede sürdürmüştür. Dolayısıyla değişim sancısız bir şekilde gerçekleşmiştir. Oysaki günümüzde teknolojik gelişmelerin hayatımızda yarattığı değişimin hızı, aynı nesil içerisinde kendini çok kolay fark ettirecek hale gelmiştir. Değişim, babalarımızın ve dedelerimizin bizim, bizim de onların hayatına hayretle bakmamızı sağlayacak derecede hızlanmıştır.

belimo dijitallesme

İnsanlığı bugünkü tarihle 60 yaşında kabul edersek; 7 yaşına kadar diğer hayvanlardan çok da farklı yaşamamıştır. 7 yaşında taşları yontmaya başlamıştır. 25 yaşında ateşi bulmuştur. 55 yaşına kadar ilkel bir hayat sürüp 55 yaşında ölüleri gömmeye başlamıştır. 58 yaşında çömlek yapmış, toprağı işlemiş ve hayvanları evcil olarak üretebilmiştir. 59 yaşında madenlerden yararlanabilmiş ve ev yapmıştır. 60 yaşında alfabeyi bulmuş, 2 ay sonra İliada’yı yazmış, bundan 1 ay sonra matbaayı icat etmiş, 2 gün sonra buhar makinesini ve 1 gün sonra da içten yanmalı motoru üretmiştir. Ömrünün son saatlerinde ise; telgrafı, telefonu, radyoyu, televizyonu bulmuş, aya ayak basmış, bilgisayar ortamının teknolojisinde sörf yapmaktadır. Metaforun da ortaya koyduğu gibi, her geçen gün yeni teknolojilerin üretim hızı artmaktadır. Teknolojinin bu hızlı gelişimi içerisinde sektörümüzü doğrudan etkileyen 3 mega trend olduğunu söylemek mümkün:

Bunlardan birincisi ve belki de bizim ülkemizde sektörümüzü en çok etkileyen trend olan “şehirleşme”. 2016 yılında dünyada 7.6 milyar insan bulunduğu ve bu insanların yüzde 54,5’inin şehirlerde yaşadığı tahmin ediliyor. Bu oranın 2030 yılında yüzde 60’a, 2050 yılında yüzde 75’e çıkacağı tahmin ediliyor. Bu da önümüzdeki 15 yılda 1.5 milyar kişinin, 2050 yılına kadar 3 milyar kişinin daha şehirlerde yaşamaya başlayacağı anlamına geliyor. Ülkemizde şehirleşme oranı 2017 yılı itibarıyla yüzde 74.4 ve süregelen inşaat hızımızla bu trendin bizim hayatımıza ne derecede etki ettiği apaçık. İkinci mega trend, “enerji verimliliği”. Sanayi Devriminin gerçekleştiği 1850’li yıllardan bugüne kadar dünyamız 0.7 °C ısındı. Bunun ana sebebi, dünyadaki sera gazı salımları ve fosil yakıt (kömür, petrol, doğalgaz) tüketimi ile oluşan karbondioksitin (CO2), toplam sera gazı içindeki payının dörtte üçe yakın olması. Dolayısıyla sera gazı salımını azaltmak için CO2 salımını azaltmak şart. Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, dünyanın en çok CO2 salan ekonomileri. Kişi başına ise, Katar dünyada en yüksek salıma sahip. Türkiye, TUİK verilerine göre 2013 yılında toplam 459 milyon ton sera gazı salımı yaptı ki bu kişi başına yılda 6 ton demek. Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC - Intergovernmental Panel on Climate Change) hesaplarına göre küresel ısınmanın 2 derece altında kalmasının sadece ihtimalini var kılmak için atmosfere salınabilecek toplam CO2 3.650 milyar ton. Bu rakamlar bize enerji üretimi için daha az CO2 salımı yapmamız gerektiğini açıkça ispatlarken ayrıca ürettiğimiz enerjinin daha verimli tüketilmesini sağlamak, bizim sektörümüzün içerisinde bulunduğu konuların başında geliyor. Dünya enerji tüketiminin yüzde 40’ı binalarda gerçekleşiyor, LEED’e göre binalardaki enerji tüketiminin yüzde 33-39’u kadarı HVAC sistemlerinde tüketiliyor. Greenbuild’in tahminine göre dünya enerji tüketiminin yüzde 6’sı soğutma için tüketiliyor. Bu noktada enerji verimliliği trendinin bizim sektörümüzde etkin olması kaçınılmaz. Üçüncü mega trend, “dijitalleşme”.

belimo dijitallesme

Yazının girişindeki metafordaki gibi, insanlığın bilgisayar ile tanışması diğer iki mega trende göre oldukça yeni. Değişim hızı ise diğer tüm mega trendlerin üzerinde. Dünyamıza etkisi diğer trendlerdeki gibi ölçülebilir ya da tahmin edilebilirlikten çok uzak. Dijitalleşme, ulaşılabilir bilgilerin herhangi bir bilgisayar tarafından okunabilecek şekilde dijital ortama aktarılması sürecine verilen addır. Tanımında da göze çarpacağı gibi konusu bilgidir ve bilginin bulunduğu yeri ve şekli değiştirir. Dijitalleşmenin tarihçesi 1937 yılında Claude Shannon’ın MIT’de “Röle ve Anahtarlama Devrelerinin Sembolik Analizleri” isimli yüksek lisans tezine kadar gitse de, en büyük atılım internetin icadı ve yaygınlaşması ile yapılmıştır. Belki de internet insanoğlunun tam anlamadan inşa ettiği az sayıda şeylerden biridir. İlk başta dijital bilgi iletim aracı olarak icat edilen ve oda boyundaki iki bilgisayarın bilgi transferi yapmasını sağlayan internet, günümüzde elektrik gibi temel ihtiyaçlarımız arasında yerini almıştır. Charles Darwin’e ithaf edilen sözde denildiği gibi “Doğada hayatta kalan en güçlü ya da en akıllı olan değil, değişime cevap verebilendir.” Yaşadığımız coğrafyada bilimsel ve teknolojik gelişmelerin son 200 yılında takipçi ve tüketici rolünü üstlendiğimiz görünüyor. Birinci sanayi devrimindeki buhar makinesi ve demiryolları yapımına çağdaşlık edemediğimizde, mekanik gücün insan gücüne galip geldiği dönemi yakalayamadığımızda kaçırdığımız trenin etkisi bir imparatorluğun çöküşüne neden oldu. İkinci sanayi devrimi de denilen elektriğin icadı, petrolün içten yanmalı motorlar ile güç üretiminde kullanılmasının keşfi ve yirminci yüzyıla egemen olan enerji/iletişim trenini kaçırmamız Batı’ya göre ülkemizin gelişmemiş olarak kalmasına neden oldu. 1960’larda başlayan bilişim devrimi de denilen üçüncü sanayi devrimini kaçırmamız, sanayide düşük teknolojili ürünlere yönelmemize ve katma değeri düşük üretimler yapmamıza, bu ise zenginleşemememize sebep oldu.

belimo dijitallesme

Bugün bir sonraki devrimin ilk adımlarını yaşıyoruz. Sanayimiz bugün takip eden ve tüketen olmayı seçip “dijital teknolojileri biz de kullanıyoruz” diyebilir ya da “bu sefer çağdaş olacak ve yeni teknolojiyi üretenlerden olacağım” diyebilir. Dijitalleşmenin sektörümüze etkisini birçok alt başlıkta incelemek mümkün. Ben bu yazı dizisinde hem dijitalleşme mega trendinin alt başlıklarını inceleyeceğim hem de bu alt başlıkların sektörümüzü nasıl etkilediği ve etkileyeceği üzerine bilgiler paylaşacağım. Amacım okuyucuların aklında oluşacak “ben ne yapabilirim” sorusuna cevap bulmalarına yardımcı olmak. İtiraf etmeliyim ki bir yazı dizisi için belki de en zor konulardan biri dijitalleşme, zira her bir konudaki yazının yazılması ile yayımlanması arasında geçen sürede bile içeriğindeki bilgiler eskimiş, eksik kalmış olabiliyor. Bir sonraki yazıda dijitalleşmenin belki de en hızlı gelişen alt başlığı “Nesnelerin İnterneti” ve sektörümüze etkilerini incelemeye çalışacağım. Tüm okuyuculara, bir sonraki sayıda buluşana dek sağlık ve mutluluk dilerim.