'Başarılı bir otel işletmesinde ana hedef; minimum enerji sarfiyatı ile maksimum konforu sağlamaktır'

05 Mayıs 2011 Dergi: Mayıs-2011

Hilton İstanbul, Türkiye?nin ilk beş yıldızlı uluslararası ve Hilton markasının Amerika kıtası dışında halen faaliyetini sürdüren ilk oteli. 1955 yılından itibaren faaliyetini sürdürüyor ve çok özel bir kuruluş olduğundan dolayı işletmesi de büyük bir titizlik gerektiriyor. Bu konuda her zaman yeniliklere açık olan Hilton İstanbul?un Baş Mühendisi Halit İbak, otelin sürekli yenilendiğini, müşterilerinin konfor koşullarından taviz vermeksizin her geçen gün daha tasarruflu hale geldiğini söylüyor. Denizcilikten otel teknik müdürlüğüne geçiş yapan İbak, sahip olduğu 30 yıllık tecrübesini, Termodinamik okurları ile paylaştı...

   

Pervanesiz gemi...

 

Otel teknik müdürlüğüne başlamadan önce gemilerde işletme mühendisi olarak çalışıyordum. Bir yolcu veya yük gemisinde olmazsa olmazların çok daha fazlasının otel sektöründe olduğunu, zamanla gördüm. Bana otelde ne iş yapıyorsun diyen meslektaşlarıma bu mesleği tanımlarken şunu söylemiştim: ?Otel, pervanesiz bir gemi...? Otel teknik müdürlüğü çok daha ciddi mesleki birikim gerektiren bir alan. Denizcilikten gelmemin bu anlamda faydasını da gördüm. Gemide her türlü soruna acilen ve eldeki imkanlarınızla müdahale etmeyi, çözüm üretmeyi, hatta çözüm ?yaratmayı? öğrenirsiniz. Denizin ortasında kullanmanız gereken bir malzeme elinizin altında yoksa tedarik edebileceğiniz bir yer olmadığından alternatif çözüm üretmeyi öğrenirsiniz. 6 yıllık deniz tecrübem oldu benim. Gemi yoluna devam edebilsin diye 54 saat hiç uyku uyumadan onarımlar da yaptık... Bunlar insana tabii bir tecrübe kazandırıyor.

1981 yılında gemilerden otel sektörüne geçtim. Otelcilik servis üretilen bir meslek dalı. Oteli bir insan vücuduna benzetirsek, bence biz bu vücutta kalp görevi alıyoruz. Otelde esas olan misafirlerimizin talep ettiği konforu maksimum düzeyde sağlamaktır. Bizlerin görevi ise bunu en tasarruflu, en kullanışlı ve sürdürülebilir şekilde yapmak için gerekli çözümleri üretmektir. Misafirler açısından düşünürsek, odada bir sorun yoksa, sorunsuzluk kimsenin dikkatini çekmez. Ama musluk damlatıyor, sıcak su sağlanamıyor, oda ısınmıyor ya da soğumuyorsa, o zaman şikayetler başlar ve misafir memnuniyetini sağlayamazsınız. Bu gibi sorunlarla karşılaşmamak için en iyi yol, makine ve ekipmanların bakımlarının, kontrollerinin zamanında yapılması, arızalarının vakit kaybetmeden giderilmesi ve sistemin bir bütün olarak sorunsuz çalışmasını sağlamaktır.

 

Hilton İstanbul bir okul niteliği taşıyor

 

1955 yılında kurulan ve ilk 5 yıldızlı otel olma vasıflarına sahip olan Hilton
İstanbul halihazırda otelcilik sektöründe üniversite olma özelliğini taşımakta. Bugün için Hilton İstanbul?dan sonra açılan birçok 5 yıldızlı otelde rahatlıkla görebiliyoruz ki, burada yetişen, buranın havasını almış birçok arkadaşımız diğer otellerde üst düzey yönetici olarak çalışıyorlar. Hilton İstanbul, kuruluşu 50?li yıllara dayandığından, yeni yapılan binalardan çok farklı bir sisteme sahip. Yeni otellerde tüm sistemi bir kontrol paneliyle yönetebileceğiniz, her türlü olası arızayı önceden tespit edebileceğiniz sistemler mevcut. Bunlar elbette olması gereken ve işi çok kolaylaştıran sistemler ama Hilton İstanbul, 56 yıllık bir otel ve yapının sahip olduğu sistemler bu doğrultuda kurulmuş. Dolayısıyla yeni sistemlerin bu binaya adaptasyonu kolay değil. Elbette günümüzde gelişmekte olan sistemlerle adaptasyonu da uygun bir şekilde de sağlanıyor. Doluluğu oldukça yüksek olan bir otelde tadilat-tamirat ya da yenileme çalışmaları yapmak da kolay değil. Bu nedenle bizim işimiz biraz daha özen istiyor. Elbette Hilton İstanbul da düzenli olarak kendini yeniliyor, geliştiriyor, teknolojinin sunduğu imkanlar mümkün olduğunca otelimize uygulanıyor. Durum böyle olunca da Hilton İstanbul?un özelliği her geçen gün artıyor. Farklı sistemlerin birbirleri ile kombine edilerek yeni çözümlerin üretilebildiği bir otel Hilton İstanbul. Bu nedenle bir okul niteliği taşıyor... Yeri gelmişken, sizlerin aracılığı ile bir konuda çağrı yapmak isterim:  Bugün uygulama konusunda her okulumuzda gerekli ekipman ve laboratuvar bulunmadığı için, okullara, otellerin teknik departmanlarına stajyer öğrenci göndermelerini tavsiye ediyorum. Bizler tecrübelerimizi çocuklarımıza seve seve aktarmak isteriz.

 

Misafirlerimize karşı sorumluluklarımızı biliyoruz

 

Sadece misafirlerimize karşı değil, kendimize karşı da sorumluluklarımızı biliyoruz ve o sorumluluklarda yapmamız gereken bakımı zamanında yapıyoruz. Örneğin 56 yıldır hizmet veren çamaşırhanemiz hala hızlı ve düzgün bir şekilde hizmet vermektedir. Çünkü bakımlarını düzgün yapmışızdır, malzemelerini modifiye etmişizdir, yine bugünün koşullarına uygun çalışır hale getirmişizdir. Bunu belki bir iş becerisi olarak görmek lazım.

Bir otelin doğru ve verimli şekilde işletilmesi için daha proje aşamasından itibaren hesaplamaların doğru yapılması, malzeme seçimi gibi kriterlerin gözetilmesi önemlidir. Deneyimlerimden rahatlıkla söyleyebilirim ki, sistemlerde ilk yatırım maliyetleri ne kadar yüksek olursa olsun, bakır borudan şaşmamak lazım. Bu konuda bir noktanın altını özellikle çizmek istiyorum; eğer sisteme bakır boru ile başlanmışsa, bakır boru ile devam edilmelidir. Çünkü farklı malzemelerin kombinasyonunda elektroliz sonucu bakırın aşındırma etkisinden (galvanik seri) dolayı sistemde arızalar kaçınılmaz olur. Su tesisatlarında genellikle galvaniz malzeme kullanılır ama galvaniz borunun özellikle sıcak su için uygun bir malzeme olmadığı kanısındayım. Günümüzde özellikle yurtdışı kaynaklı yeşil boru diye pazarda yer bulan, daha sonra ülkemizde değişik firmaların da uyguladığı PVC esaslı borular var. Bu boruların son zamanlarda kullanımı arttı. Bunların yüksek basınçlara da dayanıklı olduğu biliniyor. Yeraltı borularında, galerilerde bu tür boruların kullanımında hiçbir problem yaşanmıyor; elbette doğru monte edilirse...

Bir konuya daha dikkat etmek gerekiyor; yangın emniyeti. PVC boruların kullanılacağı ve kullanılmayacağı bölgeleri yangın emniyetini dikkate alarak belirlemek gerekiyor.

 

1, 5, ve 10 yıllık bakım, onarım, yenileme programlarımız bellidir

 

Hilton İstanbul olarak cihazlarımızın çalışma bakım ve onarım sürelerinin belirlendiği bir dokümanımız var. Klima sistemlerinin, kazanların, preslerin ve her cihazın bir kullanım ömrü vardır. Teknik departmanı olarak bizler, 1, 5 ve 10 yıllık bakım değişim, yenileme, onarım gibi planları çıkarır ve merkez ofisimize bilgi veririz. Yani hangi cihazın ne zaman bakıma onarıma gireceği ya da değiştirilmesi gerektiği, daha on yıl öncesinden bellidir. Elbette bu periyotlar, büyük bütçeli işler için geçerli. Bir de sezonluk yenilemeler, bakımlar yapıyoruz. Gördüğümüz ufak bir sızıntı, renk değişimi, borudaki korozif bir görüntü varsa hemen müdahale ediyoruz. Bunun haricinde yaz sezonu-kış sezonu şeklinde bakım periyotlarımız vardır. Örneğin son günlerde yaz programlarına başladık. Havuzlarımızın, yazlık mekanlarımızın bakımı, serviste kullanılacak her türlü ekipman, müşterilerin kullanacağı malzemeler, sandalye, koltuk, minder, tente gibi eşyaların boyanması, cilalanması, çatlak ya da kırık olan kısımların onarımı veya yenilenmesi gibi hazırlıklarımız başladı. İhtiyaçları belirlemek için bütün sorumlu departman müdürleriyle birlikte tur yapılır, ihtiyaçlarımız listelenir. Bu listeler bütün departmanlarla paylaşılır ve herkes kendi departmanı ile ilgili yapması gerekenleri belirlenen açılış tarihinden önce tamamlar.

 

Alternatif geri dönüşüm sistemleri değerlendirilmeli

 

Bu yıl BMS bina otomasyon sistemimizi yeniledik. İzlemenin, enerji tüketiminin azaltılması anlamında çok büyük faydası var. Mesela bir salonda yapılan bir toplantı bittiği anda BMS sistemi o salonun ısıtılmasını ya da soğutulmasını durdurur. Böylece herhangi bir unutkanlık sonucu 2-3 saat boşuna salonu ısıtmaya-soğutmaya devam etmezsiniz. Aydınlatmada ise bir fotocell ile bütün bahçe aydınlatmalarını gün ışığına göre aç-kapa konumuna getiriyoruz. Güneşin doğmasıyla başlayan, batmasıyla biten sürecin içinde yaptığımız bina otomasyon kontrolü, hiç dışarı çıkamayan bir elektrik teknisyeninin ışıkları unutmasına mahal vermiyor. Bizde bina otomasyonları genelde fotocell ve zaman prensibiyle çalışır. Çünkü bazı bölgelerin sabaha kadar aydınlatılmasına gerek yoktur. Bu bölgeler için sadece bekçi ışıklarını açık bırakıyoruz.

Ama tasarruf, sadece otomasyon sistemleri ile değil, alternatif geri dönüşüm sistemleri de kullanılarak yapılmalı.

Şu an Hilton?un, ?Blue Energy? adlı yeni bir konsepti var. Adını Hilton?un mavisinden alan bu konsept, sadece teknik anlamda değil aynı zamanda misafir odaklı, elektrik,  su ve doğalgaz tasarruflarını da içine alan  çok yönlü  bir proje. Tüm Hilton otellerinin karbon ayak izini küçültmek adına yaptığı birtakım çalışmalar var. Mesela tüm Hilton otelleri 2009-2014 yılları arasında enerji kullanımında, karbon ayak izinde ve atık miktarında  % 20 oranında düşüş hedefliyor. Hilton otellerinin aylık enerji maliyetleri, merkezler tarafından kayıt edilir. Tüm Hilton?ların enerji maliyetleri ile ilgili bir de ligimiz var. Bu ligde sarı, kırmızı ve yeşil diye ayrıştırılmış bölümler var ve tahmin edebilirsiniz ki hiçbir Hilton, kendini kırmızı bölgede görmek istemiyor. Çünkü kırmızı bölge, bir evvelki yılla şimdiki dönem arasında yapılan enerji sarfiyatlarının mukayesesini gösterir. Yıllık bazda satılan bir oda başına düşen kilowatt saat enerjiden tutun, karbondioksit, su, yakıt gibi bütün sarfiyatları tek tek gösterir.  Buradan harcamamalarımıza göre, diğer otellerle mukayesenizi yapabilirsiniz.

 

Enerji tasarrufu için misafirlerimizden de ricalarımız oluyor

 

Enerji tasarrufu için misafirlerimizden de beklentilerimiz oluyor. Odalara bıraktığımız küçük kartlara enerji tasarrufunu desteklemeleri için birkaç tavsiye yazıyoruz. Mesela ilk gün kullandıkları havluyu yere bırakmazlarsa bu, o havluyu bir gün daha kullanabilecekleri anlamına gelir. Yani çamaşırhanede daha az çamaşır yıkanacağı, dolayısıyla daha az deterjan, su ve elektrik harcanacağı anlamına da...

Misafirlerimiz bu tavsiyelere % 99 oranında uyuyorlar. Bu çok önemli ve memnuniyet verici bir gelişme. Enerji tasarrufu konusunda insanların belli bir bilinç seviyesinde olması çabalarınızın daha hızlı sonuçlanmasını sağlıyor.

Yine eskiden odaları 24 dereceye kadar ısıtıyorduk; şimdi 22-23 derecelere kadar ısıtıyoruz. Bu konuda fazla bir oynama yapılmaması için de müşterilerimize bu ayarları +3 ya da ?3 dereceye kadar değiştirebilme imkanı sunuyoruz.

 

Gri su arıtma projemizi hayata geçirdik; günlük 80 ton tasarruf sağlıyoruz

 

Bitirmek üzere olduğumuz yeni bir tasarruf projesi daha var; gri su geri dönüşüm projesi. Hilton İstanbul olarak yaptığımız araştırmalarda gördük ki Türkiye?de bu projeyi gerçekleştirecek ilk oteliz. Buna benzer projeler yapılıyor ama gerçek anlamda gri su dönüşümü yapan ilk otel olacağız. Bu konudaki çalışmalarımıza bir buçuk yıl önce başladık. Bu konuda özellikle projenin başlamasını sağlayan asistanım ve arkadaşım Sayın Selahattin Ersoy?un da ismini anmak isterim. Projenin esas mimarı kendisidir. Proje için ciddi mesai harcayarak çalıştı. Projenin yapım aşamasında elbette birçok sorun çözdük. Çalışan bir otelde uygun zamanı kollamanız, boş odalarda çalışmalarınızı yürütmeniz, bunu yaparken de diğer odalardaki misafirlerinizi rahatsız etmemeniz lazım. İşin en zor tarafı, odalardaki eski ve yeni su tesisatlarının gri su dönüşüm sistemine bağlantısını sağlamaktı. Şu ana kadar hiçbir sorun yaşamadan bunu gerçekleştirdik. Bu konuda yine Sayın Selahattin Ersoy?un yaptığı iş planının ve tarifinin başarısının altını çizmek istiyorum.

Gri su sistemi, banyo ve lavabolardan gelen ?yani siyah suda mevcut olan klozet suları burada yok- suların arıtılarak geri dönüştürüldüğü sisteme verilen ad. Buradan elde ettiğimiz suyu klozetlerde ve bahçe sulamasında kullanıyoruz. Suda kokuyu yapan bakterilerdir. Bu nedenle gelen suyu önce oksijenle havalandırıyoruz. Ön çöktürme ve çöktürme işlemlerinden geçiriyor, filtre edilerek arıtılıyor ve toplama tanklarına alıyoruz. Burada su, dezenfeksiyon işlemine tabi tutuluyor ve arıtılmış, bakterisiz, sağlıklı bir hale geliyor. Bu suya insanların eli değmeyecek zaten ama biz her ihtimali düşünüyoruz. Küçük afacanların ne yapacağı belli olmaz... Suya temas etseler bile hiçbir tehlikesi riski olmasın istiyoruz. Yaptığımız tesis, ortalama 80 ton/gün kapasiteli bir tesis olacak. Bunun parasal karşılığı ise yıllık ortalama 150.000-180.000 TL. Aynı zamanda günlük 80 ton civarında daha az su tüketmiş olacağız. Yani her anlamda faydalı bir proje.

 

Gelecekte güneş enerjili sistemler ile ilgili çalışmalarımız da başlayacak

 

Güneş enerjili sistemleri kullanmak üzere yıllardır bu alanda faaliyet gösteren firmalar ile diyalog halindeyim. İlk zamanlarda kurulacak sistemin geri ödeme süresi 7 yıldı, bugün gelişen sistemler ile 3-3.5 yıla kadar düştü. Bu konuda tüm dünyada firmalar kendilerini geliştiriyor ve amorti süreleri kısalıyor. Hilton?un da bu konuda elbette niyeti var. Bir konuya dikkat çekmek istiyorum ki; Almanya gibi güneşlenme süresi çok daha kısa olan bir ülkede güneş enerjisi kullanımı bu derece yaygınken, ülkemizde bu kadar az olması, üzücü bir durum. Sebepleri ise başta Almanya?nın uygun teşvik ve kredilendirme yöntemleri ile vatandaşlarını bu konuda adım atmasını sağlaması. Ülkemizde de bu konuda teşvik ve kredilendirme destekleri verildiğinde birçok tesisin güneş enerjili sistemleri kullanmaya başlayacağından eminim. Ayrıca güneş enerjili sistemler üreten çok kaliteli yerli firmalarımız da var artık. Bu firmalarla görüştüm, projelerimizi bile hazırladık. Onaylandığında bu konudaki çalışmalarımız da başlayacak. Yağmur suyu toplama konusunda da birtakım düşüncelerimiz var, onları da zaman içinde hayata geçirmek istiyoruz. 

Şimdi en çok enerjinin harcandığı ve de ısı etkisinden dolayı olumsuz sonuçlar doğuran halojen tipi lambaları tasarruflu veya LED lambalarla değiştiriyoruz. Otelimizin bütün odalarında ve bütün koridorlarımızda enerji tasarruflu lambalar kullanıyoruz.

 

Bahçemizde sebze yetiştiriyoruz

 

Yine çok keyifli bir projemizden bahsetmek isterim. Büyük bir bahçemiz var bilindiği gibi; bu bahçede sebze yetiştiriyoruz. Hiçbir kimyasal gübre kullanmıyoruz. Geçen yıl bahçemizden 2.3 ton domates aldık. Bunları restoranlarımızda kullanıyoruz; yani misafirlerimiz tüketiyor bu domatesleri. Salatalık ve biber de var yetiştirdiğimiz sebzeler arasında. Bu sene çıtayı biraz daha yükseltmeyi düşünüyoruz, çünkü aşçıbaşımız, biberiye, maydanoz, roka gibi sebzeler de yetiştirmemizi istedi... Bu bahçeleri gören ve burada yetişen organik sebzeleri yediğini bilen misafirlerimiz çok memnun oluyor. Bahçe personelimiz de çok keyif alıyor üretimden. Yani herkes için güzel bir uygulama oldu. 

 

Yaptığımız ve yapacağımız tüm çalışmalar, en iyi hizmeti verebilmek için...

 

İlgilendiğimiz konular arasında bina güvenliği ve yangın güvenliği de var. Gerek denetimlerde gerekse yetkililerin yaptığı kontrollerde binanın yangın söndürücüler, bu ihbar sistemleri, alarm sistemleri, haberleşme sistemleri gibi emniyet sistemlerinin tetkiklerinin de çok düzgün yapılması gerekiyor. Bunların günlük, haftalık ya da aylık test kontrollerinin yapılması, çalışır durumda tutulması gerekir. Biz, özel yabancı şirketler tarafından, bölge müdürlerimiz tarafından yapılan denetimlerin yanı sıra kendi içimizde de düzenli olarak denetim yapmaktayız. Yurtdışına aylık-haftalık raporlar da sunuyoruz. Rahatlıkla söyleyebilirim ki elimiz daima taşın altında. Hilton İstanbul olarak hep ilkleri yaptık; firmalar da ilk deneyimlerini burada gerçekleştirdiler. Her zaman yeniliklere açık olduk ve kendimizi geliştirmeyi hedefledik. Her zaman misafirlerimize en iyi hizmeti sunmayı istedik. Yaptığımız ve yapacağımız tüm çalışmalar bunun için.

 


Etiketler